kültür sanat

Beyoğlu ve çevresinde görülmesi gereken sergiler

  1. Kültür Sanat
  2. Diğer

Beyoğlu ve çevresinde görülmesi gereken sergiler

Beyoğlu denildiğinde akla gelen birkaç şeyden biri elbette ki sanat. Bu kadim semt, bilhassa son zamanlarda “yalnız” bırakılsa da çevresindeki sanat etkinlikleri tüm yoğunluğu ile var olmaya ve katılımcılarını beklemeye devam ediyor. Havanın erken kararmaya başladığı şu soğuk günlerde uzun mesafeler katetmeden bir sanat galerisinden diğerine kolaylıkla geçebileceğiniz bir gezinti, yapabileceğiniz en güzel etkinliklerden biri olabilir. İşte Aralık ayında Beyoğlu ve çevresinde görülmeyi bekleyen ilgi çekici sergiler:



Pera Müzesi - Balkanlardan Gelen Soğuk Hava

Pera Müzesi, 10 Kasım 2016 - 07 Mayıs 2017 tarihleri arasında Ali Akay ve Alenka Gregorič küratörlüğünde gerçekleşen Balkanlardan Gelen Soğuk Hava sergisinde, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan çağdaş sanatçıları ağırlıyor.

Sergi, “Balkanlar” olarak bilinen bölge ülkelerinden farklı kuşaklardan sanatçı ve sanatçı gruplarına odaklanıyor ve bölgenin kaçınılmaz olarak akla gelen siyasi çağrışımları göz önünde bulundurulmaksızın bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Bu tema aynı zamanda hava durumu haberlerinde kışın gelişine işaret eden “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” söylemine gönderme yapıyor.

Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu söylemden yola çıkan sergi, kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel ortam hakkındaki tepkilerini belirten Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fishkin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralarda oluşturulan çarpıcı eserlerin seçiminde, farklı nesillerden Balkan sanatçıların yeni bir diyalog oluşturması ve izleyiciye alternatif bir bakış açısının sunulması hedefleniyor.

Pera Müzesi - Félix Ziem: Işık Denizinde bir Gezgin

Pera Müzesi 10 Kasım 2016 - 29 Ocak 2017 tarihleri arasında 19. yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyor. Ziem Müzesi ve Martigues Belediyesi iş birliğiyle gerçekleşecek serginin küratörlüğünü Lucienne Del’Furia ve Frédéric Hitzel üstleniyor.

Sergi, öncelikli olarak 19. yüzyıl resmine damgasını vurmuş bir sanatçı olan ve çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle bilinen Ziem’i, tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Ziem’in sergideki yağlıboyalarında kullandığı canlı renkler ve hızlı, dinamik fırça tekniğiyle sürekli değişen ışığın titreşen etkilerini yakalama çabası izleniyor. Sanatçının neden izlenimciliğin gelişini önceden haber veren, önizlenimci bir ressam olarak kabul edildiği ve Monet gibi resim sanatında bir devrimi temsil eden ressamlarla üslupsal ilişkileri gözler önüne seriliyor. Tasarım süreçlerini görünür kılan desenleriyse, Kırım Savaşı döneminde İstanbul’da bulunan 19. yüzyılın bu gezgin ressamının zihnine bir pencere açıyor adeta. Bizi onun gözünden bu kenti yeniden keşfetmeye teşvik ediyor. Resim sanatına tutkun olan herkes ve yaşadığı dönemden bugüne kadar koleksiyonerler tarafından ilgiyle takip edilen, kendinden sonra gelen sanatçı kuşaklarını derinden etkileyen, daha yaşarken eserleri Louvre Müzesi’ne kabul edilen ilk sanatçı olan romantik manzara resminin bu tanınmış ismini, Ziem’i bugünün sanatseverleriyle buluşturmak amaçlanıyor.

Arter - Nil Yarter: Kayıt Dışı

Arter, 14 Ekim 2016 -15 Ocak 2017 tarihleri arasında Nil Yalter'in Türkiye'de bugüne kadar gerçekleşen en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Eda Berkmen'in yaptığı "Kayıt Dışı" başlıklı sergi, Yalter'in yapıtlarındaki ana tema ve motiflere genel bir bakış niteliği taşıyor. Yalter'in resim, fotoğraf, yazı, kolaj, performans, video gibi farklı mecraları bir araya getiren yerleştirmelerinin birçoğu Türkiye'de ilk kez sergileniyor. Sanatçı, eserlerinde kayıt dışı kalmış kişi, duygu ve bilgilere geniş yer veriyor; bireyin toplumsal normlar ve kontrol mekanizmaları karşısında geliştirdiği var olma stratejilerini araştırıyor.

Nil Yalter, işçiler, kadınlar ve göçmenler başta olmak üzere tarih anlatılarından dışlanmış bireylerin varoluş mücadelelerini işlerinin odağına alır. Etnografi, edebiyat, sosyoloji, bilim, sözlü tarih ve kültürel gelenekler başta olmak üzere birçok disiplinden yararlanarak ürettiği bu eserlerle sanatçı, beden, mekân ve bilginin güç odakları tarafından kontrol edilmesine başkaldırır.

ANAMED - Çeperde: İstanbul Kara Suları

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi, 19 Ekim’de başlayan ve 2 Ocak’a kadar sürecek “Çeperde: İstanbul Kara Suları” sergisine ev sahipliği yapıyor. “ÇEPERDE, İstanbul Kara Surları”, 5. yüzyılda inşa edilmiş ve kente karakterini veren en önemli anıtlardan biri olarak kabul edilen İstanbul Kara Surları’nı konu ediyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Theodosios Surları olarak da adlandırılan surlar ile yakın çevresinin incelendiği sergide, 1600 yıllık tarihi boyunca kentin izlerini taşıyan çok katmanlı kültürel peyzaj gözler önüne seriliyor. Sergide, surların kentin su sistemi ve yeşil alanlarıyla ilişkisine, surlarla bütünleşmiş ruhani ve dinsel hafızaya, surlar çevresinde yaşamış insanların hikayelerine ve surları ziyaret etmiş kentlilerle gezginlerin anılarına yer veriliyor.

“ÇEPERDE, İstanbul Kara Surları” sergisi, Kara Surları’nı ve surların günlük hayattaki yansımalarını tartışmaya açmayı hedefliyor. Sergi için özel olarak hazırlanan 1/500 ölçekli, 13 m uzunluğundaki maketle, ziyaretçilere İstanbul’u çevreleyen kara surlarının ölçeğini, konumunu ve çevresiyle olan ilişkisini gözlemleme fırsatı sunuluyor.

Sergi kapsamında, günümüzde surlar ve çevresinde hala izi olan olay ve durumlardan konum bilgisi tespit edilenler maket ve harita üzerinde işaretlenmiş olarak anlatılıyor. Seyyahların anı defterlerinden, anıtlar üzerine hazırlanmış bilimsel raporlara, tarihi fotoğraflardan, edebi eserlerde yer alan surlarla ilgili metinlere pek çok kaynaktan surların anıtsal ve sosyal değeri aktarılıyor. Sergi, 1453’ten beri savaşlara sahne olmamış bir savunma yapısının kent yaşamı içindeki varoluşunu incelerken, verilerin doğrusunu aramaktan çok, anıların, bakış açılarının ve temsillerin çoğulluğunu gösteriyor.

İstanbul Modern - İnsanı İnsan Çekermiş

İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu’ndan derlenen “İnsan İnsanı Çekermiş”, Türkiyeli 80 fotoğrafçının, 80 yıllık bir süreçte çektiği Türkiye fotoğraflarından oluşuyor. Sergi, fotoğrafçıların kendilerine özgü bakış açılarıyla, izlenimcilikten anlatımcılığa, belgeselden sanata, Anadolu fonundan stüdyonun gelişmiş olanaklarıyla üretilen çağdaş portrelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. "İnsan İnsanı Çekermiş", içinde insanın yer aldığı fotoğrafların yarattığı genel hissiyatın bir özetini izleyicilerine sunuyor. Sergi 11 Aralık tarihine kadar İstanbul Modern’de görülebilir.

Art On İstanbul - Ozan Türkkan: Fractum Regnum

Art On İstanbul, 3 Aralık - 30 Aralık 2016 tarihleri arasında, çalışmalarını Paris ve İstanbul’da yürüten yeni medya sanatçısı Ozan Türkkan’ın “Fractum Regnum” adlı sergisiyle sezona devam ediyor.

Deneysel medya ve dijital sanatlar üzerine yoğunlaşan Ozan Türkkan, yeni holografik ve sanal gerçeklik enstalasyonlarının yanı sıra algı ile oynadığı ışık frekansına dayalı bir su enstalasyonu ve yine fraktal geometri araştırmalarının ürünü jeneratif seriden video ve 3D Lenticular baskı işlerini paylaşıyor. Eser, mekân ve izleyici ilişkisinin farklı bir boyut kazandığı bu sergide, sanatçı izleyiciyi soyut dünyaya taşırken kendi biricik haline döndürmeyi hedefliyor ve deneyimleme halinin önemini vurguluyor. “Fractum Regnum" fikri, sanatçının uzun süredir yürüttüğü kutsal geometri, fraktal geometri, doğanın kendini yenileyebilme kabiliyetiyle fraktal yapısı ve bunun insan bilincine yansımaları üzerine gerçekleştirdiği araştırmalarının ürünü olarak ortaya çıkıyor.

Galeri Nev - Gökçen Dilek Acay: Gelecekteki İlkel

Galeri Nev İstanbul, Gökçen Dilek Acay’ın ilk kişisel sergisine 11 Kasım - 30 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. “Gelecekteki İlkel” başlıklı sergisinde Acay, kapsamlı araştırmalarında odaklandığı, insan türünün ve gücün evrimi konularını, farklı mecralarda ürettiği eserlerinde bir araya getiriyor. Saç, sabun, tığ işleme ve mekanik heykel gibi tekniklerle üreten sanatçı, organik ve inorganiğin, hareketli ve cansız objelerin iç içe geçtiği bir dünya yaratıyor. Seyirciyi bu dünyada insan varoluşunun başlangıcı, geçmişi ve olası geleceği üzerinde düşünmeye davet ediyor.

Acay, eserlerini bir sanat objesi olarak sınırlamak yerine, onları günümüze taşınmış arkeoloji veya doğa müzesi parçaları olarak sunuyor. Homo sapienstürünün ortaya çıkış tarihinden etkilenen sanatçı, otorite, itaat, hiyerarşi ve kontrol mekanizmaları konularını inceliyor.

Pg Art Gallery - Poz

Pg Art Gallery 15 Kasım - 15 Aralık tarihleri arasında Merih Akoğul’un küratörlüğünü üstlendiği; Ozan Bilgiseren, Emine Ceylan, Murat Dikmen, Abdullah Hekimhan, Işıl Arısoy Kaya, Derya Kılıç, Mehmet Ömür, Ahmet Sel, Muammer Yanmaz ve Hakan Yaşar’ın çalışmalarının yer aldığı ‘Poz’ adlı fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor.

“Poz ya da fotoğraf makinesinin karşısında durma eylemi, bakan (model) ile bakılan (fotoğrafçı) arasında saniyeler süren sessiz iletişimin adıdır. Karar anı sanılanın aksine yalnızca hareketin olduğu yerde değil, hareketsiz bir biçimde duran ya da uzayan sürecin içinden koparılan o seçkin parçada kendini daha fazla belli eder. Tüm iyi fotoğrafların oynadığı alan da tam burasıdır.”

Alan İstanbul - Ali Gel: Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt

Her masalın bir kahramanı vardır. Bir de bu kahramanı var eden düşmanı… ‘Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt’taysa, kırmızı başlıklı kız masumiyeti, kurtsa türlü dalavere çevirerek masumiyetin yok olmasına neden olan metaforu simgeler.

“Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt” - “Little Red Riding Hood and the Wolf’’ sergisinde Ali Gel canlı renklerin hakim olduğu büyük boyutlu peyzajlarıyla arar kişinin varoluşundaki masumiyeti. Anlatımı masalsı, renkleri olabildiğince canlıdır. Yarattığı masalsı ormanlarda tüm dokular neredeyse birbirine geçmiştir. Etkili tuşelerin renklendirdiği ormanlarla bütünleşen, ihtişamlı ağaçların kapladığı koca bir evrenle karşılaşırsınız sanatçının eserlerinde. Bu canlı ve masalsı ortamın içinde bazen devrilmiş bir ağaçtır izleyicileri bekleyen bazense karanlık bir kuytu. Tam da bu yüzden Ali Gel’in resimlerinde detaylarda gizlidir varoluş. Birbirini var eden zıtlıklardır çünkü. Hiçbir şey tek başına masum, saf ya da temiz değildir.

Sergi, 31 Aralık tarihine kadar görülebilir.

Studio X - Özlem

10 / 10
Beyoğlu ve çevresinde görülmesi gereken sergiler
İstanbul’a özgü umutlar, hayaller, hakikatler. Kamusal alanda ve özel hayatta hangi şekillerde ortaya çıkıyor?

“Özlem” sergisi iki ayrı enstelasyondan oluşuyor:
Alman radyo ve televizyon gazetecisi Gunnar Köhne’nin 26 video röportajı ve İsviçreli fotoğrafçı Robert Huber’in 12 fotoğrafı. Köhne ve Huber’in, Türkiye’de uzun yıllar boyunca kayıt ettikleri sosyal, kültürel ve mekansal kimlikler, dışarıdan içeriye bakanın perspektifini ortaya koyarak bizlere bu olguları kavramak için yeni bir olanak sunuyor.
{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS