hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Demirtaş: Sınıf başkanı bile olamaz!

    Demirtaş: Sınıf başkanı bile olamaz
    expand

    Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, seçim otobüsünün üzerinden halka seslendiği Manisa'da rakibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yüklenip, "Halkın karşısına çıkıp diğer adaylarla tartışmayı göze alamayan halkın başkanı olamaz. Bırakın halkın başkanı sınıf başkanı bile olamaz" dedi.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, seçim çalışmaları için geldiği Manisa'da Soma İlçesi'ndeki madenci şehitliğini ziyaret ettikten sonra, il merkezine geçip, Horozköy Meydanı'nda halka seslendi. Türkiye'ye yeni bir yaşam teklifi ile yola çıktığının belirterek konuşmasına başlayan Demirtaş, "Yeni bir yaşam teklifimize Türkiye'nin dört bir yanından bütün sınıflar büyük bir coşkuyla sahip çıkıyor. Herkes artık daha özgür daha onurlu bir yeni yaşamı özlüyor. Bizler de bu özlemi bu hasreti nihayetlendirmek için yola çıktık. Yani bütün ezilenlerin ortak adayı, Çankaya'da gerçek bir halk başkanı seçmenin arifesine geldik. Sayılı günler kaldı. Çankaya'da bir devlet adamı değil halk adamı olacak. Bir para babası değil halk insanı olacak. Biz Kürt'ü, Türk'ü, Alevisi, Sünnisi, Romanı'yla yani Türkiye'nin bütün emekçi yoksul, ezilen kesimleriyle yeni bir yaşam konusunda birbirimize söz verdik. Birbirimize öfkelenmeden, düşmanlık yapmadan, kin duymadan özellikle başbakanın yapmaya çalıştığı gibi başka inançları kimlikleri düşmanlaştırmadan eşit bir kardeşlik teklifi sunuyoruz" diye konuştu.

    "İmkanları zorlayıp oy kullanın"

    Cumhurbaşkanlığı seçiminin öneminin büyük olduğunu ve seçmenin mutlaka sandık başına gitmesi gerektiğini altını çizen Demirtaş, "Önümüzdeki 10 yılda, 100 yılda nasıl bir ülkede yaşayacağınıza karar vereceğiniz bir seçim yapıyoruz. Bu nedenle akılla vicdanla mantıkla yoğrulmuş bir tercih yapmanızı istiyorum. Mevsimlik işçi olanlar tatilde olanlar ne yapıp edip imkanlarını zorlayıp oy kullanmalıdır. Asla sandığa gitmemezlik yapmamalıdır. Herkes bulunduğu yerde oyuna da sandığa da sahip çıkarak bu yeni yaşamı özgür yaşamı birlikte var etmek için çorbaya tuzunu katmalıdır" diye konuştu.

    "Kenan Evren yasasını değil, uluslararası sözleşmeleri dikkate alacağım"

    Cumhurbaşkanı seçildiği zaman taşeronluk sistemini ortadan kaldıracağını belirten Demirtaş, "Türkiye'nin tüm ezilenleri yok sayılanları artık bir araya gelsin istiyoruz. Kürt, Türk, Alevi, Sünni demeden bu soygun düzenine bir 'Dur' desinler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu başarabilirsiniz. Parası serveti asla ve asla bizim hayal edemeyeceğimiz kadar birikmiş olanlar, kanun kadar zengin olanlar yani Arap şeyhlerinden daha zengin olanlar, maden işçisinin amelenin derdinden anlayamaz. Eğer Çankaya'da biz olursak, sizin adınıza orada görev yaparsam taşeron uygulamasını Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğim. Taşeron uygulaması bu ülkede bitecek. Öyle bir soygun düzeni kurdular ki taşeronun taşeronu onunda taşeronu var. O hale getirdiler ki taşeron sistemini her yere yaydılar. Bu sistem kalkmalıdır. Herkes doğrudan ya işverenle ya da devletle doğrudan sözleşme yapıp çalışmalıdır. Taşeron sistemi kölelik sistemidir. Cumhurbaşkanı olarak üstüme düşeni yapacağıma söz veriyorum. Cumhurbaşkanı olursak iş güvencesi olmadan ne madenlerde ne inşaatlar da sizin emekçileri canını vere vere çalışmasına müsaade etmeyeceğiz. Önce sosyal güvenliğiniz olacak. 24 milyon işçinin yarısı kaçaktır. Ne sendika güvencesi ne sosyal güvence var. Eğer cumhurbaşkanı olursam tüm bu yasaları iptali için anayasa mahkemesine gideceğiz. Çünkü elimizde uluslarası ILO sözleşmesi var. Cumhurbaşkanı olursam Kenan Evren anayasasını değil uluslararası sözleşmeleri dikkate alacağım" dedi.

    "Teklik allah'a mahsustur"

    Demirtaş şöyle devam etti:

    "Bizim dışımızda iki adayında ezilenden, emekçiden, yoksuldan, kimliği meshebi inkar edilenden yana bir tavrı yok. Olmayacak. Yeterince devlet başkanı var zaten. Maşallah devletin başındaki adam kendini zaten padişah zannediyor. Onu bir kademe daha yukarıya çıkarmanın bir anlamı yok. 'Tayyip Erdoğan'ı seviyorum' diyenler onu başbakan olarak orada bıraksınlar. Bizi başa getirsinler ki denetleyebilelim. Çünkü bunlardan ezilene adalet gelmeyecek. Bunlar halka adalet getirmeyecekler. Tek başına tüm ülkenin sultanı, padişahı olmak istiyor. Biz hiçbir alanda tekliği savunmayacağız. Ne tek adam olmayı, ne tek din olmayı, ne tek millet olmamayı savunmayacağız. Teklik Allah'a mahsustur. Onun dışındaki teklik faşizmdir."

    "Nar gibi olacağız"

    Hedefinin Türkiye'yi nar gibi bir bütün içinde ele almak olduğunu da vurgulayan Demirtaş, "Kürt'ün, Türk'ün, Roman'ın kendi diliyle çocuğunu eğitmesinin savunucuğunu yapacağız. Nar gibi olacağız. Bizi birleştiren kabuk tek olacak. İçini açtığında binlerce tane olacak. Nar gibi olmazsak bu ülkede mutluluğun tadını alamayız. Herkesin ana dilinde eğitim yapmasını, ibadet yapmasını savunacağız. Özgürce yaşamanın teminatı Çankaya'da biz olacağız. Başını örtmek isteyen, camide namazını kılmak isteyen, cemevinde ibadetini yapmak isteyen yapacak. Yani Alevi de Sünni de birbirinin yanında korkmadan kardeşçe eşitçe yaşayacak. Bu Cumhurbaşkanı seçimi tüm Türkiye'yi birleştirmek için eşitlik köprüsüyle bağlantı kurabilmek için bir fırsattır. Duble yol yapıp, duble yolsuzluk yapanlara karşı barışın yolunu yapmak için bir fırsattır. Barışın tüm taşlarını döşemek için bir fırsattır" dedi.

    "Asıl bölücü başbakandır"

    Kendilerine yıllardır bölücü olarak hitap edildiğini hatırlatan Demirtaş, "Seçim sonuçları bizim savunduğumuz ilkelerin zaferiyle sonuçlanacak. Bunlar istediği kadar seçim çalışmalarımızı engellemek için hareket etsinler, ellerinden geleni yapsınlar. Onlar, bu dilden anlıyorlar. Kullandıkları tek dil küfür, hakarettir. Bize yıllardır, 'bölücü terörist' diyorlar. Biz yıllardır Türkiye'yi adım adım dolaşıp birliği gerçekleştirmek isterken onlar ülkeyi birbirine düşman hale getirdiler. Asıl bölücü zihniyetin onlar olduğu anlaşılıyor. Asıl en büyük bölücülüğünün kendisine oy vermeyene, Alevi'ye, Ermeni'ye hakaret eden başbakanın kendisidir. Kendi halkına bu kadar hakaret eden bir lider halkın başkanı olamaz" diye konuştu.

    "Sınıf başkanı bile olamaz"

    "Parası pulu elindeki serveti halkından saklayan bir kişi halkına güven veremez" diyen Demirtaş şöyle devam etti:

    "Halkın karşısına çıkıp diğer adaylarla tartışmayı göze alamayan halkın başkanı olamaz. Bırakın halkın başkanı sınıf başkanı bile olamaz. Özellikle gençler, kadınlar seçim iki hafta gibi az bir zamanın kaldığı dönemde ev ev, mahalle mahalle dolaşıp ikna olmayanları ikna edin. Herkes sandığa gitsin, herkes oyunu 'barıştan, kardeşlikten yana kullansın' diye destek olun. Bu seçimde de sizlere güveniyoruz. Özellikle anneler bu çalışmayı yaparsa Türkiye'nin her yerinden bu çağrıya büyük oylar alacağız. Herkesi şaşırtacak bir sonucu ortaya çıkaracağız. Çankaya yollarının birilerine otoban olmadığı görülecek. Kolay kolay Çankaya'yı kendi malı haline getiremeyecekler. Kimse halklarımıza artık hakaret edemeyecek."
    Sandığa gidecek seçmenleri elini vicdanına koymaya davet eden Demirtaş, "Oy verme kabinine girenler, üç fotoğrafa iyi baksın. Vicdalarına danışarak oy versin. Kim halkın çocuğu, kim işçinin çocuğu, kim para babasıdır. 'Kim para çalıyor' ona iyi baksın, ona göre oy versinler" dedi.

    'Manisa'nın ne nehirlerini biliyorlar ne de derelerini"

    Diğer iki adayla ilgili olarak, "İşte Manisa'nın ne nehirlerini biliyorlar ne de derelerini" diyen Demirtaş, Manisa'nın çevre sorunu haline gelen Gediz nehri yerine Aydın'dan geçen Büyük Menderes ismini kullanarak gafa imza attı. Demirtaş şunları söyledi:

    "Büyük Menderes artık canlı yaşamının bile olamayacağı bir atık suya dönüşüyor. Bütün fabrika atıkları, sanayi atıkları Büyük Menderes'e akıyor ve kimse de demiyor ki yaşamın kaynağı olan bütün bu tarlaları, bağ bahçeleri canlı tutan bu su kurursa kirlenirse, bu topraklara verim getirmezse ne olacak? Nehirler kirlenmiş, çiftçiler ürün yetiştiremiyor, nehrin suyunu kendi tarlasına bile veremiyor bu hükümetin umurunda bile değil. İşte bir halk başkanı olursa, cumhurbaşkanı olursa kimse nehirlerimizi, derelerimizi kirletemeyecek."

    Demirtaş, konuşmasını ardından seçim otobüsünden inip, karayolu ile İzmir'e hareket etti.

    İzmir'de özerklik çağrısı

    Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş, seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu İzmir'de, ikinci gün sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. İzmir'de seçilen yerel yöneticilerin kendi kararlarını almaları gerektiğini, bunun sağlanmasının ise özerkliğin tam kendisi olduğunu dile getirdi.

    Seçim çalışmalarına dün Aydın ve İzmir'de sürdüren cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş, bugün de ilk olarak 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma'yı da ziyaret etti. Ardından Manisa'ya geçip burada da miting düzenleyen Demirtaş, gezisinin ikinci gününde bir kez daha İzmir'e geldi. Selahattin Demirtaş, bu kez sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Tepekule Kongre Merkezi'ndeki toplantıya katılımcıların yoğun ilgisiyle katılan Demirtaş, ilk olarak Ruşen Aklar ve grubunun müzik dinletisini izledi. Ardından kürsüye çıkan Selahattin Demirtaş, "Yeni yaşam sıcak olacak soğuk ilişkilerden çok çektik uzun yıllardır. Acılara bir son demenin vakti geldi. Ortak bir çatı altında ortak bir ruhla bir araya gelip çok sayıda denemeler yaptılar. 60 yıllarda devrimci kuşak, 90 yıllarda her bir aslında şu andaki mücadelemize değer kattı ama nihayi sonuca ulaşamadı. Şimdi kazanıma dönüştürmek için yeni biri yaşam sunuyoruz. Bu teklif gençtir kadındır, insan merkezlidir. Çevrecidir. Ortak ana vatanda güvence altında yaşabileceklerini bir tekliftir. bu teklif inançtan inanca değişiklik gösteremeyecek. Diğer iki aday gibi halkları kurtarmak için gökten zembille indirilen bir aday değilim. Ben sadece sizin bize emanet etiği ortak mesajı taşımak için, gerilimi ve paçalanmışlık siyasetine son vermek için, alevinin mesajını sünniye, kürdün mesajını Türke taşımak için görevlendirildim. Çünkü bizler inkar edilen bütün kimliklerimizi ezilen katliamlarla ortadan kaldırılmaya çalışan bütün kimliklerimizi sahipleneceğiz. Kürtsek kürt gibi kendi dilimizle yaşamayı eğitim yapmayı yönetilmeyi savunacağız. Ezilen emekçi kimliğimizi unutmayacağız. Cumhuriyet tek dil, tek ulus, tek ırk üzerine inşa edilen halende tek dil teke milleti referans olarak bu kampanyada sürdürüyorlar. Tek dil ve tek millet söylemi çıkartıldı. Hepimize teklik dayatıldı, Türk olacaksın Sünni islam olacaksın. Bunu yapmaya çalışanlar, bu kimliklerin de içini boşaltılar yani sahte bir Türklük, sünnülik dayattılar bize dayattıkları hakiki değil yaratılmış devlet milliyetçiliği, devlet dini" dedi.

    Oy veriken üç adayla vicdanları başbaşa olacak

    AKPH seçmenine dre seslenen Demirtaş, "Buradan yola çıkarak Türkiye'de, Türkler, sünni Müslümanlar biz ezilmiyoruz falan demesinler. 12 yıldır bize yakın hükümet iktidardadır o yüzden Müslümanlara ezilmiyor demesinler. En çok da muhafazakar kesimler hakarete uğruyor çünkü bütün katliamlar onlar adına yapıldı. Roboski onlar adına yapıldı hırsızlıklar onlar adına yapıldı. Bütün zulümler onlar adına yapıldı en çok harekete uğrayanlar onlardır. En büyük hareketi yapanda AKP'nin adayıdır. Bu çağrımız demokratik muhafazakar müslümanlaradır. Biz kendi iktidarımızı kuruduk devleti ele geçirdik gerisi bizi ilgilendirmez ermeni kadının özgürlüğü bizi ilgilendirmez derseniz 80 yıldır eleştirdiğiniz devletle aynı pozisyondasınız demektir. Bu seçimde muhafazakar kesimlerin önünde de sınav var. AKP'ye oy vermiş kesimler de orada perdenin arkasında kabinde vicdanlarıyla üç fotoğraf karşı karşıya olacak. Onlara son bir kez bakıp vicdanlarının süzgecinden geçirip oy kullanacaklar. Hangi fotoğrafa bakım nerelere oy vereceksiniz hepimiz için vicdan testi olacak. Bütçeden hırsızlık yapmaya evet mi diyorsunuz. 301 işçiyi katleden ardından da fıtratında vara diyen anlayışa mı evet diyormusunuz. Gezide ölenleri yuhalatanlara evet basacak mısınız. İslamiyet'te bu var mıdır. Bu seçimde bunu ölçmüş olacağız" dedi.

    Demokratik özerklik konusuna da değinen Selahattin Demirtaş, "Bizi zaten kamplara ayırarak, kimlikler arası gerilim yaratıp bu ulus devlete tekci milli devlet anlayışıyla iktidarlarını var etmek istiyorlar. Bunu dağıtamazsak asla kendi sorunumuzu çözemeyeceğiz. Öncelikle bu toplumsal yapıyı kesinlikle demokratik ilişkilerden yana yeniden düzenlemek lazım. Devletle toplumu kendi doğasında var olan çoğulculuğu çok kültürlülüğü dilliliği yeniden organize etmek zorundadır. Bu kadar kültürün olduğu bir yerde ben başkanım diye tek başına yöneteceği bir yapıyı geçtik artıktı. Bizim demokratik özerklik dediğimiz yeni bir modele geçmemiz lazım. İzmir'in büyük bir kısmı Aziz Kocaoğlu'na oyunu verdi ama İzmir'i Kocaoğlu ve ekibi yönetemiyor. AKP Ankara'dan yönetiyor. İzmir'de hükümet istediği düzenlemeyi yapabiliyor. İzmirlilere bu anlayıştan memnunlar mı? Biri partiye oy veriyorsunuz yüksek de oy alsanız merkezi hükümet sizi tek başına yönetebiliyor. Bu cendereden çıkış olmayacak mı? Rahatlamak için İzmir'de istediğimiz gibi yaşamak için ille Türkiye'nin yüzde 50'sinin oyunu mu almamız lazım. O günlere ulaşmayana kadar izmir tehdit altında mı yaşayacak. Hayır bizim dönemimizde yetki burada olacak. Başbakan Cumhurbaşkanı İzmir'le ilgili istediği kararı alamayacak. Nereye yol restoran yapılacaksa ne satacak ne içecekse bu başbakanın işi değildir. Yerel parlamentonun işidir. Yani halk kimi seçmişse o karar verecek. İzmir meclisi de yerel hassasiyetleri dikkate alıp harekete edecek. Kürt yaşıyorsa kürdün temsilcisi olması lazım. kadınlarını temsilcilisi olması lazım.

    İzmirli karar alırken hep birlikte karar almalı ki İzmir halkının içi rahat olsun. Bu demokratik özerkliktir işte. Seçilirsem ilk yapacağımız cunta anayasasını kaldırmak olacak. Bu merkezi cunta olacak. Bizim çizgimiz ortak payda haline getirdik. İki adayın asla savunmaya değil, düşünmeye cesaret edemeyeceği ilkelerdir" dedi.

    TRT Genel Müdürü'ne tepki gösterdi

    AKP'nin ilk başlarda seçim için rahat olduklarını ama sonradan paniğe kapıldıklarını ve anket üzerine anket yaptıklarını de söyleyen Selahattin Demirtaş, Çankaya'nın yollarının artık daha zorlu olduğunu ifade etti. Konuşmasında TRT genel Müdürü İbrahim Şahin'in yaptığı yazılı açıklamaya da sert tepki gösteren Demirtaş, "TRT'de en az şans verilen kişi bendim. TRT genel müdürü beni eleştirmiş 'yaptığımız canlı yayını da keseriz' demişi. 11 Temmuz'dan bu yana '224 dakika seni canlı verdik' demiş 'daha ne istiyorsun demiş' Tayyip Erdoğan'ı kaç saat canlı verdiğini yazmamış. Tayip Erdoğan'ı kaça dakika çıkardığını açıklamasını istiyoruz. Benden 10 saat fazla olabilir hiç itirazım olmayacak beni yayınladığının toplam saatten 50 katı daha fazla vermemişse senden özür dileyeceğim. TRT Şeş ve Avaz dahil olmak üzere. TRT'nin bütün kanallarından Recep Tayyip Erdoğan propagandası yapıyor. Ben buradan açık söylüyorum cumhurbaşkanı seçilirsem yetkimde değil ama ilk iş, bununla ilgili hakkında soruşturma açtıracağım. Halkın parasını adaletsiz kullandığın için üç aday arasında ayrım yaptığın için, TRT kanunu sana bu yetkiyi vermiyor. Bundan sonra yayın yapmayacaksan hiç sana karşı, patronuna karşı boyun büktüğümüzü gördün mü? Tayyip Erdoğan sizi teslim almış olabilir, ödünüz kopuyor da olabilir. Yapmıyorsan yapma ama bunun da hesabını sana sormayan kendi adıma namerttir. Beyefendi beni tehdit edecek eleştirilerimizi susturacak, yayını kesecek benim vergilerimle bana şantaj yapacak. Bakın bu devlet anlaşışını değiştirmemiz lazım. Bana neden oy verilmesi gerektiğinin somut göstergesidir. Bu tarihi fırsatı kaçırmayalım" dedi.

    Selahattin Demirtaş, yarın Uludere'deki törene katılacağını söyledikten sonra konuşmasını Kürtçe tamamladı.

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow