İtalya'da unutulmuş Türkler

İtalya'da unutulmuş Türkler

Vox Populi (Halkın Sesi) Düşünce ve Araştırma Kuruluşu Başkanı Dr. Ermmano Visintainer'in "İtalya'da Unutulmuş Türk Varlığı: Moena Türkleri" başlıklı çalışması ORSAM tarafından yayımlandı. Makalede Viyana Kuşatması sırasında İtalya'da Moena'ya kaçan bir yeniçeriyle başlayan ilginç tarihi bir öykü detaylı olarak anlatılıyor.

Ermano Visintainer'in yazdığı makalenin başlıkları şöyle:

- İtalya’da bulunan “Rione Turchia” (Türk Bölgesi), II. Viyana Kuşatması sırasında Viyana’nın 200 km. güneyinde bulunan Moena’ya kadar kaçan bir Türk yeniçeri askeriyle bağlantılıdır. 

Soyundan gelenler onun hatırasını yaşattılar ve orası tek bir Türk’ün orada yaşaması ve yaşatılmasından sonra “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) adını aldı.

- Türkler’in dili ve gelenekleri o kadar baskın ve çekici bir çekim kuvvetine sahiptir ki, tek bir fert  bile bir toplumu etkileyebilmektedir.

- Moena’da Türk bayrağının bulunmasının nedeni, kasabanın tarihi kökenlerinin olağanüstü özel bir bağlantıya, “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) isimli yerin mevcudiyetine bağlıdır.

- Moena’da Türk geleneği derin bir derecede hissedilmektedir. Moena halkı her yıl Temmuz ayında Türk kökenlerinin efsanevi kaynağını hatırlamak amacıyla sultan, harem kadınları, yeniçerileriyle sesli ve renkli bir şekilde karnaval düzenlemektedir. Karnavalda Moena kadınları, başörtülü, şalvarlı ve uçları yukarıya doğru kıvrık olan pabuçları giymiş Türk kadınlarına bürünürken, erkekler ise kılıçlı sultan, vezir ve gazilerin biçimine bürünmektedir. Ayrıca, her yıl Temmuz ayında Moena evlerinin pencerelerinden Türk bayrağı sarkıtılır. Böylece, “Rione Turchia” (Türk Bölgesi)’nin adı yaşatılmaya çalışılmaktadır.

- Yeni araştırmalardan ortaya çıkan gerçeklere göre ‘Retler’ ve ‘Etrüskler’, etnik ve dilbilimsel olarak Türkler ve Kafkasya halklarıyla bağlantılı olarak görünüyorlar. Macaristan’da ünlü dilbilimci Gyula Németh’in görüşüne göre, 896 yılında Roma’nın sabık ili ‘Pannonya’nın istilasından sonra oraya yerleşip binyüz yıl kalan on kavimin arasında yedi Başkir, yani Türkçe konuşan oymaklar varmış. Ayrıca, Kafkasya ile Moena’nın bağlı olduğu Trento ilinin arasında derin tarihi ilişkiler bulunmaktadır. Rus dilbilimcisi N. Marr’ın kuramına göre, Kafkasya halkları Basklar dışında, Hint-Avrupa sömürgeciliğinden kaçmak için sarp ve engebeli bu dağların yükseklerinde korunmuşlardı. Böylece, belki de Moena halkı içgüdüsel olarak kendi ‘Retik’ kökenlerini yeniçeri askerinin gelişiyle atalarından gelme akrabalığı yenilemişlerdi.

Visitainer'in makalesi ise şöyle: 

1. Moena Kasabası

Moena; İtalya’nın kuzeyinde bulunan Trento iline bağlı küçük bir kasabadır.

Ünlü Dolomit sıra dağlarının arasında saklı kalmıştır. Moena’da yaşayan Türk kökenli insanların varlığını ilk keşfim, 1970’li yılların sonlarında tesadüfen olmuştu. Bu keşif, Dolomit sıra dağları arasındaki muhteşem Ladin vadilerinde (Ladin, aynı zamanda Dolomit bölgesinde İtalyan olmayanlara verilen isimdir) bir pazar günü
gezintisi esnasında olmuştu. Avisio ve San Pellegrino dereleri boyunca devam eden keçiyolunun sonunda Moena karşıma çıktı.

Moena’nın turizm bürosuna İtalyan bayrağından farklı bir bayrak asılmıştı. Bu bayrakta, kırmızı zemin üzerinde beyaz bir hilâl vardı. İtalya’da hilâl görmek olağanüstü bir durumdu. Benzer bir hilâl bayrağı daha önce Almanya’nın birkaç şehirinde görmüştüm.

Avrupa’da Soğuk Savaş yıllarında ‘hilâl’ simgesi çoğu zaman ‘orak-çekiç’ simgesiyle karıştırılıyordu. Moena’da ‘hilâl’ simgesinin turizm reklamı olup olmadığını anlamaya çalıştım. 1990’lı yılların ortasında, Türkoloji öğrencisi olarak araştırmalar yaptığım yıllarda Moena’ya bir Türk araştırmacısına refakat etmek için gitmiştim.
Moena’da Türk asıllı insanların bulunduğu bana söylediğinde, yıllar önce Moena’da gördüğüm ‘hilâl’i hatırladım. Başka bir fırsat ise Venedik Üniversitesi’nde Türkoloji tahsili yaparken meydana geldi. Ankara’dan Trento’ya tatil için gelmiş olan Sayıştay Başkanı’na rehberlik yaparken Moena Türkleri ile ilgili olan bilgilerim derinleşti. Moena Türkleri, ünlü İtalyan Türkologları Alessio Bombaci ve Ettore Rossi’nin izlerini takip eden Roma Üniversitesi öğretim üyesi Anna Masala’nın da ilgisini çekmişti.

Moena’da yerel bir temsilcinin verdiği Türkiye’den Moena’ya gönderilen çeşitli bilgi, mektup ve dergileri okuyunca birçok şey gün ışığına çıkmaya başladı. Böylece, Türk soyundan gelen bir avuç Moenalı insanla ilgili olarak Türkiye’nin bir zamanlar bir müzakeresinin bulunduğunu ve bu konuda bir takım yazılar ve belgeler
yayımlandığını öğrendim.

2. “Rione Turchia” (Türk Bölgesi)

Moena’da Türk bayrağının ne işi vardı? Bu bayrağın Moena’da bulunmasının nedeni, kasabanın tarihi kökenlerinin olağanüstü özel bir bağlantıya sahip olmasıydı. “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) isimli yerin mevcudiyetine bağlıydı. 

Viyana Kuşatması sırasında Viyana’nın 200 km. güneyinde bulunan Moena’ya kadar kaçan bir Türk yeniçeri askeriyle bağlantılıdır.

İtalyan uzmanlar ve yöredeki bilim adamları bu yerin özgün adını, yani “Rione Turchia”yı Türk varlığına bağlamadan açıklamayı denediler. Bazı uzmanlar, bu sözün “torchia”dan, yani İtalyanca’da ketenin basıldığı yer anlamına gelen ‘cendere’den türediğini iddia ettiler. Ancak, bu zorlama açıklamanın doğru olmadığı aşikardı.

Bazı uzmanlar ise ‘Türkiye’ sözünden türediğini ifade ettiler. Moena sakinleri için gerçekten bu kadar önemli olan bu tarihi şahsiyet, 1683 yılında II. Viyana Kuşatması esnasında Türk ordusu askerlerinden biri miydi? Belgeler ve rivayetler bizi II. Viyana Kuşatması’na kadar götürüyordu.

Belgeler ve rivayetlere göre, “Rione Turchia” (Türk Bölgesi)’ne adını veren Türk yeniçeri II. Viyana Kuşatması sırasında bir şikayet sonucu işlediği suçdan dolayı tutuklanmıştı. Bir yolunu bulup kaçmayı denedi ve başardı.

Macera dolu uzun bir yolculuktan sonra, yorgun ve güçsüz halde Viyana’nın 200 km. güneyindeki Moena’ya ulaştı.

Moena’da ona yardım edildi ve orada yaşamasına izin verildi. Bundan öte Moena’lılar onu çok sevdiler. Evlendi ve çoluk çocuk sahibi oldu. Böylece kahramanımız olan Türk yeniçeri Moena halkının yaptığı fedakârlıklardan çok etkilendiği için orada yaşam boyu kalmaya karar verdi. Bundan öte, onun soyundan gelenler onun hatırasını yaşattılar ve orası tek bir Türk’ün orada yaşaması ve yaşatılmasından sonra “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) adını aldı.

Turistler ve meraklılar, bölgenin daracık sokaklarında gezerken İstanbul sokaklarını hatırlıyorlar. Dolomit dağlarının arasında saklanmış olan, bir sedef kabuğu içindeki inci misali gibi değerli taşa benzeyen, bu küçük şehrin geçmişindeki sırrı hissetiklerinde büyük bir şaşkınlık duyuyorlar. Moena meydanında Türk’ü tasvirleyen sakallı ve sarıklı bir büst sizi selamlıyor. Büstün altında hilâl’li bir çeşme bulunuyor. Yolunuza devam ederken, karşınıza bir kitabe çıkar: “Via Damiano
Chiesa-Turchia”. ‘Damiano Chiesa’ bir İtalyan kahramanıdır. Ancak, ‘chiesa’, kilise anlamına gelir. Dolayısıyla bu kitabede de hilâl ve haç gibi tezat bulunuyor. Ama,
bu şehrin güzelliği de buradan geliyor. Moena’da evlerin cephesini donatan ‘Pierre Loti’ stilinden ilham alan çeşitli freskler arasında harem ağaları, etrafı hizmetçi ve dansöz kadınlar tarafından çevrilmiş bir sultan görülmekte. Bu evlerin fresklerinde, zengin hurma bahçeleri etrafında oturmakta olan evli bir Türk çifti de bulunuyor

Moena’da Türk geleneği, (tradizione ‘turca’) o kadar derin bir derecede hissedilir ki bölge sakinleri bunu çeşitli tarzlarda dile getirip kutluyorlar.  

Moena halkı her yıl Temmuz ayında Türk kökenlerinin efsanevi kaynağını hatırlamak amacıyla sultan, harem kadınları, yeniçerileriyle sesli ve renkli bir şekilde karnaval düzenliyor. Karnavalda Moena kadınları, başörtülü, şalvarlı ve uçları yukarıya doğru kıvrık olan pabuçları giymiş Türk kadınlarına bürünürken, erkekler ise kılıçlı sultan, vezir ve gazilerin biçimine bürünüyor.

Ayrıca, her yıl Temmuz ayında Moena evlerinin pencerelerinden Türk bayrağı sarkıtılır. Böylece, “Rione Turchia” (Türk Bölgesi)’nin adı yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Birkaç yıl öncesine kadar, Moena sakinleri bu geleneğin yöresel ve halkbilimsel kökünü üstlenince Türk temsilcilerle ve kurumlarla temas kurmaktan uzak durdular. Hangi şartlar altında olursa olsun Türkolog Louis Bazin’in dilbilgisinin bir tümcesinden esinlenerek, kendisinin Türk dilinin özümseyici örneği olarak gösterdiği bir nevi çabuk söylenmesi zor sözcük oyunu soruluyor: “Türkleştiremediklerimizden misiniz?”. Bu soru sorulunca bölge halkı olumlu bir şekilde yanıtlamamakla birlikte biraz Türkleştirilmiş oldukları da bir gerçektir. Bu küçük kasabanın üstünde, tek bir kişi olmasa bile kendiliğinden
o kadar açık bir kültür ayrılığını, yani ‘Ladin ayrılığı’ gibi gururlu dilbilimsel bir kimliği gösteren bu toplumun, o kadar derin bir etki altına girip Türk kültürünü övmeleri şaşkınlık uyandırmaktadır.

J. P. Roux’un yazdığı gibi, Türkler’in dili ve gelenekleri o kadar baskın ve çekici bir çekim kuvvetine sahiptir ki, tek bir fert bile bir toplumu etkileyebilmektedir.

Başka bir görüşüm de şudur: ‘Ladinler’ kendilerinin ‘Retik-Roman’ların (Retik, Etrüsklerle aynı soyundan eski bir halktır) bir kolu olduklarını ilan ediyorlar. Her şeye rağmen ‘Retik-Roman’ kökeni, kendi tanımlaması içinde bile gizemlidir. Yeni araştırmalardan ortaya çıkan gerçeklere göre ‘Retler’ ve ‘Etrüskler’, etnik ve dilbilimsel olarak Türkler ve Kafkasya halklarıyla bağlantılı olarak görünüyorlar. Macaristan’da ünlü dilbilimci Gyula Németh’in görüşüne göre, 896 yılında Roma’nın sabık ili ‘Pannonya’nın istilasından sonra oraya yerleşip binyüz yıl kalan on kavimin arasında yedi Başkir, yani Türkçe konuşan oymaklar varmış. Ayrıca, Kafkasya ile Moena’nın bağlı olduğu Trento ilinin arasında derin tarihi ilişkiler bulunmaktadır. Rus dilbilimcisi N. Marr’ın kuramına göre, Kafkasya halkları Basklar dışında, Hint-Avrupa sömürgeciliğinden kaçmak için sarp ve engebeli bu dağların yükseklerinde korunmuşlardı. Böylece, belki de Moena halkı içgüdüsel olarak kendi ‘Retik’ kökenlerini yeniçeri askerinin gelişiyle atalarından gelme akrabalığı yenilemişlerdi.

Bügüne gelince, ister istemez hassas bir güncelliğe sahip olduğu için kendi kendime soruyorum, “Acaba Moena’da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinin hakkında neler düşünülüyor?”.

Bu konuda, tarihsel bakımdan Kuzey İtalya ve Moena geleneklerine çok yakın bir ülke olan Avusturya’da aşırı sağcı düşünce sahibi ünlü politikacı Jörg Haider’in sözleri yerel hayranlarını şaşkınlığa uğratmıştı. 9 Ekim 2004 tarihinde ‘Der Standard’ gazetesinden Elisabeth Steiner ile yaptığı söyleşide, “Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasını destekliyor musunuz?” sorusuna Haider’in cevabı olumlu olmuştu:

“Türkiye’nin AB’ye tam üye olması menfaatimizedir. Çünkü, birincisi Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği Avrupa için bir emniyet sorunudur. İkincisi, Kafkasya’dan
ya da Arap Bölgesinden gelen petrol ve doğal gaz Avrupa’ya sadece Türkiye üstünden güvenli ulaşabilir. Aksi takdirde ABD’nin yenisömürgeciliğine bağlı olacaktık. Üçüncüsü, Anadolu Avrupa kültürümüzün beşiğidir. Felsefemiz, müziğimiz ve matematiğimiz Küçük Asya’da türeyip Avrupa’ya Yunanlar yoluyla ulaşmıştır.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS