'Lübnan' Ortadoğu'da değişimin adı

'Lübnan' Ortadoğu'da değişimin adı

Arap dünyasında ilk defa bir sivil toplum hareketi, hükümet istifasıyla sonuçlandı. Suriye yanlılarının desteklediği Lübnan hükümetinin, halkın protestosuyla devrilmesi, Ortadoğu'da 'havanın demokratikleşme adına iyileştiği'ni gösteriyor.

Eski Başbakan Refik Hariri'ye yönelik suikast suçlamalarını görüşmek üzere dün toplanan Lübnan hükümeti, başkent Beyrut'ta sayıları 25 bini bulan göstericilerin protestosuna daha fazla dayanamadı.
 
Suikastle ilgili sorumluluğu reddeden Suriye yanlısı Başbakan Ömer Kerame'nin muhalefete yaptığı diyalog çağrısı da karşısında 'Lübnan ordusu dışında ordu istemiyoruz', 'Suriye dışarı' şeklinde sloganları bulunca, hükümet istafa ettiğini açıkladı.
 
Başbakan Ömer Kerame, istifayı "hükümetin bu ülkenin iyiliğini isteyenlerin önünde engel olmasını istemiyorum. Başkanlığını yapmaktan onur duyduğum hükümetin istifasını ilan ediyorum" açıklamasıyla duyurdu.
 
Açıklamanın ardından hükümetin yasaklamasına rağmen gösteri yapan protestocular da gece boyunca 'demokratikleşmenin ilk adımı olan istifa kararı'nı Lübnan milli marşını okuyarak kutladı.
 
Suriye asker çekene kadar protesto
  
Göstericilerin bundan sonraki amacı ise protestolarını Suriye bölgeden askerlerini çekene kadar sürdürmek. Muhalefet liderlerinden İlyas Atallah, gösterilerin sürmesi çağrısı yaparken mhalif milletvekili Gattas Huri de hükümetin istifasını 'uzun bir mücadelede ilk adım olarak' niteledi ve ''bu, özgürlük, egemenlik ve bağımsızlık mücadelesidir'' dedi.
 
 
İLGİLİ YORUMLAR
Gazeteci-yazar Taha Akyol: "Demokratikleşme olduğu kesin, bu bölgede istikrar ve demokrasi isteyen herkesi memnun eder ancak bir mozaik olan Lübnan'da bir tarafta Suriye yanlıları ile Şiiler, öbür tarafta Sünni Müslümanlar, Dürzi ve Hristiyanların oluşturduğu bölgede bir cepheleşme ve çatışma meydana gelirse böyle bir kötü senaryo, Ortadoğu'daki demokratikleşme çabalarını çok ürküten fevkalade kötü bir örnek olur"
 
CNN TÜRK Diplomasi Danışmanı Yalım Eralp:
"ABD'ye çok sık kızıyoruz onu bunu tehdit ediyor diye. Gelin görün ABD tehdidi olmasaydı Suriye ne El Tikriti'yi teslim eder ne de Lübnan'da 1947'den beri duran askerlerini çekmeyi telaffuz ederdi. Bütün bu olaylar Hüsnü Mübarek'in de Mısır'da çok adaylı bir cumhurbaşkanlığı seçimine 'evet' demesi Ortadoğu'da değişim rüzgarlarının kuvvetli esmeye başladığını gösteriyor"
Beyrut, kutlamalara sahne olurken istifa kararı da hemen yankı buldu. Suriye, bunu 'Lübnan'ın iç işi' olarak değerlendir ve "Lübnan sorunları ele almak için anayasal araçlara sahip'' dedi.
 
ABD yönetimi ise istifa, 'Lübnan için bir fırsat' yorumunu yaptı. Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, ''bölgedeki durumu ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Kerame hükümetinin istifası, ülkedeki çeşitliliği gerçekten temsil edebilecek bir hükümet kurulması için fırsattır'' dedi. 

 
Yeni Lübnan hükümetinin özgür ve adil seçimler düzenlemekten sorumlu olacağını vurgulayan ABD, ''Suriye'nin BM Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararına tamamen uymasının zamanı geldi. Bu karar, Suriye silahlı güçleri ve istihbarat servisi üyelerinin ülkeyi terk etmesini öngörüyor. Bu, ülkede adil ve özgür seçimlerin düzenlenmesine yardımcı olacak'' dedi.  
 
'Demokrasinin kalesi'
 
Lübnan'da son birkaç gündür yaşananlar, ülkede ve Ortadoğu'da 'değişim' olarak yorumlanıyor ve beklentiler istikrar ve demokrasinin gerçekleşmesi yönünde.
 
Gazeteci-yazar Taha Akyol, Lübnan'daki sivil toplum hareketinin Mısırdaki 'kifaye' (artık yeter!) harekatı için esin kaynağı olabileceğini belirterek "öte yandan Lübnan'ın savaş geçmişi var. Suriye yanlıları ile sivillerin desteklediği hükümetin sivil halk hareketiyle devrilmesi bir çatışmaya yol açmaz. Lübnan Ortadoğu'da demokrasinin önemli bir kalesi haline gelebilir" diyor.
 
Yaşanan gelişmeler için 'demokratikleşme olduğu kesin' yorumu yapan Akyol, "bir tarafta Suriye yanlıları ile Şiiler, öbür tarafta Sünni Müslümanlar, Dürzi ve Hristiyanların oluşturduğu bölgede bir cepheleşme ve çatışma meydana gelirse böyle bir kötü senaryo, Ortadoğu'daki demokratikleşme çabalarını çok ürküten fevkalade kötü bir örnek olur" diyerek antidemokratik gerginliklere ihtimal vermiyor.

Havuç - sopa benzetmesi

CNN TÜRK Diplomasi Danışmanı Yalım Eralp ise diplomaside yer alan bir benzetmeden yola çıkarak, "havuç ve sopa unsurlarından biri teşvik pirimi öbürü cezalandırma. ABD'ye çok sık kızıyoruz onu bunu tehdit ediyor diye. Gelin görün ABD tehdidi olmasaydı Suriye ne El Tikriti'yi teslim eder ne de Lübnan'da 1947'den beri duran askerlerini çekmeyi telaffuz ederdi" dedi.
 
Eralp, değişimi de "bütün bu olaylar Hüsnü Mübarek'in de Mısır'da çok adaylı bir cumhurbaşkanlığı seçimine 'evet' demesi Ortadoğu'da değişim rüzgarlarının kuvvetli esmeye başladığını gösteriyor" sözleriyle ifade etti. 
 
Lübnan'a seçim desteği
 
Lübnan'da istikrar arayışları kısa bir süre önce başlamışken ABD'den destek de geldi. Ortadoğu toplantısı için Londra'da bulunan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, halkın demokrasi özlemini desteklediklerini belirterek hür ve adil seçimlerin yapılabilmesi için Lübnan'a yardımcı olmaya hazır olduklarını açıkladı.
 
Fransa Dışişleri Bakanı Michele Barnier de Londra'da yaptığı açıklamada Lübnan'daki tüm yabancı askerlerin çekilmesini istedi. 
 
Suriye - Lübnan tarihi
   
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra İngiltere ve Fransa öncülüğünde çizilen Suriye - Lübnan sınırı, her iki ülkedeki milliyetçiler tarafından hiçbir zaman benimsenmedi. Lübnan bağımsızlığını 1943'te, Suriye ise 1946'da elde etti. İki ülke de, 1948-1949'da İsrail ile savaştı ve çok sayıda Filistinli göçmeni kabul etti.
 
Lübnan, 1958'de Suriye'nin Mısır ile oluşturduğu birliğe katılmayı reddedince Kahire ve Şam'dan, Lübnan'ın müslümanların yaşadığı bölgelerinin Suriye'ye geri verilmesi yönünde milliyetçi propaganda arttı. Batı yanlısı Hristiyanlarla Arap milliyetçisi müslümanlar arasında gerilimin arttığı Lübnan'daki huzursuzluk, 1958'de ABD'nin askeri müdahalesine neden oldu.
   
Beyrut hükümetine düşman Filistinli gerillalara Suriye ve Mısır'ın destek vermesi, 1960 sonlarında ilişkileri gerginleştirdi. 1970'de iktidara gelen Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Suriye'deki gerillaları dizginlemeye çalışırken, 1970-1971'de Ürdün ordusuyla çatışmadan kaçanlar Lübnan'a sığındı.
   
Filistinli gerillaların faaliyetlerinin de körüklediği gerilim, Lübnan'da nisan 1975'te iç savaşın patlamasına yol açtı. Sağcı Hristiyan milislere karşı müslüman ve solcu Lübnanlı fraksiyonların yanında savaşan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Esad'ın amacının Filistinlileri kontrol etmek olduğunu anladı.

Suriye güçleri Lübnan'da
 
Suriye, 1976 haziran ayında müdahale ederken, aynı yılın ekim ayında Suriye, Suudi Arabistan ve Mısır, barışı tesis etmek için 30 bin kişilik bir ordu oluşturdu. Suriye güçleri Lübnan'da konuşlandı.
  
İsrail, 1978'de güney Lübnan'ı işgal etti ve burada bir işgal bölgesi oluşturdu. 1982'de işgali genişleten İsrail, Suriye askerlerini Bekaa Vadisi'ne çekilmeye zorladı, Beyrut'a girerek Hıristiyan müttefiklerini iktidara getirmeye çalıştı.
 
Lübnan, Suriye'nin muhalefetine rağmen İsrail ile 1983'de barış anlaşması yaptı. Suriye yanlısı Müslüman militanların şubat 1984'te Batı Beyrut'u ele geçirmelerinden sonra ordu bölündü ve Devlet Başkanı Emin Cemayel Suriye'nin baskısı altında İsrail ile yaptığı barış anlaşmasını iptal etti.
  
Suriye'nin Lübnan'daki ABD ve İsrail planlarını boşa çıkarmadaki başarısına karşın, Suriye destekli güvenlik planları ve siyasi anlaşmalar, iç savaş tarafları arasındaki çatışmaları durduramadı. İsrail 1985'te, güneyde kendi ilan ettiği güvenlik bölgesine çekildi.
 
İran destekli Hizbullah güneyde İsrail'in en tehlikeli düşmanı olarak ortaya çıktı. Suriye güçleri 1987'de Müslüman milisler arasındaki çatışmalara son vermek için Beyrut'a döndü.
 
Parlamento 1988'de, Suriye karşıtı hristiyan ordu komutanı General Michel Aoun'u askeri kabinenin başına getiren Cemayel'in yerine birini seçmede başarısız oldu. Bundan sonraki iki yılda Aoun'un güçleri, bir yandan Suriyelilerle çatışırken, bir yandan da hristiyan bölgesinin kontrolü için Lübnan milisleriyle savaştı.
 
Taif anlaşması

1990'da parlamento Lübnan'ın yeni anayasası olan Taif Anlaşması'nı kabul etti. Suriye askerlerinin nihai saldırısından sonra Aoun kaçarak Fransa'ya sığındı.

Lübnan, 1992 ekim ayında savaş sonrasındaki ilk seçimi yaptı ve Refik Hariri başbakan seçildi. Suriye destekli Devlet Başkanı Emil Lahud ile girdiği iktidar mücadelesini kaybeden Hariri, 1998'de istifa etti. Hariri, 2000'de seçimleri kazanarak geri döndü.
 
İsrail, güney Lübnan'daki 22 yıllık işgaline Mayıs 2000'de son verdi. Böylece Suriye'ye askerlerini Lübnan'dan çekmesi için baskı da arttı. Suriye askerleri haziran 2001'de Beyrut bölgesinin büyük bölümünden çekildi. 
     
2004'ün eylül ayında BM Güvenlik Konseyi Suriye'den, askerlerini Lübnan'dan çekmesini ve Lübnan'ın içişlerine karışmaktan vazgeçmesini istedi. Suriye'nin isteği doğrultusunda Lübnan parlamentosu Lahud'un görev süresini uzattı. Eski Başbakan Hariri, 14 şubatta düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.



{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS