Adnan Hoca davası sil baştan

  1. Türkiye
Adnan Hoca davası sil baştan
Adnan Hoca davası sil baştan

Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak tanınan Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın Yargıtay'ın bozma ilamının ardından yeniden yargılanmasına başlandı.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu tutuksuz 7 sanık katılmadı.

Duruşmada bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan sanık avukatları, Yargıtay'ın kararına uyulmasını talep etti.

Fatih Altaylı ve Ebru Şimşek adına davaya müdahil avukatı olarak katılan Rezzan Aydınoğlu ile Nalan Kuğuoğul, mahkemenin eski kararında direnmesini istedi.

Sanıklardan Alev Ulaşoğlu Babuna'nın bozmaya karşı görüşünün sorulması için gönderilen talimatın cevabının beklenmesine karar veren mahkeme heyeti, haklarındaki hüküm kesinleşen sanıklardan Adnan Tınarlıoğlu'nun ruhsatını ibraz etmesi halinde emanette bulunan silahının iade edilmesini karara bağladı.

Yine haklarında hüküm kesinleşen sanıklardan Burak Abacı ve Ali Suat Kütahnecioğlu'nun taşınmazları üzerindeki tedbirin kaldırılmasına, Hasan Basri Güner ve Kartal İş'in emanette bulunan eşyasının iadesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.

Bu arada, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Salih Öztürk'ün davanın bazı sanıklarının da aralarında bulunduğu bir davada kendisinin "mağdur" sıfatıyla yer aldığını belirterek, görevinden çekildiği öğrenildi.

Davanın geçmişi

İstanbul 1 No'lu DGM'de, 7 Nisan 2000'de görülmesine başlanan dava, mahkemenin 12 Eylül 2003'te verdiği "görevsizlik kararı" üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gelmişti.

Bu kararda, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 34 sanığın, "cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" ve "tehditle menfaat temin etmek" suçlarından 4 ile 11 yıl, diğer 2 sanığın da "cürüm işlemek amacıyla oluşturulan teşekküle yardım etmek" suçundan 1'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sırasında mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay, dava İstanbul 1 No'lu DGM'de sürdüğü esnada mahkeme heyetinin reddedilmesi üzerine heyetin davadan çekildiğini anlatmıştı.

Bunun üzerine davaya bakmaya başlayan İstanbul 2 No'lu DGM'nin dosyayı "görevsizlik kararı" ile İstanbul 3 No'lu DGM'ye gönderdiğini, iki mahkeme arasında oluşan uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesinin de 3 No'lu Mahkeme'nin görevli olduğunu bildirdiğini belirten savcı Erbay, sanıklar hakkındaki "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve örgüte üye olmak" suçlarını düzenleyen eski TCK'nın 313. maddesinin DGM kapsamından çıkarılması üzerine dosyanın İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini hatırlatmıştı.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, dava konusu olayların Adnan Oktar'ın Silivri'deki villasında geçtiği gerekçesiyle "görevsizlik kararı" vererek dosyayı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini kaydeden savcı Erbay, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin de olayların Beykoz'daki villada geçtiğini belirterek dosyayı Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini anlatmıştı.

Bu mahkemeler arasında oluşan görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyayı tekrar inceleyen Yargıtay'ın, davaya bakmakla İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu bildirdiğini ifade eden savcı Erbay, sanık avukatlarının "görevsizlik kararı"nda geçen bazı cümlelerden dolayı İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetinin reddini istediklerini, heyetin de davadan çekildiğini kaydetmişti.

Dava dosyasının bu defa İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gittiğini, bu mahkemenin bankacılık suçları konusunda, 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ise kaçakçılık suçları konusunda ihtisas mahkemesi olması nedeniyle dosyanın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini anlatan savcı Erbay, mahkemenin davaya ilişkin ilk incelemesini 23 Haziran 2004'te yaptığını hatırlatmıştı.

Mahkemenin önceki kararı

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda 24 Ekim 2005 tarihinde, Adnan Oktar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı dolduğundan düşmesine karar vermişti.

Kararı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17 Mayıs 2007'de Adnan Oktar ile 17 sanık hakkındaki yerel mahkemenin kararını bozmuştu. Yüksek mahkeme, bozma kararında, "bu kişilerin grup olarak bir araya geldiklerini, basın-yayın kuruluşları üzerinde nüfuz elde etme, kendilerine ve başkalarına haksız çıkar sağlama, destekledikleri kişi ve siyasi partilerin seçimlerde oy elde etmesi için zor ve tehdit uygulamak suretiyle yıldırma, korkutma ve sindirme gücü kullanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurduğunu" belirtmişti.

Kararda, sanıkların eylemlerinin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda baskı, cebir ve şiddet kullanarak çıkar amaçlı örgüt kurma ve yönetme suçunu düzenleyen 1. maddesi kapsamına girdiğinin sabit olduğuna yer verilmişti. Yüksek mahkeme, bu suç yönünden aralarında Oktar'ın da bulunduğu 18 sanık hakkında zaman aşımı süresinin dolmadığına işaret etmişti.

Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, özel yetkili ağır ceza mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna karar vermişti.

Uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise davaya bakmakla İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, dosyayı iade etmişti.

Bunun üzerine yargılaması sürdürülerek 9 Mayıs 2008'de karara bağlanan davada, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 6 sanık, "çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan 3'er yıl hapis cezasına çarptırılırken, 1 sanığın cezası ertelenmiş, 9 sanığın davası zaman aşımından düşmüş, 2 sanığın dosyası ise ayrılmıştı.

Bu kararda Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından 28 Aralık 2009 tarihli kararla, 7 sanık açısından bozuldu.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS