CNN Türk

Yazarlar

Galatasaray Yunanistan'ın Galatasaray'ıyla oynuyor...

Galatasaray Yunanistan'ın Galatasaray'ıyla oynuyor...

30.08.2009 Pazar 08:29

12 yaşındayım...

O günkü gazetenin kupürü hala gözümün önünde...

Tarih 2 Haziran 1971...

O günlerin efsane takımı Ajax, Wembley stadyumunda, Yunan Panathinaikos takımıyla Şampiyonlar Kupası Finali için karşılaşıyor...

Ajax fırtınalar yaratıyor o tarihlerde ve birkaç yıl önce Beşiktaş’ı 2-0 ve 2-1’lik skorlarla yenip elemiş...

İçimde bir yara var Ajax’a karşı...

Bir Yunan takımının o zamanki adıyla Şampiyonlar Kupası’nın finaline çıkmasına hayret ediyorum...

Yunan takımı, Ajax önünde Beşiktaş gibi dayanamıyor ve 2-0 yenilerek kupa ikincisi oluyor...

Ama 71 yılının 2 Haziran’ında beynime yazdığım o ismi hiç unutmuyorum...

Panathinaikos...

Kendimi Türkiye’de Beşiktaş’lı, Avrupa’da ise Panathinaikos sempatizanı olarak görüyorum...

***


Yıllar sonra gazeteci olarak hayatımda ilk kez Atina’ya ayak bastığımda, çocukluk sevgilim Panathinaikos’u merak ediyorum...

Futbolu bilen Yunan arkadaşlarımdan, Panathinaikos hakkında bilgi alıyorum...

Yıllar içinde Yunan futbolunu çözdükçe, çocukluk sevgilim Panathinakos’tan vazgeçiyorum...

Yunanistan’da artık Panathinakos’u tutmuyorum...

Çünkü farkediyorum ki, Panathinaikos takımı her şeyiyle Yunanistan’ın Galatasaray’ıdır...

Türkiye’de Galatasaray neyse, Yunanistan’da Panathinaikos odur...

Öncelikle sosyal taban olarak...

Atina’nın batıya en açık elit kesimi, Kolonaki ve Kifissia bölgelerinin yerleşik ahalisi esas olarak Panathinaikos’u tutmaktadır...

Yunanistan’ın diğer iki büyük kulübü, Olimpiakos ve AEK taraftarlarının biraz “züppe” buldukları Panathinaikos, Avrupa Kupaları’nda en başarılı Yunan takımıdır tarihten bu yana...

***


Buna karşın, ülkenin en fazla taraftara sahip kulübü Panathinakos değil, Olimpiakos’dur, daha fazla halk takımıdır ve Fenerbahçe’yi andırır...

Ülke içindeki şampiyonluk sayısı daha fazladır, buna karşın Avrupa’da daha başarısızdır...

Biliyorum ki şildi Galatasaray’lılar itiraz edecek ve Türkiye ligi şampiyonluklarında Fenerbahçe’yle aynı olduklarını söyleyecekler...

Ama gerçekler değişmiyor...

Yunanistan’ı tanıyanlar bilirler ki, Galatasaray ve Panathinaikos bir elmanın iki yarısı gibidir iki farklı ülkede...

O kadar ki Panathinaikos şimdi başka statta oynamakla beraber, kendi yıllarca oynadığı Alexandras caddesindeki stadı tıpkı Ali Sami Yen gibi külüstür bir stadtır...

Şimdi Galatasaray UEFA kupasında Yunanistan şubesiyle karşı karşıya gelecek...

Ben Panathinaikos’u tutmadım Yunanistan’da...

Bir Selanik takımı vardır...

Paok...

Siyah beyazdır renkleri...

Çift başlı kartaldır amblemi...

Yine de belirtmeliyim ki çok keyifli olacak benim için Galatasaray-Panathinaikos maçını seyretmesi...

Anılar tünelinden geçerken Atina’yı ne kadar da özlemişim meğer...


***



TEĞMEN’LE MESAJLAŞMA VE CEM GARİPOĞLU’NUN KISKANÇLIĞI...

Satanist ayin yapıyorlardı... Sadistti, cinayeti çok önceden planladı, eve götürdü, soğukkanlı biçimde işledi...”

Aylardır bu senaryoların hepsini okuyor inceliyor ve bir yerde tıkanıyordum...

İyi hoş da, Cem Garipoğlu cinayeti bu kadar soğukkanlı işleyebilecek düzeydeyse, niye güvenlik kameralarının olduğu kendi evlerine getirir orada bu cinayeti işler?..

Bir insan bir cinayet işlemeyi planlıyorsa, mağduru kameraların olduğunu, güvenliğin görev yaptığını bildiği kendi evinin önüne mi getirip, işler?..

İşin içinden çıkamadığım soru buydu...

Burada tıkanıp kalıyordum...

Ta ki;

Münevver’in genç teğmenle mesajlaşmaları ortaya çıkana kadar...

Cem Garipoğlu’nun o gün teğmenle dört kez mesajlaşan genç kızın telefonlarını karıştırdığında, bu mesajları görebileceği gerçeğinin ortaya çıkmasına kadar...

Şimdi en azından mesele oturuyor...

***


Çünkü biliyorum ki, genç erkekler arasında psikopat denecek ölçüde kıskançlık temayülü var...

Genç kızları deli gibi kıskanıyorlar...

Çok kıskandıkları için, yakın ve sahiplenici ilişki kurmuyor ve kafalarına göre takılıyorlar...

Yakın ilişki kuranların büyük çoğunluğu psikopata bağlıyorlar hayatı...

Anormal derecede kıskançlar...

***


Birçok anne, hiç farkında olmadan anormal psikopat bir erkek nesli meydana getiriyor...

15-20 yaşlarındaki genç erkeklerin anneleri, post-modern çağların avantajlarını olduğu kadar dezavantajlarını da en fazla yaşayan kesim...

Cinsel özgürlüklerin nispi olarak ortaya çıktığı, kadın erkek ilişkilerinin yeni bir boyut kazandığı dönemlerin kadınları onlar...

Ancak ve fakat, cinsel devrim, kadın erkek ilişkilerindeki özgürlükler, son tahlilde dünyada bu kadınların kuşağına yaramadı...

Çünkü erkek, kadınlara tanınan bu özgürlükleri kendi kişisel yaşamında alabildiğine kullanmaya, yeni ilişkiler, yeni aşklar, yeni beraberlikler kurarak hayatı farklı partnerlerle sürdürmeye başladı...

***


80’lerin genç kadını, yıllar içinde yıkılan geleneksel evlilikler iletişimsiz beraberlikler sonucu, annesinden babasından görmediği bir düzenin içine savrurldu...

Kadın nispeten geçmişe göre konform içinde, ama mutsuzdu...

O kadınlar, mutsuzluklarını çocuklarına, özellikle erkek çocuklarına aşırı sevgi, ilgi ve o erkek çocukları hayatta sadece onlar varmış gibi hissetiren bir duygusal atmosfer içinde yetiştirdiler...

Kadın hayattaki düm hayalkırıklıklarının intikamını, sevgisini, ilgisini, aşkını erkek çocuğuna verdi...

Anne sevgisinin paylaşılmadığı, ilgisinin bölüşülmediği, aşırı bir sevecenlik ve kahramanlıkla yetişen erkek çocuklar, kızlarla bir sevgili ilişkisine girebilecek performanstan mahrum kaldılar...

Genç erkek çocuklar aşık oldukları genç kızın, bir başkasına bakmasına tahammül edemez hale geldiler...

Anneleri de öyle davranmıştı onlara çünkü...

Psikopata bağlı genç erkeklerin çıkmasının sosyal psikolojik nedeni, kadını özgürleştiren cinsel devrimlerin ve post-modern sürecin bir süre sonra hayal kırılıklarıyla dolu bir kadın kuşağı yaratmasıdır...

Cem Garipoğlu cinayetini, Münevver’in başına gelenleri bir korku filmi edasıyla değil, sosyal psikilojik boyutlarıyla ele alabilirsek genç kuşaklar için bir anlam ifade edecek...

***


Ne güzel bir tiyatro oyunuydu Oktay Arayıcı’nın, Bir Ölünün Toplumsal Anatomisi isimli eseri...

Ankara yıllarım...

Kerim Afşar mı oynamıştı acaba?..

Öyle hatırlıyorum...

Heyhat...

Artık toplumsal anatomiler çıkartmak, sosyal, psikolojik olayları neden ve sonuçlarla incelemeye çalışmak rağbette değil...

Devir sansasyon ve satanist avı devri...

Herşey bir korku filminin sansasyonel sahnelerine çevrilmekte...

Gazeteciliğin toplumsal boyutlardan uzaklaştırılarak, şaklabanlaştığı yerdir burası...

Rahmetle anıyorum şimdi 49 yıllık kısacık ömründe böylesine bir oyunu yazan Oktay Arayıcı’yı...
CNNTurk.com - Türkiye, Dünya, Ekonomi, Finans, Spor, Sağlık, Kültür-Sanat, Yaşam, Bilim-Teknoloji, Hava-Yol Haberleri - Sayfa Bulunamadı!

CNN Türk

Sayfa Bulunamadı

İstekte bulunduğunuz sayfa bulunamamıştır. Aradığınız sayfa yayından kaldırılmış veya adı değişmiş olabilir veya geçici olarak servis dışı olabilir.

Lütfen aşağıdaki adımları deneyiniz

  • Eğer adresi adres barı kullanarak yazdıysanız lütfen doğruluğunu kontrol ediniz
  • Ana sayfaya dönerek bağlantıları kullanarak ulaşmak istediğiniz bağlantıya ulaşmayı deneyiniz.
  • Geri tuşuna basarak yeniden deneyiniz.

Yada Google'a bakabilirsiniz