Zaman Taliban'ın lehine çalışıyor
28.01.2010 Perşembe 08:34
İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın ön ayak olup ev sahipliği yaptığı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da katıldığı "Afganistan: Londra Konferansı" bugün başlıyor. Bu konferans nedeniyle Taleban'ın yüreği korkudan ağzına gelmiyor belki ama en azından "birşeyler yapılıyor" görüntüsü yaratıyor ve gerçekten de Afganistan konusunda bir şeyler yapılması gerekiyor.
Brown'ın amacı güvenlikte sorumluluğun yavaş yavaş ve bölge bölge Afgan Ordusu'na teslim edilmesi. İngiliz medyası Afganistan'dan çıkış takvimi yapıldığını ve İngiltere'nin bu yıl içersinde askerlerini yavaş yavaş çekmeye başlayacağına işaret eden haberlere yer veriyor. Aslında bugünkü haliye bölge bölge asker çekmeye başlayabilir NATO güçleri ancak sıra Helmand ve Kandahar bölgelerine geldiğinde asker çekme işlemi 2015 yılına… ya da daha sonraki bir tarihe sarkabilir. Taleban'ın da söylediği gibi "Saatler sizde, ama zaman bizde".
Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai Londra Konferansı öncesinde bölgesel liderlerin yanı sıra Taleban'a karşı savaşan ABD ve koalisyon üyesi diğer ülkelerinin temsilcileri ile Türkiye'de bir araya geldi. Amaç Londra Konferansı'na zemin arayışlarıydı.
Cumhurbaşkanı Karzai Türkiye'de toplumsal barış mesajı üzerine vurgu yaparak Taleban ile görüşmelere başlamanın sinyallerini verdi. Karzai Türkiye'de yaptığı açıklamada, "Terörist şebekenin bir parçası olmayan Taleban üyeleri de Afgan topraklarının çocuklarıdır ve yönetime tekrar entgere edilmelidirler. Onlarla bütünleşmekten memnuniyet duyarız" dedi.
İşte bir gün sürecek Londra Konferansı'nın en önemli öğesi bu. ABD, İngiltere ve NATO üyesi diğer ülkeler artık Taleban ile daha fazla savaşıp kayıp vermek istemiyor. Taleban ile el sıkışıp biran önce Afganistan'dan sıvışmak istiyorlar. Peki Taliban ne diyor bu çağrılara? İnternet sitelerinden yaptıkları açıklamalarda bu planı ve "gelin barışalım" çağrılarını redediyor Taliban. Savaşçılarının mali teşviklere kanmayacağını çünkü "para, mal ve makam" için savaşmadıklarını, İslam için savaştıklarını ve ülkelerindeki yabancı asker varlığının sonunu getirene kadar da savaşacaklarını söylüyorlar. Taleban'dan gelen bu tür açıkalamalar bu örgütün görüşme masasına nasıl çekileceği konusunda soru işaretleri olduğunu gösteriyor.
Londra Konferansı'nın gündemi son bir kaç gün içersinde genişletilerek Yemen konusunda bazı özel oturumlar da dahil edildi. Bu da dikkatlerin yavaş yavaş Afganistan'dan kayıp, El Kaide'nin güçlü olduğu Yemen'e döndüğüne işaret etti.
Obama'nın Afganistan'a 30 bin asker daha göndereceğini açıkalamasına gerekçe olarak ABD'nin ulusal güvenliği gösterilmişti. ABD savaşı tırmandırmadıkları takdirde Afganistan'ın "teröristlerin sığınabileceği bir bölge" haline dönüşeceğini ileri sürdü. Kamuoyuna "Bunlarla oldukları yerde savaşmazsanız sonra burada, ABD'de savaşmak zorunda kalırsınız" dedi. Ama Nijeryalı iç çamaşır bombacısı Umar Faruk Abdülmuttalib'in Yemen ile bağlantılı olduğu ortaya çıkınca bu defa savaşın Afganistan'dan Yemen'e kaydırılmasına karar verildi.
Beyaz Saray artık basın açıklamalarında "Terörle Savaş" terimini kullanmıyor. Ancak El Kaide'ye sığınacak yer bırkamayacağız gerekçesiyle yeni cepheler açılması da ABD'nin saldırgan ve kısır döngüden ileri gidemeyen politkalarında da fazlaca bir değişiklik olmadığını gösteriyor.
Afganistan konusundaki Londra Konferansı bu konuda yapılan ilk konfernas değil ve büyük bir olasılıkla sonuncusu da olmayacak.