Suçtan ve cezadan kurtulmak için cinayet işlenir mi?

Suçtan ve cezadan kurtulmak için cinayet işlenir mi?

Mavi Ring sizi vicdan yolculuğuna davet ediyor

Gardiyanların kollarında, külçe gibi yığılmıs iki mahkum; Mehmet ve Hüseyin... Gövdeleri askıda gibi gardiyanların kollarında. Ayaklar taşımıyor bedenleri... Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide tek belirti, derin derin aldıkları nefes ve o nefese karışan inlemeler... Görebildikleri tek şey bir birine karışan suretler, işitikleri tek şey birbirine karışan gardiyan sesleri…

Nihayet iki beden hızla çakılır soğuk ve çıplak betona.

Suçtan ve cezadan kurtulmak için cinayet işlenir mi?
Yaşam hakkını ortadan kaldıran bir hak arama yolu olur mu?

Yanıtı zor olmayan ama çoğu zaman sorgulamaktan dahi açındığımız bu iki soru ve dahası, Ömer Leventoğlu’nun yazıp yönettiği MAVİ RİNG adlı sinema filminde vicdanlarımıza sesleniyor.



Mavi Ring filmi, 1989 yılında Eskişehir’den Aydın Hapishane’sine yapılan mahkum sevkini anlatıyor,ama bu öyle sıradan ve usulüne uygun bir sevk değil.

Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimini protesto etmek için süresiz açlık grevine başlayan 300'e yakın mahkum, eylemlerinin 35'inci gününde ansızın sevke zorlanır. Böyle bir sevk yasalara uygun değildir, zira yaşamın biyolojik sınırlarına varılmıştır. Oysa askeri rejimin henüz etkili olduğu o yıllarda, kitabına uydurulamayacak hiç bir şey yoktur.

Sevkin usulüne uygun gösterilmesi için bulunan doktor ise orta sınıf bir ailenin yeni mezun kızı Uzman Dr. Pınar’dır. Dr. Pınar, 18 saat süren zorlu ve işkence dolu bu sevkte önce kendi vicdanı ile yüzleşecektir. Ve insanın insana uyguladığı böyle bir şiddete anlam veremeyen Dr. Pınar’ın insanı yaşatma mücadelesi, iktidara takılacaktır.

18 saatlik bir yolculuktur Mavi Ring. Bu yolda herkes başka bir yolculuk yapmaktadır: Mahkumlar için ölmek demek olan bu yolculuk, operasyonu yürüten Binbaşı Mustafa için intikam yolculuğudur. Doktor Pınar’a gelince, durum tamamen farklıdır. İradesi dışında çıktığı bu yolculuk Pınar için hayatı, insanı ve devleti tanıma, görünür olana kuşku ile yaklaşıp gerçeği keşif yolculuğudur.


"Sinema eninde sonunda insanı anlatır"

Mavi Ring’in öyküsünü neden filme almak istediniz?

Ö.L: Fuat Kav’ın, Mavi Ring adlı kitabını okuyan Bayram Balcı’dan geldi öneri.Ben de kitabı okudum ve
tanıklardan öyküyü dinledim, çeşitli kaynakları okuyup gözden geçirdim ve yaşananların detayı beni çok etkiledi. Senaryo yazmaya başladığımda ise herşey yeniden ekillendi.

Kav’ın Kitabını, dinlediğim tanıkları ve okuduğum diğer kaynakları esas aldım, ancak ortaya çıkan senaryo, doğal olarak tüm bunların dışında bir içeriğe sahiptir. Bambaşka bir hikaye var filmde. Her şeyden önce Doktor Pınar hayali bir kahramandır. Olayları onun gözünden anlatıyoruz. Bir aylık açlık grevinden sonra hapishanenin boşaltılması herkesin bildiği kısımdır. Ancak bizim hikayemiz bundan sonra başlıyor. Normalde açlık grevinin 20'inci gününden sonra mahkûmların duruşmalara sevki tıbben mümkün değildir. Ancak buradaki sevk hem 35'inci günden sonra, hem de bir kentten uzak bir kente yapılıyor. Şöyle düşündüm, oldu bittiye getirilip bu sevk için duyarlı bir doktora imza attırılırsa ve bu doktor bizzat sevke katılırsa ne olur? Bu sorudan yola çıktım ve senaryo zaten kendini yazdırmaya başladı. Çünkü sinema eninde sonunda insanı anlatır. Buradaki Doktor Pınar da duyarlı biridir, kadındır, genç ve idealist bir uzman doktordur. Bütün bunlar sinemasal bir çatışma yaratmak için yeterince zengin malzemeyi veriyordu zaten bize. Zira Doktor Pınar asker değildir, siyasetçi ya da miltan değildir. O bir doktordur ve birinci önceliği insanı yaşatmaktır. Ancak bu yolculukta Doktor Pınar’ın karşı karşıya kaldığı tablo, bu ideale zıttır ve Doktor Pınar’ı dönüştüren koşullar da işte burada başlıyor.



Film Doktor Pınar'da yaşanan dönüşüm üzerinden mi gidiyor?

Ö.L: Evet. Zaten sanat ve edebiyat, Plataon’dan bu yana insanın yaşadığı değişimi, dönüşümü anlatır aslında. Dolayısıyla bizim filmimiz de esas olarak, şahit olduğu şiddet karşısında Doktor Pınar’ın yaşadığı dönüşümü anlatır. Doktor Pınar’ın içinde olduğu durumu sorgulaması onun vicdanından, insan özelliklerinden gelir. Bu da hikayemize beynelmillel bir nitelik kazandırmaktadır. Çünkü şiddeti sorgulamak ve ona karşı direnmek, insan soyunun temel erdemlerindendir ve bu yönüyle hikâyemiz,
dünyanın her yerindeki insanları enterese edebilen, çekebilen bir hikâyedir.

"Hayatın kendisi politiktir"

Daha önçe çektiğiniz film ve belgesellere baktığımızda genellikle politik içerikli ya da toplumsal olaylara dikkat çeken öykülere değindiğinizi görüyoruz. Neden?

Ö.L: Dışarıdan bakıldığında böyle görünüyor, evet, ama bu benim politik olayları anlatma isteğimden değil, hayatın kendisinin politik oluşundan kaynaklanıyor. Yani hayatın bizzat kendisi politiktir ve insan yaşadığı coğrafyadan, koşullardan, içtiği sudan ve yediği yemekten bağımsız edip eyleyemez.

Ben de öyleyim. Bu yüzden ben de ait olduğum sosyal ve toplumsal koşullar içinde beni etkileyen öykülere yoğunlaşıyorum. Yaptığımız işler, yaşadığımız toprağa benziyor biraz. Bu da normaldir diye düşünüyorum. Fakat şöyle bir şey var; mesela Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" hikayesi küçük bir kasabadaki adi bir cinayeti anlatır ama dünya edebiyatının da başyapıtları arasında sayılmaktadır. Yapmaya çalıştığım da biraz böyle bir şey... Yani içinde yaşadığım toplumun insan öykülerini, genel ve ortak insanlık dili, vicdanı ve estetiği ile anlatmaya çalışıyorum.



Bütün bunların yanında, elbette derdim sadece 1980’lerin Türkiye’sini, dönemin siyasal hareketlerini anlatmak değildir. Ben, insanın, yüzyüze geldiği koşullar karşısındaki vicdani tutumunu ve direnebilme erdeminin hikâyesini anlatmak istiyorum. Bu, 1920’lerde de geçebilirdi, Nazi Almanya’sında da... Ya da Sokrates’in Yunanistan’ında da, Ramses’in Mısır’ında da olabilirdi. Beri yandan, bu film ile, sadece insanları 80’li yıllarda yaşanan şiddeti eleştirmeye davet etmiyorum. Tabii ki 1980’li yılların eleştirisi de var içinde, ama ben esasen bu film ile insanları başka bir şeye davet ediyorum: İnsanları; şiddete, iktidara, tahakküme ve insanın insan üzerindeki zulmüne itiraz etmeye çağırıyorum.

Peki tüm bu hikâyeyi ne zaman izleyeceğiz, çekimleriniz ne aşamada?

Ö.L: Çekimlerin büyük bir kısmı tamamlandı. Kalan bir haftalık çekimimiz var. Onu da en yakın zamanda tamamlamaya çalışacağız. İklim koşulları nedeniyle kısa bir ara vermek durumunda kaldık. Gösterimin ne zaman olacağı sorusunun yanıtı ise henüz net değil açıkçası. Mayıs ayında gala yapmayı düşünüyoruz, ancak sonrasında film festivallere doğru yolculuğa çıkacak ve bu zaman diliminde sinemalara, vizyona karar vereceğiz. Festivaller 2012’nin sonuna kadar sürebilir. Bu dönem içerisinde gösterim programı da netleşir.

Ne kadarlık bir bütçe ile çekiliyor film?

Ö.L: 650 bin Liralık bir bütçe ile çıktık yola. Bunun 200 bin lirasını Kültür Bakanlığı karşılıyor. Bu benim, ilk uzun metraj film dalında kazandığım bir fondur. Bakanlık jürisinin filmi desteğe değer görmesi bizi de cesaretlendirdi ve biz de çekim için Hüseyin Kuzu hocamızın süpervizörlüğünde profesyonel bir ekip
kurduk. Almanya'dan yapım ortağımız Proserv Productions şirketinin sahibi ve aynı zamanda Yardımcı
Yönetmenimiz Askış Satış ile birlikte çalışıyoruz.

Türkiye ve Avrupa’da iyi yönetmenlerle çalışmış ve çok sayıda filme imza atmış olan Yunanlı Lefteris Agapoulakis görüntü yönetmenimiz. Konstatinos Kittou ses tasarımını, Hale İşsever de Sanat Yönetmenliğimizi üstleniyor. Ayrıca zengin bir oyuncu kadromuz var. İlginç gelecektir ama adeta 25 civarında ana cast, yani başrol var... Doktor Pınar'ı Türkiye sinemasının genç yetenekleri arasında sayılan Ezgi Çelik oynuyor. Diğer oyuncularımızın tamamı erkek ve hepsi de ana cast içinde yer alan Kemal Ulusoy, Diyar Dersim, Erdal Ceviz, Bilal Bulut, Nazmi Kırık, bMehmet Aşkın, Beşir Yılmaz, Erdal Auna, Mirza Metin, Giyasettin Şehir, Baran Demir, Alişan Önlü, Baran Eroğlu, Başak Koyuncuoğlu, İbrahim Turgay, Şerif Şahiner, Sezgin Cengiz, Volkan Ünlü, Volkan Aktan, Emre Saka, Cengiz Güleryüz, Onur Çevik, Haluk Yüksel, Şafak Orbay, Mehmet Gökhan Özbay gibi oyuncular rol alıyor. Mavi Ring sizi vicdan yolculuğuna davet ediyor

Suçtan ve cezadan kurtulmak için cinayet işlenir mi?

Gardiyanların kollarında, külçe gibi yığılmıs iki mahkum; Mehmet ve Hüseyin... Gövdeleri askıda gibi gardiyanların kollarında. Ayaklar taşımıyor bedenleri... Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide tek belirti, derin derin aldıkları nefes ve o nefese karışan inlemeler... Görebildikleri tek şey bir birine karışan suretler, işitikleri tek şey birbirine karışan gardiyan sesleri…

Nihayet iki beden hızla çakılır soğuk ve çıplak betona.

Suçtan ve cezadan kurtulmak için cinayet işlenir mi? Yaşam hakkını ortadan kaldıran bir hak arama yolu olur mu?

Yanıtı zor olmayan ama çoğu zaman sorgulamaktan dahi açındığımız bu iki soru ve dahası, Ömer Leventoğlu’nun yazıp yönettiği MAVİ RİNG adlı sinema filminde vicdanlarımıza sesleniyor.



Mavi Ring filmi, 1989 yılında Eskişehir’den Aydın Hapishane’sine yapılan mahkum sevkini anlatıyor,ama bu öyle sıradan ve usulüne uygun bir sevk değil.

Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimini protesto etmek için süresiz açlık grevine başlayan 300'e yakın mahkum, eylemlerinin 35'inci gününde ansızın sevke zorlanır. Böyle bir sevk yasalara uygun değildir, zira yaşamın biyolojik sınırlarına varılmıştır. Oysa askeri rejimin henüz etkili olduğu o yıllarda, kitabına uydurulamayacak hiç bir şey yoktur.

Sevkin usulüne uygun gösterilmesi için bulunan doktor ise orta sınıf bir ailenin yeni mezun kızı Uzman Dr. Pınar’dır. Dr. Pınar, 18 saat süren zorlu ve işkence dolu bu sevkte önce kendi vicdanı ile yüzleşecektir. Ve insanın insana uyguladığı böyle bir şiddete anlam veremeyen Dr. Pınar’ın insanı yaşatma mücadelesi, iktidara takılacaktır.

18 saatlik bir yolculuktur Mavi Ring. Bu yolda herkes başka bir yolculuk yapmaktadır: Mahkumlar için ölmek demek olan bu yolculuk, operasyonu yürüten Binbaşı Mustafa için intikam yolculuğudur. Doktor Pınar’a gelince, durum tamamen farklıdır. İradesi dışında çıktığı bu yolculuk Pınar için hayatı, insanı ve devleti tanıma, görünür olana kuşku ile yaklaşıp gerçeği keşif yolculuğudur.


"Sinema eninde sonunda insanı anlatır"

Mavi Ring’in öyküsünü neden filme almak istediniz?

Ö.L: Fuat Kav’ın, Mavi Ring adlı kitabını okuyan Bayram Balcı’dan geldi öneri.Ben de kitabı okudum ve
tanıklardan öyküyü dinledim, çeşitli kaynakları okuyup gözden geçirdim ve yaşananların detayı beni çok etkiledi. Senaryo yazmaya başladığımda ise herşey yeniden ekillendi.

Kav’ın Kitabını, dinlediğim tanıkları ve okuduğum diğer kaynakları esas aldım, ancak ortaya çıkan senaryo, doğal olarak tüm bunların dışında bir içeriğe sahiptir. Bambaşka bir hikaye var filmde. Her şeyden önce Doktor Pınar hayali bir kahramandır. Olayları onun gözünden anlatıyoruz. Bir aylık açlık grevinden sonra hapishanenin boşaltılması herkesin bildiği kısımdır. Ancak bizim hikayemiz bundan sonra başlıyor. Normalde açlık grevinin 20'inci gününden sonra mahkûmların duruşmalara sevki tıbben mümkün değildir. Ancak buradaki sevk hem 35'inci günden sonra, hem de bir kentten uzak bir kente yapılıyor. Şöyle düşündüm, oldu bittiye getirilip bu sevk için duyarlı bir doktora imza attırılırsa ve bu doktor bizzat sevke katılırsa ne olur? Bu sorudan yola çıktım ve senaryo zaten kendini yazdırmaya başladı. Çünkü sinema eninde sonunda insanı anlatır. Buradaki Doktor Pınar da duyarlı biridir, kadındır, genç ve idealist bir uzman doktordur. Bütün bunlar sinemasal bir çatışma yaratmak için yeterince zengin malzemeyi veriyordu zaten bize. Zira Doktor Pınar asker değildir, siyasetçi ya da miltan değildir. O bir doktordur ve birinci önceliği insanı yaşatmaktır. Ancak bu yolculukta Doktor Pınar’ın karşı karşıya kaldığı tablo, bu ideale zıttır ve Doktor Pınar’ı dönüştüren koşullar da işte burada başlıyor.


Film Doktor Pınar'da yaşanan dönüşüm üzerinden mi gidiyor?

Ö.L: Evet. Zaten sanat ve edebiyat, Plataon’dan bu yana insanın yaşadığı değişimi, dönüşümü anlatır aslında. Dolayısıyla bizim filmimiz de esas olarak, şahit olduğu şiddet karşısında Doktor Pınar’ın yaşadığı dönüşümü anlatır. Doktor Pınar’ın içinde olduğu durumu sorgulaması onun vicdanından, insan özelliklerinden gelir. Bu da hikayemize beynelmillel bir nitelik kazandırmaktadır. Çünkü şiddeti sorgulamak ve ona karşı direnmek, insan soyunun temel erdemlerindendir ve bu yönüyle hikâyemiz,
dünyanın her yerindeki insanları enterese edebilen, çekebilen bir hikâyedir.

"Hayatın kendisi politiktir"

Daha önçe çektiğiniz film ve belgesellere baktığımızda genellikle politik içerikli ya da toplumsal olaylara dikkat çeken öykülere değindiğinizi görüyoruz. Neden?

Ö.L: Dışarıdan bakıldığında böyle görünüyor, evet, ama bu benim politik olayları anlatma isteğimden değil, hayatın kendisinin politik oluşundan kaynaklanıyor. Yani hayatın bizzat kendisi politiktir ve insan yaşadığı coğrafyadan, koşullardan, içtiği sudan ve yediği yemekten bağımsız edip eyleyemez.

Ben de öyleyim. Bu yüzden ben de ait olduğum sosyal ve toplumsal koşullar içinde beni etkileyen öykülere yoğunlaşıyorum. Yaptığımız işler, yaşadığımız toprağa benziyor biraz. Bu da normaldir diye düşünüyorum. Fakat şöyle bir şey var; mesela Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" hikayesi küçük bir kasabadaki adi bir cinayeti anlatır ama dünya edebiyatının da başyapıtları arasında sayılmaktadır. Yapmaya çalıştığım da biraz böyle bir şey... Yani içinde yaşadığım toplumun insan öykülerini, genel ve ortak insanlık dili, vicdanı ve estetiği ile anlatmaya çalışıyorum.



Bütün bunların yanında, elbette derdim sadece 1980’lerin Türkiye’sini, dönemin siyasal hareketlerini anlatmak değildir. Ben, insanın, yüzyüze geldiği koşullar karşısındaki vicdani tutumunu ve direnebilme erdeminin hikâyesini anlatmak istiyorum. Bu, 1920’lerde de geçebilirdi, Nazi Almanya’sında da... Ya da Sokrates’in Yunanistan’ında da, Ramses’in Mısır’ında da olabilirdi. Beri yandan, bu film ile, sadece insanları 80’li yıllarda yaşanan şiddeti eleştirmeye davet etmiyorum. Tabii ki 1980’li yılların eleştirisi de var içinde, ama ben esasen bu film ile insanları başka bir şeye davet ediyorum: İnsanları; şiddete, iktidara, tahakküme ve insanın insan üzerindeki zulmüne itiraz etmeye çağırıyorum.

Peki tüm bu hikâyeyi ne zaman izleyeceğiz, çekimleriniz ne aşamada?

Ö.L: Çekimlerin büyük bir kısmı tamamlandı. Kalan bir haftalık çekimimiz var. Onu da en yakın zamanda tamamlamaya çalışacağız. İklim koşulları nedeniyle kısa bir ara vermek durumunda kaldık. Gösterimin ne zaman olacağı sorusunun yanıtı ise henüz net değil açıkçası. Mayıs ayında gala yapmayı düşünüyoruz, ancak sonrasında film festivallere doğru yolculuğa çıkacak ve bu zaman diliminde sinemalara, vizyona karar vereceğiz. Festivaller 2012’nin sonuna kadar sürebilir. Bu dönem içerisinde gösterim programı da netleşir.

Ne kadarlık bir bütçe ile çekiliyor film?

Ö.L: 650 bin Liralık bir bütçe ile çıktık yola. Bunun 200 bin lirasını Kültür Bakanlığı karşılıyor. Bu benim, ilk uzun metraj film dalında kazandığım bir fondur. Bakanlık jürisinin filmi desteğe değer görmesi bizi de cesaretlendirdi ve biz de çekim için Hüseyin Kuzu hocamızın süpervizörlüğünde profesyonel bir ekip
kurduk. Almanya'dan yapım ortağımız Proserv Productions şirketinin sahibi ve aynı zamanda Yardımcı
Yönetmenimiz Askış Satış ile birlikte çalışıyoruz.

Türkiye ve Avrupa’da iyi yönetmenlerle çalışmış ve çok sayıda filme imza atmış olan Yunanlı Lefteris Agapoulakis görüntü yönetmenimiz. Konstatinos Kittou ses tasarımını, Hale İşsever de Sanat Yönetmenliğimizi üstleniyor. Ayrıca zengin bir oyuncu kadromuz var. İlginç gelecektir ama adeta 25 civarında ana cast, yani başrol var... Doktor Pınar'ı Türkiye sinemasının genç yetenekleri arasında sayılan Ezgi Çelik oynuyor. Diğer oyuncularımızın tamamı erkek ve hepsi de ana cast içinde yer alan Kemal Ulusoy, Diyar Dersim, Erdal Ceviz, Bilal Bulut, Nazmi Kırık, bMehmet Aşkın, Beşir Yılmaz, Erdal Auna, Mirza Metin, Giyasettin Şehir, Baran Demir, Alişan Önlü, Baran Eroğlu, Başak Koyuncuoğlu, İbrahim Turgay, Şerif Şahiner, Sezgin Cengiz, Volkan Ünlü, Volkan Aktan, Emre Saka, Cengiz Güleryüz, Onur Çevik, Haluk Yüksel, Şafak Orbay, Mehmet Gökhan Özbay gibi oyuncular rol alıyor.
(Safiye Işıklı/muhalifgazete.com )

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS