AK Parti'yi 28 Şubat yarattı

AK Parti'yi 28 Şubat yarattı

Yönetmenliğini Mehmet Ali Birand'ın yaptığı 'Son Darbe: 28 Şubat' belgeseli bugün CNN TÜRK ekranlarında izleyiciyle buluşuyor. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993'teki ölümünden 2002'de AK Parti'nin iktidara gelmesine kadarki dönemi anlatan belgesel 12 bölümden oluşuyor.

Bu belgeseli çekmeye ne zaman karar verdiniz?


- 28 Şubat 1997'deki o MGK toplantısının ertesi gününden beri kafamda bu fikir vardı. Bugüne kadar bekledim çünkü dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in bize konuşması çok önemliydi. Ne hissettiklerini, neden o şekilde hareket ettiklerini kendilerinden öğrenmek istiyordum. Fakat Karadayı, "O dönemin komutanları olarak hiçbir zaman konuşmama kararı aldık" dedi. Ve gerçekten de hiçbiri konuşmadı. Aradan geçen sürede Türkiye değişti. Son yıllardaki gelişmelerle artık belgeseli yapma zamanının geldiğini gördüm. "Madem askerler konuşmuyor, ben de konuşanlarla bu belgeseli yaparım" dedim. Keşke konuşsalardı... Kendilerini daha iyi anlatabilirlerdi. İnsanlar yaptıklarını eleştirse de onları daha iyi anlayabilirdi.


"Türkiye değişti" dediniz. Ne anlamda değişti?


- Eski Türkiye'de yaşasaydık böyle bir çalışmayı hazırlamak çok daha zor olurdu. Askerin ağırlığını hissettirdiği bir Türkiye'de bu belgeseli yapamazdım. Ya da şöyle söyleyeyim; yapardım ama yayınlayamazdım. Yayınlatmazlardı. Artık sivil yönetimin daha ağırlıklı hale geldiği, demokrasinin yaygınlaştığı, askerin "Hayır, ben buna izin vermiyorum" demediği bir dönemdeyiz.


28 ŞUBAT AK PARTİ'Yİ VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN'I YARATTI

Belgesel hangi dönemi kapsıyor?


- 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993'teki ölümünden Ak Parti'nin doğumuna yani seçimi kazandığı 2002'ye kadar geçen süreyi anlatıyor. Mesajı da şu: "28 Şubat'ta asker, farkına varmadan Ak Parti'yi ve Recep Tayyip Erdoğan'ı yarattı." Bunu bilinçli yapmadılar ama laik sistemi korumaya ve ona ince ayar vermeye çalışırken tüm dengeleri bozdular. Asker, samimi olarak Erbakan ve Fethullah Gülen'in ülkeye irtica getireceğine inandı. Bunu engellemek için elinden gelen her şeyi yaptı. Oysa öyle bir tehlike yoktu. Arkadan gelen büyük dalgayı fark edemediler. Refah Partisi'ni ve Fazilet Partisi'ni kapattılar, koalisyon hükümetleriyle sürekli itişip kakıştılar. Durum öyle bir hal aldı ki asker, kendini tüm devlet mekanizmasından sorumlu hale getirdi. Alttan bambaşka bir Türkiye'nin geldiğini göremediler. Muhafazakâr kesim "Artık yeter" dedi ve Ak Parti'yi iktidara getirdi.


Belgeselde bilmediğimiz ve yeni neler izleyeceğiz?


- Türkiye, adım adım 28 Şubat'a nasıl gittiğini görecek. O zamanlar farkına varmadığımız olayların nasıl geliştiğini göreceğiz. Herkes, "Biz bunları da mı yaşamıştık?" diyecek: Gazi olaylarını, Madımak faciasının perde arkasını, Hayata Dönüş Operasyonu'nu, Öcalan'ı kimin yakaladığını... Beni en çok askerin, Recep Tayyip Erdoğan'ın ayak seslerini duymaması şaşırttı. Belgeseli yaparken fark ettim; meğer çok belliymiş. Biz leydinin topuk sesleriyle uğraşırken Recep Tayyip Erdoğan geliyormuş. Şimdi laikliğin yeniden tasarlandığı, daha muhafazakâr, din konusunun hayatımıza daha fazla girdiği ama tabuların yıkıldığı bir Türkiye var. Bence daha dengeli bir ülkeyiz. Demokratikleşmenin devam etmesi şartıyla bu gelişmeler iyi. Önümüzdeki dönem son derece önemli. Gücü elinde tutan Başbakan, bu gücü demokratikleşmekten yana kullanacaksa yanındayım. Daha önce askerin yaptığı hata, Kemalizmi ve Atatürkçülüğü insanların kafasına vurarak benimsetmeye çalışmaktı. Şimdi, din motifleriyle aynısını yapmaya çalışan belediyeler ve vakıflardan, mahalle baskısından korkuyorum.


ASKERİN İŞİ POLİTİKAYA GİRMEK DEĞİL

28 Şubat süreci kişisel olarak sizi nasıl etkiledi?


- Gazeteden kovulmam, programımın askıya alınması... Hepsi beni etkiledi. Belgeseli yaparken, "O günün bir kazasıydı" diye baktım. O zamanın mağdurlarını şimdi çok daha iyi anlıyorum. Devlet size bir tokat vurduğunda ne olduğunuzu şaşırıyorsunuz. Başınıza gelmeden anlayamazsınız. Yalnız kalıveriyorsunuz, kimse yüzünüze bakmıyor. O dönem, askerin politikaya girmemesi gerektiğini çok daha net gördüm. Bu askerin işi değil. Girdiğinde hem kendi gücünden kaybediyor hem de ülkeye kaybettiriyor.


O dönem siz mağdurdunuz. Türkiye değişti ama şimdiki sistemin yarattığı mağdurlar da var...


- Tam da o yüzden, "Aman yapmayın. O dönem kendi mağdurlarını yaratmıştı, siz de kendi mağdurlarınızı yaratmayın" diyorum. Çünkü yaratmaya başladılar. Çok uzun süre iktidarda kaldığınızda bakışınız değişiyor. Her şeye siz karar vermeye başlıyorsunuz. Ak Parti'yi bekleyen en büyük tehlike bu. Din unsuru o kadar tehlikeli ki... Asker bir kurumdur ve kurumla mücadele edebilirsiniz ama din motifleriyle mücadele etmek çok daha zor ve tehlikeli.


Peki artık darbesiz bir 10 yıl geçirebilecek miyiz? 28 Şubat gerçekten son darbe miydi?


- Bence hakikaten son darbe. Bundan sonra darbeyi bırakın Ak Parti'yi, toplum kaldırmaz. İster Ak Parti'ye, ister PKK'ya karşı bir darbe olsun; toplumda muazzam tepki olur. Uluslararası konjonktür artık darbe istemiyor.


Belgeseli tamamlamak iki yıl sürdü. Bu sürede birçok söyleşi yapıldı, görüntüler tamamlandı. Genel koordinatörümüz Reyhan Yıldız'la birlikte çok uğraştık. Müzik, montaj ve çekim ekibiyle birlikte toplam 15 kişiydik. 12 bölümlük belgeselin yazım aşamasında hastalandığımı öğrendim. Tedavilerin arasında yazdım. Bu da bana tüm o hastalık sürecini unutturdu. Hastalığımı unutturan bir belgesel olduğundan benim için ayrı bir yeri var.


Bu kategorideki ilk denemem


BELGESELİN MÜZİKLERİNİ YAPAN EMEKLİ BÜYÜKELÇİ MURAT SUNGAR: Değerli dostum Birand, Gürer Aykal yönetimindeki bir konserde bestemi dinledikten sonra bana teklifte bulundu. Belgeselin müziğini yaparken o dönemin unsurları olan askerleri, muhafazakârları, ulusalcıları ve milliyetçileri düşündüm. Bunlar müziğimin temel taşları oldu. Bu kategorideki ilk denemem.

Röportaj: Zeynep BİLGEHAN - Hürriyet Pazar

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS