Bütçe açığı 15 milyar liraya dayandı

Bütçe açığı 15 milyar liraya dayandı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu yılın Ocak-Eylül döneminde bütçe açığının 14,4 milyar lira, faiz dışı fazlanın ise 25,2 milyar lira olduğunu kaydetti.

Bakan Şimşek, "Ocak-Eylül 2012 dönemi Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Sonuçları", "2012 Yıl Sonu Bütçe Gerçekleşme Tahmini" ve "2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı" konularına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Şimşek, burada yaptığı konuşmada, dünya ekonomisine ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini, krizin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen dünya ekonomisinin, potansiyel büyüme trendinin çok altında bir performans gösterdiğini söyledi.

Şimşek, Euro Bölgesi'ndeki krizin küresel büyümeyi aşağıya doğru çektiğini, Türkiye ekonomisine yansımalarının da olumsuz olduğunu ifade etti.

Orta Vadeli Program'ın (OVP) açıklandığını, geçen yıl bütçe hazırlanırken yüzde 4'lük bir büyüme öngördüklerini hatırlatan Şimşek, AB'deki krizin derinleşmesi, Türkiye'nin AB'ye ihracatındaki düşüş, bölgedeki gelişmelerin tüketim ve yatırımlara yansıması ve yumuşak inişi başarmak için alınan tedbirlerin büyüme kompozisyonunu, rakamsal olarak büyüme tahminini etkilediğini vurguladı.

Büyüme tahminini yüzde 4'ten yüzde 3,2'ye revize ettiklerini anımsatan Şimşek, büyüme kompozisyonuna bakıldığında net ihracat kaynaklı olduğunu bildirdi.

Şimşek, yüzde 3,2'lik büyüme oranını küçümsememek gerektiğini belirterek, bölgedeki gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme oranının yüzde 2'ler civarında olduğuna işaret etti.

"Bölgedeki kargaşayı, AB'deki derin krizi dikkate alırsanız, aslında Türkiye'nin performansı makul düzeyde görülebilir" diyen Şimşek, sert bir iniş yaşanmadan, alınan tedbirlerle büyümeyi ve cari açığı makul seviyelere çekme çabasının önemli ölçüde başarılı olduğunu kaydetti.

Bakan Şimşek, cari açığın geçen yıl Ekim ayında 79 milyar dolar seviyesine çıktığını, şu an 59 milyar dolar seviyesine indiğini belirterek, Türkiye'nin brüt enerji ithalatının 58,8 milyar dolar olduğunu, enerji ithalatı çıkarıldığında neredeyse ithalatın sıfırlandığını, net enerji ithalatı dikkate alındığında ise cari açığın 7 milyar dolar civarında hesaplandığını ifade etti.

Geçen yıl petrol fiyatlarının 110 dolar civarında olduğunu, yılın başından bu yana 112 doları bulduğunu belirten Şimşek, "Enerji fiyatlarının yukarı doğru bir seyir içinde olması bizim performansımızı olumsuz etkilese de cari açık anlamında hedeflerimizden daha iyi noktadayız" dedi.

Şimşek, enflasyonun alınan tedbirlerle geçen yıla göre önemli bir düşüş yaşayacağını belirterek, her ne kadar hedeften uzak olsa da yıl sonu için yüzde 7,4'lük öngörünün geçen yıla göre önemli bir düşüşe işaret ettiğini vurguladı.

Bütçe açığında bir sapma olduğunu, buna rağmen kamu borç stokunun milli gelire oranının geçen yılki yaklaşık yüzde 39 seviyesinden, bu yıl yaklaşık yüzde 36,5'e inmesini öngördüklerini anlatan Şimşek, "Maastricht kriterindeki genel devlet açığı yüzde 3, Türkiye'de bu sene bu sapmaya rağmen açık yüzde 1,6. Türkiye'nin brüt kamu borç stokunun milli gelire oranı, Maastricht kriterleri olan yüzde 60'ın 24 puan altındadır" dedi.

"Ocak-Eylül döneminde bütçe açığını 14,4 milyar lira olarak görüyoruz"

Bakan Şimşek, dünya ve Türkiye ekonomisiyle ilgili yaptığı genel değerlendirmenin ardından bu yılın 9 ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.

Ocak-Eylül döneminde bütçe açığını 14,4 milyar lira olarak gördüklerini ifade eden Şimşek, faiz dışı fazlanın ise 25,2 milyar lira olduğunu söyledi.

Şimşek, geçen yıl ilk 9 ayda bütçenin 234 milyon lira fazla verdiğini, faiz dışı fazlanın da 35 milyar lira olduğunu hatırlatarak, "Çok açık bir şekilde bu sene geçen seneye göre bütçe performansında kötüleşme söz konusu, hedeflerden sapma söz konusu" dedi.

Bu durumun birçok sebebi olduğunu ifade eden Şimşek, bazı harcama kalemlerinde öngörülemeyen veya kontrol edilemeyen artışların baş rolü oynadığını kaydetti.

Şimşek, gelirlerde beklenenin altında bir performans olsa da yıl sonunu, gelir anlamında bütçe hedeflerine paralel bir noktada bitireceklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Bütçe giderleri ilk 9 ayda geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 16,8 oranında artarak 258 milyar liraya çıkmış, bütçe gelirleri yüzde 10,2 oranında artarak 243,7 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bütçe giderlerine baktığımızda Ocak-Eylül döneminde faiz hariç harcamalar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,4 oranında artarak 218,5 milyar liraya çıkmış, faiz harcamalarıysa yüzde 13,7 oranında artarak 39,5 milyar lira olmuştur.

Bütçe gelirlerine baktığımızda ilk 9 aylık dönemde geçen senenin aynı dönemine oranla gelirlerin sadece yüzde 7,2 oranında arttığını görüyoruz. Bu enflasyonun altında bir vergi gelir artış oranıdır. Bunun da sebepleri açık aslında. İlk 9 ayda ÖTV gelirlerindeki yıllık artış yüzde 7,5, dahilde alınan KDV yüzde 2,7 artmıştır.

İthalde alınan KDV ise gelir olarak bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 1,9 azaldı. Esas itibariyle Türkiye ekonomisindeki iç talebin zayıf olmasıyla doğrudan doğruya ilişkilidir. Yumuşak iniş süreciyle ilişkilidir. Büyümenin kompozisyonuyla ilişkilidir. Bu aslında, bu düzeyde öngörmediğimiz bir husustur. Geçen sene Türkiye ağırlıklı olarak iç talep ekseninde büyüyordu, bu sene ise net ihracat."

Bütçe giderleri 362,7 milyar lira, gelirleri 329,2 milyar lira


Şimşek, 2012 yılı için bütçe açığı öngörülerini 21,1 milyar liradan 33,5 milyar liraya revize ettiklerini hatırlattı.

Benzer şekilde merkez yönetim bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının da yüzde 1,5'ten yüzde 2,3'e çıkmasını öngördüklerini anlatan Şimşek, bunun da 0,8 puanlık bir sapmaya karşılık geldiğini ifade etti.

2012 yılı bütçesi yıl sonu gerçekleşme tahminlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, bu yıl sonunda merkezi yönetim bütçe giderlerinin 362,7 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 329,2 milyar lira, bütçe açığının 33,5 milyar lira, faiz dışı fazlanın 15,5 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini kaydetti.

Başlangıç bütçesine oranla bütçe giderlerinin yüzde 3,3 yüksek, olduğunu dile getiren Şimşek, şunları söyledi:

"Bu artışın kaynakları nedir diye sorabilirsiniz. Bir, yatırımlarda tabii ki ilave harcama söz konusu. Özellikle ulaştırma altyapısında. Mal ve hizmet alım giderlerinde başlangıç ödeneğine göre bir artış söz konusu. Bunların hepsinini sebepleri var. Detaylara girmek istemiyorum. Personel giderleri, Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödediğimiz primler... Bunları çok tartıştık zaten. Yine sermaye transferleri...

Burada özellikle 1,3 milyar liralık bir artış söz konusu. Bunun tek sebebi var. Biz Van depreminde yaraların sarılması için geçen sene 2 milyar lira kaynak vermiştik. Bu sene ilaveten 1,3 milyar liralık deprem konutlarının yapımına yönelik aktardığımız bir kaynak söz konusu. Mahalli idare paylarında bir artış söz konusu. Esas itibariyle buralarda harcamalarda sapma söz konusu."

Gelirlerde ciddi bir sapma yok

Bütçe gelirlerine ilişkin de bilgi veren Bakan Şimşek, vergi gelirlerinde başlangıç tahminine göre sadece binde 2 sapma yaşandığını belirtti.

Gelirlerin genel olarak bütçe hedeflerine paralel gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, "Özelleştirmedeki nispeten düşük performansa rağmen, ekonomideki büyümenin kompozisyonundaki olumsuzluklara rağmen, büyümenin bizim öngörümüzün altında olmasına rağmen bütçe gelirlerinde çok ciddi bir sapma söz konusu değil" dedi.

2013 yılı bütçesi

2013 yılı bütçesine konu olan temel makro ekonomik büyükleri de hatırlatan Şimşek, gelecek yıl GSYH büyüklüğünü 1 trilyon 571 milyar lira olarak öngördüklerini belirtti.

Şimşek, söz konusu yılda reel büyüme oranının yüzde 4, deflatörün yüzde 5,3, yıllık TÜFE'nin 5,3, ihracatın 158 milyar dolar, ithalatın da 253 milyar dolar olarak hedeflendiğini hatırlattı.

Özellikle istihdamın son yıllarda güçlü bir şekilde artmasının büyümeyi desteklediğini kaydeden Şimşek, sözlerini şeyle sürdürdü:

"Bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik oranlarının hala kanuni yeterlilik oranlarının neredeyse iki katından fazla olmasından dolayı aslında bilanço genişlemesine imkan var. Enflasyondaki düşüş trendi ile birlikte para politikasından gelecek ilave destekle iç talebin bir miktar canlanması ihtimalini bu anlamda yüksek görüyoruz.

Ben Merkez Bankamızın ne yapacağını öngörme işinde değilim. Ben sadece diyorum ki enflasyondaki düşüşle birlikte böyle bir yapı ortaya çıkabilir. Dolayısıyla büyük resme baktığımız zaman, bir sağlıklı bir bankacılık sektörü var. İki, bu ekonomi istihdam yaratabilen bir ekonomidir. Son yıllarda muazzam istihdam oluşturmuştur. Üçüncü olarak özellikle kentsel dönüşüm bence önemli bir konu. Çünkü gerek 2B olsun, gerekse kentsel dönüşüme başlayacak olmamız. Yine bazı sektörlere nispeten canlılık getirebilir."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS