Veli Ağbaba: "Cezaevlerindeki durum utanç sayfaları"

Veli Ağbaba: "Cezaevlerindeki durum utanç sayfaları"

Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, cezaevlerinde yaşananları anlattı, "utanç sayfaları" olarak niteledi. Deniz Gezmiş ve Che Guavera'nın kara kalem resimlerini kürsüden gösteren Ağbaba , "AKP diktasına karşı direnenleri alkışlıyorum" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda Adalet Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü sırada konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, cezaevlerinde yaşanan sıkıntıları gündeme getirdi. Cezaevlerinde kalan insan sayısının Kilis, Tunceli, Ardahan ve Bayburt illerinin nüfusundan daha fazla olduğunu belirten Ağbaba, "Cezaevleri Türkiye'nin 82. ili konumundadır" dedi.

Hapishane meselesinin bu dönemin önemli ve can yakıcı konularının başında geldiğini ifade eden Ağbaba, şunları söyledi:

"Türkiye'de yeni hapishanelerin açılmasının ve hapishanedeki insanların üst üste yatmasının nedeni AKP'nin son dönemde izlediği politikalardır. Cezaevlerindeki yoğunluğun sebebi hükümlü değil tutuklu sayısıdır. Avrupa'da tutuklu oranı yüzde 10 ile yüzde 25 iken Türkiye'de bu oran yüzde 60'ın üzerindedir. Uluslararası standartlara göre henüz hüküm giymeyen bir kişi masum sayılır. Yani Türkiye'deki cezaevlerinde, her 10 kişiden 6'sı bu aşamada 'masum 'dur. Bu insan hakları açısından kabul edilebilir bir durum değildir."

"F Tipleri izsiz işkence, sessiz ölümdür"

Cezaevlerinin mantığında özgürlüklerin yoksunluğu ve hakların dokunulmazlığının esas olduğunu ifade eden Ağbaba, "AKP'nin elindeki hapishaneler ise insan hayatını yutan bir canavara dönüştü. F tipi cezaevlerinde uygulanan politikalar mahpusları sessiz ölüme terk ediyor. F tipleri izsiz işkence, sessiz ölümdür. Türkiye'de cezaevleri deyince akla ölümler, yangınlar, tecavüzler ve isyanlar geliyor" diye konuştu.

"Utanç sayfası"

Son dönemde hapishanelerde yaşanan olayları hatırlatan Ağbaba, Pozantı Cezaevi'nde çocukların tecavüze uğradığını, Şanlıurfa Cezaevi'nde 13 mahpusun yanarak öldüğünü, Osmaniye Cezaevinde en basit ihtiyaçların açlık grevlerine neden olduğunu, Sincan F Tipi Cezaevinde telefon hakkının tekmil verme kuralına bağlı olduğunu, tekmil vermeyen mahpusların aileleriyle görüştürülmediğini, İzmir Şakran Cezaevinde kadın mahpusların askerler ve gardiyanlar önünde çırılçıplak soyundurularak aranmaya zorlandığını anlattı ve bunların utanç sayfası olduğunu vurguladı.

"Cezaevlerine sağlıklı girilip, tabutla çıkılıyor"

Ağbaba, cezaevlerinde yaptığı incelemelere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Gezdiğim F tipi cezaevlerinin tamamında çıplak arama ve oyluk araması vardır. Türkiye bu utançtan derhal kurtulmalıdır. Tekirdağ F Tipi Cezaevlerindeki uygulamalar Hitler kamplarını aratmamaktadır. Keyfi disiplin cezaları F Tipinin olağan uygulamalarıdır. Alman nizamnamesinden esirler için alınan bir sistem olan F Tipleri denetlemek, küçültmek ve aşağılamak üzerine kurulmuştur. Bir mahkumun deyimiyle, F tipi cezaevleri 'insan akıl ve zekasının zirvesidir'. 12 Eylül döneminde bile olmayan aşağılamalar bu dönemde yaşanıyor. Sincan F Tipi cezaevinde yatan Sarp Kuray diyor ki; 'Benim 12 Eylül öncesinde ve sonrasında yaşamım hapishanede geçti. Karşılaştırdığımda 12 Eylül öncesinde yattığım askeri cezaevleri F Tipi yanında cennet diyor. Ne işkence, ne mahpusluk bana kar etmedi. Ancak F Tipindeki yalnızlaştırmalarla belimizi bükmeye çalışıyorlar' diyor. Türkiye'deki cezaevleri sağlıklı girilip, hasta, hatta tabutla çıkılan yerlerdir. Kanser hastası Muhlis Batur evinde,  Magdelena Marta ülkesinde ölmek istedi. Biri hastane köşesinde biri hapishanede öldü. Türkiyede en uzun süreli cezaevinde yatan mahkûmlardan biri Cemil Erdem Tekirdağ'da kanser oldu. Şimdi Edirne hastanesinde ölümü bekliyor, ama tahliye edilmiyor! Bilinmelidir ki; tutuklu kişi özgür bir insanın tüm sağlık haklarına sahiptir.  Cezaevlerinde olmak cezaevinde ölmek demek değildir."

"Ring araçları tabutluk"

Ring araçlarını "tabutluk" olarak niteleyen Ağbaba, "Mahkumlar Adalet Bakanını ring aracına binmeye davet ediyor. Ring araçları tekerlekli tabut olmaktan kurtarılmalı.  Ölümle yaşam arasındaki ince çizgiyi, ring aracı ayırıyor" dedi.

"Che ve Deniz Gezmiş resimleri yasak"

Ağbaba, Tekirdağ hapishanesinde içme suyuna kanalizasyon suyu karışması nedeniyle 200 mahpusun zehirlendiğini, Kandıra F Tipi Hapishanesinde yatan ve bir böbreği alınan Cevdet Bayır'ın elleri ve ayakları yatağa kelepçelenerek ameliyat edilmek istendiğini söyledi. Cezaevlerinin mimarisinin ve yaşam koşullarının mahpusları fiziksel ve psikolojik olarak yavaş yavaş öldürdüğünü ifade eden Ağbaba, şunları anlattı:

"Cezaevlerindeki yaşamlarında en ufak bir ayrıntı bile sorun olmaktadır. Mahpusların giyecek alması sorun, yemek yemesi sorun, beş kitap uygulaması nedeniyle kitap alması ve okuması sorun, mektuplar sorun, ailelerle görüşmeleri sorun, türkü söylemek sorun, renkli kalem sorun,  karakalem, beyaz kâğıt serbest, karakalemle çizilen Che ve Deniz Gezmiş resimleri yasak! TV izlemek sorun, yandaş medya serbest. İMC, Yol, Cem, Hayat ve Barış tv istenmesine rağmen yasak. İmam, Rahip serbest, Dede yasak. Mahpusların yaşadıkları bunlar. Ya ailelerin yaşadıkları. Aileler kadınlar taciz ediliyor iç çamaşırlarına kadar aranıyor. Bu koşullar altında mahpusların sağlıklı kalmaları mümkün değildir. Anlaşılan; hastalıklı, vebalı, düşman olarak görülen bu insanların yok olmalarında bir sakınca görülmemektedir."

Konuşması sırasında karakalemle çizilmiş Deniz Gezmiş ve Che Guavera resimlerini gösteren Ağbaba, "Bu resimler de örgüt kanıtı olarak gösteriliyor. Bunlar herkesin saygı gösterdiği insanlar. Genelde bu kürsüde konuşanlar alkışlanır ama ben bugün, bu kürsüden, AKP diktasına karşı direnenleri alkışlıyorum" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS