CNN Türk

Yazarlar

Taha Akyoltakyol@hurriyet.com.tr

CNN TÜRK Eğrisi Doğrusu Programı Yapımcısı

TAHA AKYOL Meclis’teki kavga

Meclis’teki kavga

04.02.2010 Perşembe 07:25

BUGÜN AİHM kararlarının hukukumuz üzerindeki etkilerini yazacaktım. AİHM çok önemli iki karar vermişti; nüfus kayıtlarından din hanesinin silinmesi ve resmi yazışmalarda sadece Türk alfabesinin kullanılması...

AİHM içtihatlarının hukukumuzu nasıl etkilediği, hukukumuzun ne yönde geliştiği konusunu ele alacaktım. Fakat Meclis'teki çirkin hadiseler yazımın konusunu değiştirdi.
Meclis'teki kavgada haklı taraf yoktur! Sebebi ne olursa olsun, yumruklaşan Ak Partililer de MHP'liler de çirkin bir tablo koydular ortaya.
Fakat bilhassa iki kişiyi eleştirmek istiyorum; MHP'li Osman Durmuş ve Ak Partili Bülent Arınç...

 

Durmuş'un hatası
Sayın Emine Erdoğan'ın hasta ziyareti için GATA'ya gidemeyişinin tek sebebi, başının örtülü olmasıdır! Bu durumda MHP'ye yakışan tek tavır, bu yasağı eleştirmek olurdu. Çünkü MHP türban yasağına karşı çıkan bir partidir.
Bu gerçeklere rağmen Osman Durmuş, TBMM kürsüsünde, alaycı bir üslupla, şunları söyleyebilmiştir:
"Siz Peygamber olarak anılan bir başbakanın eşini nasıl kabul etmezsiniz?!"
Yasağı eleştirmesi gereken Sayın Durmuş'un böyle konuşmasını esef verici buluyorum.
Efendim, Ak Parti'nin eski il başkanı falanca kişi Tayyip Erdoğan'ı "ikinci Peygamber gibi" gördüğünü söylemiş imiş...
Söylendiği yerde kalması gereken bu çirkin sözü Durmuş alıp Meclis kürsüne taşıdı! Durmuş'un Ak Parti tabanında Erdoğan genelde böyle görülüyormuş gibi bir üslupla konuşması Meclis'teki kavgayı da tahrik etti.
"Lider kültü" bizim siyasi kültürümüzde hiçbir akımın kendini kurtaramadığı bir hastalıktır! Onu eleştirmek başka, bu yakışıksız sözler başka...
Bir MHP'li olarak Durmuş'un türban yasağını eleştirmesi gerekirken, bu aşağılayıcı üsluba başvurması hem MHP kitlesinin duyarlıklarına aykırı hem nezaketsiz bir tavırdır.

Arınç'ın hatası
Meclis başkanlığı yapmış tecrübeli bir kişi olarak Arınç, CHP'li Sayın Güldal Mumcu'yu ziyaret edip saygılı bir dille görüş ve uyarılarını anlatsaydı kimse bir şey demezdi.
Halbuki Arınç hışımla Güldal Mumcu'nun odasına gitmiştir, öfkeli bir dille konuşmuştur. Odada yaşananlar CHP'lilerin anlattığı gibi değil de kendisinin anlattığı gibi olsa bile Arınç'ın tavrı 'azarlayıcı'dır, nezaketsizdir.
Olay, bizde ve dünya parlamentolarında oturumu yöneten başkan veya vekiline karşı yapılan eleştiri ve protestolardan farklıdır.
Çünkü Sayın Arınç, Başbakan Yardımcısı'dır. "Milletvekili sıfatımla söyledim" demesi onun Başbakan Yardımcısı konumunu ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hareketi "Başbakan Yardımcısı" sıfatının gerektirdiği ağırbaşlılıkla bağdaşmamaktadır.
Başbakan'a da bir not: Bizde "iktidarların ikinci dönemleri"nde daima gerilim ve kutuplaşma fena halde tırmanır, bugün de bunu yaşıyoruz!
Gerilim ülkenin yönetilmesini çok zorlaştırır. 'Gaza gelmemek' ve gerilimi düşürmek öncelikle başbakanların görevidir. İktidarların etkili "güvercinleri" de böyle durumlarda devreye girerek tansiyonu düşürürler.
Ak Parti'deki "güvercin"lerden hangileri devreye girerek tansiyonu düşürmek ve parlamento çalışmalarının önünü açmak için gereken siyasi temsil gücüne sahiptir?!
Türkiye'de bu mesele daima ciddi bir problem olmuştu; bugün de ciddi bir problemdir maalesef.