CNN Türk

Yazarlar

Kusmuktan iğrenmeyen kadına Anne Denir…

Kusmuktan iğrenmeyen kadına Anne Denir…

18.04.2012 Çarşamba 09:14

Nasıl da göz açıp kapayıncaya kadar geçti 1 hafta. Eh tabi bizim küçük beyin hastalığı da tuz biber oldu.

Hani çalışsam en az bu kadar  yorulurdum sanırım.

Tabi bu bir haftaya ders ve konferans sığdırdığım için gururluyum.

Gazi ve Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri ile bir araya geldik.

1 saat diye planlanan söyleşi neredeyse 2.5 saat sürdü.

Bir çenem düştü ki sormayın. "Hasta Yakını" deneyimlerimi paylaştım. Sonra anladım ki, anlattıkça rahatladım... 

Dağhan  şaşkınlık içindeydi.  Akşam uyuyor ben, sabah kalkıyor ben. Ama ne kadar hastalık ve koşturmaca içinde geçmiş olursa nasıl iyi geldi anlatamam.

Sanki yenilendim. Geçen seneye kadar Dağhan ağır viral hastalık geçirmemişti.

Allah'ın bir lutfu. O yoğun ameliyat döneminde bir de hastalık olsa işimiz daha da zor olurdu.

Ne zaman operasyonları bitti, Dağhan da klasik, normal hastalıklara merhaba dedi.



Çok acayip, o kadar ameliyat, narkoz vs gibi riskli durumlarda soğuk kanlılığını koruyan ben bir panik oluyorum bu hastalıklar sırasında sormayın.

Gecenin bir vakti çıkan ateş eşliğinde fitil, şurup, banyo vs. normale dönmesini beklerken hastalık sonunda ben de uçukladım.

Annem "Kızım sen de böyleydin, nasıl çıkardı ateşin" sözleri bile içinizdeki ateşi söndüremiyor.

Aman sevgili anneler, bu garip hava durumu ve dolaşan mikroplar şu dönemde hastalıkları da beraberinde getiriyor. Hangi arkadaşımla konuşsam çocuğu hasta...

Bademcikte şişlik, yüksek ateş, öksürük, kusma ve ishal. Ve uzun sürüyor. Dağhan’ın o kadar antibiyotiğe rağmen 5 gün sürdü ateşi. Ve tabi o ateşten bol aft ve uçuk miras kaldı kuzuma.

Gecenin bir yarısı öksürerek uyandı ve bir anda yatak, yorgan, üstü, benim üstüm battı.



Koku karşısında, babası, burnunu kapatırken;  o anda ne koku, ne iğrenme ben de tık yok. Kustu rahatladı, yatağı çarşafı, üstünü değiştirdim. Bir güzel yıkadım elini yüzünü.  Sonra küçük bir kedi yavrusu gibi kucağımda kıvrıldı ve uyudu; hem de nasıl rahatladıysa horlaya horlaya…

Ben de öpüp kokladım kuzumu, o kadar yıkamama rağmen evet kusmuk kokuyordu. Ama o koku bana cennet kokusu gibi geldi desem abartmam.

Sonra da uyku tutmayınca twitter’da şunu yazdım… “Kusmuktan iğrenmeyen, hatta çocuğu rahatça kussun diye ona yardımcı olan kadına anne denir”

Sonra gerisi geldi, işte birkaç örnek:

“Üç gündür kaka yapmayan çocuk yapınca neredeyse tüm sülaleyi arayıp müjde veren kadına anne denir”

“Hasta olduğu için 1 haftadır yıkanmayan çocuğunu koklaya koklaya uyutan kadına anne denir”

“Askerdeki oğlu karnabahar seviyor diye, oğlu askerden dönene kadar karnabahar  yemeyen varlığa anne denir”