CNN Türk

Metinler

Papandreu Birand'a konuştu... - 14 Mayıs 2010

MEHMET ALİ BİRAND: SAYIN BAŞBAKAN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. BİLİYORUM ÇOK YOĞUNSUNUZ. AMA YİNE DE BİZE VAKİT AYIRDINIZ, SAĞOLUN

SİZ BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN ZİYARETİNE NASIL BİR ÖNEM ATFEDİYORSUNUZ? BU RUTİN BİR ZİYARET Mİ, YOKSA BİR DÖNÜM NOKTASI MI? BİR TANIMLAMA KULLANACAK OLSANIZ, NASIL BİR İFADE KULLANIRSINIZ?

 

YORGO PAPANDREU: Öncelikle size teşekkür etmek istiyorum. Sizle pek çok kez röportaj vesilesi ile görüştük. Yine sizle burada olmak ve sizin aracılığınızla türk halkına dostluk mesajı göndermek benim için memnuniyet verici. Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkileri geliştirmek için dışişleri bakanı olarak da çalıştım uzun süre, ,muhalefette de yer aldım. Dışişleri bakanı olduğum dönemin üzerinden 10 yıl geçti. İlişkiler değişti, politikalar değişti. Bir kere Türkiye Avrupa Birliğine üye adayı oldu. Aslında depremden de önce başlayan bir diplomasi süreci vardı. deprem de bu diplomasinin parçası oldu. Sayın İsmail Cem ile çok tartışmalı olmayan ama iki tarafın da karşılıklı olarak kabul ettiği konular üzerinde çalışmak gibi bir politikamız vardı. Bu dönemin üzerinden 10 yıl geçti. Başbakan Erdoğan'ı da davet ettiğimide kendisine aynı şeyi söyledim. Bu geçen 10 yılı değerlendirelim. 10 yıl içinde ne kadar yol katettik bunu görelim, dürüst ve açık olalım dedim. İlişkilerde olumlu yönleri de gözdten geçirelim ama geride bıraktığımız ama ilerleme sağlamaması gereken konulara da bakalım dedim . Çünkü ancak bu şekilde yeni bir ilişkide sağlam temeller kurulabilir. Evet Başbakan Erdoğan'ın bu ziyaretinin bir kilometre taşı olmasını umuyorum. Hem 10 yıl içinde kazandığımız deneyime dayanan hem de ilişkileri daha da ileriye götürme amacı taşıyan bir ziyaret olmasını bekliyorum.

 

MAB: SİZ, BAŞBAKAN ERDOĞAN'I DAVET ETTİĞİNİZ ÜLKENİZDE ELEŞTİRİLDİNİZ. TÜRKİYE'DE DE BAZI ELEŞTİRİLER VARDI. BAŞBAKAN ERDOĞAN'A,  "NEDEN ORAYA GİDİYORSUNUZ?" ELEŞTİRİLERİ YÖNELTİLDİ. AMA ZİYARET YAPILIYOR. SİZ BUNU BİR DOSTLUK JESTİ OLARAK MI GÖRÜYORSUNUZ? BAŞBAKAN 7 BAKANLA GELİYOR, BEN DAHA ÖNCE BÖYLE BİR ZİYARET HATIRLAMIYORUM.

YP: Bu Türk hükümetinin yaptığı bir iyi niyet gösterisi. Çok sayıda bakanın geliyor olması bizim de taktir ettiğimiz bir jest. Biz de buna karşılık veriyoruz. Her bir alanda ikili toplantılar yakın temaslar olacak. Sadece ekonomi ya da dışişleri değil çevre, tarım, ulaşım, iletişim ve enerji gibi pek çok önemli alanda görüşmeler olacak. Dolayısıyla bence bu da iki tarafın daha dinamik bir şekilde ilişkileri ileriye taşıma konusunda sahip olduğu iradenin bir göstergesi. Küreselleşen ekonomi de iki ülkenin işbirliği içinde çalışmasını gerektiriyor. Büyüme, ekonomik işbirliği ya da çevre sorunlarının çözümünde birlikte çalışabiliriz. Akdeniz örneğin bizim için çok önemli. Bu alanda da birlikte çalışabiliriz.

 

MAB: BEN DE TAM OLARAK BUNU SORACAKTIM. SİZ BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN ZİYARETİNDEN SOMUT OLARAK NE BEKLİYORSUNUZ? HERHANGİ BİR KONUDA SOMUT BİR SONUÇ BEKLENTİNİZ VAR MI?

YP: Somut sonuçlar olacak. İlerleme sağladıımız bazı alanlarda anlaşmalar imzalanacak. İşbirliği yapılabilecek Dört ana başlık var. Birincisi ikili ilişkiler. Çözmemiz gereken bazı zorlu sorunlar da var. İkincisi ise Güneydoğu avrupa, akdeniz, Karadeniz ve Ortadoğu gibi bölgelerde bölgesel işbirliği. Üçüncüsü ise Avrupa Birliği bağlamında yapılacak işbirliği. Türkiye aday üye. Yunanistan üye. Bu alanda yakın ilişkiler var. İkili ilişkilere de yardımcı olacak önemli bir süreç bu. Türkiye ve Yunanistanın işbirliği yapabileceği bir başka alan de çevre.

 

MAB: ANA KONULARA GELELİM, EGE'YLE BAŞLAYALIM. BU ÖNEMLİ BİR KONU. TÜRK VE YUNAN HAVA KUVVETLERİ ARASINDA,, HAVA SAHASI İHLALLERİNE, İT DALAŞLARINA SON VEREBİLECEĞİMİZE İNANIYOR MUSUNUZ? SOMUT BİR SONUÇ ALARAK, EGE SEMALARINDAKİ KAVGAYI SONA ERDİREBİLECEK MİYİZ?

YP: uluslararası hukuk, her iki tarafın haklarına ve de toprak bütünlüğü ilkesine dayanan barışcıl bir ilişki istedik. Hep amacımız bu oldu. Ege kıta sahanlığı konusunda önerimiz, Lahey'deki uluslararası mahkemeye gitmek. Türkiye ile zemin yoklama görüşmelerine başladık. İk tarafta da bu irade var. Çözüme varmayı umuyorum.

 

MAB: BU KONUDA HERHANGİ BİR GELİŞME VAR MI?

YP: ilk toplantı yapıldı. olumlu bir havada geçti. Yıllar önce başlayan ama zaman zaman tıkanan bi süreçte uzlaşıya varacağımıza inanmak istiyorum. Egedeki adalara sık sık giderim. Özellikle de Türkiye'ye yakın olanlara. Türkiye ve Türklerle ilişkiler konusunda adalılarla da konuşurum. Evet barış istiyoruz saygı bekliyoruz diyorlar. Ama daha fazla türk gelsin daha fazla turist gelsin istiyorlar. Bizim derdimiz günübirlik adalara gelinmesini mümkün kılacak bir vize rejimi diyorlar. Başbakan Erdoğan ile görüşeceğimiz konulardan biri de bu. Biz Şengen bölgesindeyiz. Bu da meseleyi biraz zorlaştırıyor. Ama ben bu konuda inisiyatif alarak Avrupa birliğindeki mevkidaşlarımı ikna etmeye çalışacağım. avrupalı muhataplarımıza daha fazla turiste ihtiyacımız olduğunu, işlemlerin basitleştirilmesi gerektiğini anlatacağım. günübirlik ziyaretlerde vizesiz giriş için onları ikna edebileceğime inanıyorum. Bu ikili ekonomik ilişkilerde de yakın işbirliğini beraberinde getirir. Bu nedenle sürekli geçmişteki sorunlara takılıp kalmaktansa bunların ötesine geçip geleceğe bakmak ve çıkarlara odaklanmak lazım.

 

MAB: YANİ, MESELA ÖNÜMÜZDEKİ YAZ DÖNEMİNDE, EGE ADALARINA GÜNLÜK ZİYARETLERDE,, VİZESİZ GİRİŞ İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİNİZİ SÖYLÜYORSUNUZ. ÖYLE Mİ? BU ZİYARETİN SOMUT SONUÇLARINDAN BİRİ Mİ OLACAK?

Pilot bazda bu bir kere yazın yapılmıştı. ama hükümetler değişti devamı sağlanamadı. Ama Avrupa Birliğine gelenlerin turist olduğu herhangi bir yazadışı göç durumu olmadığı konusunda teminat vermek de durumundayız. Bu konuda acvupa birliğini ikna edersek sanırım adalara günübirlik seyahatlerde işlemleri daha da kolaylaştırıp basitleştirebiliriz.Bu hem türk hem de yunan turizmine katkı sağlar.

 

MAB: EVET ASLINDA SON DERECE BASİT.   YUNAN ADALARI TÜRK TURİSTLER GELSİN İSTİYOR, TÜRK TURİSTLER DE ADALARA GİTMEK İSTİYOR. HATTA BEN BİLE... ÖĞLE YEMEĞİ İÇİN YATIMLA, LAROS'A, RODOS'A, SİMİ'YE GİTMEK İSTİYORUM MESELA. SİZ GÜNLÜK VEYA BİRKAÇ GÜNLÜK GEZİLERLE İLGİLİ ÇALIŞIYORSUNUZ, HERŞEY DE ORGANİZE OLSUN İSTİYORSUNUZ Kİ AVRUPA BİRLİĞİ İLE SORUN ÇIKMASIN...

YP: Önce süreç organize edilir. Her şey sıkı bir şekilde denetlenir. Günübirlik seyahatlerle başlanır ve nasılgidiyor bakılır. Ama dediğim gibi ŞENGEN bölgesindeki diğer ülkeleri de ikna etmek gerek.

 

MAB: EGE UÇUŞLARI KONUSUNA DÖNERSEK, O KONUDA BİR ANLAŞMAYA VARMAK YÖNÜNDE BİR KARAR VAR MI? TÜRKİYE'NİN UÇUŞLARI BİLDİRMESİ GİBİ BİR ÖNERİ MESELA... BU ZİYARETTEN BÖYLE SOMUT BİRŞEY BEKLEYEBİLİR MİYİZ?

YP: Beklentileri artırmak istemem tabi. Ama tabii ki bunlar görüşülen yıllardır da üzerinde fikir teattisinde bulunduğumuz konular. uluslararası hukuka saygı gösterirsek sorunun çok basit bir çözümü olduğunu düşünüyorum. iki ülke arasında ilişkileri iyileştirecek ve gerilimi azaltacak bir şekilde çözüm mümkün.

 

MAB: BU ENTERESAN. ÇÜNKÜ LAHEY FORMÜLÜ DAHA ÖNCE DE TARTIŞILMIŞTI. AMA ŞİMDİ TÜRKİYE İLE BERABER LAHEY'E GİTMEYE HAZIR OLDUĞUNUZU GÖRÜYORUM.

YP: Eskiden beri benim ve içinde yer aldığım hükümetlerin pozisyonu böyle olmuştur. Bu konu görüşmelerde de gündeme gelecek.

 

MAB: PEKİ SİZ EGE ÜZERİNDEKİ UÇUŞLARIN DURDURULMASI YA DA PROFİLİNİN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ?

YP: kesinlikle. Burada asıl mesele uluslararası kuralların olduğunu unutmamak ve kurallara saygı göstermek. Uçuş bölgelerini belirleyen kurallar bunlar. bunlar gözetildiğinde sorunun büyük bir kısmı çözülür.

 

MAB: BUNU TÜRK TARAFINDAN TALEP ETMEYE HAZIR MISINIZ?

YP: Zaten bunu bir süredir istiyoruz. Bu bir siyasi irade meselesi. Çözülmesini umuyorum tabii. Ama bugünyarın hemen sonuç alırız diyerek  beklentileri yükseltmek istemem. Konuya başka açıdan bakıp süreci ileriye taşımanın iki tarafa da yarar sağlayacağını görebileceğimiz koşulları yaratmayı umuyorum.

 

MAB: TÜRKİYE VE YUNANİSTAN'IN SAVUNMA BÜTÇELERİ AZALTMASI KONUSUNDA EN AZINDAN GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASINA DAİR BİR KARAR BEKLEYEBİLİR MİYİZ?

YP: Bu ayrı bir konu. Çok da önemli. Ben yıllar önce 2004 yılında Pasok lideri olduğum zaman bu konudan barış temettüsü diye söz etmiştim. Benim ilk konuşmam da Türkiye sınırında bir yerde yapmıştı. Seçilirsem bu yönde ilerleyeceğim demiştim. İlişkilerde hedef bu gitmemiz gereken yön bu. Barışçıl bir ilişki kurmak. Ama bunun için bir çerçeve oluşturmak yıllardır ilişkileri geren sorunlara çözüm bulmamız lazım. Evet bu yönde ilerlememiz lazım. insanların kendini güvende hissetmesini sağlayacak gerekli adımları da atmak lazım. Son 10 yılda dostum ismail cem ile birlikte götürdüğümüz sürecin en olumlu yönlerinden biri de iki ülke arasındaki korkuları biraz kırmak ve pozitif yönleri öne çıkarmak oldu. Kendisi ile bir konuşmamda şöyle demiştim. Yunanistanda bir korku var. Tabii ki ordumuz savunma güçlerimiz var. Adalardaki halkta bir endişe var. Kıbrısın daha sonra da küçük bir yunan adasının işgal edildiğini gördük diyorlar. Bu nedenle güçlü bir savunmaya ihtiyacımız olduğu hissi var. İsmail cem de şöyle dedi: Korkuyorlar diyorsunuz. Ben de türk askeri ile konuşuyorum. Onlar da Türkiye'nin ortodoks ülkelerce etrafının çevrili olmasından endişeli. Yunanistan, Ermenistan ve günelde Kıbrıs. Bence bütün bunlar mit. Bu mitlerin ötesine geçip ortak yönleri görmek lazım. Birlikte çalışmanın işbirliği yapmakta daha fazla çıkar olduğunu anlamak gerek. Bu korkuyu aşmak ötesine geçmek lazım. Bunun bize yatırım alanında da getirisi olur. ekonomik olarak da yarar sağlar.

 

MAB:SİZ TÜRKİYE BAŞBAKANLARI TARİHİNE TANIKLIK ETTİNİZ. DEMİREL'İ, ECEVİT'İ, TANSU ÇİLLER'İ, ÖZAL'İ GÖRDÜNÜZ, BAŞBAKAN YA DA DIŞİŞLERİ BAKANI OLARAK ONLARLA ÇALIŞTINIZ. ŞİMDİ BAŞBAKAN ERDOĞAN'I NEREYE KOYUYORSUNUZ? KENDİSİNDEN ÖNCEKİLERİN VEREMEDİĞİNİ, BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN VEREBİLECEĞİNİ SİZE DÜŞÜNDÜRTEN NEDİR?

 YP: Babamın gösterdiği çabaları biliyorum. O dönem sizin de bildiğiniz gibi türkiye ve yunanistan arasında yine kıta sahanlığı konusunda gerilim vardı. Ege denizinin dibinde yapılan bir araştırmaya dair anlaşmazlık.. Ama aylar sonra bir süreci başlatabildiler. Ne yazık ki hem Yunanistan hem de Türkiyedeki siyasi nedenlerden dolayı bu yakın ilişki kişisel dostluk devam edemedi. Başbakan Erdoğanda ise ilişkileri ileri taşımak için gerçek bir arzu görüyorum. Türk - Yunan ilişkileri geçmişte nasıldıya bakmaktan çok nasıl olabilir nasıl olmalı boyutu ile ilgileniyor. Türk - Yunan ilişkileri hakkında yaratılmış korku dolu hikayeleri, sırtında bir yük gibi taşımıyor. Bu yönde gösterdiği gerçek çabaların önemli olduğunu düşünüyorum. Pek çok dış politika alanında cesur adımlar attı. İlişkileri ileriye taşıyalım derken de tarafların göstermesi gereken cesaret de işte böyle bir cesaret.

 

MAB: TÜRKİYE İÇ POLİTİKASINA GİRDİĞİMİZE GÖRE, TÜRKİYE'NİN TARTIŞTIĞI KONUYU DA AÇALIM. BİR DAHAKİ TÜRKİYE ZİYARETİNİZDE, ESKİ DOSTUNUZ DENİZ BAYKAL'I GÖREMEYEBİLİRSİNİZ. TÜRKİYE'DE OLANI BİTENİ DUYDUĞUNUZDA TEPKİNİZ NE OLDU?

YP: Türk siyaseti meselelerine girmek pek bana düşmez. Deniz Baykal türk siyasetinde çok saygın bir isim çok da güçlü bir ses oldu. Sadece Dışişleri bakanı olduğum dönemde değil son zamanlarda da Sosyalist enternasyonalin başkanı olduğum için de sürekli irtibat halindeydik, işbirliği içindeydik. Her zaman Türk-Yunan ilişkileri ya da Türkiye'nin avrupa birliği ülkeleri ile ilişkilerine dair tartışmalarımız görüşmelerimiz oldu.

 

MAB: SİZCE BAYKAL'IN SAHNEDEN ÇEKİLİYOR OLMASI TÜRKİYE'DEKİ SOSYAL DEMOKRATİK HAREKETİ NASIL ETKİLEYECEK? ÇEKİLİŞİNİ BU ANLAMDA NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

YP: Kişisel olarak bir yargıda bulunmak istemem. Sosyal demokratlar ailesi olarak bizler dünyanın karşı karşıya kaldığı krizlere alternatif çözümler arıyoruz. Sadece tek bir krizden söz etmiyorum. Örneğin ekonomik kriz var. Wall Street çöktü ve içinden bir tanrı yarattığımız piyasalar da göçtü. Piyasalardan bir tanrı yaratmanı yanlış olduğunu gördük. Piyasalar da devlet de hükümet de halk için çalışmalı. Benim inancım bu yönde. Bir de küresel yönetişim ihtiyacını gördük. Yunanistandaki kriz de aslında sadece bir yunan krizi değil. Korkular ve spekülasyonlar derken Piyasalar de tepki verdi. Bu alanda daha fazla şeffaflık lazım regülasyon gerek. Ama bir yandan da çevre ve küresel ısınma gibi başka yönetişim alanlarına da bakmamız gerekiyor. İşte bu alanlarda sosyal demokratların söyleyecek çok sözü var. Yıllardır sadece mevcut egemen güçlerle meseleler çözülmez diye söylüyoruz. Bizler siyasetçiler olarak dünyanın gittiği yönle ilgili kendi sorumluluğumuzu üzerimize almalıyız.

 

MAB:ŞİMDİ YUNANİSTAN BAŞBAKANI İLE KIBRISSIZ RÖPORTAJ TABİİ Kİ OLMAZ. YUNANİSTAN ÇÖZÜM ARAYIŞI SÜRECİNDE ÇOK AKTİF ROL ALMADI. ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE YUNANİSTAN'IN DAHA FAZLA MÜDAHİL OLACAĞINI SÖYLEYEBİLİR MİSİNİZ? MESELA, DÖRTLÜ BİR KONFERANS OLABİLİR Mİ YUNANİSTAN, TÜRKİYE, KIBRISLI RUMLAR VE KIBRISLI TÜRKLER ARASINDA? BÖYLE BİR YAKLAŞIM MASADA MI?

YP: Dörtlü konferans meselesi daha önce de çok tartışıldı. Başbakan Erdoğan ile de konuştuk. Burada çok net bir sorun var. Türkiye Kıbrıs cumhuriyetini tanımıyor. sözde kuzey kıbrıs türk cumhuriyetini de dünyadaki diğer ülkelerce tanınmıyor. Bu yüzden de işler zorlaşıyor. ama bu çözüme yardımcı olamayacağımız anlamına gelmiyor. Ama Yunanistanın kıbrıs tecrübesine dayanarak baktıığmda şu nokta çok açık. Kıbrısı kendi ayakları üzerine bırakmamız lazım. 1974'te yapılan bir hataydı. O zaman diktatörlük vardı junta vardı. Yunan halkının bir iradesi değildi. Makaryos devrildi. kıbrıslı türklerle ilişkileri bırakın yunanistan ve kıbrıslı rumlar arasındaki ilişkiler için bile olumsuz bir gelişme oldu. Daha sonra da türk ordusunun işgali vardı. Biz bir karar aldık. Kıbrıslıların dünyasına saygı göstermemiz gerek. Eğer bu türk tarafının da tutumu ise Kıbrıslı türkler ve rumlar kendi kararlarını kendileri versinler. Ne yapmak istediklerini onlar belirlesin. Ordulara işgale darbelere gerek yok. Sadece saygı duymak lazım. Benim de vermek isetdiğimi en önemli mesaj sanırım bu. iki kültürün birleşimini iki tarafın işbirliğini Kıbrıs olarak görelim. Kıbrıs'ı biz yapmayalım.

 

MAB: SON OLARAK, SİZİN YAŞADIĞINIZ EKONOMİK KRİZ, AVRUPA BİRLİĞİ'NİN DE ZAAFLARINI ORTAYA ÇIKARDI. AVRUPA KRİZE AĞIR, HANTAL BİR TEPKİ VERDİ. SİZE SORUM ŞU:  ANKARA'NIN ULUSLARARASI OYUNCU, ARABULUCU OLMASI GİBİ AÇILARDAN BAKILDIĞINDA, AVRUPA BÜROKRASİSİNİN KISITLAMALARININ DIŞINDA KALMASI, TÜRKİYE İÇİN DAHA MI HAYIRLI OLUYOR? NE DERSİNİZ?

YP: Türkiye'nin her zaman AB SÜRECİNİ DESTEKLEDİM. Bu önkoşullar Türkiye'nin aleyhine değil. türkiyenin lehine. Bunlar türkiye için olumlu gelişmeler. Benim için Kıbrısta işgalin olmaması, yıllardır başımızda olan sorunların çözülmesi ya da Türkiyedeki ekümenik patriğe saygı duyulması  bu gibi adımlar türkiyenin konumunu ve statüsünü düşürmez yükseltir. Daha da iyi bir ortam yaratır. avrupa da değişen bir kurum. Karşı karşıya kaldığı krizde biraz yavaş hareket etmiş olsa da aslında masaya imf ile birlikte çok büyük bir para koyarak güçlü bir şekilde tepki verdi. avrupa merkez bankasının piyasalara müdahalesi oldu. Bütün bunlar avrupanın gücünün ve birlikte çalıştığımız zaman da neler yapılabileceğinin bir göstergesi oldu. Bu yüzden Türkiyenin avrupa birliği ile hem mevcut ortaklığını geliştirmesi hem de gelecekte bu yönde ilerlemeli.

 

MAB: BU KRİZDE SORUMLULUĞUN ÇOĞU KİMDE SİZCE? SİYASETÇİLERDE Mİ, HALKTA MI, ULUSLARARASI TOPLUMDA MU, SPEKÜLATÖRLERDE Mİ.... KİMDE?

YP: Bunun birkaç boyutu var. önce biz kendi evimize çekidüzen vermeliyiz.

 

MAB: PEKİ BU KOLAY OLACAK MI? KEMER SIKMAYA BİZ ALIŞKINIZ AMA YUNAN HAKLI PEK ALIŞKIN DEĞİL.

YP: Evet siz benzer krizler daha önce yaşamıştınız. Nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuz. Ama Yunan halkı kararlı. Yunanistan krizden daha güçlü bir ülke olarak çıkacak. Bu krizi sadece sen değil yunan halkı da daha önce yapmadığımız değişiklilkleri yapmak için bir fırsat olarak görüyor. Yalnızca ekonomik olarak değil siyasi sistemde de.. Örneğin yolsuzluk rüşvet mesela ortak bir sözcük... Bu alanlarda bazı şeyleri değiştirmeye ve ekonomişi eski rekabetçi gücüne kavuşturmaya kararlıyız. dünyadaki bu kriz piyasalarda büyük bir korku yarattı. ve bir de spekülasyonlar vardı. Dolayısıyla bunların bir kombinasyonu rol oynadı. Önlemler aldık. ama öyle bir panik havası vardı ki.. herkes korku içinde oraya buraya koşuşturuyordu. aldığmız önlemlerle durumu biraz sakinleştirdik ama sonra spekülatörler yeniden ortaya çıkıp korku salmak için gürültü koparınca yeni bir kargaşa ortamı oluştu. avrupa birliği de işte bu aşamada devreye girdi. Durun biz yunanistana istediğini vermeye hazırız dedi. Biz de kararlıyız. gerekli değişiklikleri yapacağız.

 

MAB: BUNDAN EMİNSİNİZ YANİ...

 YP: Evet eminiz. kararlıyız.. yunan halkı da kararlı.

 

 MAB: İNŞALLAH SAYIN BAŞBAKAN, UMARIM BAŞARILI OLURSUNUZ. TEŞEKKÜR EDERİM.

 YP: Ben teşekkür ederim.

Reklam

Reklam