Ve DTP kapatıldı...

Ve DTP kapatıldı...

Anayasa Mahkemesi, eylemleri yanında, terör örgütüyle olan bağlantıları da değerlendirildiğinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği gerekçesiyle, DTP'nin temelli kapatılmasına karar verdi. Yüksek mahkemenin 11 üyesinin tamamı partinin kapatılması yönünde oy verdi.

Yüksek mahkeme, 2'si milletvekili 37 DTP'liye de siyasi yasak getirdi. DTP lideri Ahmet Türk ile DTP milletvekili Aysel Tuğluk'un vekilliği düştü.

Teröre karışmış bir partiye örgütlenme özgürlüğü verilemeyeceğini söyleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, kararın, Anayasa'nın 68 ve 69. maddeleriyle Siyasi Partiler Kanunu'nun 101 ve 103. maddeleri gereğince alındığını açıkladı.

Kılıç, kararı açıkladıktan sonra siyasi aktörlere dikkat çekici bir çağrı yaptı ve "Hukukun yükünü mahkemeler çeker. Siyasetin yükünü de siyasetçilerin çekmesi lazım. Kimse mahkemelerden siyasi bir görev şeklinde bir yardım beklememelidir. Bekleme hakkı da yoktur" dedi.

Kılıç, ihtiyaç duyulan anayasal ya da yasal değişikliklerin yapılması için her fırsatta siyasi partilere çağrıda bulunduklarını, ancak çağrılarını duyuramadıklarını belirtti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP'nin, "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı" haline geldiği gerekçesiyle, temelli olarak kapatılması istemiyle 16 Kasım 2007'de dava açmıştı.

1. Türk ve Tuğluk'un vekilliği düştü

Bugün 9 saat süren toplantının ardından kararı açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasın neden olan DTP Genel Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerinin, Anayasa'nın 84. maddesinin son fıkrası uyarınca, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren sona ermesine karar verildiğini belirtti.

2. İşte siyasi yasaklı isimler

Kılıç, beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan kurucuları dahil üyelerinden Abdulkadir Fırat, Abdullah İsnaç, Ahmet Ay, Ahmet Ertak, Ahmet Türk, Ali Bozan, Ayhan Ayaz, Aydın Budak, Ayhan Karabulut, Aysel Tuğluk, Bedri Fırat, Cemal Kuhak, Deniz Yeşilyurt, Ferhan Türk, Fettah Dadaş, Hacı Üzen, Halit Kahraman, Hadice Adıbelli, Hilmi Aydoğdu, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Kalkan, İbrahim Sungur, İzzet Belyar, Kemal Aktaş, Leyla Zana, Mehmet Salih Sağlam, Mehmet Veysi Dilekçi, Metin Tekçe, Murat Avcı, Murat Taş, Musa Farisoğulları, Mustafa Tuç, Necdet Atalay, Nurettin Demirtaş, Orhan Miroğlu, Sedat Yurttaş ve Selim Sadak'ın, Anayasa'nın 69. maddesinin 9. fıkrası gereğince, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi yöneticisi ve denetçisi olamayacaklarını bildirdi.

Anayasa'ya göre Anayasa Mahkemesi kararı Meclis'e bildirildiği andan itibaren milletvekilliği otomatikman düşürülüyor, Milletvekilliğinin düşmesiyle birlikte 5 yıllık siyasi yasak da başlıyor.

3. Tüzel kişilik sona erdi

Kılıç, parti tüzel kişiliğinin, kapatma kararının verildiği tarihte sona ermesine hükmedildiğini bildirdi.

Anayasa Mahkemesi, partinin tüzel kişiliğini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirecek, aynı zamanda Resmi Gazete'ye de gönderecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu kararı, ilgili siyasi partiye tebliğ edecek. Bu süreç tamamlandığı andan itibaren bu siyasi partinin tüzel kişiliği sona ermiş oluyor.

4. Partinin malları Hazine'ye

Kılıç, "davalı partinin bütün mallarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 107. maddesi gereğince Hazine'ye geçmesine, gereğinin yerine getirilmesi için karar örneğinin, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca Başbakanlık'a ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 11 Aralık 2009 gününde oy birliğiyle karar verilmiştir" dedi.

Üyelerin tamamı "kapatılsın" dedi

Anayasa Mahkemesi davayı 8 Aralık Salı günü esastan görüşmeye başlamıştı. Yüksek mahkeme 4. günün sonunda açıklama yaptı.

Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranıyor. Kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekiyordu. Ancak üyelerin tamamı partinin kapatılması yönünde oy kullandı.

"Siyasi darbe" eleştirisine Kılıç'tan yanıt

Kararın gerekçesinin en kısa zamanda, en ince noktasına kadar yazılacağını söyleyen Kılıç, karardan önce bazı eleştiri ve düşüncelerin olduğunu basın organlarından adım adım izlediklerini söyledi.

Kılıç, "Bunlar içinde demokrasi ve insan hakları alanında bir süreç başlamış iken, böyle bir sürecin bu davanın gündeme alınmasıyla sabote edildiği, verilecek kapatma kararının siyasi bir darbe olarak nitelendirildiği ve zamanlamasının da çok düşündürücü olduğu ifade edildi. Bu eleştirileri çok haksız ve acımasız olarak değerlendiriyoruz" dedi.

Davanın 2 yılı aşkın süredir devam ettiğini, 2 yıldır bu konuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 141 belgenin eklerine ilişkin çok ciddi eksiklikler gördüklerini ifade eden Kılıç, bu eksikliklerin raportör kanalıyla bugüne kadar tamamlanmaya çalışıldığını kaydetti.

Kılıç, "Bizim bu partiye ilişkin gündemi tespit ederken, dışarıda sürmekte olman bir demokratikleşme süreciyle ilgili herhangi bir öngörümüz, herhangi bir değerlendirmemiz ya da buna bağlı olarak herhangi bir tasarrufumuz asla olmamıştır" diye konuştu.

AİHM kararları incelendi

"Bir siyasi parti, terör, şiddet, baskı içeren eylem ve söylemleri kullanma hakkına sahip değildir. Terör ve şiddet içeren eylem ve söylemlerle barışçıl söylem ve önerilerini birbirinden ayırmak zorundadır" diyen Kılıç, "Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de son yıllarda vermiş olduğu kararlarında bu konunun üzerinde çok açık biçimde durmuş ve bununla ilgili önemli ölçütler yaratmıştır. İşte bunları kaba taslak ifade edecek olursak, bir siyasi partinin terör ve şiddete yakınlığı meşru göstermeye çalışması, propagandası, övülmesi, ona yardım ve yataklık yapılması, açık ve gizli onay ve destek verilmesi, sözleşmeye asla uygun görülmemiştir. Bu konuda verilmiş kapatma kararları sözleşmeyi ihlal olarak da nitelendirilmemiştir" dedi.

Kılıç, "Eğer bu uygunluk yoksa, bu siyasi partinin siyasi alanda bir toplum modeli önerme hakkı da yoktur. Bir partinin savunduğu ya da önerdiği, inandığı projesi, toplumsal projesi ne kadar kutsal olursa olsun, yöntem olarak eğer terör ve şiddetle ilişki kurmuşsa, bu amacının bence hiçbir anlamı yoktur. Anayasa Mahkemesi, son yıllarda verdiği kararlarda da AİHM'in yapmış olduğu, çıkarmış olduğu bu kriterleri ciddi anlamda kullanıyor ve buna örnek olarak en son verdiği HAK-PAR kararında da bunu uygulamıştır" dedi.

"Siyasetin yükünü siyasetçiler çeksin"

Yüksek mahkemenin terör ve şiddetle olan eylemlerle, terör ve şiddetten ayrı tutulmuş, barışçıl yöntemleri birbirinden ayırarak, kararlarını bu ölçüde vermeye çalıştığını söyleyen Kılıç, "Hukukun yükünü mahkemeler çeker. Siyasetin yükünü de siyasetçilerin çekmesi lazım. Kimse mahkemelerden siyasi bir görev şeklinde bir yardım beklememelidir. Bekleme hakkı da yoktur" diye konuştu.

"Siyasi partiler, ilgili ve ihtiyaç duyulan anayasal ya da yasal değişiklikleri yapması için her fırsatta burada çağrıda bulunduk. Ancak bu çağrıları biz siyasilerimize duyuramadık, duyurmayı başaramadık" diyen Kılıç, "Hemen belirtelim ki bu çağrının içinde siyasi partilerle ilgili gerek anayasal gerekse yasal düzenlemelerde terör ve şiddete ilişkin herhangi bir izin veren düzenleme asla yapılamaz, bu konuda da herhangi bir çağrımız yok. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde terör ve şiddete bulaşmış bir siyasi partiye ne ifade ne de örgütlenme özgürlüğünde bir hak verilebilmektedir. O nedenle bizim değişiklikler konusunda yaptığımız çağrı tamamen bunun dışındadır" dedi.

Zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Kılıç, "Sorunlarımız ne kadar ağır olursa olsun, çözüm yeri parlamentodur, parlamento olmalıdır ve bu inancı asla kaybetmemeliyiz. Bu bağlamda, son olarak siyasi aktörlere buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Öfke ve siyasi gelecek endişelerinden arınarak, kaybolan diyaloglar kurulmalıdır, milletimizin layık olduğu ve demokratik hukuk devletinin gerekli kıldığı anayasal ve yasal değişiklikler bir an önce hayata geçirilmelidir. Bu duygular içinde bu kararın milletimiz ve devletimiz için hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Dava sürerken yapılan açıklamalar

Haşim Kılıç, DTP'nin kapatılması davasını görüşmeye başladıkları süreç içerisinde, siyasilerin ve gazetecilerin çeşitli beyanatları olduğunu belirterek, "Ben bunu bir talihsizlik olarak görüyorum. Anayasa'nın 138. maddesinde çok açık bir şekilde, davanın görüşülme aşamasında hiçbir şekilde bu tür açıklamalar yapılmaması gerekirken, maalesef yapılmıştır" dedi.

"Batasuna kararı incelendi"

"AİHM kararından bahsettiniz. Bu, Batasuna Partisi ile ilgili mi?" soru üzerine Kılıç, "Ağırlıklı olarak, tabii ki Batasuna kararı ve bundan önceki AİHM'in..." dedi.

"AİHM'in İspanya'daki Batasuna kararıyla ilgili, 'İhlal yoktur' şeklindeki kararını göz önünde tutmuştur. Tabii ki hepsi incelenmiştir, hepsi araştırılmıştır" diyen Kılıç, "Mahkeme heyetimiz çok özverili, çok ince ve çok titiz bir çalışma yapmıştır. Ben mahkeme üyelerine, bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum" ifadesini kullandı.

Notlar...

Anayasa Mahkemesi heyetinin davayla ilgili 8 Aralık Salı günü başlayan müzakereleri, yaklaşık 40 saat sürdü. Bu süreç içinde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu gelişmeleri izledi.

Anayasa Mahkemesi, yeni binasında gazeteciler için zemin katta bir bölüm ayırdı. Binanın arka tarafındaki otopark boşaltılarak canlı yayın araçlarına kullandırıldı.

Davanın görüşülmeye başladığı günden itibaren güvenlik önlemleri alınan Mahkeme binası ve çevresindeki önlemler, kararın açıklanacağının duyurulmasının ardından artırıldı.

Haşim Kılıç, yeni binada basın odası olarak hazırlanan odayı ilk kez kullandı. Açıklamanın yapıldığı odada da Kılıç'ın korumalarının yanı sıra bazı sivil polislerin de önlem alarak, güvenliği üst seviyede tuttuğu görüldü.
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS