AK Parti'nin parfümünü Kılıçdaroğlu kokladı!

AK Parti'nin parfümünü Kılıçdaroğlu kokladı!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu "AKP derin devletin bir parçası olmuştur. Bu yüzden faili meçhul cinayetler aydınlatılmamakta" dedi. AK Parti'nin hesaplarının Anayasa Mahkemesi tarafından incelendiğini ve bazı harcamaların kabul edilmediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a sordu: "Senin şu parfüm merakın nereden geliyor?"

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 8 yıldır "darbe lafı tutturup gittiğini" belirtti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Bıktık darbe edebiyatından. Şunu söyledim: Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır. Ne korkuyorsun? Ne darbesi? Hangi çağda yaşıyoruz da 'darbe geldi' diyorsun. Milletin gündemini çalmak istiyor. Sen darbeden söz edeceğine çık milletin önüne ben işsizliği şöyle yeneceğim, yoksulluğu şöyle bitireceğim de. Bunları söylemiyorsun. Siz hiç Başbakanın ağzından 'işsizliği şöyle azaltacağız' diye bir söz duydunuz mu? Duyamazsınız. Onun derdi o değil. Efendim darbe olacakmış... Ne darbesi, nereden çıktı bu işler? Milleti korkutuyorlar.

O açıdan her yerde rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Biz demokrasiden yanayız. Bir de kalkmış rahmetli Menderes'i sömürmeye kalkıyor. Sen kim, rahmetli Menderes kim?"

Başbakanın "yıkacağım" diye tutturduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Kendisini arabadan kurtaran balyozla gitsin Kars'a yıksın heykeli" dedi.

Başbakanın heykeli yıkması durumunda tarihe geçeceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Heykel yıkan Başbakan olarak da tarihe geçsin. Ne olacak? Hep yolsuzlukla tarihe geçecek değil ya, baskı rejimi kurmak, yargıyı ele geçirmek için çabasıyla tarihe geçecek değil ya, bir de heykel yıkan Başbakan olarak tarihe geçer" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "AKP, artık derin devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir partidir. O konuma gelmiştir. Her alanı kendi egemenliği altına almak istemektedir. Onun için faili meçhullerin aydınlatılmasını istememektedir, üzerine kararlılıkla gidememektedir, onun için Hizbullah sanıklarını yakalayamamaktadır, yakalamamaktadır. Artık o derin devletin bir parçasıdır" dedi.

"Öfkene hakim olamıyorsan siyaseti bırak"

Kılıçdaroğlu, kendilerinin iyi niyetle davrandığını ve kimseyle kavga etmek istemediklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Kavga etmeyeceğiz, iyi niyetle, güler yüzle, demokrasi içinde vatandaştan oy isteyeceğiz. Biz bu kadar iyi niyetliyiz. Ama bir baktım biz oradayken Sayın Başbakan da Burdur ve Denizli'ye gitmiş, esmiş gürlemiş. Neler varsa ağzından kontrolsüz bir şekilde çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Ne esip gürlüyorsun kardeşim? Adam gibi otur, konuş. 'Ben de öfkeme hakim olamıyorum' diyor. Hakim olamıyorsan siyaseti bırak"

"Parfüm merakın nereden geliyor?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Denizli ziyaretinde bir vatandaşın CHP'nin hesaplarıyla ilgili kendisine sorduğu soruya yanıt vermediği" şeklindeki sözlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Yani meşhur bir laf var ya 'atma Recep din kardeşiyiz' diye aynen öyle" dedi.

CHP lideri konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çıkıyorsun kürsüye, önünde toplanmış millet, onlara doğruyu söylemiyorsun. Bir Başbakana yakışır mı? Sana yakışır mı? Oturuyorsun bir de namaz kılıyorsun, camide miting yapıyorsun kalkıyorsun millete yalan söylüyorsun. Ben o sorunun yanıtını herkesin huzurunda verdim. Ama benim merak ettiğim bir şey var. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin de hesapları incelendi Anayasa Mahkemesi tarafından. Onlarda da bazı giderler kabul edilmedi bizim gibi. Örneğin bir yıla ait 11 milyar 526 milyon lira kabul edilmedi. Başka bir yıla ait 47 milyar 809 milyon lira kabul edilmedi.

Biz hiçbir zaman çıkıp 'neden bu giderler kabul edilmedi sen de hortumcusun' demedik. Neden? Biz de gider yapmışız, o da gider yapmış, ama Anayasa Mahkemesi bazı giderleri 'kabul etmiyorum' diyor, saygı duyuyoruz. Burada çalınan bir para yok. Ama bizlerle onlar arasında bir fark var.

Bizde hiçbir zaman parti yöneticilerinin parfümleri, kişisel bakım ürünleri partinin hesabından ödenmez. Yok öyle bir şey. Kendi cebinden alırsın, bakarsın kendine. Şimdi Başbakana soruyorum: Senin şu parfüm merakın nereden geliyor? Senin şu kişisel bakım ürünlerin nedir? Bir çık anlat bakalım. Sen bunları niye tutuyorsun da Adalet ve Kalkınma Partisine fatura ediyorsun? Çık millete bir anlat bakalım. Biz konuşmak istemiyoruz, ama zorla diyorlar ki 'bizim bu kirli yüzümüzü de millete gösterin'. Senin yüzünü göstereceğim, maskeni indireceğim."

SSK'yı zarar ettirdiği yönündeki iddialara yanıt

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın Genel Müdürlüğü döneminde SSK'nın "zarar ettiği" iddialarını yanıtladı.

"Yolsuzluk konusuna gelince avucunu yalarsın" diyen Kılıçdaroğlu, genel müdürlüğü döneminde hemen hemen her partiden bakanla çalıştığını ifade etti.

Başbakanın kendisini doğru yerden eleştirmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarında "zarar" değil, "finans açığının" olduğunu, Başbakanın bunları bilmediğini savundu.

SSK'nın ilk finansman açığını 1970 yılında verdiğini, o dönemde üniversite öğrencisi olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, 2000 yılında 2 milyar lira olan finans açığının 2009 yılında 28 milyar 706 milyon liraya çıktığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Ben genel müdürüm. Beni bakanların üzerinde görüyor. Korkuyor benden. Genel Müdürüm ben. Emeklilik yaşını ben belirlemem, emekli aylığını ben belirlemem. Sen, hangi yüzle, hangi ahlakla genel müdürü suçlarsın? Şimdi soruyorum: Ben mi, sen mi daha başarılısın? 2 milyar mı, 28 milyar mı büyük? Çıkıp adam gibi cevabını ver bakayım" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkardıktan sonra "açığını bulmak için" çalışma yapıldığını, SSK genel müdürlüğü dönemindeki bütün ihalelerin incelendiğini, 17 Haziran 2010 tarihinde verilen onayda "konu hakkında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı sonucuna varıldığının" ifade edildiğini aktardı.

Kılıçdaroğlu, "Devlet senin emrinde, müfettişler senin elinde. Yaptıkları incelemede hiçbir şey bulunmadı. Peki sayın Başbakan sen hangi ahlakla, hangi siyasal tutarlılıkla benim ihale dağıttığımı söylüyorsun. Benim adım Recep Tayyip Erdoğan mı? Başbakan, millete doğruları söylemiyor" dedi.

Direniş çağrıları tartışması

Yargıtay ve Danıştay ile ilgili düzenlemeler içeren tasarının Adalet Komisyonundaki görüşmeleri ile ilgili değerlendirmeler de yapan Kılıçdaroğlu, "AKP mutfağında hazırlanan tasarının" kimsenin görüşü alınmadan acele bir şekilde yasalaştırılmak istendiğini ileri sürdü.

"AKP'nin parlamentodaki sayısal üstünlüğünü kullanarak muhalefeti susturmaya çalıştığını" iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Komisyonda oylama yapılıyor. Milletvekili 5 dakikadan fazla konuşmasın, birden fazla önerge olmasın... Eller kalkıp iniyor. Ne olacak? CHP milletvekilleri, AKP'nin figüranı mı olacak? Biz bunu mu kabul edeceğiz? Bunu reddediyoruz. Senin figüranların var zaten orada. Senin emir kulların var zaten orada. Efendim niye istifa ediyorsunuz?

Sen önce kendine bir sor bakalım Sayın Başbakan, niye 5 dakika ile sınırlandırıyorsun? Bırak muhalefet de konuşsun. Hayır o konuşmasın. 5 dakikada böylesine önemli bir konuyu dünyanın hangi parlamentosu konuşmuş? Zorla meşru zeminlerde tartışmanın önüne geçmek istiyorlar. Baskı kuruyorlar. Baskı kurup meşru zeminlerde belli konuların tartışılmasını istemiyor.

Elbette direneceğiz. Elbette ki itiraz edeceğiz. Başbakanın anlamadığı bir şey var. CHP'lilerin kendileri gibi biat kültürü sonucu parlamentoya geldiğini sanıyor. Biz öyle değiliz. Düşüncelerimizi özgürce dile getiriyoruz. Demokrasinin güçlendirilmesi için her türlü mücadeleyi yapacağız. Medyaları, güvenlik güçleri var. Kim olursa olsun haklı bildiğimiz yoldan ayrılmayacağız."

"Hizbullah ile kanka"

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin Doğu ve Güneydoğu'da "Hizbullah ile kanka" olduğunu ileri sürerek, Erdoğan'nın "derneklerin demokratik dernek olduğunu" söylediğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu dernekler hakkında mahkeme kararı olduğunu belirterek, "Demokrasi bunların kafasındaki bir olay değil. Zaten daha önce söylemişlerdi. Tren gibi, durağa gelince ineriz. Demokrasi bir araçtır onlar için" diye konuştu.

Yargıtay'ın üye sayısının azaltılması için hazırlanan tasarıda Erdoğan ve bakanların imzasının bulunduğunu, şimdi üye sayısının artırıldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "Kim kıvırıyor, çıksın Başbakan anlatsın" dedi.

Bağırmayla çağırmayla sorunların çözülmediğini, "boş varilin sesinin yüksek çıktığını" kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: "Öyle bağır çağır, hakaret et, küfür et... Yok öyle şey. Halka doğruları anlatacağız ve oy isteyeceğiz. Gerekirse bütün örgütlerimiz sokak, sokak, cadde, cadde, mahalle, mahalle örgütlenecek. Tek başına iktidar için mücadelemizi vereceğiz. Baskıya şiddete göğüs gereceğiz. Baskılara direnmek her CHP'linin temel görevi olmak zorundadır."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS