2011 borç krizinin gölgesinde geçti

2011 borç krizinin gölgesinde geçti

Dünya 2011'i borç krizinin gölgesinde geride bırakırken, piyasalar yıl sonu yükselişini umutla bekliyor. Cari açık ve enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleştiği bu dönemde büyüme ve istihdam verileri olumlu geldi. Borsa yatırımcısının kaybının yüzde 20'leri aştığı yılın son 15 gününde altın ve döviz yatırımcısının yüzü güldü.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 2011 yılının bitmesine günler kala piyasalar yönünü bulmaya çalışıyor. Geçtiğimiz haftalarda Avrupa Liderler Zirvesinde alınan kararlar, piyasalarda negatif puanlanırken, yıl sonuna doğru ralli fikri ise tamamen rafa kalkmış görünmüyor.

Yurt içi piyasalarda büyük dalgalanmaların yaşandığı bu yıl, fiyatlarda öncelikli belirleyici uluslararası piyasalar olurken, bu gelişmelerden en fazla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) etkilendi.

Mayıs ayında 70 bin puanları gören endeks, dönem dönem yaşanan dalgalanmalarla yıl içinde 48 bin puan seviyelerine kadar geriledi. Borsa yatırımcısının yılın bitmesine 15 gün kala endeks bazında kaybı yüzde 20'nin üzerine çıktı.

Bu yıl altın yatırımcısı ise son günlerde yaşanan düşüşe rağmen sene başına göre kazançlı görünürken, dolar ve avrodaki değer artışı da dikkati çekiyor.

Altının onsu geçen yılki kapanışa göre yüzde 10,84 artışla 1.420 dolar seviyelerinden 1.575 dolara çıkarken, Türk Lirası karşısında dolar geçen yıla göre yüzde 21,83, avro ise yüzde 18,24 oranında değer kazandı.

Bu dönemde Türkiye'de veriler de piyasalar açısından bir hayli şaşırtıcı oldu. Sene başında yüzde 5,5 olarak hedeflenen enflasyon yıl sonuna doğru yüzde 10'lara dayanırken, Türkiye'nin cari işlemler hesabı açığı ise bu yılın Ocak-Ekim döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 94 artarak, 65 milyar 57 milyon dolara çıktı.

Türkiye yine aynı dönemde beklentilerin üzerinde büyüyerek üçüncü çeyrekte yüzde 8,2 ile Çin'in ardından en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu.

Türkiye'de işsizlik ise eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre 2,5 puan azalarak yüzde 8,8'e geriledi.

Türkiye'ye ilişkin bir başka olumlu veri de bütçe tarafından gelirken Merkezi Yönetim Bütçesi, kasım ayında 2 milyar 146 milyon lira fazla verdi. 2011 yılının 11 ayında ise 439 milyon lira fazla verildi.

Dalgalı yılda gelen veriler de şaşırttı

Osmanlı Portföy Genel Müdürü Murat Salar, piyasalarda 2011 yılına dair görüşlerini paylaştı.

2011 yılının en belirgin yanının dalgalanmanın çok yüksek seyretmesi olduğununu belirterek, önceki yıllarda oluşan trendleri anlattı. 2008 yılında aşağı yönlü, 2009'da ise yukarı yönlü bir trend oluştuğunu, 2010 yılında düzeltmelerle birlikte yine yukarı yönlü bir seyir izlendiğini anımsatan Salar, "Ama bu yıl ciddi bir dalgalanma görüldü. Dalga boylarının birkaç gün içerisinde yüzde 10'lara ulaştığını gördük. Şubat, mayıs, ağustos ve kasım da negatif dalga yaşanırken, nisan, eylül aylarında ise pozitif dalgalanmalar görüldü" dedi.

Merkez Bankasının da bu dönemde çok sık karar değiştirdiğini belirten Salar, Merkez Bankasının yaz aylarına kadar temel hedefinin cari açıkla mücadele olduğunu hatırlatarak buna yönelik politika uyguladığını, sonra bir anda faiz indirimine gittiğini ve büyümeye yönelik politika uygulayacağını bildirdiğini anımsattı. Salar, Merkez Bankasının kısa bir süre sonra da enflasyonla mücadelede sıkılaştırma politikası izlediğini anlattı.

Salar, "Bunların hepsi bize şunu gösteriyor; genel anlamda belirsizliğin ve kararların sık değişebildiği, düzenleyici ve reyting kuruluşları ve yatırımcılar tarafında da kararların çok sık sorgulanıp çok sık değiştiği bir dönem yaşandı" dedi.

Bu yıl Türkiye'de verilerin hep uç noktalarda geldiğini, beklenenin ötesinde verilerle karşılaşıldığının altını çizen Salar, şunları anlattı:

"Yıla başlarken büyümenin bu kadar yüksek olacağını tahmin etmiyorduk. Cari açığın bu kadar artacağını, enflasyonun yükseleceğini, bütçe performansının bu kadar iyi gideceğini tahmin etmiyorduk. Hem pozitif hem de negatif tarafta veriler beklenenin üzerinde gerçekleşti. Ancak şunu net olarak söyleyebiliriz; bu yıl fiyatlarda öncelikli belirleyici uluslararası piyasalar oldu. İç piyasalardaki değişim ve gelişim yerine uluslararası piyasalardaki gelişmelerin daha baskın olduğu görüldü. Türkiye'de genel seçimler oldu, o seçime rağmen makro dengeler bozulmadı."

Ağrı kesici

Murat Salar, Borsada son iki haftada ise yukarı hareket beklediğini bildirdi.

Avrupa Liderler Zirvesinde alınan kararların ve gelinen noktanın esasen yapısal bir dönüşüm olduğunu ifade eden Salar, bunun orta vade için belirsizlikleri azaltacak bir gelişme sayılabileceğini anlattı. Avrupa'da durumun ağır bir hastalık olduğunu söyleyen Salar, şu görüşleri paylaştı:

"Tedavi için uzun bir tedavi sürecine ihtiyaç var. Liderler Zirvesinde alınan kararlar bu uzun vadeli tedavi sürecine dair bence son derece olumlu. Ancak piyasalar şu an bir ağrı kesici, morfin istiyor. O da likidite. Piyasalar Avrupa Merkez Bankasından veya FED'ten bir işaret bekledi, bu tedavi sürecinin kısa vadeli ağrı kesici kısmıydı. Bu gelmeyince bir satışla karşılaşıldı. Ekonomik veriler bu denli düşüşü destekliyor mu derseniz, ben bu görüşe katılmıyorum. Son düşüş ekonomik verilere dayalı bir düşüş değil. Sadece risk algısı çok yükseldi ve algı negatife döndüğü için kötü gelişmelerin hepsi fiyatlara yansıtılıyor. İyi gelişmeler ise fiyatlarda hak ettiği yeri bulamıyor. Şu andaki resim o. Ben yıl sonunun gelmesi itibariyle, negatif gelişmelerin de büyük oranda fiyatların içinde girmiş olması sebebiyle son iki haftada biraz daha pozitif gelişmelerin fiyatlanacağı dönemle karşılaşılacağını düşünüyorum. Yukarı potansiyelin olduğu kanaatindeyim. Bir de buna yıl sonu etkisini koymanız lazım. Genellikle çoğu yıl sonlarında bir pozitif bir kapanış yaşanır."

Bankalar üzdü, tahvil kazandırdı

Yatırım araçlarının yıllık getirilerinde ise tahvil lehine bir tablo çıktı. İMKB yatırımcısını üzerken, dolar, avro altın sterlin ve frank kazandırdı.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS