"Ortak düşman" Patrikhane
22.12.2009 Salı 02:41
Hangi dünya görüşünden olunursa olunsun sözkonusu Patrikhane olduğunda akan sular durur. Rahat bir "düşmandır". Savunanı yoktur.
Milliyetçiyseniz Türklüğe düşmandır. İslamcıysanız dinimize düşmandır. Ulusalcıysanız Amerika ve AB’nin Truva atıdır.
"Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz" günlerin çimentosudur.
Memleketi karıştıracak bir şer odağı olarak görülür. Ne zaman? Cumhuriyet yılları Türkiye’sinde.
Peki, Cumhuriyet Türkiye’sine dönük saptanmış bir “ihanet” girişimi var mıdır? Hayır.
Geçmiş bir hayalet gibi Patrikhane’yi izlemekte ve sık sık hortlayarak bu ülkenin Müslüman vatandaşlarının da korkmasını sağlamaktadır.
Bu ülkede 1990’larda Patrikhane’nin Vatikan olacağı bile konuşulmuştur. Günlük gazeteler Patrikhane’nin eski İstanbul’daki evleri teker teker ele geçirip, satın alarak sonra bu coğrafyada Vatikan gibi bir devlet kuracağını bile iddia edebilmiştir. Neden?
Birkaç yaşlı Rum, bakılmaları karşılığında öldükten sonra evlerini Patrikhane’ye bağışladıkları için.
İki Türkiye var. Biri aynadaki kendi gücüne tapan, Ortadoğu ve Balkanların en güçlü ekonomisi, askeri ve siyasi gücüne sahip olduğu düşünülen Türkiye. Diğeri ise her an “dış güçler” tarafından parçalanacak, komplo kurbanı olacak, paranoya ölçüsünde zayıf düşürüleceğinden çekinilen Türkiye.
Hangisi doğru? Sayıları sadece 4 bin kişi kalan, Patrikhane’deki ruhanilerin sayısı –çoğu 65 yaş üzeri- 40’ı geçmeyen –ki 200’ün üzerinde olması gerekiyor- bir dini kurum Türkiye’yi yıkabilir mi?
Peki, 1971’e kadar Ruhban Okulu açık olduğunda Türkiye yıkıldı mı? Yine Hayır.
Peki Cumhuriyet yıllarında Patrikhane ve Rum cemaati şunları yaşadı mı?
1923’de Türkçe bilmeyen Rumlar işten atılıp, bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı mı?
1932’de meslek yasakları uygulanarak belli iş kollarında Rumların çalışması yasaklandı mı?
1936’da Gebze-Çorlu arası mesafe dışına çıkmalarına seyahat yasağı kondu mu?
1941’de 25-45 yaş arası Rum vatandaşlar, askerliğini daha önce yapmış olsa bile yeniden askere alınıp, üniforma verilmeden, keyfi biçimde yol yapımında çalıştırıldı mı?
1942’de Rum vatandaşlara da Varlık Vergisi uygulanarak mal varlıklarını yitirmeleri ve kimilerinin Aşkale’de çalışma kamplarına yollanması sağlandı mı?
1955’de 6-7 Eylül’de 8 bine yakın Rumlara ait ev, iş yeri, kilise, hastane, okul, mezarlık tahrip edildi ve kimi Rum kadınlarına tecavüz edildi mi?
1964’de 0-40 bin Rum vatandaşı bu ülkeden sınırdışı edildi ve mal varlıklarına el konularak, sürgüne sadece 20 kilo kişisel eşyalarını götürmeleri dışında ev eşyalarından, bankadaki paralarına kadar her şey bloke edildi mi?
Bu dönemde Rumların yaşadığı semtlerde alışveriş boykotu ve ‘vatandaş Türkçe konuş’ kampanyaları yapıldı mı?
1964’de Patrikhane’nin defterlerinin incelenmesi bahanesiyle terör estirildi mi? Patrikhane duvarları yıktırılarak kendilerini güvensiz hissetmeleri sağlandı mı?
1964’de İmroz ve Bozcaada’da Rum köyleri boşaltılarak askeri alan ilan edildi ve açık cezaevi kurularak Rumların terörize edilerek adaları terk etmesi sağlandı mı?
1974’de Kıbrıs bahanesiyle Rumlar korkutuldu mu?
1923’de sayıları 120 bin olan Rum vatandaşların oranı bugün sadece 4 bine mi indi?
Evet. Hepsi evet.
Neeeee Patrik, “çarmıha gerildiğimizi hissediyorum” mu demiş?! Bak sen şu keferenin dediğine!