CNN Türk

Yazarlar

Dün çocuklarımı yine umutlandıramadı hayat...

Dün çocuklarımı yine umutlandıramadı hayat...

26.08.2009 Çarşamba 07:18

Dün sabah önce Poyraz’ı sonra Mina’yı getirdiler yanıma... Çocuklar nahifti, gülümsüyorlardı, babalarının hareketlerinden birşeyler kavramaya çalışıyorlardı...

Besbelli ki, Mina’yla Poyraz, son zamanlarda doğan yegane çocuklar değil...

Diyarbakır’da doğan da, Mardin’de, Muş’ta, Bitlis’te doğan çocuklar da muhtemelen babalarına aynı nahiflik içinde bakıyorlar, onlar da gülümsüyorlar, onlar da babalarının hareketlerinden birşeyler çıkarmaya uğraşıyorlar...

***

Ne acı ki, onlara güzel bir gün vaad edemiyorum yine...

Biri ulumaktan bahsetmiş...

Öteki “Yugoslavya ve Irak” oluruz demiş, “50 bin kişinin ölmesinden de kanlı olabilecek iç savaşı hatırlatmış...”

Poyraz Deniz’le, Mina Deniz bu söylenenleri anlamıyorlar...

Onlar sadece ebeveynleri kendileriyle konuşurken, ağız hareketlerine bakıp gülümsemesini biliyorlar...

Yerlerinden memnun değillerse, acıkmışlarsa ağlıyorlar...

Sadece ağlayarak rahatsızlıklarını belirtebiliyorlar...

Birşeyden mutlu olduklarında ise gülüyorlar... Kıkır kıkır gülüyorlar, dillerini çıkartıyorlar, gözleriyle hoşlandıkları şeyi takip ediyorlar...

***

Onlar çocuk ve onlar nahif...

Onlar temiz ve suçsuz...

Onlara ulumaktan, bölünmekten, savaşmaktan, gebertmekten, temizlemekten konuşan büyük adamları hiç göstermiyorum...

Televizyonları açmıyorum ki görmesinler onları...

Sesi kısıyorum ki, ürkmesinler geceleri...

Daha dört aylık bile olmamışken ciyak ciyak ağlamasınlar istiyorum...

Acaba ne kadar saklayabileceğim dışarıdaki kan ve revan görüntüleri o bebeklerden?..

Ne zaman fark edecekler ki dışarıda ölüm kol gezmektedir?..

***

Açılımı konuşurken, “kapanışı konuşan” politikacıların acaba küçük çocukları var mıdır?..

Veya torunları?..

Onları severler mi, oynarlar mı acaba onlarla?..

Severken ve oynarken, hiç düşünürler mi ki, o oynadıkları mini minnacık çocuk bir gün gelip, kanlı pusularda silahların ortasında kalabilecektir?..

Pusular kuracak ya da pusuların ortasında can verecektir?..

O minnacık çocukların üzerinden empati yaparlar mı acaba o koskoca adamlar politikalar yaparlarken?..

O koskoca kerli ferli adamlar, o büyük ve cafcaflı lafları ederlerken, minicik çocuklarının, küçücük torunlarının gözlerinin ta içine bakarlar mı?..

Söyledikleri sözlerin, o çocuklarının canları pahasına söylendiğini fark ederek bakabilirler mi o çocukların gözlerine?..

***

Vatanı savunmak kutsaldır...

Vatan uğruna şehit olmak da elbet...

Ve fakat vatanı bir savaş alanına çevirmemek için, elden gelen her şeyi yaptığını düşünüyor mu o koskoca adamlar, o cafcaflı lafları ederken?..

Şöyle sorayım?..

O minicik çocukların gözlerinin ta içine baksınlar...

Ona bakarken iyice düşünsünler...

Sonuna kadar barışı denedim diyebilecekler mi?..

“Elimden gelen her şeyi yaptım, başka yapılabilecek hiçbir şey kalmadı...” diye huzur içinde konuşabilecekler mi?..

Ellerini vicdanlarına koysunlar...

Vicdanları o minik yüreklere, o cıvıl cıvıl bakan gözlere “her şeyi yaptım müsterihim” diyebiliyor mu?..

***

Dün sabah Poyraz Deniz’e ve Mina Deniz’e baktım...

Gözlerinin içi gülüyordu...

Mina cam gibi gözleriyle şaşkın şaşkın etrafa bakıyordu...

Onlara koca koca adamların birbirlerine dümdüz giden konuşmalarını göstermedim...

Televizyonu kapattım...

Dalgaların hışırtasını dinlettim onlara bir süre...

Sonbahar gelmişti İstanbul’a...

Güneş gitmiş hafif bir esinti vardı havada...

Huzursuz bir esinti...

Vicdanımın sızladığını hissettim onları bakınca...

Koca koca duyarsız adamlar “gebertmekten bahsederken” hiç bakarlar mıydı acaba minik çocukların gözlerinin içine?..

*****

TARANTINO’NUN HİTLER’İ ÖLDÜRME FANTAZİSİ...

Ailesi “Naziler tarafından döşemenin altında katledilen Yahudi bir kızın hikâyesi” olarak başlıyor film...

Uzun bir süre aynı tonda sürüyor...

Filmin sonlarında ise kahkahalara boğuluyorsunuz...

Quentin Tarantino; son yılların en harika yönetmenlerinden sayılıyor...

Ucuz Roman (Pulp Fiction) ve Rezervuar Köpekleri sinema dünyasında büyük ses getirdi...

Türkiye’de ise Didem Erol’la yaşadığı aşkla da biliniyor, bu genç ve hiperaktif yönetmen...

***

“En belirgin öğelerimden biri filmlerde vermeye çalıştığım mizah duygusudur... Filmlerimi yazarken kahkahalar duyarım...” diyor...

Gerçekten de, böyle ağır bir dramla başlayan filmde kahkaha efekti yaratmak müthiş bir yönetmenlik başarısı...

Doğrusu beraber çalışmaktan ne kadar mutlu oldu Tarantino bilmiyorum, ama o yarattığı acayip role Brad Pitt maşallah çok yakışmış...

1960-75 ile yılları arasında, Amerikan kovboy filmlerine özenen İtalyan yönetmenlerin yarattığı düşük bütçeli bir film türü vardı... Biraz da ironik bir ifadeyle Spagetti Western denirdi bu türe...

Kendine hiç yakıştıramıyor ama, dram ve trajediyle başlayıp, Brad Pitt’in komik karakteri ve oyunculuğuyla süren bir kahkaha tufanına egzantrik bir yaratıcılık adını takamayacağım maalesef...

***

Tarantino’nun filmleri çıkalı “kült” kelimesi de çok ucuzladı...

Kabak çekirdeği alın çıtlata çıtlata mümkünse bir yaz sinema salonunda, açık havada filmi izleyin...

Keyif alırsınız...

Ama sakın kapalı bir mekânda popcorn almayın...

Popcorn bu filme ağır gelecektir...
CNNTurk.com - Türkiye, Dünya, Ekonomi, Finans, Spor, Sağlık, Kültür-Sanat, Yaşam, Bilim-Teknoloji, Hava-Yol Haberleri - Sayfa Bulunamadı!

CNN Türk

Sayfa Bulunamadı

İstekte bulunduğunuz sayfa bulunamamıştır. Aradığınız sayfa yayından kaldırılmış veya adı değişmiş olabilir veya geçici olarak servis dışı olabilir.

Lütfen aşağıdaki adımları deneyiniz

  • Eğer adresi adres barı kullanarak yazdıysanız lütfen doğruluğunu kontrol ediniz
  • Ana sayfaya dönerek bağlantıları kullanarak ulaşmak istediğiniz bağlantıya ulaşmayı deneyiniz.
  • Geri tuşuna basarak yeniden deneyiniz.

Yada Google'a bakabilirsiniz