Darbe Komisyonu DİSK Başkanını dinledi

Darbe Komisyonu DİSK Başkanını dinledi

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 12 Eylül Alt Komisyonu'na bilgi veren DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, 12 Eylül darbesinin, hem Ortadoğu'da ABD'nin ayağı yere sağlam basması hem de 24 Ocak kararlarının hayata geçirilmesi için yapıldığını söyledi.

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 12 Eylül Alt Komisyonu, Ekici'yi dinledi. DİSK'in 12 Eylül sürecinde en çok mağduriyet yaşayan örgütlerin başında geldiğini anlatan Ekici, demokrasi, hak, hukuk diyen birinin darbenin hiç bir çeşidini savunamayacağını vurguladı. İhtilalin ardından generallerin, "Sokakta akan kanı durdurmak için ihtilal yaptık" şeklindeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Ekici, 12 Eylül'ün; Ortadoğu'da şahlık rejiminin yıkılmasının ardından yere sağlam basmak isteyen ABD ile 24 Ocak Kararları'nın hayata geçirilmesi amacıyla yapıldığını ifade etti.

Ekici, özelleştirmelerin yapıldığını ve Cumhuriyetin kazanımlarının yok edildiğini, 24 Ocak Kararları'nın "sıkıntısını" Türkiye'nin hala yaşadığını belirterek, takip eden 13 yıl boyunca Türkiye'de yaprak kımıldamadığını söyledi.

DİSK'in ihtilalden sonra kapatıldığını, üyelerinin neredeyse silah zoruyla başka sendikalara kaydırıldığını anlatan Ekici, 13 yıl konfederasyonun yeniden açılmasının ardından hem el konulan mallarının geri verilmediğini hem de sendika üyeliği için noter şartı getirilerek örgütlenmenin engellendiğini kaydetti. Ekici, Çankaya Yıldız semtindeki "el konulan eski binalarının" iade edilmediğini anlattı.

Erol Ekici, "Mal varlığımıza el konulmasına mı itibarımızın yok edilmesine mi yoksa noter şartı ile örgütlenmemizin önüne geçilmesine mi
üzüleyim?" diye sordu.

Ekici, "Darbe olmasını isteyen sendikalar var mıydı" sorusunu yanıtlarken, "Bilmiyorum ama TİSK'in o dönemdeki başkanı Halit Narin, 'Bugüne kadar işçiler güldü biz ağladık, bundan sonra biz güleceğiz' demişti" diye konuştu.

Başka bir soru üzerine de Ekici, "DİSK'e bağlı sendikaların grev sırasında üretim araçlarını tahrip eden bir tavrının olmadığını" söyledi.

TÜSİAD gibi kuruluşların "emeğin yükselmesini istemeyeceğini" anlatan Ekici, "Sermaye, 12 Eylül'den beri yürüyor" dedi.

Ekici'nin konuşması sırasında DİSK eski Başkanı ve CHP İstanbul milletvekili Süleyman Çelebi, kısa eklemeler yaptı. Çelebi, "Komisyon üyesiyim ama aslında komisyon beni dinlemeli" dedi.

Ali Kırca ve Mete Tunçay'ı dinledi

Komisyon, gazeteci Ali Kırca'yı da dinledi. Saat 11.00'de komisyonun karşısına geçen Kırca, yaklaşık 1 saat boyunca sorulara yanıt verdi. Çıkışta gazetecilerin sorularına yanıt vermeyen Kırca, bir hafta sonra piyasaya çıkacak "Zamansız Şarkılar" adlı kitabını göstererek, "Kitabımdan bölümler okudum" dedi.

Komisyon, Kırca'nın ardından gazeteci Mete Tunçay'ı dinlemeye başladı. Komisyon saat 19.00'a kadar 7 ismi daha dinleyecek. Bu isimler arasında Celal Bayar'ın torunu, Emine Gürsoy Naskalı, Celal Bayar'ın kızı Nilifer Bayar Gürsoy, TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve Emekli MİT Görevlisi Mahir Kaynak da bulunuyor.

Darbe Komisyonu Adalı ve Şentürk'ü dinledi


TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat-27 Nisan Alt Komisyonu, Anayasa Mahkemesi eski üyesi Sacit Adalı ile dönemin Kağıthane Kaymakamı Necati Şentürk'ü dinledi.

Sacit Adalı, 28 Şubat sürecinin 6-7 Eylül olaylarından bu yana silsile halinde gelişen olayların bir neticesi olduğunu söyledi.

28 Şubat'ın post modern bir darbe olduğunu belirten Adalı, insanlar üzerinde Atatürk düşmanlığı suçlamalarıyla bir baskı oluşturulduğunu ifade etti.

"Devlet düşmanı, Atatürk düşmanı diye suçlandığınızda ne yapacağınızı bilemezsiniz" diyen Adalı, "Allah kimseyi Suriye'den kaçanların durumuna düşürmesin, biz o durumda değildik ama manevi baskı altındaydık. İlla birinin 'sen şunu yap, bunu yap' demesine gerek yoktu, o atmosfer insanı yönlendiriyordu" dedi.

Adalı, 1980 darbesinden sonra ülkeye düzen geldiğini, Türkiye'nin yenileşmesi, düzene tabi tutulması için bu kargaşaya, kaosa ihtiyaç olduğunu, yaşanması gerekenlerin yaşandığını savundu. Sacit Adalı, "Darbe bir hafta önce yapılsa daha çok sevinecektik. Kim ne yaparsa yapsın, o kan dursun' deniyordu" diye konuştu.

Komisyon üyelerinin itirazları üzerine Adalı, sadece asayiş yönünden güven ortamının sağlanması adına bu ifadeleri kullandığını söyledi.

"28 Şubat askeri ve siyasi bir manevra değil"

28 Şubat'ın askeri ve siyasi bir manevra olmadığı, yapılanın ekonomik bir olay olduğu yönündeki sözlerinin anımsatılması üzerine Adalı, hala bu fikri taşıdığını ifade etti. Yaşananın tamamen askeri bir olay olamayacağını vurgulayan Adalı, hiçbir büyük olayın tek başına yapılamayacağını dile getirdi.

Refah Partisi'nin kapatılması davasında muhalefet yazısını, "Hiç kimse kaynağını anayasadan almadığı yetkiyi kullanamaz" cümlesi üzerine kurduğunu anlatan Adalı, "Bu millet asla İran olmaz. Ama o dönem o korkuyu kullanıyorlardı. Bence iktidar mücadelesi yaşadı Türkiye. O mücadelenin sivilleşme dönemini yaşıyoruz. Çok şükür ki taşlar yerine oturuyor. Kimsenin kaynağını anayasadan almadığı yetkiyi kullanamayacağı anlaşılıyor" diye konuştu.

"Öyle bir baskı vardı ki korktum"

Genelkurmay Başkanlığı'nın yargı mensuplarına verdiği brifinge davet üzerine mi katıldığı sorusuna karşılık Adalı, "Davete gerek yok. Öyle bir baskı vardı ki korktum. Bu toplantı, tam manasıyla toplum mühendisliği operasyonudur" dedi.

Komisyon tarafından dün dinlenen Sabih Kanadoğlu'nun, şu andaki Meclis'in anayasa ve kanunlara göre anayasayı bütünüyle değiştirme yetkisi olmadığı, ancak kurucu bir Meclis'in halktan yetki alarak bunu yapabileceği yönündeki ifadelerini nasıl değerlendirdiği sorulan Adalı, "Bu ifade klasik bir Aristo mantığı. Her yeni anayasa yapmak istediğimizde askere davetiye çıkarıp 'lütfen darbe yapın, anayasayı değiştirin' mi diyeceğiz? Bugün yapılan tabiri caizse sivil bir darbedir. Kendi anayasasını kendi arzularına göre yapma ihtiyacını hissediyor" görüşünü dile getirdi.

Refah Partisi'nin kapatılması sürecinde, askerin Anayasa Mahkemesi üyelerini etkilediği iddialarına ilişkin bir soruya da Adalı, "Anayasa Mahkemesi'nin tesir altına alınacağını zannetmiyorum. Üyeler tamamen hür iradeleriyle oylamaya katıldı" karşılığını verdi.

"Batı Çalışma Grubu tarafından fişlendim"

Dönemin Kağıthane Kaymakamı Necati Şentürk de bir konuşmasında Hz. Ali'den alıntı yapması, Fatih Sultan Mehmet'i örnek göstermesi nedeniyle Batı Çalışma Grubu tarafından fişlendiğini söyledi.

Batı Çalışma Grubu'na ait olduğunu söylediği ve içerisinde kendisi dahil 328 kişinin isminin bulunduğu listeyi Komisyon'a sunan Şentürk, fişlenmesinin ardından hakkında hazırlanan rapor nedeniyle görevden alındığını anlattı.

Mağdur ve şikayetçi olduğunu ifade eden Şentürk, raporu hazırlayan kişilerin de komisyon tarafından dinlenmesini istedi.

28 Şubat sürecinde kaymakamlıklara, belediyelerin denetlenmesi konusunda askerden yazı gelip gelmediğinin sorulması üzerine Şentürk, yazılı olmasa da cenazelerde, resmi bayramlarda bir araya geldiklerinde askerlerin kendilerinden belediyeleri denetlemelerini istediğini söyledi.

EMASYA toplantılarına ilişkin bir soru üzerine de Şentürk, "EMASYA toplantılarında hakimiyet askerin olurdu. Toplantılarda, genel güvenlik konularının dışında, bir imamın hutbesi de sorulurdu" diye konuştu.

12 Eylül darbesinde Taşova Kaymakamlığı sırasında, görevden alınan belediye başkanları yerine 9 belediye başkanlığının kendisine verildiğinin hatırlatılması ve buna neden itiraz etmediği sorusuna karşılık Şentürk, "Buna itiraz etmek o kadar kolay değildi. Ben görevi valilik onayıyla aldım. Mülki idarede böyle bir gelenek vardır" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS