hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Davutoğlu: "1915 mesajı bir çağrıdır"

    Davutoğlu: 1915 mesajı bir çağrıdır
    expand

    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1915 olaylarıyla ilgili mesajına ilişkin, "Tarih siyah ve beyazlardan oluşmaz. Gri bir alanda herkesin, geçmiş acıları paylaşabilme erdemini göstermesi lazım. Aslında bugün yapılan aynı zamanda bir çağrıdır. Bu çağrımız ümit ederiz ki karşılığını bulur" dedi.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Davutoğlu, TBMM'nin 94. açılış yıl dönümü resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Davutoğlu, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1915 olaylarına ilişkin yaptığı açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, son 4, 5 yıllık sürecin takip edildiğinde bugün yapılan açıklamanın, bu sürecin doğal bir sonucu veya bir parçası olduğunun rahatlıkla görülebileceğini ifade etti.

    Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bazıları için bir sürpriz niteliği taşımış olabilir ama bizim tarihe bakışımız, tarih içindeki olayları değerlendirme biçimimiz ve yaşanılan savaşlar her ne gerekçeyle yaşanmış olursa olsun, acıların insanlığın acısı olduğu konusundaki insani ve evrensel bakış açımız herkesin malumu. 2009'da Ermenistan ile protokoller imzalandığı gün eğer bir konuşma imkanı, o zaman biz karşılıklı birer açıklama yapmak istemiştik. O günde bu muhtevaya benzer bir açıklama planlamıştık.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Çünkü adil hafıza ve bu temelde bütün kayıpların etnik ve dini temeli gözetilmeksizin, ayrımı gözetilmeksizin, bütün kayıpların aynı ölçüde insanlık kaybı olarak değerlendirilmesine dönük tutumumuz açık. Zaten Sayın Başbakınımızın ve Meclimizin 2005 yılında yaptığı çağrıda bunun bir parçasıydı. Dolayısıyla bunun konjonktürel bir boyutu yok. Bugün bazı yorumlar gördüm. Bu açıklamanın yapılacağını sadece ve sadece sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanlığımız ile Başbakanlık'tan çok dar, bir kaç kişilik bu metin üzerinde çalışan arkadaşlar ilgiliydi. Metin daha önce hazırlanmış."

    Davutoğlu, "Bu metin ne zaman hazırlanmaya başlandı?" sorusu üzerine, bütün bu süreç içinde bir planlama yaptıklarını ifade ederek, onların detaylarına girmek istemediğini söyledi.

    Başbakan'ın açıklaması
    Son yurt dışı seyahatine giderken Başbakan ile bu konuda istişarede bulunduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi: "Son çalışmaları yaptık, sayın Başbakanımıza arz ettik, uygun gördüler. Dün akşam itibariyle metne son şeklini vermiştik. Türkiye hiçbir açıklamayı, hiçbir siyasi pozisyonu herhangi bir baskı altında yapmaz ve almaz. Kesinlikle hiçbir konjonktürel boyutu yok. Tamamiyle 2005'ten beri Meclisimizin
    ortak açıklamasına, o günden bugüne takip ettiğimiz siyasi anlayışa, tarihi olaylara yaklaşımımıza bakarsanız bunu görürsünüz.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    O bakımdan tamamiyle bu şekilde değerlendirilmesi icap eder. Tarih siyahlardan ve beyazlardan oluşmaz, gri bir alanda herkesin geçmiş acıları paylaşabilme erdemini göstermesi lazım. Aslında bugün yapılan açıklama aynı zamanda bir çağrıdır. Biz nasıl ortak coğrafyayı yıllarca paylaştığımız Ermeniler ile onların acılarını paylaşmak şeklinde bir yaklaşım benimsemişsek, aynı yaklaşımın bütün taraflarca benimsenmesi tarihi bir çatışma alanı olmaktan çıkartır.

    Ortak sevinçlerimizin, ortak başarılarımızın ki bin yıllık Anadolu tarihinin 900 yılı Türkler'in, Ermeniler'in ortak başarılarıyla, eserleriyle doludur. O başarılara o eserlere ve o tarihin pozitif yönüne atıfta bulunarak, geleceği inşa edebiliriz. Bu çağrımız ümit ederiz ki karşılığını bulur. Biliyorum yurt dışından gelen tepkilerde de bunun sürpriz mahiyetinde bir etkisi oldu.

    Ama bizim bu açıklamayı sayın Başbakanımızın yapma iradesini gösterirken ki tutumu da son yıllardaki zaten açık olan tutumumuz da aşikardır. benim Erivan'a giderken verdiğim mesajda, daha önceki birçok çalışmalarda da zaten bu çizgimiz son derece açıktır. Bu çizginin esası 2005'te TBMM'nin yaptığı ortak açıklamadır. Bu çerçevede biz ümit ederiz herkes böylesine evrensel ve kuşatıcı bir dil benimser. Çatışmacı değil, barışcıl bir dil kullanır ve yeni bir tarihi birlikte yazarız. Ümidimiz o."

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow