"Balyoz" davası kilitlendi, savcı dosyanın naklini istedi

"Balyoz" davası kilitlendi, savcı dosyanın naklini istedi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "Balyoz Planı" davasına giren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kaplan, yargılama devam edemediğinden, CMK'nın 19. maddesine göre dosyanın başka bir yere nakledilmesi için Cumhuriyet Savcılığı'na verilmesini istedi.

Balyoz davasında yine avukatlar ile mahkeme başkanı arasında gerginlik vardı. Davayı izlemeye gelen İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş ve 5 avukat, müdahillere ayrılan yere oturunca, mahkeme başkanı tarafından kaldırıldılar. Hakim Ömer Diken, avukatlara "Cübbelerinizi çıkarıp arka sıraya geçin" dedi.

Orgeneral Bilgin Balanlı, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu komutanları emekli orgeneraller Çetin Doğan ve Ergin Saygun ile Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Abdullah Can Erenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 250'si tutuklu 365 sanıklı "Balyoz Planı" davasının 96'ıncı duruşması başladı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, emekli orgeneraller Çetin Doğan ve Halil İbrahim Fırtına, emekli Oramiral Özden Örnek ile MHP'den milletvekili seçilen emekli Korgeneral Engin Alan'ın da aralarında bulunduğu 230 tutuklu sanık katıldı.

Emekli Orgeneral Ergin Saygun'un da aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanık ile "Ergenekon" davasından tutuklu yargılanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, tutuksuz yargılanan 13 sanık da hazır bulundu.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'ne getirilen savcı Savaş Kırbaş duruşmaya katılmazken, duruşmada iddia makamını diğer savcı Hüseyin Kaplan temsil etti.

Sanık avukatlarının birçoğu da "Delillerin değerlendirilmeden savcının esas hakkında görüşünü açıkladığı ve tanık dinleme taleplerinin kabul edilmediği" gerekçesiyle ve mahkemeyi protesto etmek amacıyla duruşmaya katılmadı.

Avukatlar ile hakim arasında tartışma

İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş ile 5 avukat da gözlemci olarak duruşmaya gelerek, müdahil avukatlar için ayrılan bölüme oturdu. Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken, "Ceza Muhakemesi Hukuku'nda mahkeme heyetinin gözlemlenmesi diye bir madde yok. Türk milleti adına yargılama yapan mahkemenin, baro tarafından gözlemlenmesi diye bir şey yok. Amacınız meslektaşlarınızı gözlemekse, cübbelerinizi çıkarıp arka tarafa geçiniz. Duruşmaya, sadece sanıklarla vekalet ilişkisi olan cübbeli olarak katılabilir. Cübbelerinizi çıkararak, avukatlar için ayrılan bölümün sonuna geçebilirsiniz" diye konuştu.

Sema Pekdaş'ın, Avukatlık Kanunu'na göre bu uygulamanın olduğunu belirtmesi üzerine Başkan Diken, şunları söyledi:

"Gözlemci olarak katılmanız, mahkememiz ve ceza usul yargılamasıyla ilgili bir konu değildir. Baro olarak duruşmayı izleyebilirsiniz. Ceza usulünde mahkemelerin gözlenmesi diye bir şey yok. Mahkemeleri, Yargıtay gibi temyiz mercileri ile ilgili yasal merciler dışında hiç kimsenin denetim ve gözlem yetkisi yoktur."

Avukatların itirazı üzerine Diken, müdahil sıralarından kalkmaları için uyarısını sürdürdü. Diken, "Duruşmalarda vekalet ilişkisi dışındakiler, dinleyicidir. Cübbelerinizi çıkartarak, bulunduğunuz bölümü terk edin. Aksi halde mahkeme farklı tedbirler almak zorunda kalır" dedi.

Bunun üzerine İzmir Barosu avukatları müdahil sıralarından kalkıp sanık avukatları için ayrılan bölüme otururken, bazılarının cübbelerini çıkarmadığı görüldü. Bazı sanıkların da oturdukları yerden, "Hoşgeldiniz. İsterseniz size vekalet verelim" dedikleri duyuldu.

Duruşmada daha sonra üye hakim Ali Efendi Peksak, dosyaya gelen evrakları okudu. Peksak'ın bir evrakta eksik olan bilirkişi yemininin tamamlandığını söylemesi, salondaki sanıkların gülüşmelerine neden oldu.

Başkan Diken de "Bu işi ilk kez yapmıyoruz. Usulü sizden öğrenecek değiliz. 20 yıldır bu işi yapıyoruz. Lütfen sükuneti muhafaza ediniz. Usul eksikliğinin nasıl giderileceğini biliyoruz" şeklinde uyarıda bulundu.

Baro yine görevlendirme yapmadı

Peksak'ın okumaya devam ettiği gelen evraklara göre, mahkemenin sanıklar için avukat görevlendirmesini istediği İstanbul Barosu'ndan cevap geldi. Baro yazısında, daha önceden aynı taleple 3 kez cevap verildiği hatırlatılarak, mahkemenin baroyu hukuka aykırı işlem yapmaya zorladığı savunuldu.

Baronun daha önce gönderdiği yazıda, sanıklar ve avukatlar arasında vekillik ilişkisinin devam ettiği belirtilerek, avukat görevlendirmesi yapılmayacağı bildirilmişti.

Savcı: "Dosya başka mahkemede görülsün"

Balyoz Planı" davasına giren Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kaplan, "Sanık ve avukatların dosyadaki belgelere, iddianamedeki iddialara karşı herhangi bir savunma yapamayacağı anlaşıldığından yargılamayı uzattıkları anlaşılmaktadır" dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken, bugünkü yargılamada daha fazla ilerlenemeyeceğini belirterek, savcılık makamından sanık beyanlarına ve taleplere karşı görüşünü sordu.

Savcı Hüseyin Kaplan da, mahkemede devam eden davanın hızlı sürüp diğer yargılamalara göre hızlı sonuçlanmasını, mütalaa aşamasına gelip mütalaanın verilmesini, mütalaa verildikten sonra sanık ve avukatlar tarafından karar verilmesini engellemek veya aleyhte karar çıkacağı düşüncesiyle yargılamanın uzatılmak istendiğini söyledi.

Kaplan'ın "Sanık ve avukatların dosyadaki belgelere, iddianamedeki iddialara karşı herhangi bir savunma yapamayacağı anlaşıldığından yargılamayı uzattıkları anlaşılmaktadır" sözlerine sanıklar ve avukatlar arasından tepki sesleri yükseldi.

Savcı Kaplan ise, durum tespiti yaptığını ifade ederek, susmalarını istedi.

Avukatların CMK'daki 188/1 maddesinde bulunan yargılamanın devamı için zorunlu müdafi hakkını kötüye kullanarak, duruşmayı terk ettiklerini belirten Kaplan, şunları kaydetti:

"Yargılamanın devamı için avukat görevlendirmekle yetkili İstanbul Barosu, davaya avukat göndermemiştir. Avukatlık kanunu gereği vekalet alan bir avukatın görevi duruşmada sanıkları temsil etmektir. Baronun görevi, duruşmaya girmeyen avukatları savunmak değil, gelmeyenleri sorgulamak ve davaya avukat göndermektir. Ancak bu davada, tersi oldu. Taraflar, davayı uzatmak için kanunun kendilerine verdiği hakkı, kötüye kullandı. Duruşmaya katılmayan sanık müdafileri, TV kanallarına çıkıp kamuoyunu yanlış yönlendirmek için beyanlarda bulunarak, sanki dosya içerisinde hiç bilirkişi raporu yokmuş, sanki davada hiç tanık dinlenmemiş gibi ifadeler kullanmaktadır. Gerekeni yapmayarak, yargılamayı uzattıkları halde davanın mahkeme heyeti ve savcılar tarafından uzatıldığı izlenimi verilmektedir. Mahkeme heyeti yargılamayı devam ettirmek amacıyla müdafilerin duruşmaya girmelerini istemiş, baroya yazı yazmıştır. Ancak müdafilerin bir kısmı katılmış, diğerleri girmemiştir. Bu sebeple, aralıksız devam eden celselerle görülen dava bir aylık, iki aylık uzun aralarla yapılmıştır. Yargılama bu aşamada devam edemiyor. Savcılıkça CMK'nın 19. maddesindeki hüküm gereğince, davanın başka bir yerde görülmesi amacıyla nakli için Cumhuriyet Savcılığımıza tevdi edilmesi kamuoyuna arz ve mütalaa olunur."

Avukat Ersöz: "Başka mahkemede olursa duruşmaya katılırım"

CMK'nın 19 maddesinde "Yetkili hakim veya mahkeme, hukuki veya fiili sebeplerle görevini yerine getiremeyecek halde bulunursa yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir" hükmü yer alıyor.

Savcının görüşünü açıklamasının ardından duruşmaya verilen arada, basın mensuplarına değerlendirmede bulunan sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz, hukuki ve fiili olarak yargılama sürecinin işlenemez duruma gelmesi halinde davanın, CMK'nın 19. maddesi gereğince denk bir mahkemeye gönderilebileceğini söyledi.

Yargılamayı yapan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince bu duruma karar verilemeyeceğini belirten Ersöz, "Bu duruma bölge mahkemeleri karar verebilir. Ancak bölge mahkemeleri de kurulmadığı için bu duruma ancak Yargıtay karar verebilir. Yargılamayı tıkayanın 10. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu görüşündeyiz. Bu nedenle Yargıtay'ın da böyle bir karar vermesi ve davanın başka bir özel yetkili mahkemeye gönderilmesi halinde ben şahsen duruşmalara katılırım" dedi.

Mahkeme Başsavcılıktan görüş soracak

Mahkeme Balyoz Davasını başka mahkemede görülüp  görülmemesi konusunda görüş sormak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verdi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, savcı Hüseyin Kaplan'ın talebine ilişkin kararını yaklaşık bir saatlik aranın ardından açıkladı. Ara kararlar üye hakim Aytekin Özanlı tarafından açıklandı. Kararda davanın nakli hususunda beyanda bulunmak üzere dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdii edilmesine karar verildi. Mahkeme bu kararı, savcı Kaplan'ın dosyanın başka bir yere nakledilmesi için Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmesini talebi üzerine aldı.

Duruşma 6 Ağustos 2012 saat 09.00'a ertelendi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS