İnternet Andıcı davasında gerginlik

İnternet Andıcı davasında gerginlik

İnternet Andıcı Davası'nda tutuklu sanık Serdar Öztürk, İrtica İle Mücadele Eylem Planı'na ilişkin ihbar mektubunu savcıların da içinde bulunduğu bir grup tarafından yazıldığını iddia etti. Öztürk'ün bu sözleri üzerine duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık hakkında tutuklama kararı verilmesini ve sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Davaya bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Serdar Öztürk'ün duruşmada savcıya yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı 16 duruşmadan men edilmesine ve hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

İrticayla Mücadele Eylem Planı Davası'yla birleştirilen İnternet Andıcı Davası'nın 46. duruşması gergin başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, savcı Mehmet Ali Pekgüzel, dün savunmasını yapan sanık Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu'ya çapraz sorgusunda bir kaç soru yöneltti.

Pekgüzel'in soruları üzerine Çubuklu İstanbul Hukuk Fakültesi'nde okuduğunu ve 16 Eylül 2004 yılından beri adli müşavir olarak Genelkurmay Başkanlığı'nda görev yaptığını söyledi. Savcı Pekgüzel'in "İrtica İle Mücadele Eylem Planı'nı ilk kez ne zaman gördünüz?" şeklindeki sorusuna sanık Hıfzı Çubuklu, ilk defa 12 Haziran 2009'da sabah televizyonda gazete haberlerinin okunması sırasında öğrendiğini ifade etti. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı'nın yanına giderek soruşturma açılması konusunda görüşünü beyan ettiğini anlatan Çubuklu, ardından konuya ilişkin soruşturma emri verildiğini söyledi.

Savcı: Gerçekleri soruyorum müdahale etmeyin

Duruşma savcısı Pekgüzel, İrtica İle Mücadele Eylem Planı'na ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen ihbar mektubunu okuyarak, ihbarda, TSK'da İrtica İle Mücadele Eylem Planı'nın sahte olduğunu göstermek için çalışmalar yapıldığının iddia edildiğini ifade etti. Sanık Çubuklu ise böyle bir çalışma yapılmasına şahit olmadığını ve İrtica İle Mücadele Eylem Planı'na ortaya çıkmasının ardından da soruşturma emri verilmesi yönünde hukuki tavsiyede bulunduğunun altını çizdi.

Savcı Pekgüzel'in bu sorusuna Hıfzı Çubuklu'nun avukatı ve aynı zamanda kızı olan Nazlı Çubuklu müvekilline yoruma dayalı sorulduğu gerekçesiyle itiraz etti. Savcı Pekgüzel de "Gerçekleri soruyorum müdahale etmeyin lütfen" dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Serdar Öztürk ise ihbar mektubunun savcıların da içinde bulunduğu bir grup tarafından yazıldığını iddia ederek, bu konuyla ilgili HSYK'ya daha suç önce suç duyurusunda bulunduğunu belittti.

Savcı, hemen tutuklama istedi

Bunun üzerine Savcı Pekgüzel de "Sanığın hemen tutuklanmasını istiyorum. Sanıkla ilgili hemen karar verilmesini istiyorum. Bugüne kadar sustuk ancak hakarete vardı. Derhal sanıkla ilgili suç duyurusunda bulunulmasını ve tutuklanmasını istiyorum. Talebimle ilgili ara karar verilene kadar soru sormayacağım" ifadelerini kullandı. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmaya 30 dakika ara verdi.

16 duruşmadan men edildi

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Serdar Öztürk'ün iddianameyi hazırlayan savcılara ve duruşma savcılarına yönelik sözlerinin suç oluşturacak mahiyette olduğunu belirterek Silivri Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyusunda bulunulmasına hükmetti. Sanık Öztürk'ün tutuklanması talebini reddeden mahkeme heyeti, Öztürk'ün bugün de dahil 16 duruşmadan men edilmesine karar verdi. Bunun üzerine Serdar Öztürk jandarma eşliğinde duruşma salonundan çıkarıldı.

"Adı sehven unutuldu"

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık Çubuklu'nun 4 Ekim 2010 tarihinde adli müşavir olarak Genelkurmay'da çalıştığını belirterek, dava konusu soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Genelkurmay Başkanlığı'na internet siteleriyle ilgili "Sitelerin kim tarafından, hangi tarihte, ne amaçla açıldığı, faaliyet alanları, yöneticileri" gibi konuların sorulduğunu belirtti.

Pekgüzel, gelen cevapta ise siteleri işleten personel listesinde Dursun Çiçek'in adının yer almadığını belirterek, "Daha sonra savcılığın yazdığı yazıya verilen cevapta ise Çiçek'in adının yazılmadığı belirtiliyor. Bu normal bir gözden kaçma mıdır? dedi. Çubuklu ise adli müşavir olarak herşeyi bilemeyeceğinin altını çizerek şunları söyledi:

"Bize gelen yazıların hepsine vakıf olmam mümkün değil. Gelen yazıları ilgili yerlere gönderiyoruz. Sizin sorduğunuz yazışma konusu da hakikaten çok manidar görünüyor. Hakikaten anlaşılır gibi değil. Hatta bu konuda dönemin Genelkurmay Başkanı da 'Nasıl görmezsiniz, ne kadar dikkatsizsiniz' diyerek kızdı. İlgili komutanlıkları uyardı. Sonra da bu durum düzeltildi. Bu soruşturmanın ardından Bilgi Destek Dairesi, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne bağlandı ve birçok personel de farklı birliklere atandı. Evraklar Genel Sekreterliğe gönderilmiş. Ben bu durumun sehven olduğunu değerlendiriyorum. Başka bir anlamı da yok."

Kağıt parçası tabiri, bir talihsizliktir

"İrtica ile Mücadele Eylem Planı" davasının tutuklu sanıklarından Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral HıfzıÇubuklu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un bir basın toplantısında dava konusu belgeye ilişkin "kağıt parçası" tabirini kullanmasının bir talihsizlik olduğunu söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada çapraz sorgusu yapılan Çubuklu, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in "TSK içerisinde Ergeneko yapılanmasından söz ediliyor. Genelkurmay'ın bu konuda bir soruşturması oldumu?" sorusu üzerine, "Ergenekon"dan, Adli Müşavir olarak göreve başladıktan
sonra 2007'de savcılıktan gelen resmi yazılar üzerine haberi olduğunu söyledi.

Çubuklu, Adli Müşavirin, Genelkurmay Başkanlığına gelen istihbari amaçlı bilgilerden haberi olmadığını ifade etti. Pekgüzel'in "Bundan haberdar olduktan sonra bir çalışma yapıldı mı?" sorusuna Çubuklu, eğer böyle bir yapılanma incelenecekse bunun istihbarat başkanının görevi olduğunu kaydetti.


-Çok gizli belgeler-


Pekgüzel, "Ergenekon" soruşturması sırasında bazı sanıklardan iki ülke arasında savaş çıkarabilecek nitelikte olan çok gizli askeri belgelerin de ele geçirildiğini belirterek, bu belgelerin ele geçirildiği kişilerle ilgili bir
çalışma, soruşturma yapılıp yapılmadığını sordu.

Bunları Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının konuştuğunu, bir kısım belgeler nedeniyle ilgili birimler tarafından araştırma yapıldığını ifade eden Çubuklu, "Komutanın bilgisi dahilinde olan, öğrendiği konuları biz sonra öğrenirsek soruşturma emri isteyemeyiz. Eğer komutanın bilgisi yoksa soruşturma emri istenir" dedi.


Pekgüzel, "Dönemin Genelkurmay Başkanı (İlker Başbuğ) yaptığı basın toplantısında 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'ndan 'kağıt parçası', Poyrazköy'e bulunan lav silahlarından 'boru' diye söz etti. Bu basın toplantısından haberiniz var mı? Bu konuda size soru soruldu mu? Bu konuda bir rapor hazırladınız mı?"
diye sordu.


Genelkurmay Başkanının basın toplantılarıyla ilgili bir görevi olmadığını belirten Çubuklu, basın toplantılarına da karşı olduğunu söyledi.

Genelkurmay Başkanın "kağıt parçası" açıklamasını Askeri Savcılığın "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"na ilişkin takipsizlik kararı vermesinden sonra yaptığını dile getiren Çubuklu, "(Kağıt parçası) tabiri, bir talihsizliktir. Ben bu görüşe katılmıyorum. Komutanı tenkit etmek için söylemiyorum. 'Boru' açıklamasını bilemem. Mühimmat konusu Lojistik Dairesini ilgilendirir" dedi.


Duruşma, Çubuklu'nun çapraz sorgusuyla devam ediyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS