Son bir haftadır Süt ile yatıp süt ile kalkıyoruz. Çocuklara çok yararlı bir besin maddesinin okullarda dağıtılması çok sevindirici. Sonrasında çıkan sonuçlar ise, düşündürücü. Bu "çok iyi niyetle" diye düşündüğüm hareket bir çok tartışmayı da beraberinde getirdi, siyasi malzeme yapıldı. O tartışmaları başkaları yapsın. Biz anneler için çocukların durumu daha öncelikli. Niye sütten bu kadar etkilendiler? Bozuk olmadığı yapılan testler sonucu ortaya çıktı. Karınları mı açtı, süt dokundu? Bazıları hastaydı da sütten etkilenerek daha da fenalaştı? Bir sürü soru geliyor akıllara. Bir de süte duyarlılığı olanlar var mıydı aralarında?
Süt alerjisi. İşte bu konu da son bir haftadır sıkça konuşuluyor. Konu ilk gündeme geldiğinde tek bir isim belirdi zihnimde Güneş. Güneş Akman Uzel. Benim çocukluğumun, genç kızlığımın en güzel hatıralarının başrol oyuncusu. Mahalle arkadaşım, dert ortağım. Şimdi yüzünü bile anımsamadığım biri yüzünden o dönem birbirimizi "küs" ilan ettiğimiz sonra yine bulduğumuz ve anneliği paylaştığımız Güneş'im.

Bir tanecik kuzusu Arın, süt alerjisi. Güneş ve eşi İlker büyük bir çaba ile Arın'ın sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürebilmesi için çalışıyor. Allah nazardan saklasın çok mutlu bir aile. Teoriden çok pratik, yaşanmışlık önemlidir dedim ve süt alerjisi ile yaşayan Arın'ın, Anne Güneş'in neler yaşadığını, nasıl çözümler bulduklarını ve 5 yaşındaki bir çocuğa "sen gofret yiyemezsin" sözünü nasıl söylediğini öğrendim.
-Önce hamileliğinden başlayalım. Nasıl öğrendin ve neler yaşadın?Hamile olduğumu öğrendiğimde yeni bir işe başlamıştım, Arın çok istenen ve uzunca süre beklenen bir bebekti, buna rağmen hep dedikleri gibi hiç beklemediğim bir zamanda geldi. Eşimle öğrendiğimiz andan itibaren hep neşe, heyecan, gurur, mutluluk verdi bize, çoğu anne baba gibi. Hamileliğim de çok rahat ve keyifli geçti, çok nadir şikayetim oldu, son güne kadar hareketli ve hafiftim diyebilirim. Kendimi çoğunlukla özel, huzurlu ve mutlu hissettiğim bir dönem yaşadım.
-Arın nasıl bir bebekti? Süte duyarlılığı olduğunu ilk nasıl farkettiniz?
Arın sakin, güler yüzlü bir bebekti, etrafına karşı ilgili ve mutluydu genel olarak. 4.5 aylıkken ilk defa nezle oldu, o sırada tatildeydik ve burnu o kadar tıkalıydı ki nefes alamadığından normalde sadece anne sütüyle beslenmesine rağmen ememiyordu, yanımızda Arın'la yaşıt bebeği olan arkadaşlarımızla birlikteydik ve o bebek formül süt takviyesi alıyordu. Biberonla emmesi daha kolay karnı doysun diye 100 cc kadar o mamadan hazırlayıp verdim, önce içti sorunsuz ama çok kısa süre sonra öksürük başladı, boğazına kaçtı sandık, derken birden bire kötüye gitmeye başladı, nefes alma sıkıntısı çekiyor, kızarıyor, aşırı kusuyor... Biz yeni anne babayız, şehrimizden doktorumuzdan uzaktayız, anlamıyoruz neler olduğunu. O an yaşadığım korku, kaygı yaşamıma damgasını vurmuştur. Apar topar götürdüğümüz doktor da neler olduğunu anlamadı, viral bir enfeksiyon olabileceğini söylerek parasetamol içerikli basit bir şurupla bizi geri gönderdi. O zaman da sormuştum oysa mamadan olabilir mi diye ama gayet net "hayır olmaz" cevabını almıştım. Tatil köyüne odamıza döndük. Şimdi düşünüyorum da tamamen kaderimize terk edilmişiz aslında. Biz o gece çok kötü şeyler yaşamış da olabilirmişiz. Gözlerinin beyazına kadar her yeri tamamen kırmızı ve şiş bir şekilde, nefes almakta zorlanarak korkunç bir gece geçirdi, sabaha doğru yavaş yavaş toparlandı ve her nasılsa o ilk krizi atlattı... Şükürler olsun. Tatilden dönünce oturdum bilgisayarımın başına, "bize ne oldu o gece" diye uzun uzun okuyup araştırdıktan sonra eşimi aradım ve ona "bence oğlumuzun süte alerjisi var" dedim.
-Süt alerjisinin anne Güneş için tanımı nedir? Sizin hayatınızı nasıl etkiledi?Tabii ki üzüldüm, ağladım, karamsar günler geçirdim. Çok araştırdım, okudukları bazen insanı daha da ürkütebiliyor. Ama ben çabuk toparlandım, çocuğuma acımak duygusal olarak bana çok ağır geldi ve bunu yapmamam gerektiğine karar verdim. Bu bana da ona da bir faydası olmayacak büyük bir yüktü. 6 aylık bir bebek, yoğurt, peynir, süt yiyip içemiyor, ne yedireceğim, neyle besleyeceğim? Süt proteinini tolere edemeyen çocuklar için hazırlanmış özel mamalar var, fiyatları çoğu ailenin yardımsız karşılaması için oldukça yüksek ve bunları bulmak da her zaman kolay olmuyor. Devlet sağolsun sadece 2 yaşa kadar rapor çıkartıldığında karşılıyor bunları ama maalesef çoğu durumda alerji 2 yaşında geçmiyor. Ayrıca bu mamaların tadı o kadar kötü ki, çoğu çocuk kolay kolay alışıp kabul etmiyor. Arın'da etmedi.
-Peki Arın'ı nasıl besledin? 
22 ay emzirdim ve yaklaşık bir sene kadar her sabah kahvaltısı için kendi sütümü sağdım. İnsan zor durumlarda yaratıcı oluyor. Elimden geldiğince özenli bir şekilde beslenmesini düzenledim, dışarı çıkarken yemeğini her zaman yanımda taşıdım, dışarda tanımadığım insanlara açıklamalar yapmak durumunda kaldım, bazen çok ince ve hoş, bazen de kaba ve anlayışsız tepkiler gördüm. "Buna da şükür" dedim ve bekledim geçeceği günü. Bizim yaşadığımız zor, ama çaresiz bir dert değil. Arın'ı alerjik reaksiyonlar ya da astım için acile servislere yetiştirdiğim bir kaç seferde isyanla gittiğim yolu, orada gördüklerimden sonra şükür ederek döndüm. Bu hayata bakışımı değiştirdi.
-Kaç doktor dolaştınız bu konuyu öğrenmek için? Bu konuda şanslıydık, pediatristimize durumu anlattığımda çok da ciddiye almadı aslında beni ama yine de çok doğru bir isme yönlendirdi bizi. İlk randevumuzda bizi uzun uzun dinleyen doktorumuz, deri testiyle 15 dakika içinde kesin teşhisi koydu, uzun uzun bilgilendirildik, her türlü sorumuza cevap verildi ve yol haritamız çizildi. Çoğu ailenin ve tabi bebeklerin teşhis koyulana kadar zorlu yollardan geçtiğine tanık oldum, bu yıpratıcı dönemi yaşamadığımız için çok mutluyum.
-Süt alerjisinin bir tedavisi var mı?Tıbbın önerebildiği bir tedavi yok. Yapılacak tek şey diyet. Bu zaten çocuğun yaşam kalitesi için zorunlu. Arın'ın şansı alerjisi çoklu değil, yani sadece süte karşı. Süt ürünlerini diyetinden tamamen çıkardığımızda, herhangi bir sağlıklı çocuk gibi devam ediyor hayatına. Zaman zaman istenmeyen kaçaklar olduğunda, o anki sıkıntısını çözecek antihistaminikler kullanıyoruz. Beklediğimiz ise bağışıklık sisteminin sütü zehir sanmaktan vazgeçmesi. Ama maalesef biz %20'lik azınlık gruba giriyoruz. 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen hala devam ediyor ve yetişkinlikte de devam etme ihtimali ile karşı karşıyayız.
-Alternatif tedavi yöntemlerinden söz edildiğini duymuştum. Siz denediniz mi? Mutlaka söylemem gerekir, çözümü olmayan her konuda olduğu gibi burada da umut tacirliği söz konusu, hiçbir işe yaramayan, bilimsel olarak kabul görmeyen alternatif tedavi adı altında yöntemler bulunuyor. Denize düşen yılana sarılır misali, bir tanesini biz de denedik. Paranızı alıp size mucize vaadediyorlar, sonra da geride muhattap bulamıyorsunuz. Benim görüşüm, duyduklarınız gerçek olamayacak kadar güzel ise oradan uzaklaşmak gerektiği yönünde oldu deneyimlerim sonrasında.
-Sütten alamadıklarını nasıl takviye ediyorsunuz? Anne sütü ya da formül süt almayı tamamen bıraktığımız andan itibaren kalsiyum takviyesi kullanıyoruz, günde bir efervesan tablet, tabii ki doktor tavsiyesi üzerine. Bir de bir süredir keşfettiğim badem sütünü evde hazırlıyorum, bu oldukça sağlıklı, kalsiyum oranı yüksek ve katkı maddesi içermediği için güvenle kullanılabilecek bir içecek. Bademe alerjisi olmayan her çocuk kullanabilir. Bununla puding, kek, pasta pişirmek de mümkün. Soya sütü de bir alternatif ancak gdo, östrojen gibi kaygılarla düzenli olarak diyetimize sokmadık, doktorumuz da onaylamamıştı zaten.
-Bebeklik döneminde bir şekilde çözümler üretmişsiniz. Arın artık 5 yaşında ve okullu oldu. Sıkıntılar arttı mı? Arkadaşlarına nasıl anlattınız bu durumu?
Onlara gerekli açıklamayı yaptığınızda, yetişkinlerden çok daha empatik ve anlayışlılar, öğretmenleri Arın'ın sınıfında bunu yaptı ve arkadaşlarından yana pek bir sorun yaşamadı diyebilirim.
-Bu alerji ve riskleri konusunda siz nasıl eğitiyorsunuz Arın'ı ve O kendi durumunu nasıl anlatıyor?Arın kendi durumunu çok net biliyor ve "sen süt içmiyorsun büyüyemezsin" gibi bir arkadaşının annesinden duyduğu ve ona söylediği bir cümle karşısında kendi cevabını verebiliyor. Ama bu okul ortamında hiç sorun yaşamadık gibi anlaşılmasın tabii, zor olan çocukların tavırları değildi sadece. Ona durumunu net bir şekilde anlattık, herhangi bir konuda konuşur gibi, üzgün, ağlamaklı mimikler olmaksızın, çok küçük anlamaz denecek yaştan başladım hatta konuşmaya, çünkü bilinçlenmesi çok önemliydi. Ben yanında olmadığımda da kendi korunma mekanizmasını geliştirmiş olmalıydı ve bu oldu. Soframızdan peyniri yoğurdu hiç kaldırmadık, bu biraz acımasızca gibi geliyor ama bu sayede çocuğumuz bizden bağımsız okul ortamına girdiğinde büyük bir şok yaşamadı. Zaman zaman isyan ediyor, hırçın oluyor. Bu da çok normal. Onu duygusal olarak desteklemeye çalışıyorum, benden başka kimseyle paylaşmıyor, biraz da ketum bir çocuk, zorluklar yaşayan başka insanlar hakkında onu bilinçlendirmeye gayret ediyorum, kendine acımadan durumunu kabullenip, yapamadıkları yerine yapabildiklerine odaklanabilmesi için çaba sarfediyorum
-Çoğu ürün süt içeriyor. Bu gibi alerjisi olan çocuklar için Türkiye'de çözüm, alternative bulmak zor mu? Aklıma doğum günü partileri geldi. Pasta işini nasıl hallediyorsunuz?
Zor ne kelime. Çok az ürün var marketlerden alabildiğimiz. Bunu özellikle söylemek isterim, Türkiye'nin önde gelen bir markasına maille telefonla ulaştık arkadaşlarımızla, durumumuzu anlattık, bir farkındalık yaratmak istiyoruz. Müşteri ilişkileri çok ilgili hemen geri dönüyor görüşmeler kayıt ediliyor derdimizi dinliyorlar ama hangi ürünü kullanabiliyoruz desek üretimden kalktığını duyduk bu ara. Bu durumumuzu iyice zorlaştırdı maalesef. Kimileri der ki alerjili çocuk bir açıdan şanslı, abur cuburla beslenmiyor daha sağlıklı oluyor vs. Ama 5 yaşındaki bir çocuk gofret istediğinde önüne koyabilmek onun psikolojisi için gerekli. Sağlık denen şeyi sadece bedensel düşünülmemeli bence. Doğumgünü de hassas bir durum, yıl boyu her çocuğun doğumgünü okulda kutlanıyor, hepsine özel pastalar yapılıyor, görsel olarak çok cazipler, ve Arın bunların hiçbirinden yiyemiyor, ona kendine uygun bir kek vs. veriliyor arkadaşları pastayı yerken. Kendi doğumgünü geldiğinde onun önüne benzeri bir pasta koyamazsam o birikimi boşaltması çok zor. Ama hep derler ya "Allah iyilerle karşılaştırsın" diye, beni böyle insanlar buluyor çok şükür. Pastanelerden yardım almak mümkün değil, butik pastalar yapan bir bayan buldum, büyük zahmete girerek iki yıldır pastamızı hazırlıyor. Böyle yürekli kişiler sayesinde hayatımız çok zor olmuyor aslında, yoksa ülke olarak sınıfta kalmış vaziyetteyiz.
-Seni en çok üzen ve en çok mutlu eden iki olay desem...Bir gün okul dönüşü mutsuzdu, sebebini söylemedi ama evde basit bir sebepten adeta haykırarak ağlamaya başladı, anladık olağanüstü bir durum olduğunu, anne olmak öyle garip bir şey ki insan çocuğunun ağlamasından anlıyor işte. Meğerse o gün okulda pasta varmış yine ve spontan gelişmiş. Arın'a hiçbir şey verilmemiş yaklaşık 3.5 yaşında o zaman. Duygularını anlat desen yapamam herhalde, öfke, isyan ne bileyim. Benim derdim asla Arın'ın yediği yemediği olmadı, hep onun üzüntüsü, göz yaşları çok üzücüydü benim için. Yoksa ömrü boyu hiç pasta yemese ne olur? Ama küçücük çocuğum için ne büyük bir yük tüm arkadaşları kutlama yapıp pastasını yerken bir kenarda durup izlemek. Şu an aklıma gelen en üzücü anı o akşamki ağlayışı...

En mutlu edeni dersen, okulda bazı günler çocuklar arkadaşlarıyla paylaşmak için bazı market ürünleri getiriyorlar yanlarında, çok sevdiği bir arkadaşı anne babasına anlatmış Arın'ın durumunu 3.5-4 yaşında çocuk babasına kızmış sen Arın'ın yiyemeyeceği bir şey almışsın diye. O aile markette araştırma yapıp benim bile bilmediğim bir gofreti bulup göndermiş çocuğuyla. O çocuğun yüreği, ailenin hassasiyeti beni çok etkilemişti. Bunun gibi küçük şeyler işte sevindiğim ve üzüldüğüm...
-Çocugunda sute karsi duyarlilik olan annelere ne tavsiye edersin?İyice bilgilenmelerini. En önemlisi bu. Her konuda olduğu gibi iyi ve kötü ile karşılaşacaklardır, doğru olanı seçebilmek için bilgilenmek tek çare. Bana göre en önemlisi de psikolojik olarak çocuklarını sağlam tutacak tavrı alabilmeleri, bu da ciddi güç gerektiriyor. Kendileri durumu kabullenecek ki, çocukları da kabullenmeyi öğrensin. Anne isyan edip üzüldükçe, çocuk da bu tavrı benimsiyor, o zaman tek sorun alerji olmuyor, psikolojik ve davranışsal başka konular gündeme geliyor. Yine de herkes kendi formülünü yazıp uygulayacaktır tabii ki...