CNN Türk

Yazarlar

YALIM ERALP

Yalım Eralpyalime@cnnturk.com.tr

CNN TÜRK Diplomasi Danışmanı

Kaynayan Arap Dünyası

Kaynayan Arap Dünyası

01.02.2011 Salı 07:03

Tunus'daki gelişmelerin Mısır'a sıçraması, Sudan ve Yemen'deki karışıklıklar, Ürdün'de yeni Hükümet kurulma zarureti ister istemez "domino teorisi" ni akla getirdi.

Domino teorisinin tam anlamıyla olması için zaman ve mekan beraberliği gerektirir. Arap ülkelerinin hepsinde durum farklıdır. Bu demek değildir ki "domino" olmuyor. Oluyor; belirli ölçüde.
 
Tunus ve Mısır olayları reform değil, rejim değişikliğine yöneliktir. Tunus'da C.Başkanı gitmiştir. Mısır'da da bugün veya yarın gitmesi mukadder görülüyor. Mısır'da olayların devam etmesi ekonomik kırılganlığı da beraberinde getirir ki bu olayların daha da alevlenmesine yol açar. Mısır'da yeni Başkan Yardımcısı ve yeni Başbakan olayların durulmasına yetmez.Halk kitlelerinin talebi bellidir. Hedef bellidir: Husnu Mubarek ve rejim şeklidir.
 
Gerek Mısır gerek Tunus'da protestocuların lideri yoktur. Tunus'da Fransa ile iç içe uzun zaman yaşamış ve işsiz okumuş sınıf başı çekerken Mısır'da ise fakir halk öndedir. Mısır'da en organize sınıf ordudur ve iktidarı ordu tesbit ediyor. Mısır'ın şansı ise, eğer asker izin verirse, Atom Enerjisi Ajansı eski Başkanı El Baradei'dir. Geçiş dönemi için ideal bir şahıstır. Mısır Arap dünyasının kalbidir. Tunus değildir. Mısır olaylarının başka Arap ülkelerine sıçrama ihtimali vardır. Bunların başında Ürdün geliyor. Yemen ise başka bir durumda. Al Kaide'nin önemli varlığı mevcut. Üstelik Yemen iç savaştan yeni çıktı…Arap ülkeleri yekpare değildir. Petrol gelirleri dolayısıyla Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan Mısır gibi ülkelerden farklıdır. Orada hürriyet olmasa da halka belirli ölçüde hizmet ve sosyal yardım sunulmuştur. Oralarda sosyal yapı da Mısır ve Tunus'dan farklıdır. Kadının durumu ve rolü de farklıdır. Hepsi Müslüman ama farklı Müslüman
 
Bu protestoların sonunda nasıl bir rejim ortaya çıkar ? İslamistler hakim olur mu? Kuşkusuz İslamcıların ağırlığı olacaktır. Mısır'da, görünüşe göre, belki daha fazla.. Müslüman Kardeşler bir ölçüde hizmet ve yardım sunan kurum olarak çalıştı. Tunus'da bu görülmüyor. Ama burası Orta Doğu… Ne olacağı belli olmaz. Böyle durumlarda belirli bir istikrarsızlık ve kargaşa beklemek doğru olur.
 
Batı bu durumu belli ki beklemiyordu. Aslında sonu gelen rejimlerin ne zaman gideceği belli olmaz. İnsanların ölümü gibi...Kanser hastasının çoğu kez sonunda öleceği bellidir. Ama zamanları farklıdır. Ancak, en skandal durumda kalan Fransa olmuştur. Olaylar başladıktan sonra dahi gerek Fransa Büyükelçisi öngörüsü gerek Fransız Bakanların beyanları utanç vericidir. Amerikalılar daha açık. Halkın sesine kulak verin demek kibarca git demek. Avrupa Birliği ise ortak bir tutum alamadı. Türkiye mesafeli. Ortalara açıklamalar yapılıyor. Tam tutum takınmaktan kaçınılıyor. İsrail endişeli. Kurulacak rejimler eskisi kadar İsrail "yakın" olmayacak. İsrail bu durumda Türkiye ile ilişkilerini düzeltmeye çalışır mı ?
 
Orta Doğu'yu ön görmek zor. Nasır 1967 harbinde ülkesini felakete sürükleyip kahraman oldu! Tek öngörü Orta Doğu eskisinden farklı olacak.