‘Herkes kahvaltı ederken benim günüm bitmiş oluyor’

‘Herkes kahvaltı ederken benim günüm bitmiş oluyor’

“Parametre” programında Metehan Demir, Bilal Çetin ve Prof. Dr. Emre Alkin’le birlikte gelişmeleri değerlendiriyor. Pazar günleri ise yine aynı kanalda “Ebru ile Pazarlık” programında sokaktaki ekonominin nabzını tutuyor. Vaktinin çoğunu CNN Türk stüdyolarında geçiren Baki ile ekonomi muhabirliğinden program sunuculuğuna varan hikayesini konuştuk.

* Hep televizyoncu mu olmak isterdiniz?

Küçükken konservatuvara girmeyi hayal ediyordum. Ama okumayı çok erken söktüm. Okula başladığımda çok ciddi sorunlar yaşadım çünkü çok ilerlemiştim. Bu nedenle daha kendim gibi çocukların olduğu bir okula gittim. Orada hayatım değişti, yarı dönemli konservatuvara girdim falan ama tiyatro hayal oldu. Sonra da kendimi Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde buldum. Uluslararası iktisat alanında yüksek lisans yaptım. Çalışmaya Hürriyet’in ekonomi servisinde başladım, altı yıl oradaydım. 10 yıldır da buradayım.

* Neden ekonomiyi seçtiniz?

Derslerde çok başarılıydım. Ne istediğimi biliyordum. Bu iş için uzmanlık gerektiğini, bunun ekonomide yapılabileceğini biliyordum. Bir de bunu çok konuşmayı sevmiyorum ama babamı küçük yaşta kaybetmiş olmamın da etkisi olmuş olabilir. Hayata karşı insan kendini güvende hissetmek istiyor. Kendi kendinize kontrol mekanizmaları oluşturuyorsunuz. Seçimlerinizde o yalnızlık çok etkili oluyor.

* Televizyona geçişiniz nasıl oldu?

Küçüklükten beri görsellik içeren bir işin içinde olma isteği vardı. Enis bey (Berberoğlu) hem Hürriyet’in hem CNN Türk’ün ekonomi servisini yönetiyordu. “Ben televizyonu denemek istiyorum, geleyim mi?” deyince “Peki gel” dedi. İlk önce ekonominin ana haberini sundum. Televizyona geçerken yine muhabirlik yapacağımı düşünüyordum aslında. Kendi yapmadığım haberi sunmak çok garip gelmişti. İlk altı ay hiç sevmedim. “Yapmayacağım” diye tutturdum. Hürriyet’e geri dönmek istedim.

*Nasıldı ilk ekran deneyiminiz?

Bir gün makyajım yapılıyordu, ben muhabirlik için dışarı çıkacağımı zannediyorum. Meğer 20.00’de ana haber varmış. Oturttular, onu sundum. İlk zamanlar panikliyordum, sıkılıyordum. Habere gitmek istiyordum. Bir ay falan böyle gitti. Sonra gündüz kuşaklarına geldim. Altı ay sonra “Parametre”deydim.

*Spikerlik eğitiminiz var mı?

Spikerlik eğitimim yoktu ama tiyatrocu olmak istiyordum ya, onun yatırımını yapmışım kendime. Ben kendimi spiker olarak
görmüyorum. Televizyoncu olarak bile görmüyorum daha. Sorduklarında “Ekranda size ekonomi anlatıyorum” diyorum.

* “Parametre”de çok güçlü isimlerle birliktesiniz. Programı yönetirken zaman zaman onları susturmak zorunda kaldığınız da oluyor. Kızıyorlar mı size?

Bu yüzden “Evet, evet Ebru” kaldı ismim. Kağıt, kalem attıkları bile oluyor (gülüyor). “Bir dakikada toparlayın” deyince içlerinden “Madem sormasaydın” dediklerini hissediyorum. Yayında gerilmeler oluyor, “Evet, evet” dediğimde sıkılıyorlar falan ama beni çok sevdiklerini de biliyorum.

“Beş dakikada hazırlanma gibi bir yeteneğim oluştu”

* Program 9.00’da başlıyor, sizin gününüz kaçta başlıyor?

Genelde insanlar kahvaltısını yaparken ben günü bitirmiş oluyorum. Çok erken bir saatte o güne dair her şeyi biliyor oluyorum. Altıya çeyrek kala kalkıyorum. Beş dakikada hazırlanma gibi bir yeteneğim oluştu. Altı buçukta kanalda oluyorum. Burada çok ciddi şekilde gazeteleri okumayla işe başlıyoruz. Bütün haberleri tarıyoruz. Sonra o gündemi paylaşıyoruz o üç isimle.

Makyaj sürem sekiz-on dakika.

* Günün kalanı nasıl geçiyor?n Size kalan zamanı nasıl geçiriyorsunuz?

Film izlemeyi çok severim. Ben de bir hastalık var, yeni çıkan her şeyi takip etmek istiyorum. “Parametre” sayesinde siyaseti ve ekonomiyi takip ediyorum. “Pazarlık” sayesinde de trendleri takip ediyorum. Ama bütün hayatımın iş olmasını istemiyorum. Evli değilim ve aşkta çok başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim. Yalnız uyanmak en rahatı şu anda. Tabii yaş ilerledikçe de ilişkinin önemini kavrıyorsunuz. Ama daha temkinli oluyorsunuz. Özgürleştikçe temkinliliğiniz artıyor.

* Kendinize nasıl bakarsınız?

Fırsat buldukça yürüyorum. Yüzmeyi çok sevmiyorum. Koşu bandını da... Belli bir yaştan sonra kilo sorunu yaşanıyor. O yüzden spora ağırlık vereceğim. Bazen çok obur oluyorum ama genelde dikkat ederim. Makyaj yapmayı çok sevmiyorum. Bazılarına çok yakışır ama bana ne kadar makyaj yapılırsa o kadar kötü hissediyorum. Ama saç bakımına özen gösteririm.

* Haberi güzel kadınların sunması etkili oluyor mu?

Televizyon görsellik gerektirir tabii ama ne söylediğinizin kaşınızdan gözünüzden daha önemli olması gerekir. Görsellik konusunda çok iddialı değilim açıkçası. Keşke Angelina Jolie sunsa ama elimizdeki malzeme bu. En iyisi ekranda güzel bir görüntünün düzgün bir anlatımla bütünleşmesi.
Arada az da olsa ekonomi kuşakları var. Onu hazırlıyorum. Öğleden sonra “Pazarlık”ın çekimleri oluyor. Haftada en az üç gün çekim yapıyoruz. Çekimlerin bitmesi 20.00’yi buluyor. Sonra da montajı, okumaları... Yemeği hep aralarda, ayakta yiyorum. Akşam da yatmadan mutlaka gündemi tarıyorum.

“12 ay taksitle çorap alınmaz”

* “Paramızı nasıl değerlendirelim?” diye soranlara ne cevap veriyorsunuz bugünlerde?

Şu anda faizler yüksek, mevduat değerlendirilebilir. Altını çok sordular, “Ben 1.900 dolardan altın almam” dedim her defasında. Şimdi 1.700’lerde. Avrupa’daki kriz büyüyor, “Bizi hiç etkilemez” diyemeyiz.

* Birkaç tüyo verir misiniz?

Çorabı 12 ay taksitle almayın. Ürünün ömrü taksit süresinden uzun olmalı. Firmaların kampanyalarını ve promosyonlarını takip etmek lazım. Gıda perakendesinde bile belli zamanalarda ciddi indirimler yapılıyor. Giyim perakendesinde sezon içi indirimler uygulanıyor artık. Ben çok iyi bir marka olan ama çok pahalı bir şeyi indirimde dörtte bir fiyatına alabilecek kadar takipçiyimdir. Savruk değilim ama çok tutumlu olduğumu da söyleyemem. Hayata bir kere geliniyor. İnsan çok istediği şeyleri almalı.

“Keşke Angelina Jolie sunsa ama malzeme bu”

* Size kalan zamanı nasıl geçiriyorsunuz?

Film izlemeyi çok severim. Ben de bir hastalık var, yeni çıkan her şeyi takip etmek istiyorum. “Parametre” sayesinde siyaseti ve ekonomiyi takip ediyorum. “Pazarlık” sayesinde de trendleri takip ediyorum. Ama bütün hayatımın iş olmasını istemiyorum. Evli değilim ve aşkta çok başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim. Yalnız uyanmak en rahatı şu anda. Tabii yaş ilerledikçe de ilişkinin önemini kavrıyorsunuz. Ama daha temkinli oluyorsunuz. Özgürleştikçe temkinliliğiniz artıyor.

* Kendinize nasıl bakarsınız?

Fırsat buldukça yürüyorum. Yüzmeyi çok sevmiyorum. Koşu bandını da... Belli bir yaştan sonra kilo sorunu yaşanıyor. O yüzden spora ağırlık vereceğim. Bazen çok obur oluyorum ama genelde dikkat ederim. Makyaj yapmayı çok sevmiyorum. Bazılarına çok yakışır ama bana ne kadar makyaj yapılırsa o kadar kötü hissediyorum. Ama saç bakımına özen gösteririm.

* Haberi güzel kadınların sunması etkili oluyor mu?

Televizyon görsellik gerektirir tabii ama ne söylediğinizin kaşınızdan gözünüzden daha önemli olması gerekir. Görsellik konusunda çok iddialı değilim açıkçası. Keşke Angelina Jolie sunsa ama elimizdeki malzeme bu. En iyisi ekranda güzel bir görüntünün düzgün bir anlatımla bütünleşmesi.

Milliyet Cumartesi / Güliz Arslan
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS