"En daraldığım konu Kürt meselesi"

"En daraldığım konu Kürt meselesi"

CNN Türk'ün deneyimli programcısı Şirin Payzın, Radikal'den İpek İzci'nin sorularını yanıtladı.

Bu sezon iki farklı programla ekrandasınız. Biri gündem dışı konuları da ele aldığınız ‘360 Derece’. 

Gündemin dışına çok çıkamıyorum ama gündemin en önemli konusu olmayan konuları da işliyoruz. Belki o gün tartışılan en önemli konu değil ama gözden kaçmaması gereken yan konuyu işliyorum.

Peki ‘Ne Oluyor?’da neler oluyor?
"‘Ne Oluyor?’ bence henüz olgunluk döneminde değil ama ayağa kalkma döneminde." Bir kere hiç kavga yok, ikincisi çok farklı konular denemeye başladık. Örneğin hiperaktivite, sonra aşk ve kıskançlık programı yaptık. Bir haber kanalında insanlar bu tip konuların tartışılmasını beklemiyor. Aşk, kıskançlık gibi konular gündüz kuşağı ya da magazin gibi geliyor. Oysa o program da çok ilgi gördü. O zaman anladım ki toplumun bu konuları tartışmaya ihtiyacı var. Üç hafta siyaset, bir hafta topluma, hayata dair konular konuşuyoruz. Ben gerçekten bu tartışma programı formatında ilerlemek ve o anlamda Türkiye’de iyi bir format oturtmak istiyorum. İstiyorum ki bu ülkenin insanları farklı fikirlerini dile getirebilsinler. O kadar güzel oluyor ki insanları konuşturabilmek ve onların konuşmasını sağlamak. Önce çok tepkiseldik, konuşulan her şeye kızıyorduk. Şimdi bakıyorum gelen yorumlar bile çok farklı olmaya başladı. Artık konuşan insana kızmamamız gereken bir dönemdeyiz.

Sırada hangi konular var?
Türkiye’deki flört meselesi hakkında program yapmayı istiyorum. En sevdiğim konulardan bir tanesi de din. Türkiye’de bu konuyu işlemek henüz çok zor. Söylediğiniz her şey hemen yanlış anlaşılabiliyor, hemen tepki görüyor.

Facebook’ta aleyhinize bir grup kurulduğunu hatırlıyorum.
Bazı radikal gruplar siz ne yaparsanız yapın her sözcüğü çarpıtıp bambaşka noktalara çekmekte usta. Bu bir din, bir de milliyetçilik konusunda böyle. Ne derseniz deyin siz muhakkak milleti bölmeye çalışan ya da Türk milletine hakaret eden noktaya düşüyorsunuz. Evet, kimi zaman Facebook’ta gruplar kuruluyor, Twitter üzerinden inanılmaz hakaretler, tehditler alıyorum. Öyle ki, geçenlerde bir seyirci Dersim ile ilgili yaptığımız tartışma programını beğenmemiş ve bana şöyle bir mesaj atmış: “İnşallah meme kanserinden ölürsün”. Bu kadar uç tepkiler alabiliyorum, oysa programda tarafsız noktadayım ben. İnsanlar bir gazeteci soru sorduğu zaman illa bir taraftır diye düşünüyor, “Vay efendim sen vatan haini misin? Benim dinime mi küfrediyorsun?” diyor. Böyle tehditlere alıştım, bunları biraz da konuşmaya başlamanın sancısı olarak görüyorum.

Yayın sırasında böyle mesajlar alınca moraliniz bozulmuyor mu?
Başta bozuluyordu, “Ben bunun tam tersini söylemeye çalışıyorum, insanlar niye beni anlamıyorlar” diye üzülüyordum. Sonra fark ettim ki, aslında o insanların gösterdiği tepki bana değil, değişen ortama. Artık kendi fikirlerinin de değişmesi gerektiğine gösterdikleri tepki bu. O yüzden artık şahsi almıyorum bu yorumları. Olsun, yeter ki insanlar özgür fikirlerini söyleyebilsinler.

İşin içinde olduğunuz 1993 yılından bu yana Türkiye’de nasıl bir değişim oldu sizce?
Çok değişim oldu. Şu an Türkiye bambaşka bir ülke. Muhakkak çok eksileri de var ama çok artılarının da olduğunu düşünüyorum. Büyük bir dönüşümün sancılarını yaşıyoruz. Bir taraftan üzüntülerini, bir taraftan da sevinçlerini yaşıyoruz. Her şey birbiri içine girmiş durumda. Televizyonlarda bir zamanlar tabu olan pek çok konuyu konuşabiliyoruz. Evet, aşırı tepkiler, yanlış anlamalar, rahatsız olan kesimler olabiliyor. Belki bastırılmış birtakım kesimler bu tip konular konuşulduğunda sinirleniyorlar ama ben o anlamda zamanında tabu olmuş pek çok konuya çok girebildiğimizi düşünüyorum. Dersim konusunda ben de tartışma programı yaptım iki tane. 5–10 hatta 2 sene evvel böyle bir şey konuşup tartışabileceğimiz söylense aklım asla almazdı.

Yayın sırasında otosansür uyguluyor musunuz kendinize?
Bugün itiraf etmek gerekirse en daraldığım konu Kürt meselesi. Geçen seneye kadar bu meselede çok özgür bir tartışma ve konuşma ortamı vardı. Şimdi bu alanın daraldığını düşünüyorum. Bundan üç sene evvel tam tersiydi, gerek konferanslarda gerek yaptığımız programlarda daha özgür bir tartışma ortamı vardı. Şiddeti özendirmediği, desteklemediği müddetçe özgür düşüncenin tartışılabilmesinin nasıl yararlı olduğunu gördük. Kürt aydınlar kendi içlerinde tartışabiliyorlardı. Çok milliyetçileri bu konuda tutucu olan kesimleri Kürtlerle aynı platforma getirip verimli tartışmalar yapıyorduk. Şimdi bu tartışma alanının daralmış olması endişe veriyor. Çünkü bu alan daraldıkça o istemediğimiz canavar ortaya çıkıyor.

Radikal / İpek İzci 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS