CNN Türk

Yazarlar

MURAT YETKİN

Murat Yetkinmyetkin@radikal.com.tr

CNN TÜRK Ankara Kulisi Programı Yapımcısı

Çember MİT'te kapandı kartlar yeniden dağılacak

Çember MİT'te kapandı kartlar yeniden dağılacak

11.02.2012 Cumartesi 08:59

On yıl önce MİT ile başlayan gücün el değiştirmesi süreci MİT'in kapısına dayanmış, çember kapanmıştır.

Her şey 2002 yazında Milli İstihbarat Teşkilat’ına (MİT) ulaşan bir belgeyle başladı aslında. Bu belgede asker, yargı, üniversite, medya bünyesinde uzantıları olan ve Ergenekon denilen bir örgütlenmenin varlığı öne sürülüyordu. Daha sonra anlaşıldığı üzere belgede maddi hatalar da vardı, ama iddiası büyüktü; amaçlanan demokratik bir sistemden çok işlerin ‘derin devlet’ kontrolünde gitmesini sağlamaktı.

Zamanın MİT müsteşarı Şenkal Atasagun’un bu belgeyi, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e göstermek yerine 1 yıl 1 hafta elinde tuttuğunu, hatta 2002 Kasımı’nda yapılan seçimlerden galip çıkan AK Parti’nin ilk başbakanı olan Abdullah Gül’e vermediğini, Tayyip Erdoğan’ı beklediğini Türk kamuoyu 2008’de yazında açıklanan Ergenekon iddianamesiyle öğrendi.

Hatta MİT, Ergenekon belgesini önce Erdoğan’a da göstermemişti. ABD ile Irak krizinin dip noktası olan 4 Temmuz 2003 Süleymaniye baskını, yani yaygın bilinen şekliyle ‘çuval hadisesinden’ birkaç gün sonra, görevinde henüz bir yılını doldurmamış Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e göstermiş, Erdoğan’a vermesi için 4 ay daha geçmesi gerekmişti.

Biz bütün bu süreci MİT’in Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’na cevaben MİT’in 2007’de yazdığı yazının 2008 iddianamede yer almasıyla öğrendik.

MİT’in gizlilik yasası uyarınca göndermeyebileceği halde, o yazıyı gönderen MİT Müsteşarı Emre Taner idi.
Taner, 2005’te işbaşına gelmesinden itibaren Erdoğan ile uyum içinde çalıştı ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın koordinasyonunda yürütülen Kürt açılımında önemli rol oynadı. Önce Iraklı Kürt lider Mesud Barzani ile, daha sonra PKK’nın İmralı’da müebbede mahküm lideri ve onun tayin ettiği isimlerle görüştü. Bunları Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla yaptığını, Erdoğan’ın konuşmalarından da yola çıkarak varsayıyoruz. O görüşmelerde en yakın yardımcısı, devletin PKK üzerine en yetkin istihbarat analizcisi olarak bilinen Afet Güneş idi. Eğer Erdoğan, MİT’in başına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ekolünden sayılan üniversiteden bürokrasiye geçmiş Hakan Fidan’ı getirmeseydi, Taner’in yerine en güçlü aday olarak adı geçiyordu; Türkiye’nin ilk kadın istihbarat şefi olacaktı. Yine Erdoğan’ın talimatıyla Fidan PKK ile görüşmelere dâhil edildi ve biz bütün bunları 13 Eylül 2011’de internete düşen Oslo görüşmeleri kaydından öğrendik.

O kayıtların tamamının 13 Ocak 2012’de BDP Diyarbakır İl Başkanlığında yapılan polis aramasında bulunduğunu da, Fidan, Taner ve Güneş’in İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından 8 Şubat’ta ifadeye çağrılmasının ardından öğrendik.

Her üçü de şimdi PKK ile kurdukları temas nedeniyle sorguya çağırılmış durumda.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün yaşananları üzücü ve talihsiz olarak niteledi. Ancak o ilk Ergenekon belgesinin MİT’e ulaşmasından bugüne dek geçen on yılda devlet aygıtında yaşanan güç merkezi değişikliklerine bakacak olursak, değişimin, hem de bu şekilde MİT’in kapısına gelip dayanmasını talihsizlik değil, kaçınılmazlık olarak nitelemek belki daha doğru olacaktır.

Aradan geçen sürede polisten başlayarak üniversite, yargı ve askeriyedeki güç merkezleri, Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarla değişmiştir. Devlet aygıtının yeni uygulayıcılarının istihbarat gibi kilit bir kurumla, hem de Genelkurmay’ın bütün elektronik sistemine sahip olduktan sonra ilgilenmek isteyeceğidir kaçınılmaz olan.
Burada şu soru sorulabilir: Hakan Fidan’ın MİT’in başına getirilmesi bu değişim için yeterli olmamış mıdır? Yeni sistemdeki herkes tarafından yeterli görülmediği anlaşılıyor.

Ancak Ankara’da üç gündür kapalı kapılar ardında süren görüşmelerde ortaya çıkan sonuç, Ceza Kanunu’nun maddelerini değiştirmek yerine MİT kanununa muafiyet cümlesi eklenmesi olmuş, emekli MİT’çiler hakkında yakalama kararı çıkarılmış, MİT’in muktedir İstanbul bölge müdürlüğünde arama başlatılmıştır. On yıl önce MİT ile başlayan gücün el değiştirmesi süreci MİT’in kapısına dayanmış, çember kapanmıştır.

Şimdi kartların yeniden dağıtılması, bütün güvenlik-yargı düzeninin yeniden kurulmasını beklemek mantıklı olacaktır.