Ahmet Davutoğlu: "Sorun Rusya değil, Suriye krizi"

Ahmet Davutoğlu: "Sorun Rusya değil, Suriye krizi"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Moskova-Şam seferini yaparken Esenboğa'ya indirilen Suriye uçağının Türkiye ile Rusya arasında krize yol açmayacağını söyledi. "İtirazımız sevkiyatın yapılış şekline" diyen Davutoğlu, Rusya Devlet Başkanı Putin'in "ticaretimize kimse karışamaz" açıklamasına da cevap oluşturacak şekilde, sorunun Rusya değil, Suriye krizi olduğunu ifade etti.

Balkan Savaşlarının 100. Yılı çerçevesinde, İstanbul Hilton Cenvention Center'da düzenlenen "Balkan Savaşlarından Balkan Barışına" başlıklı uluslararası konferans çerçevesinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konuk bakanlarla ikili görüşme gerçekleştirdi. Önce Makedonya Dışişleri Bakanı Nikola Poposki ile görüşen Davutoğlu, ardından Karadağ Dışişleri Bakanı Nebojsa Kaluderoviç ve Arnavutluk Dışişleri Bakanı Edmond Panariti ile görüştü. Görüşmelerin ardından ise Davutoğlu ile Panariti kameraların karşısına geçti.

Türkiye-Rusya arasında aşılamayan bir kriz değil

Davutoğlu, Suriye uçağının Esenboğa Havalimanı'na indirilmesine ilişkin soruyu da yanıtladı. Bir gazetecinin, "Türkiye ve Rusya arasında son dönemde uçak ve uçakta taşınan malzemelere ilişkin kriz... Bu konuda Rusya tarafından birden çok açıklama gelmiş durumda" şeklindeki ifadesi üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bir kere hiçbir şekilde bu mesele, sizin ifadenizi kullanarak söylüyorum, Türkiye-Rusya arasında aşılamayan bir kriz değil. Öyle bir durum yok. Daha olayın başladığı ilk saatten itibaren Türkiye-Rusya arasında her türlü istişare kanalı açıktı. Konu paylaşıldı. Daha ilk anlardan itibaren Rus Büyükelçisi Ankara'da bilgilendirildi. Moskova'daki mevkidaşı, Rusya'daki yetkili kurumları bilgilendirdi. Burada biz malzemenin muhteviyatı konusuna girmemeye özen gösterdik. Bu Türkiye, Rusya ve alıcı olan Suriye tarafından malum olan konulardır. Önemli olan bir alışveriş yapılması değil, burada söz konusu olan, bizim üzerinde durduğumuz şey, bu alışveriş nerede ve nasıl yapılmış olursa olsun, bu alışverişe mevzu olan askeri nitelikte olan unsurların, Türk hava sahası üzerinde bir sivil uçuş yapan uçakla taşınmış olmasıdır. Konunun esası budur. Tüm uluslararası sözleşmeler açık şekilde söyler ki, sivil uçuşlarda hiçbir surette askeri nitelikte malzeme taşınamaz. Mühimmatın dil karşılıklarına girmeye gerek görmüyorum. Bu konuda zaten yeterli şeyler söylendi. Burada kastedilen askeri malzeme, askeri nitelikte malzeme."

"Rusya tarafından yapılan açıklamalar bu konuyu teyit eder nitelikte"

Rusya tarafından yapılan açıklamaların da bu konuyu teyit eder nitelikte olduğunu ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Lavrov'un 'İkili kullanımlı şeyler olabilir' sözünde de var. O zaman bakacağız, ulaştığında bunu kim kullanacak? Ulaştığında kullanacak olan sivil otorite mi? Hayır, Suriye Savunma Bakanlığı. Suriye Savunma Bakanlığı bunu niçin kullanır? Askeri amaçla kullanır. Ortada o kadar açık bir tablo var ki. Bunun tekrar tekrar sorulması doğru değil. Son derece açık bir tablo var. Türkiye, uluslararası hukuka ve ulusal mevzuatına uygun şekilde, kendisine ulaşan istihbaratı değerlendirerek, kendi hava sahası üzerinde uçma izni talep eden bir sivil uçakta, böyle bir bilgi gelince gerekli müdahaleyi yapmıştır. Bu konunun tartışılır bir tarafı yoktur."

"Askeri nitelikteki malzemeler iade edilebilir mi?"

Davutoğlu, sivil uçakta bulunan askeri nitelikteki malzemelerin iade edilip edilmeyeceğine ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Uluslararası hukuk ve ulusal mevzuatımız neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Ne aşağısı, ne fazlası. Türkiye, bunu hiçbir şekilde Türkiye ile Rusya arasında bir mesele olarak görmemektedir. Zaten değerli dostum Lavrov da dünkü açıklamasında, Türk-Rus ilişkilerini kimsenin olumsuz etkileyemeyeceğini ifade etti. Türkiye'nin Chicago Sözleşmesi çerçevesinde hakkı olan uygulamayı yaptığını ifade etmiştir. Birçok açıklamalarla, yapılan yorumlarla, ortada bir kriz varmış görüntüsü doğurmak doğru değil. Bir kriz varsa Suriye'nin içinde bir krizdir. Bu, Suriye Havayolları'na ait uçağın izinsiz bir şekilde, izin de alamaz zaten bu konuda, uluslararası hukuka aykırı şekilde askeri nitelikte malzeme taşımış olmasıdır. Türkiye'nin de bunu durdurması, hangi açıdan bakılırsa bakılsın doğrudur, haklıdır. Benzer bir durum olsa yine aynı uygulamayı gerçekleştiririz, elimizde sağlam verilerle desteklenmiş bir veri olduğunda. Dolayısıyla bu konuda haklılığımız konusu da kuşku götürmez. Bu konunun Türk-Rus ilişkilerinin bir parametresi olmadığı kanaatimiz de kuşku götürmez."

BM özür dilemek zorunda kalacak

Suriye'de yaşananlar karşısında uluslararası toplumun tepkisini nasıl değerlendirdiklerinin sorulması üzerine Davutoğlu, "Aslında Bosna-Hersek'de 3 yıl yaşanan katliamlara duyarsız kalan uluslararası toplum, orada akan kandan, yapılan katliamlardan daha sonra nedamet göstermek, özür dilemek zorunda kalmıştır. Uluslararası toplumun birinci sorumluluğu bu tür katliamları engellemektir. Bugün maalesef Suriye'de yaşadıklarımız birçok açıdan Bosna-Hersek tecrübesini hatırlatıyor. Bu noktada hepimize düşen görev bir an önce bu katliamın durdurulması noktasında elimizden gelen her türlü çabayı göstermek, tabi öncelikli görev, sorumluluk da BM'ye ait. BM'nin bu konuda Bosna-Hersek'de olduğu gibi gecikmemesini diliyoruz. Aksi taktirde bundan 10-20 sene sonra bir başka BM Genel Sekreteri giderek Halep, Şam halkından özür dilemek zorunda kalacak" şeklinde konuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS