Ergenekon: Mahmut Öztürk tahliye edildi

Ergenekon: Mahmut Öztürk tahliye edildi

Ergenekon davası sanıklarından emekli astsubay başçavuş Mahmut Öztürk tahliye edildi. Duruşma 20 Kasım Perşembe gününe ertelendi.

Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki duruşmada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bazı sanık ve tanık avukatlarının talepleri ile Cumhuriyet savcısının bu taleplere ilişkin görüşünü aldıktan sonra ara kararlarını açıkladı.

Mahkeme Heyeti, tutuklu sanıklardan Mahmut Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.

Öztürk'ün savunmasından

Öztürk, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "Akli dengesinin yerinde olup olmadığı tartışılan AliYiğit'in ifadesi, daha doğrusu ona verdirilen ifade ile buradayım. Bir dediği diğerini tutmayan, tamamen hayal ürünü, ezberlettirilen ifadesinin mantığı yoktur" dedi.

Tutuklu sanıklardan emekli Astsubay Oktay Yıldırım ile Kilis'te beraber görev yaptıklarını, daha sonra ticari ortaklık kurduklarını, ancak anlaşamamaları üzerine küs bir şekilde ayrıldıklarını anlatan Öztürk, Yıldırım ile 2005'te bir araya gelmediklerini savundu.

Öztürk, tutuklu sanıklarından Mehmet Demirtaş'ın, geçmişte görev yaptığı taburda asker olduğunu ifade ederek, yıllar sonra Demirtaş taksi şoförlüğü yaparken, kendisiyle İstanbul Acıbadem'de karşılaştığını anlattı.

Ordudan atılmadığını, emekliye ayrıldığını dile getiren Öztürk, Petrol Ofisi'ne bağlı fuel oil bayisi bulunduğunu, ana okulu sahibi olduğunu söyledi. Ali Yiğit'in çalıştığı Ümraniye'deki manavın gizli toplantı yapmaya uygun olmadığını ileri süren Öztürk, aynı bölgede 4 odalı ofisi bulunduğunu kaydetti.

Öztürk, polislerle, savcılarla ve Ali Yiğit ile bir derdi olmadığını savunarak, "Benim ismim niye bu iddianameye konuldu anlayamıyorum. Bir zamanlar şeref ve onurumla yaptığım... Asker olmamdan dolayı buraya adım konuldu diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Sanıklardan Muzaffer Tekin'in, askerdeyken komutanı olduğunu dile getiren Öztürk, savunmasında şunları kaydetti:

"Tekin ile görüştüğümüzde petrol işi yaptığını söyledi. O zaman araba ile gezmeye bile param yoktu. Emekli maaşımla geçiniyordum. Bir iş yapmam gerekiyordu. Ben de fuel oil bayisini açtım. Muzaffer Tekin işini bırakıncamüşterilerini bana yönlendirdi. Biz onunla ortak değiliz. Bu işi de o tavsiye etmedi. Kendim yaptım. Tekin, askeri elbise giydiğim zaman karşıma çıkan komutanımdır ve yaşça büyüğümdür. Bu yüzden kendisine saygım vardır."

Muzaffer Tekin'e çapraz sorgu

"Ergenekon" davasının  tutuklu sanıklarından emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, bugünkü duruşmada çapraz sorguya alındı.

Tekin, "Hiçbir şey yoktan var edilemez. Ne kadar gayret ederlerse etsinler, 'yok' olan bu örgütü var edemeyecekler" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, 2 saat süreyle çapraz sorguya alınan Tekin, savunmasını dikkatle ve sabırla dinleyen mahkeme heyetine şükranlarını sunduğunu belirterek, "Sığınacağım liman Türk adaletidir, burada olmaktan büyük huzur duydum" şeklinde konuştu.

İddia makamının taraflı davrandığını ileri süren Tekin, "Hiçbir şey yoktan var edilemez. Ne kadar gayret ederlerse etsinler, 'yok' olan bu örgütü var edemeyecekler" görüşünü dile getirdi.

Daha önce ifadesi alınan sanıklardan Ali Yiğit'e kırgın olmadığını anlatarak, Fransızların "Aslanın sırtından geçinen aslana yem olur" şeklinde bir sözleri bulunduğunu anımsatan Tekin, Yiğit'e hitaben "Yol yakınken doğruyu bulsun" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün, 21 Ocak 2008'de Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde komiser olarak çalışan bir polisin tanık olarak ifadesini aldığını belirten Tekin, söz konusu tanığın, bombaların bulunduğu gün Ümraniye'ye gittiğini ve ifadesinde Ali Yiğit'in bazı anlatımlarına yer verdiğini söyledi.

Tekin, "Muzaffer Tekin'in aklanmaması için emniyet ve savcılık kol kola o kadar güzel çalışıyorlar ki" dedi.

Alparslan Arslan ile ilişkisi

Tekin, savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in, "Danıştay saldırısı davası sanıklarından Alparslan Arslan ile ilişkilerini" sorması üzerine Arslan ile 3-4 kez görüştüğünü, ancak olay tarihinden 1,5 yıl öncesine kadar hiç görüşmesi olmadığını söyledi.

Pekgüzel'in, "Yanlış anlamadıysam 3-4 kere yüz yüze görüştünüz, ayrıca telefon görüşmeleriniz var" sözlerine Tekin, "Doğrudur, görüşmüşümdür. Kandil ve bayramlarda mesaj atmışızdır" yanıtını verdi.

Savcı Pekgüzel'in, kayıtlara göre 31 adet telefon görüşmeleri bulunduğunu, son görüşmeyi 16 Kasım 2005'te, olaylardan 6 ay kadar önce yaptıklarını belirtmesi üzerine de Tekin, "Kesinlikle irtibatım yok, niye gizleyeyim" dedi.

Engin Bağbars'ı da kesinlikle tanımadığını ifade eden Tekin, bu kişinin tanık ifadesini "yalan söylediği" gerekçesiyle kabul etmediğini söyledi. Tekin, Kuddusi Okkır ile ilişkisinin boyutuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'ni Mayıs 2005 sonlarına
kadar izleyip ayrıldığını, Okkır ve diğer bazı kişileri o hareketten tanıdığını söyledi.

Okkır'ın bir gün kendisini ziyaret ederek, "Devletin yeniden yapılanması için öneriler" dokümanını verdiğini anlatan Tekin, Okkır ile o tarihten sonra görüşmediğini ve dokümanın bürosunda olduğunun bile farkında olmadığını kaydetti.

Savcı Pekgüzel, "Beyanlarınızda, hiçbir sivil toplum örgütü içinde yer almadığınızı söylediniz, ama Kemal Kerinçsiz'in iş yerinde yapılan aramada bulunan Büyük Hukukçular Birliği'nin basın açıklamasında imzanız var. Bu ne anlama geliyor?" sorusuna Tekin, "Hatırlamıyorum, ama imzam varsa benimdir. Hiçbir sivil toplum örgütünde yoktum. Tek başıma inandığım doğruların peşinden gittim" cevabını verdi.

"(Meczuptur) dedik"
 
Muzaffer Tekin, savcı Pekgüzel'in, Danıştay saldırısının gerçekleştiği 17 Mayıs 2006'da ve sonrasında ne yaptığını sorması üzerine de Danıştay olayına ilişkin alınan ifadesinin dosyaya konulmadığını ileri sürdü.

Olayın olduğu gün, Zekeriya Öztürk ve diğer bazı kişilerle bürosunda olduğunu anlatan Tekin, aralarında söz konusu saldırgan için "meczuptur" diye konuştuklarını söyledi.

Tekin'in intihar girişimi


Akşam saatlerinde ise eşinin aradığını ve polislerin evi bastığını söylediğini belirten Tekin, o zaman da çevresindekilere "Beni bu olayın içine, Türkiye Cumhuriyeti'nde kimse sokamaz. Bir cümle basında ismim çıksın, bunu taşımam canıma kıyarım" dediğini aktardı.

Ertesi gün bir televizyon kanalında, olayda adının geçtiğini gördüğünü ifade eden Tekin, "(Bu çok büyük bir çuval hadisesi. Ben bu çuvalı başıma geçirmeyeceğim) dedim. Bu intihar olayı öyle gerçekleşti. Sustalı bıçağımı Kelime-i Şehadet getirerek iki kez kalbime sokup çıkardım" dedi.

Bir soru üzerine Tekin, kendisine kimsenin "Albay" diye hitap etmediğini, bazı arkadaşlarının "Paşam" dediğini, ancak bunun bir emir-komuta ilişkisi olmadığını anlattı.

Tekin, bir başka soruyu yanıtlarken de Sedat Peker ile ilişkilerinin sosyal bir ilişki olduğunu ve Peker ile Fikri Karadağ'ı kendisinin tanıştırmadığını belirterek, 2002'de düzenlenen "Öztürkler Gecesi"ne eşi ile katıldığını dile getirdi.

Şile'de yapıldığı söylenen toplantıya ilişkin soru üzerine Tekin, o köyün ismini, dayısının ismi ile aynı olduğu için hatırladığını, dayısının da şu anda izleyici olarak duruşma salonunda olduğunu ifade etti.

Tekin, Karadağ'ı en son 2005'in haziran ya da temmuz ayında orduevinde gördüğünü kaydetti. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, bu sırada, bir başka sanığın söz istemesi üzerine, ahengin bozulmaması için kendisine sıra gelinceye kadar beklemesi gerektiğini söyledi.

Tekin, diğer savcı Nihat Taşkın'ın sorusu üzerine de Hüseyin Görüm'ün yanında Alparslan Arslan'ı hiç görmediğini, Görüm'ün yanında devamlı dolaşan kişinin İbrahim Özcan olduğunu anlattı.

Tekin, Semih Tufan Gülaltay ile ilişki derecesini soran Taşkın'a, "Gülaltay, Metin Yalazangil'e ulaşamayınca, ben Yalazangil'den Gülaltay'ın yanına gitmesini istedim. Nasıl bir örgüt ki güya ben örgüt yöneticisiyim, (git) diyorum, ama gitmiyor" diye konuştu.

İddianameyi 4 kez okuduğunu söyleyen Tekin, "Bu iddianame psikolojik savaş. Beyniniz zayıf olsa 'Acaba ben suçlu muyum?' psikozuna girersiniz" dedi.

"23 senedir sivil olmadım"

Tutuklu sanıklardan Veli Küçük'ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük, Tekin'e, Veli Küçük ile tanışıklığının boyutunu sordu. Tekin, "23 senedir ben sivil olamadım, kopamadım o ortamdan" diyerek, Küçük'ün elini öptüğünü anlattı.

Tekin, Danıştay olayından sonra bir Paskalya Günü, Patrikhane'de de Küçük'ü gördüğünü, fakat ayrı yerlerde oturduklarını ve 5 dakika dahi konuşmadıklarını söyledi.

Bu arada, tutuklu sanıklardan Hüseyin Görüm'ün söz alarak "Yalnız soru soracağım ve bütün olayların hepsini çözeceğim" demesi üzerine, Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, "Ne soracaksan bana sor" dedi.

Bu olaylarda Muzaffer Tekin ve Görüm ailesinin mağdur olduğunu savunan Görüm'ün sorusu üzerine Tekin, Görüm'ü Alpaslan Arslan ile bir arada görmediğini bildirdi.

Tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz de Tekin'e bazı sorular yöneltti. Bu sırada söz alan müdahil Şebnem Korur Fincancı'nın avukatı, bu soruların muhatabının Tekin değil, Ali Yiğit olduğu gerekçesiyle itiraz etti.

Mahkeme Heyeti'nin, sanığa direkt bilebileceği sorular sorulması yönündeki kararı üzerine Kerinçsiz, "Kendisine avukatlığını yaptığım müddetçe yasa dışı bir usul, yöntem önermiş miyim?" diye sordu. Tekin de gayri yasal hiçbir çalışma içinde olmadığını dile getirdi.

Bazı sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği miting ve etkinliklere katılma nedeninin sorulması üzerine Tekin, milli mücadele kahramanı emekli Piyade Albay Mustafa Şekip Birgöl'ün birkaç gün önce devlet töreniyle defnedildiğini, ama daha önce bazı gazilerin ayakkabı boyayıp, simit sattıklarını ifade ederek, bu itibarların zamanında verilmesi gerektiğini söyledi.

Tekin, "Bizde geline kocasına, koça Allah'a, vatan hizmetine giden yiğide de vatana kurban olsun diye kına yakılır" diyerek, orduyu dinsiz göstermek isteyenler olduğunu ileri sürdü. Başkan Şengün de Tekin'den konunun dışına çıkmamasını istedi.

Bu arada söz alan tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım'ın, "Hayatınızda hiç yeşil renkli küçük soda şişesi gördünüz mü, bu soda şişesinin üzerine fünye takılıp, içine patlayıcı koyduğunuzda el bombası gibi patlar mı?" sorusu üzerine Tekin, "Patlar" dedi.

Tutuklu sanık Muzaffer Tekin, üye Hakim Hasan Hüseyin Özese'nin sorusu üzerine de Beykoz Çayırbaşı'nda evi olmadığını, ancak Mahmut Öztürk'ün olduğunu söyledi.

Duruşmaya, Muzaffer Tekin'in çapraz sorgusunun ardından bir süre ara verildi. Bu arada, tutuksuz sanıklardan İbrahim Benli ve Ali Yasak'ın başladıktan sonra katıldığı duruşmada, tutuklu sanıklardan Aydın Yüksek rahatsızlığı nedeniyle salondan götürüldü.

Sedat Peker de konuştu

Davanın tutuksuz sanığı Sedat Peker, yazar Orhan Pamuk'a suikast planına ilişkin 2 kişi arasındaki bir telefon görüşmesinde ismi geçtiği için hakkında dava açıldığını belirterek, "Bu konuşma ciddiye alınıp benim hakkımda dava açıldı. Sözde benim koğuşuma geleceklermiş. F tipinde koğuş yok, oda var" dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, davanın "örgüt iddiası" ile açılmış olması nedeniyle katılanların, sanıklara soru yöneltebileceklerini bildirdi.

Başkan Şengün, yöneltilen sorulara tarafların itiraz etme hakkının da bulunduğunu hatırlattı. Duruşmada söz alan müdahil Şebnem Korur Fincancı'nın avukatı, Mahmut Öztürk'e sorularını yöneltti. İntihar girişiminde bulunduğu belirtilen tutuklu sanıklardan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'i yaralı gördükten sonra "etrafta gördüğü notları cebine koyduğu" şeklindeki ifadesini anımsatan avukat, "Etrafta kaç not vardı?" diye sordu.

Mahmut Öztürk de biri eşine yazılmış olmak üzere, etrafta dağınık notlargördüğünü ifade ederek, bunları daha sonra Zekeriya Öztürk'e verdiğini söyledi.

Öztürk, Tekin'in kanaması olduğunu ve kendi eşinin başörtüsünü kesip pansuman yaptığını anlatarak, Yurdakul Çağman'ı telefonla aradığını belirtti. Müdahil avukatı, "Acil sağlık sorununda aranacak 112 numaralı telefondanhaberdar mısınız?" diye sorunca Öztürk, "Şimdi söylediniz, öğrendim" dedi.

Başka suçtan hükümlü olan bu davanın tutuksuz sanığı Sedat Peker de söz alarak, "Yazar Orhan Pamuk'a suikast planına ilişkin 2 kişi arasında yapılan bir telefon görüşmesinde adım geçtiği için hakkımda dava açıldı" dedi.

Peker, "Bu telefon kaydında, sözde suikast yapacak kişilerin, İl Emniyet Müdürü ve İl Başsavcısı ile de görüşeceklerini, kendilerini benim koğuşumaaldıracaklarını söyledikleri yer alıyor. İl Emniyet Müdürü ve İl Başsavcısı'nında huzura çağrılmasını arz ediyorum. 'Böyle saçma sapan bir konuşma yüzünden İl Emniyet Müdürü ile İl Başsavcısı çağrılmaz' denilebilir, ama bu konuşma ciddiyealınıp benim hakkımda dava açıldı. Sözde benim koğuşuma geleceklermiş. F Tipindek oğuş yok, oda var" şeklinde konuştu.

Peker ayrıca, bu konuşmada geçen şekilde Kütahya değil Kandıra Cezaevi'nde yattığını da vurguladı.

Kemal Kerinçsiz

Duruşmada tekrar söz alan tutuklu sanıklardan avukat Kemal Kerinçsiz, 9 numaralı gizli tanığın ifade tutanaklarının tamamının mahkemece celbini istedi. Tutuklu sanıklardan Erkut Ersoy, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, İsrail'den elektronik, elektromanyetik ortam dinleme aracı satın alınıp alınmadığının sorulmasını istedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün bunun nedenini sorması üzerine Ersoy, "Ben de dahil bazı sanıklara hassas dinleme yapıldığına ilişkin savunmam olacak" cevabını verdi.

Diğer sanıklardan Sami Hoştan, bazı gazetelerde hakkında yer alan haberlere değinerek, "İki kızım var. Üniversiteye gidiyorlar. Onlar bana soruyor'Nedir bunlar?' diye" şeklinde konuştu. Gazi Güder'in avukatı Özbay Demirer, 15. duruşmanın yapıldığını hatırlatarak, son 7 duruşmanın zaptını henüz alamadıklarını söyledi. Tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük ,9 numaralı gizli tanığın beyanlarının tamamının kendilerine verilmesini istedi.

Gazeteci Vedat Yenerer'in avukatı Vural Ergül, Tuncay Güney'in vukuatlınüfus kayıt örneğinin dosyaya geldiğini, bunda İpek olarak soyadı tashihi belirtilmediğini söyledi. Ergül ayrıca, Emekli Sandığı'na da yazı yazılarak varsa Tuncay Güney ileilgili dosyanın istenmesini talep etti.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS