Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım - 08 Mayıs 2009
YİĞİT BULUT: Denizcilik konusunu tartışacağız. Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Ankara stüdyomuzda. Hoş geldiniz diyelim ve ilk sorumuzu soralım. Sayın bakanım sizin döneminizde daha doğrusu 2003’ten sonraki süreçte Türkiye’de gerçekten benim de zaman zaman içinde bulunduğum basın mensupları tarafından ağır eleştirilen bazı noktalar oldu. Örneğin maalesef kazalar oldu, tren kazaları oldu ama bir gerçek var.
Şimdi yiğidin hakkını yiğide teslim etmek lazım derler. Türkiye 1950’lerden sonra hatta Menderes döneminden sonra ne demir yollarına çivi çakabildi ne de Türk vatandaşları denize çıkabildi. Şimdi gerçeği söylemek gerekirse bunun arkasında uluslararası petrol şirketleri vardı, uluslararası otomotiv şirketleri vardı. Yani Türkiye’de karayolları gelişsin, herkes araba kullansın, benzin tüketsin, arkasında bu vardı. Ama bunu gerçekten kırdınız şimdi çok net olarak ifade etmek gerekiyor. İlk defa Türkiye’de hızlı tren işlemeye başladı. İlk defa Türkiye’de demir yollarında atak yapılmaya başlandı. İlk defa Türk halkı denize çıktı. Buradan deniz otobüsüne binip Bandırma’ya, İzmir’e kadar gidebilen vatandaşlarımızı görüyoruz. Türkiye etrafının üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu fark etmeye başladı. Şu anda geldiğimiz nokta ise, bugün tartıştığımız nokta bunun belki de en üst sınırı. Gerçekten çok önemli bir nokta. Bugüne kadar Türk devleti Türk vatandaşına şunu diyordu: Kardeşim sen denizci bir millet değilsin, denize çıkmayacaksın. Ama bu yeni getirdiğiniz düzenlemeyle Türkiye’nin İtalya’yı, Yunanistan’ı, Akdeniz ülkelerini yakalama ve geçme şansı ortaya çıktı. Diyecekler ki yatla ne ilgisi var bunun? Çok önemli. Bugünlerde 1 metrelik sandala bile ciddi anlamda vergiler uygulayan Türk devleti şimdi vatandaşlarına diyor ki gel denizler senin. Ben daha fazla konuşmayacağım. Sözü size bırakıyorum.
BİNALİ YILDIRIM: Evet. Teşekkür ediyorum Yiğit Bey öncelikle iyi yayınlar diliyorum.
Y.B. : Sağ olun.
B.Y. : Hafta içersinde Çarşamba günü parlamentoda kabul edilen yasa esasında Türkiye’de denizciliğimizin gelişmesine kapı açacak önemli bir yasadır. Bir anlamda amatör denizciliğimizi tam anlamıyla geliştirecek bir yasayı kabul ettik. Bu Türkiye’nin yıllardır kanayan yarasıydı. Hepimizin gördüğü küçücük teknelerin affedersin kıçında kocaman bir başka ülkenin bayrağı boğaz boyunca bütün sahillerimiz boyunca orada bağlı görüyor. Buna hiçbirimiz, vatandaşlarımız bir mana veremiyorlardı. Bu tekneler buraya nereden geldi? Nasıl geldi? Bu bayraklar kimin? İşte bunun cevabı bu yasada. Bu neden oluyordu? Şunun için: vatandaşlarımız bir tekne yaptırıyor veya dışarıdan satın alıyor. Tekne deyince kafamızda yat şekilleniyor. Böyle bir şey yok. Bir tekne bir otomobilin bazen beşte bir fiyatına da alabiliyorsunuz. O yüzden de amatör denizcilik gelişmiyordu. Neden? Üzerinde bolca vergiler var. ÖTV var, KDV var, motorlu taşıtlar vergisi var. bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman 2 senede, 3 senede teknenin bedelini geçiyor. İnsanlar canından beziyor. Ya denizi terk ediyor ya da bayrağı terk ediyor. Bayrağı nasıl terk ediyor? Bir başka ülkede internet üzerinden bir kayıt yaptırıyor. Ufak bir kayıt harcı veriyor. Veya posta kutusu şirketi kuruyor. O şekilde o ülkenin bayrağını çekerek aslında tekne o ülkeden de gelmiyor. Vatandaşımız bayrak çektiği ülkeye de gitmiyor. Oturduğu yerden Türkiye’nin bayrağını çekmeyen, Türkiye’de harcamayan, Türkiye’ye 1 kuruş vergi vermeyen bir vaziyete düşüyor. Buna nerden bakarsanız bakın, hem vatandaşımız için bir ayıp hem de ülkemiz için bir ayıptı. Bu ayıbı ortadan kaldırdık. Parlamentomuz kabul ettiği yasayla bundan sonra bu tekneler artık Türkiye’de kolayca sicile kaydedilebilecek ve Türk bayrağı çekecekler. 8400 kilometrelik sahilimizde rahatlıkla bunlar seyredebilecek.
Y.B. : Sayın bakanım şimdi hep dolaşınca marinalarda şunu görürüz işte Amerika, Malta bu tip bayraklar kullanılır ve yıllık sizin de söylemiş olduğunuz gibi bunlara 600 dolarla 2500 dolar arası insanlar yıllık harç yatırırlar. Nereye? Amerika’ya. 60 bin tane yabancı bayraklı Türk teknesi var şu an da 2500 dolar yatırdığımızı düşünseniz ki bunun bazı tekneler için fiyatı daha da yüksek. Dolayısıyla ciddi bir para yurt dışına gidiyordu. Şimdi muhalefet sizi şu açıdan eleştirmiş görüşmeler sırasında ben tutanaklara da baktım. Diyorlar ki bu vergileri siz peşkeş çekiyorsunuz. Siz de diyorsunuz ki alınamayan verginin peşkeşi mi olur diyorsunuz. Biraz da bu konuya gelelim. Zaten alınamayan bir vergi vardı ortada öyle değil mi?
B.Y. : Efendim zaten siz en güzel şekilde ifade ettiniz. 60 bin tane tekne ülkemize sanki ziyaret yapmış, gelmiş, gidecekmiş gibi bir konumda hiçbir şekilde yaktığı yakıttan vergi ödemiyor, kullandığı kumanyadan vergi ödemiyor, aldığı malzeme, gıdadan vergi ödemiyor ve bütün sahillerimizi, rıhtımlarımızı da kullanıyor. Böyle bir şey, böyle bir mantık olur mu? Almadığınız bir gelirden bir vergiden peşkeş çekme olur mu? Yaptığımız iş bu düzenlemeyle vatandaşımıza diyoruz ki kardeşim gidip Malta’da yahut başka bir ülkede Panama’da kayıt yaptırma, gel buraya Türk bayrağını çek, küçük de bir harç ver, ruhsat harcı olsun bitsin. Bakın getirdiğimiz düzenlemeyle 6 metreden 9 metreye kadar 200 lira para alıyoruz. İkincisi 9 metre 12 metreye kadar 400 lira, 21 metreyle 20 metre arası 800 lira, 20-30 metre arası 1600 lira, 30 metreden büyük 3200 lira. Bu parayı alıyor, başka da bir şey almıyor. 6 metreye kadar olan teknelere de Yiğit Bey para falan yok. Vatandaş bir kayık mı aldı? Direkt getirecek bunu sicile kaydettirecek. Eskiden bu sicile kaydettirme işi de yoktu yasada. Böylece sahibi belli olmayan bir sürü tekne vardı ortalıkta. Bir kaza bela oluyor, bir kaçakçılık oluyor, bir istenmeyen olay oluyor, teknenin sahibi belli değil, ortada dolaşan güzel bir araç. Şimdi bunu da ortadan kaldırdık. 18 grostonun altındaki bütün tekneler için özel bir kütük oluşturduk. Bu kütükte bütün bunların kaydını da yapacağız. Bunun için para da gerekmiyor. Hopa’dan İskenderun’a kadar bütün 180 tane limanlarımızda, 70 liman başkanlığımızda bu işlemler yapılabilecek rahatlıkla. Böylece vatandaşımızı amatör denizciliğe alıştırmayı hedefliyoruz. Bu yasanın en önemli konularından bir tanesi de budur. Geçtiğimiz yıllar içersinde siz de değindiniz, yani denizci ülkeyiz. Deniz kıyılarımızın uzunluğunun 8400 km olduğunu hep söyleriz. Kara hudutlarımızın 2700 km, denizlerimizin daha çok olduğunu söyleriz ama denizcilikle ilgili maalesef vatandaşımızı denizci yapamadık. Yapamamamızın sebebi de işte bu ve buna benzer ufak tefek düzenlemelerin gecikmiş olmasıdır. Ama geç de olsa bu düzenlemeyi bugün yaptık. Denizci millet, denizci ülke olma idealine bir adım daha yaklaşmış olduk.
Y.B. : Gerçekten Türkiye için büyük bir yaraydı. Diyecekler ki neden bu kadar önemli? Gerçekten altını çizerek bir kere daha söylemek istiyorum. Yunanistan Türkiye’den kat ve kat bu konuda gelişmiş çünkü uzun yıllardır vatandaşını teşvik etmiş Yunanistan deniz filosu bizden daha büyük, daha kapasiteli. Dolayısıyla bizim Yunanistan’ı önümüzdeki yıllarda kat ve kat geçmemiz gerekiyor. Deniz yollarını kullanmamız gerekiyor, kara yollarını değil. Deniz yolları Türkiye açısından çok önemli ve vatandaşların nasıl ki cebinizde bir ehliyet varsa bir de amatör kaptan ehliyeti, gemi adamı ehliyeti gibi diğer belgeleri de her vatandaşın standart olarak Türkiye’de alması gerekiyor. Çünkü bu ayrı bir kültür. Ve gerçekten Türkiye ekonomisi için büyük bir önem taşıyor. Bugün Türk malı yatlar, İtalyan ve İngiliz yatlardan daha fazla rağbet görmeye başladı. İsim söylemek istemiyorum marka ismi ama Türkiye’de birkaç tersane var ki gittiğiniz zaman artık İngiltere’de İngiliz yatlarından daha büyük itibar görüyor. Bu çok önemli. Bu demek orta vadede milyar dolarlık Türkiye’ye milyar euroluk para gelmesi anlamına geliyor. bu da çok önemli. Bir soru daha sormak istiyorum detaya geçmeden kanunla ilgili. Bir de çevremizdeki komşular örneğin Ruslar gelip Türkiye’de Türk bayrağı teçhil ettirebilir mi? Çünkü gerçekten orada da çok büyük potansiyel var. Türkiye’nin marinacılığın gelişmesi, Türkiye’de tekne satılması açısından Türk vatandaşı olmayanları nasıl düzenlediniz?
B.Y. : Bu da önemli bir soru. Bunu cevaplamadan önce şunu söyleyeyim. Türkiye bugün dünyada yat imalatında dünya üçüncüsüdür. Dünyanın üçüncü büyük yat imalatçısı Türkiye’dir. Dünyanın en büyük yatını da Türkiye’de yapmıştır. Malta Şahini diye adlandırılan bir yattır. 110 milyon euroya geçtiğimiz yıl yapıldı, sahibine teslim edildi. Şimdi burada hiçbir sınırlama yok Yiğit Bey. İster Türk vatandaşı olsun, ister Rus vatandaşı olsun, ister Amerikan, ister Alman kim olursa ister Arabistan gelip teknesini Türk siciline kaydettirebilir, Türk bayrağı çekebilir ve az önce ifade ettiğim harçları ödemek suretiyle de tekne burada yaz-kış kalabilir, konaklama yapabilir, gezinti yapabilir, hiçbir sınırlamamız yok. Bunu böyle ifade ettikten sonra Türkiye’de amatör denizciliği geliştirmek için çok ciddi düzenlemeler yaptık. Bunun sonucu da 2002’ye kadar 42 bin amatör denizci ehliyeti vermişken 2002’den bu tarafa verdiğimiz ehliyet sayısı 60 bindir. Amacımız insanımızı denizci yapmak. İlla profesyonel denizci olmak gerekmiyor. Herkes bir şekilde hobi olarak veya ticaret amacıyla denizle meşgul olması lazım. Denizler insanlığın ortak mirasıdır. Bizim için çok büyük kaynağımızdır. Sadece turizm değil, sadece balıkçılık değil, sadece taşımacılık değil denizler insanlığa hayat veren en önemli kaynaklarımızdır. O yüzden de insanımızın, vatandaşımızın denize sırtını dönmesini istemiyoruz. Yüzünü denize dönmesini istiyoruz. Bunun için de son 6 yılda çok önemli düzenlemeler yaptık. Eğer bilmiyorum vaktimiz varsa kısa kısa bunlara değinmek isterim.
Y.B. : Tabi kısa kısa bahsedelim sonra kanun detayına geçelim.
B.Y. : Biliyorsunuz denizciliğimizin bilhassa kabotaj hatlarında denizciğimizin gelişmesinin önündeki en önemli engel yakıtın pahalı olmasıydı. ÖTV çok yüksekti. Dolayısıyla denizcilik gelişmiyordu. ÖTV’yi biz kaldırdık. 2004’ten itibaren sektöre yaptığımız destek miktarı 1 milyar 300 milyon TL. Yani 1 katrilyon 300 trilyondu. Bunun sonucu ne oldu diye bakarsak rakamlarla bunu vermemiz mümkün. Kabotaj hattındaki taşımacılık 151 buçuk milyona, araçta 8 milyon 840 bine çıkmış. Bu ne demektir? Denizden daha fazla araç taşıyoruz. Karayollarındaki trafiği azaltıyoruz. Bir başka gelişme de kabotaj hatlarımızda yani İzmir limanıyla Mersin limanı arasında denizden taşıma hemen hemen yoktu. Bu ÖTV’yi kaldırınca denize yük taşıması kaydı ve 40 milyon ton geçen yıl itibarıyla denizden taşıma gerçekleştirdik. Bu da yollardaki ağır yüklü araçların daha fazla yolları işgal etmesi anlamına geliyor. 2002 yılına kıyaslama yaparsak yolcuda % 52 ve araçta %115 denizden taşınan yükte %36 artmış. Limanlarımızda transit yüklere baktığımızda Yiğit Bey ithalat ihracat 2002’ye göre %65 artış gerçekleşmiş ve 315 milyon tona çıkmış. Hele hele turizmin en önemli alanlarından biri kruvaziyer turizm adeta ülkemizde bitmişti. Artık o beyaz büyük turist gemileri Türkiye’ye uğrak yapmak hale gelmişti. Aldığımız tedbirlerle şu anda 2008’de 1621 adet gemi geldi. 11 limanımıza geldi. Buradan da 1 milyon 605 bin 399 yabancı turist ülkemizin çeşitli yerlerini ziyaret etti. Bu da %383 artışa karşılık geliyor. bütün bunlar nasıl oldu? Denizcilikte denizciliği bilen, denizcilik müsteşarlığında personel yoktu. Denizci kadroları güçlendirdik. Şu anda %5 olan denizci kökenli personel oranını %25’e çıkardık. Bu sayede gemilerimiz yabancı limanlarda tutuluyordu. Ülkemiz kara listeye alınmıştı. Kara liste bayrağındaydık. Bundan çıkmayı başardık, gri listeye geldik. Önümüzdeki yıl beyaz listeye geçiyoruz. Hem Türkiye’de denizlerden daha fazla yararlanmasını sağladık hem de yurtdışında Türk denizciliğinin itibarı arttı. Yine bu geçtiğimiz 6 yılda en önemli gelişmelerden bir tanesi gemi inşa sanayinde olmuştur. O da şudur: Türkiye gemi inşaatında dünyada 23. sırada iken 5. sıraya yükselmiştir. Tersane sayımız 37’den 105’e çıkmıştır. İnşa edilenlerle birlikte 2011’de bu sayı 160’a çıkacaktır. Böylesine müthiş bir ilerleme kaydetmiş oluyoruz. Daha bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Y.B. : Bu arada birçok soru geldi tabi konu çok önemli olduğu için. Diyor ki sevgili seyircilerimizin çoğu bugüne kadar niye beklediniz diyor? Ama bu gerçekten zor bir düzenlemeydi ki düzenleme yapılırken zaten yine birçok engellemeyle karşılaştınız bunları tartışacağız. Örneğin Mersin Kumkuyu’da çok bir liman yapıldı 4-5 yıldır liman yapıldı ama kapısı kilitli niye bizi içeri almıyorsunuz diyen sevgili seyircilerimiz var. Birçok soru var bunları da soracağım size ama kısa bir reklam arası vermek durumundayız.
Y.B. : Sayın bakanım izin verirseniz Hürriyet gazetesinden Timuçin Tüzecan da özellikle denizcilik sektörüyle ilgili yazdığı yazılarla tanıdığımız Tüzecan da soru sormak istiyor. Soruları birleştirelim. Kanunun detayları var. Şu anda yeni ithalat yapan ne yapacak? Elde Türk bayrağı olmayan ama yabancı bayraklı teknesi olan ne yapacak? Bunlar detaylandırıldı. Bir kanun var, bir bakanlar kurulu düzenlemesi var. Hemen Timuçin Tüzecan'ın sorularını da alalım. Sözü tekrar size bırakalım.
TİMUÇİN TÜZECAN: Çok teşekkürler Yiğit Bey, S. bakan günaydın size de, merhabalar. Ben Yiğit'in ulaştırma sektörüne son yıllarda sağladığınız olağanüstü destek nedeniyle baştaki övgü dolu sözlerine katılıyorum. Geçen yıl bu bizim hürriyet treni münasebetiyle yakından tanık olduğum olağanüstü gelişmeler var. Bu hepimizi mutlu etmeli, memnun etmeli. Deniz konusu da benim ilgi alanıma giriyor. Bu kanunu da başından beri ben takip ediyorum. Mehmet Bey ile de görüşmüştüm daha ilk tasarı halindeyken. Hep şu soruya cevap aradım bulamadım. Burada bu kütüğe yazılma karşılığında harç ödeniyor. 3200 lira maksimum fakat bu benim anladığım kadarıyla ucu açık bir vergi yani yarın bürokrasi ve bakanlar kurulu bunu ciddi bir şekilde artırabilir. Türkiye'de bunun örneklerini çok gördük. Ucu açık bir yetki verildi mi o ucu açıklık sonuna kadar kullanılıyor. Burada da böyle bir tehlike var mı? Yani bir kere kazları kümese sokalım ondan sonra tüylerini güzel güzel yolarız yaklaşımı var mı gazeteci deyimiyle sorayım size?
B.Y. : Ben hemen söyleyeyim böyle bir yaklaşım yok. Burada amaç bu tekneleri Türk bayrağı çekmesini sağlamak hem böylece ülkemizin bayrağının itibarını gözetmek hem de tekne sahiplerini bu eziyetten kurtarmak. Yabancı bayrak çeken vatandaşımız herhalde bundan çok mutlu olmuyor. Bir zorunluluktan, mecburiyetten çektiğini de biliyoruz. Bu ayıptan Türkiye'yi kurtarmak istiyoruz. Harçlarda herhangi bir artış söz konusu değil.ancak şu olabilir tabi güncelleme oluyor yeniden değerlendirme her yıl başında maliyenin bütün harçlarda yaptığı gibi onun dışında bir şey olmaz. Bu işin bir tarafı. İkinci tarafı da bir tekneyi edinirken ister ithal suretiyle yapın isterse yurtiçinde yapın. Ödediğiniz bazı vergiler var. KDV var, ÖTV var, MTV var bunları da ayrıca düzenleyeceğiz bakanlar kuruluyla. Biz bunu başlangıçta kanunda düzenlemek istemiştik. Geçmişe yönelik mevcut yabancı bayrak çeken tekneleri de kapsasın diye ama bu mümkün olmadı. Bakanlar kurulunda bunu düzenlemek suretiyle buradaki oranları da düşüreceğiz. Böylece mevcut yabancı bayrak çeken tekneleri de Türk bayrağına geçireceğiz. Hedefimiz bu. Ondan sonra bir kez geçtikten sonra artık bu harçlardan başka hiçbir şey ödenmeyecek.
Y.B. : Sayın bakanım konuyu toparlayalım. Şu anda yeni tekne alan birisi hiçbir vergi ödemeyecek. Yurtdışına gitti bir tekne aldı veya yurtiçinden bir tekne aldı ÖTV, KDV, MTV yok. Sadece harç yatıracak, tescil yapacak.
B.Y. : Şu anda var Yiğit Bey. Şu anda KDV de var, 30 Haziran'dan sonra mevcut kanuna göre bir tekne eğer almışsa gelip sadece kayır, ruhsat harcı yatırmak suretiyle Türk bayrağı çekecek. Ama dediğim gibi satın alma sırasında ödenen gümrük vergisi, KDV diğerleri şu anda geçerli. Bunlarda da bakanlar kurulu kararıyla bir düzenleme yapacağız. İki safahatı var açıklık getirelim: 1, tekneyi edinme, sahiplenme. Tekneyi alırken şu anda vergiler var üzerinde. Bu vergileri bakanlar kurulu kararıyla yeniden düzenleyeceğiz, düşüreceğiz bu 1. 2.si ise tekneye sahip oldunuz, hangi bayrağı çekeceksiniz? Türk bayrağı mı çekeceksiniz? Yabancı bayrak mı çekeceksiniz? Hangisi cazip olursa onu çekeceksiniz. Şu anda yaptığımız düzenlemeyle Türk bayrağı çekmeyi cazip hale getirdik. Onun için sadece bu tekne boylarına göre sabit harçları yatırmak suretiyle bir sefere mahsus teknenize bayrak çekebileceksiniz.
Y.B. : Bu düzenleme konusunu burada kapatalım izin verirseniz. Gerçekten çok önemli bir düzenleme devrim. Bakanlar kurulu kararının da tamamlayıcı kısmını bekliyor vatandaşlarımız.
B.Y. : 30 hazirana kadar gerekli yönetmelikler çıkacak. Bakanlar kurulu kararını da çıkaracağız. Ve böylece 1 temmuz kabotaj bayramında bu kanun tam anlamıyla yürürlüğe girmiş olacak.
Y.B. : 1 temmuz 2009'dan sonra Türkiye denize inecek.
B.Y. : Türkiye'de sadece amatör denizciliği geliştirmek, sadece gemi inşaatını, yat imalatını geliştirmek, denizciliğimizin güvenliğini artırmak yetmiyor. Boğazlarımıza gemi trafik sistemi kurduk. Artık boğazlarımızdan bir yıl içerisinde geçen 56 bin gemi adım adım izleniyor. Bunların 10 bin tanesi petrol tankeri, yüzer birer bomba. Bütün bunları yetişmiş ekibimizle 24 saat 7 gün izliyoruz. Böylece boğazlarda, Marmara'da, Çanakkale'de geçiş güvenliğini tam anlamıyla sağladık. Yıllardan beri bu konuda üzerimize gelen Karadeniz'in kuzeyindeki ülkelerin itirazlarını ortadan kaldırdık. Şimdi aynı sitemi VTS sistemini Nemrut körfezine, İzmit körfezine, Mersin'e, İskenderun'a kuruyoruz. Böylece artık bütün sahillerimizde, limanlarımızda güvenliği en üst düzeye çıkarmış oluyoruz. Bir şey daha yaptık; otomatik tanımlama sistemi. Şimdi Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'de her gün seyir halinde 1200 tane gemi yüzer aracı Ankara'daki merkezimizden gerçek zamanlı olarak takip edebiliyoruz. Herhangi bir kaçakçılık olayı var mı? Herhangi bir kaza var mı? Herhangi bir yardım talebi var mı? Bunları anında değerlendirip gerekli müdahaleyi ve yönlendirmeyi yapıyoruz.
Y.B : Sanayi üretimi gerilemeye devam ediyor. Sayın bakan Ankara stüdyosunda Sayın Bin Ali Yıldırım'a dönüyorum. Sayın bakanım klibi de izlediniz Genel kurmay Başkanı geleceğiz yine denizcilikle, ulaştırmayla ilgili konulara ama bu dün akşam oldu yani dün akşam 32.günde olduğu için yine bu size gelecek ve sizde bu sabah buradasınız tesadüf eseri dolayısıyla ben size sormak istiyorum genel kurmay başkanı diyor ki :' görevdeyken beni dinlediler. 'Bu telefon dinlemeleri ile ilgili ulaştırma bakanı olarak ne düşünüyorsunuz?
B.Y : Telefon dinlemeleri maalesef insanımızın,toplumumuzun artık korkulu rüyası haline geldi ve bir paranoyaya dönüştü. Bunun bir şekilde bu algılamanın değiştirilmesi lazım. Telefon dinlemenin yasaları belli.Telefonların nasıl dinleneceği yasalarla Türk Ceza Kanunu'na göre Jandarma Yetki ve Selahiyet Kanunu'na göre polis yetki ve selahiyet ve milli istihbarat teşkilatı kanunlarında dinlemenin hangi hallerde ve hangi usullerle yapılacağı gayet açık ve net olarak ortada. Nerelerde dinleme olacak; 1. organize suçları önlemeye yönelik faaliyetleri önlemek için dinleme yapılabilir. 2. ülkenin iç ve dış güvenliği ile ilgili konularda istihbarat toplamak amacı ile dinleme ve ya sinyal izleme yapılabilir. 3.de işlenmiş bir suçun yine yargı kararı ile delil elde etmeye yönelik bir dinleme yapılabilir. Şimdi bütün bunlar ortada iken neden bu iddialar var, neden bu endişeler var, neden bu korkular var? Bunları hakikaten cevaplamak ve ortaya çıkarmak gerekiyor Niye insanlar endişe ediyor? Telefonla konuşmaktan, dinlenmekten niye şüphe ediyor? Bu haklı soruları ortadan kaldırmanın yolu bir kere dinlemeler bu yasal çerçeve dışında ki dinlemeler tamamen suçtur ve önemli ölçüde de cezaları vardır. 1 yıldan 3 yıla hatta 5 yıla varan suçları vardır bu bir. 2. ise bunlar hiçbir şekilde delil olarak kullanılamazlar. Ve dinleme sonucu eğer bir şekilde o dinlemede elde edilen bir delil yoksa bir bilgi yoksa bunların derhal iptal edilmesi ve dinlenene de bilgi verilmesi gerekir. Şimdi ilginç bir çelişki var; ' telefonum dinlendi ' diyen insanlar var ama şikayet etmiyor. Neden etmiyor.
Y.B : Nereye şikayet etmemiz gerekiyor?
B.Y : Onu zaten direk savcılıklara şikayet edeceğiz. Gidip diyeceğiz ki; ' benim telefonum yasal olmayan yollardan dinlendi' gibi gidip şikayet etmemiz lazım. Telefon dinlenmesinden şikayet ediyoruz ama hakkımızı da aramıyoruz, ondan da şikayet ediyoruz. Buradaki çelişkinin ortadan kalkması lazım.. Genel Kurmay Başkanımız eğer böyle bir endişe yaşıyor ise onun gereğini yapması gerekirdi diye düşünüyorum. Şimdi telefonlarda dinleme olayı var izleme olayı var. İkisi birbirine karıştırılıyor. Bir tanesi sinyal izleme yani telefon trafiği kimler arasında olmuş. İçeriye girmeden kim kimi aramış ve böylece organize bir suç var mı ve varsa bunu ortaya çıkarmak, burada dinleme yok. Veya hakikaten dinleme talebi var. Bütün bu talepler eskiden dinleme yapmaya yetkili kuruluşlar tarafından bağımsız olarak yapılıyordu. Jandarma ayrı yapıyordu, polis ayrı yapıyordu, istihbarat teşkilatı ayrı yapıyordu. Bir telekomünikasyon iletişim başkanlığı kuruldu. Bütün bu dinleme talepleri ve ya sinyal izleme talepleri buraya yönlendiriliyor ve burada o kuruluşların temsilcileri var, başında da bir savcı var. Bunlar gelen taleplerin yasaya uygun olup olmadığını kontrol ediyorlar. Eğer uygunsa bu izlemeyi yapabilirsin diye izin veriyorlar. Ya da yapamazsın diye reddediyor ve aynı mahkemeye iade ediyor. Bu taleplerin uygun görülmediğine dair binlerce vaka var.
Y.B :Peki Paksüt olayında anayasa mahkemesinin iznini gerektiğini söyleyen hukukçular var. Eğer kurul bu şekilde çalışıyorsa Paksüt olayında o kurulun anayasa mahkemesinin onayını istemesi gerekmez miydi dinlemeden önce?
B.Y : Oradaki işin mahiyetini bilmiyorum.Oradaki içerik nedir, iki farklı dinlenen kişi arasındaki bir konuşmaya takılma mıdır yoksa doğruda dinleme midir onları bilemiyoruz o çok detaylı bir konu. Zaten inceleme başlatıldı. Gerçekler ortaya çıkacak. Eğer bir yetki aşımı varsa, yasalara uymayan bir şey varsa gereği yapılacaktır. Bence böyle bir inceleme başlatılması bu olayla ilgili şüpheler de varsa birçok şeyi ortaya çıkaracaktır. O bakımdan isabetli bir şey diye düşünüyorum.
Y.B : Şimdi sayın bakanım bu konudaki en yetkili isim sizsiniz dolayısıyla sizin söylediğinizi vatandaşın bu konuda referans olarak kabul etmesi gerekiyor. Telefon operatörler devletin onayı olmadan vatandaşı dinleyebilirler mi? Genelkurmay başkanını ille de resmi kurumlar dinlemesi gerekmiyor belki illegal yollarla da başkanı dinlediler bu da olabilir. Böyle dinleme devletin yetkisi olmadan olabilir mi? İnsanlar diyorlar ki : ' AKP'ye muhalif olan herkesi dinliyorlar.' Şimdi siz ulaştırma bakanısınız gerçekten bu sizi çok rahatsız ediyordur. Ben de olsam bende rahatsız olurum ve ben sizin ne kadar objektif bir insan olduğunuzu biliyorum sayın başbakanı da çok rahatsız ediyordur. Cumhurbaşkanının da başlattığı bir araştırma var bu konu ile ilgili siz ne yapmayı düşünüyorsunuz yani insanları bu fikirden nasıl kurtaracağız?
B.Y : Bir kere şunu söyleyelim. Bu dinlemelerle ilgili konu, bizimle ilgisi ne? Bu telekomünikasyon iletişim başkanlığı bakanlığımla ilişkilendirilmiş bir kuruluş. Dolayısıyla az önce anlattım buradaki çalışma sistemi nasıl? Taleplerin, mahkeme taleplerini değerlendirip olur veriyor ya da reddediyor. Bu aslında bu konuda geçmişte yapılan keyfiliğe, kontrolsüzlüğe bir disiplin getirilmiş sistemdir. Bunu çok samimiyetle söylüyorum. Bu olmasaydı bu dinlemelerle ilgili endişeler, iddialar, mağduriyetler çok daha fazla olurdu bunu bir kere tespit edelim. İkincisi dinleme, yasal olmayan dinleme mümkündür. Nihayet işin başında birisi var. Diyelim ki siz bir santral memurusunuz. Bir telefon bağladınız. Dışarıdan gelen bir telefonu içeride birine bağladınız. Bağlarken şeytan sizi dürttü acaba ne konuşuyor diye paralel telefon diye bir şey var. Oradan dinleyebilirsiniz. Tabi yani bu mümkün. Teknolojik olarak bunun önüne geçmenin imkanı yok. Ama bu suçtur. Eskiden bu suç değildi. Biz bunu yasal düzenlemeyle suç haline getirdik. En önemli ayrıntı bu. Vatandaşımızın bunu bilmesi lazım. Hakkını araması lazım. Suçtur. Bu dinleme kayıtlarının da delil olarak hiçbir itibarı yoktur, kıymeti yoktur. Bunu bir kere tespit edelim. Bu çok önemli bir şey. Diğer bir konu da sorduğunuz şey şu: Bu dinleme işi ne AKP iktidarıyla başladı ne de bundan sonra da bitecek bir şey. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri bu var. Sadece Türkiye değil bütün dünya ülkelerinde var. Bir ülke kendi bağımsızlığını, güvenliğini, huzurunu, suçlarla mücadeleyi önlemek için mutlaka tedbirler alacaktır. Ama bu tedbirler bunun sınırlarına taşıp vatandaşın haberleşme hürriyetini, haberleşmenin gizliliğini, özel hayatı mahvedici bir boyuta taşarsa tehlike buradadır. Devletin görevi, hükümetin görevi bununla mücadele etmektir. O bakımdan bu algılamaya katılmamız mümkün değil, tamamıyla samimiyetle söylüyorum böyle bir şey ne başbakanın ne bir başkasının hiçbir şekilde yetkisinde değildir. Aynı endişeyi herkes taşıyor. Düşünebiliyor musunuz? Başbakan da taşıyor, genel kurmay başkanı da taşıyor, bakan da taşıyor, sade vatandaş da taşıyor. O halde buradaki sorunu bu algılamayı ortadan kaldıracak halkı bilinçlendirecek ve eğer bu nokta da hala bir boşluk varsa bunu da ortadan kaldıracak düzenlemeleri mutlaka yapmamız gerekiyor.Bunu da kabul etmemiz lazım eğer biz ne kadar söylersek söyleyelim vatandaş değil mi ki endişe duymaya devam ediyorsa böyle bir algılama devam ediyorsa o halde bazı şeyleri en baştan tekrar gözden geçirmek gerekiyor. Bu konuda zaten adalet bakanlığı bir çalışma içerisine girdi ve bu konu önümüzdeki günlerde tekrar gözden geçirilecektir. Dediğim gibi yasal olmayan her türlü işlem suçtur. Mutlaka burada elde edilen bilgilerin delil olma niteliği yoktur bu hususlarla karşılaşan vatandaşlarımızın da mutlaka hakkını araması lazım, buna da yasalarımız imkan vermektedir. Yani sürekli kendi kendimize sızlanıp şikayet etmektense hakkımızı arayacağız. Beğensek de beğenmesek de bütün konuların çözüm yeri yargıdır hepimizin tek dayanağı, gideceği yerde yargıdır. Yargıyı da eğer tartışılır hale getirirsek o zaman vay halimize demeli.
Y.B: Sayın bakanım çok açık konuştunuz, ben şunu anladım; siz diyorsunuz ki sayın genelkurmay başkanı, Orgenarel Yaşar Büyükanıt eğer sizi dinledilerse bunun makamı televizyonlar da beni dinlediler demek değildir, gidin savcılığa başvurun. Ben de ulaştırma bakanı olarak buradayım diyorsunuz, doğru mu anladım? Bu bütün vatandaşlar için geçerli
B.Y: Gayet tabi bizim bu konuda bir yetkimiz, yaptırımımız yok biz ulaştırma bakanlığı olarak haberleşmede alt yapı sağlıyoruz. Alt yapı iletişimi sağlamak bizim görevimiz. Ama bu iletişimi sağlarken bunu yanlış kullanın da demiyoruz bunu yanlış kullanmya da kimsenin hakkı yok. Bu insanlığın huzuru için güvenliği için vatandaşların birbiri ile doya doya konuşması için yapılmış bir alt yapıdır. Eğer bunu zararlı birşekilde kullanıp insanları mağdur etmeye yönelik kullananlar varsa buna ait düzenleme de yapılmıştır suç mekanizması getirlmiştir,delil olmama özelliği getirilmiştir. Vatandaşlarımızın bu konuda haklarına sahip çıkmalarını istiyoruz.
Y.B: Hep birlikte göreceğiz sayın vatandaşlar yargıya gidecek mi, sayın Yaşar Büyükanıt yargıya gidip yeni bir süreç başlatacak mı? Gerçekten bu sorulara açık cevap verdiniz çok teşekkür ederim. Demir Yolu'nda ve Deniz Yolu' da gerçekten devrim yaptınız, kazalar oldu çok eleştirildiniz ama Türkiye'nin demir yollarından vazgeçmemesi gerektiğini burada da defalarca tartıştık. Son düzenleme de denizlere gerçekten bir devrim getirdi. Ne söylemek istiyorsunuz?
B.Y: Denizcilikle başladık denizcilikle bitirelim. Denizcilikte biliyorsunuz artık bilgi toplumundayız. Bilgi toplumu demek vatandaşın devletle olan ilişkilerini artık devletin kapısına gitmeden hallediyor olabilmesi lazım. Denizcilik alanında da e denizcilik, e devlet uygulamalarını, e hizmet uygulamalarını önemli ölçüde geliştirdik. Artık gemi adayları sınavlarını online yapabiliyoruz. Bunlar sınava online olarak bilgisayardan girebiliyorlar. Denizciler harçlarını artık bilgisayar üzerinden, liman başkanlıklarına gitmeden yatırabiliyorlar. Yola elverişlik belgelerini yine gitmeden alabiliyorlar. Böylece hem denizcilerimizin hayatını kolaylaştırmış olduk hem de bilgi teknolojilerinin verdiği nimetlerden yaralanmıyoruz. Biliyorsunuz bilgi teknolojileri, haberleşme, internette bizim bakanlığımızda. Burada bir şeyi paylaşmak istiyorum. Türkiye en büyük 20 ülke içerisinde 13.lüğe yükseldi internet kullanımında. Bu çok önemli bir şey. Bu özellikle geniş bant internet erişiminde 13.lüğe yükseldi. Ve 3.nesil telefonların da devreye girmesi daha sonra Vaymaks dediğimiz altyapınında devreye girmesi ile birlikte Türkiye ilk 10 arasında yerini alacaktır, bilgi toplumuna doğru ülkemiz emin adımlarla ilerlemektedir.
Y.B: Sayın bakanım çok teşekkür ediyoruz.