CNN Türk

Yazarlar

Metin GüneşMetingunes120538@aol.com

CNN TÜRK Londra Temsilcisi

METİN GÜNEŞ Sakine’yi kurtarın

Sakine’yi kurtarın

09.09.2010 Perşembe 09:06

Zina suçu işlediği gerekçesiyle taşlanarak öldürme şeklinde uygulanan recm cezasına çarptırılan İranlı kadın Sakine Muhammed Aştiyani’nin cezasının infazı son anda askıya alındı.

Uygar ülkelerin uygar insanları bu vahşeti engellemek için çığlıklarını birleştirip ortak seslerini İran rejimine duyurmaya çalıştılar. Dünyanın dört bir yanından 300 binin üzerinde imza toplandı. Bu kampanyaya imza veren herkes bir insanın barbarca öldürülmesinin son anda durdurulmasına bir katkıda bulundukları için kendileriyle ne kadar övünseler azdır. Ancak her şey bitmiş değil. Şimdi de Aştiyani’yi zina suçundan değil de cinayet suçundan ölüme mahkum etmek için davanın yeniden gözden geçirileceğine dair haberler geliyor. Yani İran taşlayarak öldürme kararından vazgeçmiş görünmüyor ve cezanın infazının da Ramazan’dan hemen sonra uygulanabileceğine dair endişeler var. Bu noktada İran Ceza Kanunu’na göre taşlayarak öldürmeyle ilgili kurallara bakmakta yarar var.

102. madde diyor ki, taşlanarak öldürülecek erkekler beline kadar, kadınlar ise boğazına kadar gömülür. Böylece kadının iffeti korunmuş olur. İran’da daha önce uygulanan dini mahkeme içtihatlarına göre bunun nedeninin taşların kadınların göğüslerine isabet etmesi olduğu anlaşılıyor. Kadınların iffeti korunurken, canları alınıyor. Eğer kurban taşlama sırasında büyük bir uğraş verip de gömüldüğü yerden çıkmayı başarırsa, affedilip gitmesine izin veriliyor. Doğal olarak erkeklerin kaçıp kurtulma şansı kadınlarınkinden daha fazla oluyor.

104. madde yavaş yavaş ölümü garantilemek için tasarlanmış. Kullanılan taşlar “insanı bir iki taşla öldürecek kadar büyük olmayacak ama aynı zamanda da taş denemeyecek kadar küçük olmayacak.”

Şimdi bu uygulamanın “uygarlıkla nasıl bir ilgisi var?” diye sorabilirsiniz. Ama İran hükümetine göre var. İran rejimi taşlayarak insan öldürmenin uygarca bir uygulama olduğunu, çünkü ahlaki değerleri korumak adına yapıldığını savunuyor. Yani rejimi ele geçirmiş ruh hastası bir grup yaptıkları bu iğrençliğe “uygarlık” kılıfını da takmış bulunuyorlar.  

Atatürk 24.08.1925 tarihinde Kastamonu’da uygarlığın ne olup, ne olmadığını ifade ederken sanki bugünkü durumu anlatmış: “Düşüncemiz, düşünce yolumuz uygar olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz. Uygar olacağız. Bununla gururlanacağız. Bütün Türk ve İslâm âlemine bakınız. Zihinleri medeniyetin emrettiği şümul ve yükselmeye uyamadıklarından ne büyük yıkımlar, ne acılar içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve sonuç olarak son yıkım çamuruna batışımız bundandır.”

İran’ın uygarlık mehfumuyla uzaktan yakından alakası yok demek, zengin ve farklılık gösteren bir kültüre sahip olan bu ülkeye haksızlık olur. Ama İran’da yargı sisteminin 6. yüzyılda çakılı kaldığı da gün gibi ortada.

İran’da bu duruma başkaldıranların üzerinde son 30 yıldır süregelen muazzam bir baskı var. Bir kısmı artık bu baskıya dayanamıyor ve ülke dışına kaçıyor. Bu yüzden İran iyi yetişmiş bir çok beyni kaybediyor ve meydan hastalıklı beyinlere kalıyor. 

Dünya medyası Aştiyani davasına geniş yer ayırdı. Ama İran daha geçtiğimiz hafta iki kişiye daha recm cezası vererek bu uluslalarası baskıya pek de aldırış etmediğini gösterdi.

Uluslararası Af Örgütü İran Yüksek Mahkemesi’nin yeni recm kararlarını onayladığına dair ellerinde “güvenilir raporlar” bulunduğunu açıkladı. Af Örgütü ayrıca kuzey doğu İran’da bir çiftin bu cezaya çarptırılmaları ile ilgili haberlerin araştırıldığını duyurdu.

Dünya Sakine’nin hunharca öldürülmesini engellemek için harekete geçti. Brezilya “öldürmeyin bana verin” dedi. Fransa dışişleri bakanı “Bunu kendime kişisel bir mesele yapıyorum. Gerekirse İran’a kadar gidip bağışlanması için ricada bulunacağım” dedi. Ingiltere dışişleri bakanı “Biz Sakine Aştiyani’yi unutmayacağız ve İran’ı uluslararsı sorumluluklarına uymaya davet edeceğiz” dedi. Avrupa parlementosu 658 oya karşı sıfır oyla Aştiyani’ye verilen cezayı kınadı. Açılan imza kampanyasına katılan yüzlerce tanınmış isim arasında aktör Michael Douglas, yazarlar Hanif Kureyşi ve Salman Rüşdi, düşünür Bernard-Henri Levy ve müzisyen Sting de bulunuyor.

Uygar dünya bu insanlık dışı olayı engellemek için bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Aştiyani’nin oğlu her fırsatta Türkiye’ye yalvarıyor. “Dinlerlerse bir tek sizi dinlerler. Annemi kurtarın” diyor.

Peki Türkiye ne yapıyor? Hani şu İran’ın nükleer silah geliştirmesi konusunda “önemli rol oynayan” Türkiye. El ele tutuşup kameralara birlikte poz verdikleri “dost” İran’dan bu insanlık ayıbını durdurması için ricada filan bulunuyorlar mı? Yoksa “Aman bulaşmayayım, bu onların iç işleridir” deyip sessiz kalmayı mı yeğliyorlar?