yazarlar

"Marmara İletişim'de iletişime yanarsın"

  1. Yazarlar

"Marmara İletişim'de iletişime yanarsın"

"Marmara İletişim'de iletişime yanarsın"

Radikal Gazetesi yazarı Koray Çalışkan, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Devran'ı Ekşisözlük'te eleştirdiği için uzaklaştırma cezası verilen Mikail Boz'un olayını araştırdı ve elde ettiği verileri köşesinde yazdı.

İşte Koray Çalışkan'ın yazısı:

"Marmara İletişim Dekanı Yusuf Devran, gözü gibi bakması gereken öğrencilerinden birine gözünün üstünde kaşın var deyip ceza yağdırtıyor.

Mikail Boz, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin en yüksek ortalamalı öğrencisi. Üniversiteyi birincilikle bitirmesine kesin gözüyle bakılan yıldız bir genç. İletişim okuyor. İletişim çalışıyor. İletişime geçiyor. Ve okuldan uzaklaştırılıyor.

‘Suçu’ fakülte dekanını ve yaptıklarını sorgulamak. Eleştiren, soran, sorgulayan öğrenciler yetiştirmenin birinci vazife olduğu üniversitede fakülte dekanı Yusuf Devran, gözü gibi bakması gereken öğrencilerinden birine gözünün üstünde kaşın var deyip ceza yağdırtıyor. Nedeni ne? Ekşi Sözlük’te Mikail Boz’un takma isimle yazdığı aşağıdaki paragraf:

“marmara üniversitesi, iletişim fakültesi’nin, radyo, tv ve sinema bölümü’nün yeni başkanıdır. biraz tepeden inme biçimde getirilmiş gibi görünüyor. kendisi daha önce marmara iletişim’de hiç ders vermedi galiba. buna karşın bölümde o kadar profesör ... varken ve kendisi daha 20 gün önce, profesör ünvanı almışken, nasıl hemen bölüm başkanlığını alabildi, bir seçim yapıldıysa bu nasıl bir seçimdi anlaması güç doğrusu. günahını almayalım ama özgeçmişinde ‘samanyolu tv’ deneyimi hemen göze batıyor.”

Üniversitelerde bir şeyler oluyor

Dekan bunları okuduktan sonra (Ekşi Sözlük’ün ne kadar önemli olduğunu bir kere daha görüyoruz) öğrenci hakkında disiplin soruşturması açtırıyor, hatta hızını alamıyor, olayı savcılığa aksettiriyor. Mikail Boz karakolda ifade veriyor, bir süre sonra okulundan bir mektup alıyor ve YÖK Disiplin Yönetmeliği’nin 9. maddesinin a ve b bentlerine istinaden okuldan bir dönem uzaklaştırılıyor. Güya hocaya hakaret etmiş!

Mikail Boz’un söylediği şu: Fakültenin ilgili bölümü seçmediği ve onaylamadığı halde yukarıdan ve dışarıdan profesör olarak bölüme alınmıştır. Sonra hızla bölüm başkanı yapılmıştır. Arkasından yine seçilmeyerek ve yine atanarak dekan yapılmıştır. Üniversiteye rağmen fakülteyi yönetmeye başlamıştır.

Peki, bu doğru mu?

Evet. Üniversite özerkliğini hiçe sayan, meslektaşlarının onay ve saygısını kazanarak değil, idarecilerin yukarıdan atamasıyla mevki sahibi olmuş bu dekan aslında üniversitenin asli ilkelerine saygılı meslektaşları tarafından da eleştiriliyor.

Fakülteden üç öğretim üyesiyle konuştum. Üçüne de soruşturma açmış. Hatta birini savcı çağırıp eline geçen mesnetsiz suçlamalar nedeniyle hocadan özür dilemiş, bir üniversiteden böylesine bir suç duyurusu gelebileceğine inanamadığını söylemiş.

Bu hocalar kimler mi? İletişim Fakültesi’nde öyle bir terör estiriliyor ki iletişim öğreten hocalar isimlerinin yayımlanmasını istemiyorlar. Korkuyorlar. Yanlış anlaşılmasın, işimizi kaybederiz diye değil, öğrencileri için çekiniyorlar. Doktora/master öğrencilerimiz ‘bizsiz ne yapar’ diye ürküyorlar.

Aferin Mikail Boz

Dekan Yusuf Devran’ı saatlerce aradım. Dekanlıkta bir kişi telefonda çıkmadı. Sonra Mikail Boz’u aradım. Bu sene okulunu dereceyle bitirmeyi planlıyormuş. Hocaları ‘örnek öğrenci’ diyor. Hiç ders kaçırmayan, bizim gibi üniversite hocalarının mumla aradığı beyinlerden.

Yüksek lisansını sinema eleştirisi üzerine yapmayı planlarken yolu disiplin kurulları ve savcılıklarla kesişiyor. “Tepkin neye?” diye soruyorum: “Hocam, benim tepkim üniversite özerkliğinin kaldırılmasına. Dekanın, bölüm başkanının seçilmesi gerek. Burası üniversite, lise değil. Demokratik teamüller çiğnendiğinde sesimizi çıkarmalıyız.”

Dekanın rahatsız olduğu da bu. Bir taraftan öğrencilere yazdığı mektupta “Önceliğimiz, ülkemizin geleceği için büyük umutlar bağladığımız genç öğrencilerimizin, yeterli mesleki donanım ve dünya kalite standartlarında yetişmesi için çaba göstermektir” diyor. Diğer taraftan, kendisi dünya standartlarının altında kalıyor.
Üç ay sonra Sorbonne Üniversitesi’yle ortak ‘Medya ve Ortadoğu’ isimli uluslararası bir konferans düzenleyecekmiş. Orada ‘facebook üzerinden kimleri takip ettirip soruşturma açtırdığını, sosyal medya sitelerinde eleştirildiğinde okul birincisini okuldan nasıl uzaklaştırdığını’ anlatır artık. Sorbonne’da bölüm başkanlarının, dekanların seçimle belirlendiğini, hatta rektör seçiminde sendikaların dahi söz sahibi olduğunu Sorbonne’lu meslektaşları kendisine anımsatır.

60 saniyede günün özeti

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS