"Natural born digital"

"Natural born digital"

"Natural born digital" yani "doğuştan dijital" bir nesil büyüyor. Sabah kalktıklarında önce cep telefonlarını kontrol ediyor, sonra Facebook'a giriyor, kendilerine göre özelleştirilmiş "playlist"lerini dinliyorlar. GroupM CEO’su Demet İkiler böyle tanımlıyor onları ve ekliyor: “Birçok şeyi aynı anda yapıyorlar.”

Annelerini, babalarını onları anlamamakla itham eden bu nesil bir süre sonra iktidara talip olup onları anlayamayan “offline”, biraz anlayan “hem offline hem online” ve anlayan “online” kitleyi yönetecek.

GDOL adını verdiğimiz bu nesil cep telefonundan öncesini bilmiyor, internetten önce insanların ne yaptıklarına akıl sır erdiremiyor. Tıpkı “internette yaşayan” onları anlayamayan offline nesil gibi.

Dijital doğanları anlamaya çalışmaya zorlayalım kendimizi… Bir düşünün evinizdekileri… Telefonunuzu, televizyonunuzu, videonuzu, dvd çalarınızı, vcd çalarınızı, müzik setinizi, kızma biraderinizi, tombalanızı, iskambil kağıtlarınızı, yağ ölçerinizi, saatinizi, kaleminizi, kağıdınızı, kitaplarınızı, fotoğraf makinenizi, fotoğraf albümünüzü, masaüstü bilgisayarınızı, termometrenizi, hatta el fenerinizi üst üste yığsanız bir odayı tamamen doldurabilirsiniz. İşte o bir oda dolusu eşyayı doğar doğmaz cebinde taşıyan bir nesilden bahsediyoruz. Her gün bu kadar eşyayı 100 gram ağırlığa indirip yanınızda taşıyabilmenizi sağlayan “mobil” bir dünyaya doğdu bu çocuklar.

Değişime direnmeyin

Bugünün insanı günde en az 10 saat boyunca online olarak yaşıyor. Değişime direnenler için BBC’nin online stratejisi önemli dersler içeriyor.

BBC Global News Dijital Pazar Yöneticsi Rufus Weston “geleneksel”den dijitale geçmenin ne kadar büyük zorluklar içerdiğini anlatırken BBC’nin “offline” kitlece halen 1950’lerin İngiliz aksanlı anchorman’lerinin haber sunduğu “siyah-beyaz” fotoğraflardaki gibi algılandığını söylüyor. 

Rufus, “Bu kişiler yeni dünyayla etkileşime geçmediği sürece de bizi 1950’lerdeki gibi görmeye devam edecek” diyor ve ekliyor “En köklü medya kuruluşlarından biri yeni bir kuruluş gibi davranmak zorunda kalıyor. Eğer yeni kitleye ulaşmak istiyorsanız onlar gibi davranmalısınız” diyerek GDOL’cüleri anlayabilmenin ipucunu veriyor.

Socialbakers’tan Lukas Maixner eskiden bir yere gidip fotoğraf çektirdiğinizde onu başkalarına gösterebilmek için yapılması gerekenlerden örnek veriyor.  Maixner, “Fotoğrafınız çektiriyorsunuz, film dolduğunda fotoğrafçıya götürüyorsunuz ve filmi banyo yaptırıyorsunuz. Birkaç gün sonra da fotoğraflarınızı alıyor ve karşılaştıkça çevrenizdeki insanlara gösteriyorsunuz” diyor ve GDOL neslini işaret ediyor: “Fotoğrafı çekilir çekilmez Facebook’a gönderip herkesle saniyeler içinde paylaşıyorlar” diyor.

Telefonun organlaşması

Offliner’ların direnişi sürerken mobil gittikçe daha aşağıya çekiliyor. Yani Maixner’in söyleşiyle “Eğlenceden temele geçişten” bahsediyoruz. Telefonunuz sizin sağlık kontrolünüzü yapıyor, tansiyonunuz size söylüyor, kalp atışlarınızı ölçüyor hesaplıyor ve size bir nevi “teşhis” koyuyor. Telefonunuz sizin bir parçanız oluyor.

Bilgi Üniversitesi’nden Fatoş Karahasan’a göre internetin herkesin kullanıma açılmasından bu yana bir şey hariç her şey hızla değişti ve değişmeye yani evrilmeye devam ediyor. İnsanoğlu ise aynı hızla değişemedi. Ancak dijital doğanlar için durum böyle değil. Onlar değişimin içine doğdular ve bu baş döndüren değişime ayak uydurabiliyorlar. Hiçbir yayımcının kapısında sürünmeden yazdıkları kitapları internetten satışa koyup 1 milyondan fazla satabiliyorlar. Oturduğu yerden istediklerini satın alıp kapılarına getirttirebiliyorlar.

Mashable’dan Adam Ostrow GDOL neslinin geleceğin anahtarı olduğunu söylüyor. Ostrow, “Bu nesil geleceğin medya şirketlerine kurma potansiyeline sahip. Finansmanda değişiklik sağlayabiliyor” diyor ve ekliyor: “Bütün bunların yanı sıra geleceğin faaliyetlerini yaratırken GDOL nesli çok önemli bir güç elde edecek. Bu siyasetten medyaya kadar birçok alanda perspektifi değiştirecek.”

Belalı coğrafyalarda çiğdem çiçekleri açtıranlar

“Apolitik, asosyal” diye damgalanan dijital doğanlar offliner’ların ruhu bile duymadan internetteki farklı platformlarda hükümetleri deviriyor, belalı coğrafyalarda çiğdem çiçekleri açtırıyorlar.

Brian Solis, GDOL’dan sonraki nesle “connected” yani bağlantılı nesil adını veriyor. Paylaşma tarzları, öğrenme tarzları bizlerin bildiğinden çok farklı olacak bir nesil diyor Solis ve bu nesle dair “ipucu kırıntıları” olduğunu söylüyor.

Digital Talk 2012’de konuşan ve MUDO efsanesini yaratan Mustafa Taviloğlu durumu özetliyor aslında “Hayatımda hiç bu kadar onliner görmedim. Kendimin bir offliner olduğunu şimdi anladım” diyor.

Anında görüntü

EURO RSCG 4D’nin başkanı George Gallate GDOL neslinin en önemli özelliğinin olup biteni o esnada anlayabilmeleri olduğunu söylüyor.

Brian Solis’e tekrar döndüğümüzde Solis GDOL nesline ulaşmanın yolunu şöyle anlatıyor: “Onu göz önünde bulundurman gerekiyor. Yenilik katman gerekiyor. Bu insanlar neye benziyor, bunu tanımlamanız gerekiyor. Bir insana değerli olduğunu hissettirebilirseniz onunla bir arada olabilirsiniz. GDOL nesline ulaşmak için adapte olmanız gerekiyor. Bağlantılı olun.”

Son sözü yine Brian Solis söylüyor: “Aslında her şey insan olmakla ilgili. Gelecek bize bağlıdır. Aslında ulaşmaya çalıştığımız kişilerin bizler olduğunu unutuyoruz. Çözüm biziz. Bu değişimin herkes için ne anlama geldiğini yorumlamalıyız. Buna dijital Darwinizm diyorum. Bu davranışların evrimidir. Kendimizi bu değişime adapte etmeliyiz. Gelecekle baş edemezsen yok olursun.”

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS