"Gorbaçov olsun istedik Miloseviç oldu"

"Gorbaçov olsun istedik Miloseviç oldu"

Washington'da üniversite öğrencileriyle biraraya gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye'de yaşananlara sessiz kalmayacağını söyledi. Davutoğlu, Suriye Devlet Başkanı için, "Esad'ın Suriye'nin Gorbaçov'u olmasını istedik ama o Suriye'nin Miloşeviç'i olmayı tercih etti" dedi.

ABD'de bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washington'da George Washington Üniversitesi'nde konuştu. Suriye'de yaşananlara ilişkin öğrencilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, krizin öncesinde Esad yönetimini reformları yapmaya teşvik ettiklerini ancak bir süre sonra umutlarının azaldığını anlattı.

Seyirci kalmayacağız

Suriye Devlet Başkanı Esad'ın, anlaşmaya vardıkları yol haritasına bağlı kalmadığını belirten Davutoğlu, krizin çözümü için uluslararası bir platform oluşturmak istediklerini ve şu anda bununla ilgili görüşmelerin sürdüğünü dile getirdi. Davutoğlu, "Suriye'de olanlara sessiz kalıp, 'Rusya ve Çin veto etti, biz elimizden geleni yaptık ne yapalım, bekleyip göreceğiz' mi diyeceğiz? Hayır, asla. Biz Türkiye olarak, herkes sessiz dursa, herkes seyirci kalsa bile, bölgemizdeki bir katliama biz seyirci kalmayacağız. Şu anda da bunu yapıyoruz. Yeni bir uluslararası farkındalık yaratmaya çalışıyoruz" dedi.

Davutoğlu, Pazartesi günü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'la da bu konuyu ele alacağını bildirdi.

Uluslararası platform oluşturulacak

Uluslararası bir platforma sahip olmak istediklerini ifade eden  Davutoğlu, "Eğer BM bu doğrultuda bir işleyiş gösteremiyorsa, Suriye halkını destekleyecek ve bu kanlı katliama karşı onlarla dayanışma gösterecek bir uluslararası platformun" oluşturulacağını söyledi. Davutoğlu, "Bölgemizdeki bir katliama biz seyirci kalmayacağız. Şu anda da bunu yapıyoruz. Yeni bir uluslararası farkındalık yaratmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Kürtlere dönük baskı 1990'lardaydı, şimdi yok

İzleyicilerin "Türkiye'de Kürtlerin baskı altında olduğu" yönündeki yorum ve sorularını da yanıtlayan Bakan Davutoğlu, Kürt vatandaşların da diğer tüm vatandaşlarla aynı haklara sahip olduğunu, görüşlerini serbestçe dile getirebildiklerini söyledi. Davutoğlu, "TBMM'de de her tür fikirler dile getiriliyor. Sosyal hayatta da her şey tartışılıyor. Bugünkü Türkiye'ye dair tanımlamanız, 1990'lı yıllardaki güvenlik odaklı Türkiye'yi yansıtıyor" şeklinde konuştu.

PKK, Soğuk Savaş'ın arkaik yapısı

Tüm fikirlere hoşgörü gösterdiklerini ancak terör saldırılarına müsamaha göstermediklerini ifade eden Davutoğlu, "Bölgedeki diktatoryal rejimler gibi terör örgütü PKK da Soğuk Savaş'ın arkaik bir yapısı" dedi.

"Yargılananlar darbeye girişenler ve teröristler"

Türkiye'deki tutuklamalara ilişkin de soruların yöneltildiği Bakan Davutoğlu, Türkiye'de hiç kimsenin Kürt olduğu için cezaevinde bulunmadığını anlattı ve şunları söyledi:

"Türkiye, evrensel adil yargı sisteminin bir parçası. Türkiye'de Avrupa Konseyi'nin değerleri, ilkeleri ve mekanizmalarıyla tutarsız hiçbir şey yok. Türkiye'yi hukukun üstünlüğünün, ifade özgürlüğünün olmadığı diktatoryal rejimlerle karşılaştıramazsınız. Eğer bazı insanlar askeri darbe düzenlemeye çalışıyorsa ya da bazı terör eylemlerini destekliyorsa; bu bir iddia, bunun haklı ya da haksız olduğuna dair söylemiyorum; bunlar yargı sürecine giren konular. Eğer benim fikrimi sorarsanız, ben bu yargı süreçlerinin mümkün olduğu kadar erken tamamlanmasını, uzamamasını ümit ederim."

Esad, Gorbaçov yerine Miloseviç olmayı tercih etti

Ortadoğu'da bugün yaşanan sorunun Soğuk Savaş yapısıyla toplumun yeni dinamikleri arasında olduğunu söyleyen Davutoğlu, Hüsnü Mübarek, Beşar Essad, Bin Ali ve Muammer Kaddafi'nin Soğuk Savaş ideolojisinin devamı olduğunu ifade etti. Davutoğlu, "bölgesel uyanış" olarak tanımladığı Arap Baharı'nı da herkesin desteklemesi gerektiğini anlattı.

Soğuk Savaş yapılarının Ortadoğu bölgesinden silinmesi gerektiğini savunan Davutoğlu, "Biz geçen yıl Esad'ın Suriye'nin Gorbaçov'u olmasını istedik ama o Suriye'nin Miloşeviç'i olmayı tercih etti" dedi.

Türkiye AB'de olsaydı...

Türkiye-AB ilişkilerini de değerlendiren Davutoğlu, Avrupa'da yaşanan krize işaret etti ve "Eğer Türkiye AB'ye 2004 yılından sonra üye olsaydı, eğer biz AB içinde olsaydık, AB siyasette stratejik olarak çok daha fazla etkili ve jeopolitik olarak çok daha önemli bir güç olacaktı, çok daha güçlü ve dinamik bir ekonomiye sahip olacaktı" diye konuştu.

Ashton ile telefon diplomasisi

Öte yandan, Davutoğlu'nun Suriye konusundaki telefon diplomasisi de sürdü. Edinilen bilgiye göre, Davutoğlu Washington'daki temasları sırasında, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile telefon görüşmesi yaptı. Ashton'ın talebi üzerine yapılan görüşmede Suriye'deki gelişmeler ele alındı. Görüşmede Ashton'ın Davutoğlu'nu, AB Dış İlişkiler Konseyi'nin bir sonraki toplantısına davet ettiği öğrenildi. Davutoğlu bugün ayrıca, yine Suriye'yle alakalı olarak Endonezya Dışişleri Bakanı Marty Natalegawa ile de telefonda görüştü. Bu görüşmede de Suriye'deki durum ile BM Güvenlik Konseyi oylaması sonrasındaki gelişmeler ele alındı.

ABD ziyareti çerçevesinde Türkiye'nin başkonsoloslarıyla da buluşan Davutoğlu, bugün de, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) adlı düşünce kuruluşunda konuşacak, Amerikan Türk Konseyi (ATC) yönetimi ve üyeleriyle öğle yemeğine ve Türki Amerikan Birliği'nin (TAA) resepsiyonuna katılacak, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın Washington bürosunu (SETA DC) ziyaret edecek.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS