Bahçeli'den Başbakan'a: "Sen utanmıyorsun..."

Bahçeli'den Başbakan'a: "Sen utanmıyorsun..."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "morg bekçisi" iddialarına cevap geldi; "Morgda nöbet tutmaya devam edeceğiz" dedi. MHP lideri, "Senin morga gelmesine sebep olduklarını biz dualarla uğurluyoruz. Sen bunlardan utanmıyorsun, pişmanlık dahi göstermiyorsun" diye konuştu.

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu.

Özel yetkili mahkemeler-

Bahçeli, "Bu kafa yapısının şimdi kalkıp bizi morg önünde nöbet tutmakla itham etmesi, yapışık ikizi BDP'yle aynı çizgiye getirme seviyesizliği ibretlik bir manzarayı ortaya çıkarmıştır" dedi.

"Unutulmasın ki her söze verilecek bir cevabımız ve dile getirilen her iftiraya söyleyecek bir lafımız vardır" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ancak biz, önce söze bakarız söz müdür diye, sonra söyleyene bakarız adam mıdır diye. Yine de Başbakan Erdoğan'a hatırlatmak isterim ki doğrudur, biz morgdaki aziz ruhlar için tıpkı hiç bitmeyecek vatan görevi gibi nöbet tutuyoruz
ve tutmaya da devam edeceğiz. Biz şehitlerin başında beklerken, sen İmralı'da gece bekçiliğine soyunmuştun. Biz morg önlerinde Fatiha okurken, sen bölünme nöbetinde sabaha kadar teyakkuzda durmuştun. Biz bayrağa sarılı kahramanları kucaklarken, sen bölücü şerefsizlerle münavebeli nöbete girmiştin. Senin morga gelmesine sebep olduklarını biz dualarla, gözyaşlarıyla, tekbirlerle ve tam bir sahiplenmeyle son yolculuklarına uğurluyoruz.

Sayın Başbakan unutma ki şehitlerimizi ellerimizde, gönüllerimizde yüceltiyoruz, geride kalanların acılarını ve yürek sızılarını her şeyimizle paylaşıyoruz. Biz İmralı canisinin hak ettiği cezasını çekmesi için tek başımıza çırpınırken, sen ve partin gökkuşağı koalisyonuyla bir olup yağlı urganın ipini kesmiştin.

Başbakan ve hükümeti ağzıyla kuş tutsa itibar edecek durumumuz kalmamıştır. Çünkü, Türkiye'nin bugünkü açmazının, felaketlerinin ve feci bölücü terör hadiselerinin yegane sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve zihniyetidir.
12 Haziran Milletvekilliği Genel Seçiminden bugüne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti ile geçen zaman diliminde, Dersim isyancılarından devlet adına özür dilenmiştir. Milli bayramlar tahrip edilmiş, Cumhuriyet'in
temel direkleri baltalanmış, İstanbul'un fethi dahi yabancı ülkelerde PKK ile yapılan mutabakatlar deşifre olmuş, karşılıklı temenni ve dilekler ifşa edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri terör yuvası, Genelkurmay Başkanları terörist
suçlamasıyla cezaevine atılmıştır."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, özel yetkili mahkemelere yönelik olarak "beni alın" sözleri ve "devlet içinde devlet olduklarına" değinmesinin AK Parti'nin hukuku aslında ne hale getirdiğini de gözler önüne serdiğini öne süren
Bahçeli, "Bütün bunlara rağmen özel yetkili mahkemelerin muhafazası sağlanmalı ama adaleti geciktirmelerine de müsaade verilmemelidir" görüşünü savundu.

3 operasyon analiz edilmeli

Bahçeli, Türkiye'nin içinde bulunduğu ortamı anlamak ve yorumlayabilmek için yakın dönemdeki üç operasyona bakmak ve dikkatlice analiz etmek gerektiğini söyledi.

Bunlardan birincisinin, "sözde darbe planları kapsamında 2007 yılından beridir sürdürülen darbeci avı ve takibatı" olduğunu öne süren Bahçeli, "İkincisi 2010 yılında anamuhalefet partisi CHP'nin, o dönemki genel başkanının maruz kaldığı kaset tezgahı ve sonrasındaki gelişmelerdir. Üçüncüsü ise partimizin geçtiğimiz yıl muhatap olduğu yine aynı minvaldeki rezil tertip ve kumpas dizisidir. Amaç; Türk milletinin etnik kimliklere dönüştürülerek ufalanması, Türkiye;nin üniter yapısının aşındırılarak felce uğratılmasıdır" diye konuştu.

"Esasen her şey net olup, bölünmeyle ilgili tüm ihaleler açık zarf usulüyle yapılmış ve müteahhitlerini bulmuştur" ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bunlar arasında bir tarafta milleti etnik kimliklere ayırma konusunda talimatlı Adalet ve Kalkınma Partisi, diğer yanda bundan pay kapma peşinde olan PKK ile beraber uzaktan kumanda ettiği BDP ve bölücü çevreler bulunmaktadır. Bunlar teminat mektubunu Okyanus ötesinden almışlar, zaman daraldığı için aceleyle işe koyulmuşlardır. Şimdi de bu bölücülük kartelinde, yeni diye kendisini takdim eden anamuhalefet partisi CHP de yerini almıştır. Bu kapsamda CHP, PKK'nın tezlerine sözcülük yapmaktan zerre utanç duymamıştır.

Başbakan Erdoğan tarafından, bizim de ikna edilmemiz gerektiği ileri sürülmüş ve bu yöndeki fikir CHP heyetine iletilmiştir. Ne var ki bizim kendisiyle yıkımı konuşmadığımız gibi, CHP'nin çöküş planını da onuşmayacağımızın farkına varamamış, varsa da bizi kendince zora sokmaya çalışmıştır.

Görüldüğü kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisi ile CHP sözde Kürt sorununda uzlaşmaya varmışlar, yanlarına yedek kulübesinde bekleyen BDP'yi de zımnen alarak PKK'nın taleplerinde buluşmuşlardır. Bizim açımızdan CHP'nin Meclis
platformunda, toplumsal mutabakat komisyonu önerisi, PKK'nın karşısına TBMM'yi çıkarmakla aynı anlama gelmektedir. Türk milletini, AKP'nin, CHP'nin, BDP'nin ve PKK'nın tasallutundan kurtarmak bizim boynumuzun borcudur.

Sözde Kürt sorunu mamasıyla beslenenlere buradan sormak isterim ki size göre madem Kürt sorunu vardır, o halde bu sorunun kapsamında neler ve hangi konu başlıkları bulunmaktadır? PKK terör örgütünün silah bırakması için size göre
hangi tavizler verilmeli, hangi reçeteler sunulmalıdır?"

"Türk milletini parçalamayı..."

"Bundan sonra da İmralı canisinin serbest kalması ve Başbakan Erdoğan'ın yeni kardeşleri arasına karışması bizim açımızdan imkansız olmayacaktır" diyen Bahçeli, "ana dilde eğitime kapı aralayan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, CHP
ile kurduğu ittifakla Türk milletini parçalamayı edepsizce kafasına koyduğunu gösterdiğini" iddia etti.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Çözüm) diye tempo tutanların hepsi aynı karanlık sokakta el ele tutuşmuştur. Türk milletini bölerek çözüme ulaşılacağını, vatanı ayırarak sorunun biteceğini, devleti yararak silahların susacağını kim iddia ediyorsa bilsin ki uşaklık ruhuna sinmiş, nankörlük zihnine yerleşmiştir. Biz, PKK'nın da bölücülüğün de şeytan üçgeninin de tam karşısındayız ve yerimizi muhafazaya da devam edeceğiz. Bu açıdan CHP'nin 'analar ağlamasın' sözünü istismar olarak değerlendiriyoruz ve aynısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi'nde görüldüğünü ve yaşandığını ifade ediyoruz.

Ayrıca bizim, sözüm ona CHP'nin sunduğu öneri setinde yapılacak bir isim değişikliğiyle, mesela CHP Genel Başkanı'nın 'gerekirse ak saçlılar deriz' uyanıklığıyla kapılarımızı açacağımızı zannedenler büyük bir yanılgı ve yanlış içindedir. Biz öze bakıyoruz, mazrufa odaklanıyoruz. Bunun için de yıkım koalisyonuyla masaya oturmamız, bölünme arayışlarına dördüncü ayak olarak katılmamız önce milletimizi, sonra da kendimizi inkar anlamına gelecektir. Dolayısıyla biz CHP'nin çağrı ve görüşme talebine esastan ve usulden kapalıyız ve bu tavrımızı da her şart altında sürdüreceğiz."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS