İhracat rakamları açıklandı

İhracat rakamları açıklandı

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin verilerine göre, Haziran'da toplam ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 artarak 11 milyar 832 milyon dolara ulaştı.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Haziran ayı ihracat rakamlarını Batman'da Maliye Bakan Mehmet Şimşek'in de katıldığı basın toplantısında açıkladı. Buna göre, Haziran ayında toplam ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 artarak 11 milyar 832 milyon dolara ulaştı.

Son 12 ay açısından değerlendirildiğinde ihracat, bir önceki döneme göre yüzde 7,5 yükselerek 152 milyar 828 milyon dolara çıktı.

Toplam ihracat 2013 Ocak-Haziran döneminde 2012 yılının aynı dönemine göre, yüzde  2,5 artışla, 74 milyar 661 milyon dolara  yükseldi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Haziran ayında 100 milyon doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısı 25, 100 milyon dolar üzerine ihracat yapan il sayısı 14 oldu" dedi.

Çağlayan, "Tüm dünyada dış ticarette bir durağanlık var. Yılın geri kalanında da ciddi canlanma beklemiyoruz. Ancak Türkiye olarak proaktif hareket etmeye devam ediyoruz" diye konuştu.

Haziran ayında en fazla ihracatın 1 milyar 805 milyon dolar ile otomotiv sektöründe gerçekleştiğini ifade eden Büyükekşi, şöyle konuştu:

"1 milyar 448 milyon dolar ile hazırgiyim ve konfeksiyon sektörümüz ikinci, 1 milyar 335 milyon dolar ile kimyevi maddeler sektörümüz üçüncü sırada yer aldı. İller bazında baktığımızda, en fazla ihracat yapan ilk 10 ilimiz arasında ihracatını en fazla artıran il yüzde 21 ile Sakarya oldu. Sakarya'yı yüzde 20 artışla Ankara ve yüzde 9 artışla Gaziantep takip etti. Haziran ayında AB pazarındaki ihracat artışımız sürdü. AB'ye ihracatımız yüzde 5 arttı. Haziran ayında Afrika'ya yüzde 6, BDT ülkelerine yüzde 5 ihracat artışı yakaladık. Ülkeler bazında ise İrlanda'ya ihracatımız yüzde 221, Peru'ya yüzde 109, Portekiz'e yüzde 92, Ürdün'e yüzde 86, Azerbaycan'a yüzde 30, Libya'ya yüzde 24 ve İspanya'ya yüzde 18 artış gösterdi."

"Çözüm sürecine inanıyoruz"

Büyükekşi, Doğu ve Güneydoğu'nun Türkiye için çok büyük bir ekonomik potansiyel barındırdığını vurgulayarak Batman'ın 2012 yılında ihracatını yüzde 60 artırarak en fazla ihracat yapan 52'nci il olduğunu söyledi.

Çözüm sürecinin, bu toprakların barındırdığı bereketi ve sosyoekonomik potansiyeli açığa çıkaracağına inandıklarını kaydeden Büyükekşi, "Bizler gelecekten iyimseriz, çünkü biz çözüm sürecine inanıyoruz" dedi.

Huzuru bozmak isteyenlere rağmen, toplumsal sağduyu ve uzlaşmayı kaybetmeden, başından itibaren destek verdikleri çözüm süreci ile Türkiye'nin yepyeni bir ufka yelken açtığını gördüklerini dile getiren Büyükekşi, şöyle devam etti:

"Artık bu sürecin geriye dönüşü yok. Artık geriye dönüp bakmak istemiyoruz. İnanıyoruz ki Türkiye bu aşamayı başarıyla kat edecek ve çok büyük atılımların kapısını aralayacak. İhracatçımız da çözüm sürecini olumlu değerlendiriyor. TİM'in 2013 yılı 1. Çeyrek İhracatçı Eğilim Anketi'nin sonuçlarına göre ihracatçılarımızın yüzde 76'sı çözüm sürecinin başarılı olacağına inanıyor. İhracatçılarımızın yüzde 32'si de bölgeye yatırım yapmayı planlıyor. Ülke genelinde yatırım planlayan ihracatçıların yarısı yatırımlarını bu bölgemizde yapmayı düşünüyor. Bu beklentiler ışığında, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin artık İhracat ve yatırımla anılmasını istiyoruz. İstiyoruz ki Güneydoğu yıllardır alamadığı mesafeyi çözüm süreci ve yeni teşvik sistemi ile aşsın."

"Yayınların yanlı ve kasıtlı olduğunu düşünüyoruz"

Gezi Parkı olaylarına da değinen Büyükekşi, toplumda olayların yorumlanışı ile ilgili çok farklı algılar olduğunu söyledi.

"Biz bu tartışmalara girmeden bu olayların sonuçlarının ülkemizin ihracatını ve turizmini etkilememesi için duyarlı olmak gerektiğini ifade ediyoruz" diyen Büyükekşi, şunları dile getirdi:

"Türkiye, 2023 yılı hedeflerinden şaşmadan yoluna devam etmelidir. Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde, esas olarak da kalabalık ve kozmopolit şehirlerde, çeşitli eylemler yapılıyor. New York, Atina, Madrid, Roma, Londra, Sao Paulo, Jakarta ve İstanbul'da benzer sosyoekonomik sebeplerle çıkan ve birbirine benzeyen olaylardan farklı bir şekilde, Türkiye'deki eylemlerin Batı medyasında yansıtılışını endişe ile izledik. Türkiye ne Libya'dır ne Mısır'dır ne de Yemen'dir. Türkiye OECD üyesi bir ülkedir ve demokratik ülkelerde görülen olaylara benzer olayların olması da normaldir. Türkiye'yi iç savaş yaşayan bir ülke gibi yansıtan yayınların yanlı ve kasıtlı olduğunu düşünüyoruz."

Büyükekşi, Türkiye algısını doğru şekilde yansıtmak için TİM olarak paydaşlarıyla beraber bir dizi çalışma gerçekleştireceklerini ifade ederek, Türkiye markası için bir logo ve küresel bir slogan üretmeyi de içeren bir markalaşma çalışmalarının devam ettiğini anlattı.

Ayrıca bir defaya mahsus olmayacak, sürekli ve tutarlı bir iletişim kampanyası da yürüteceklerini belirten Büyükekşi, çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

"Dünya ticareti bir süre daha da yavaşlayabilir"

Başkan Mehmet Büyükekşi, dünya ekonomilerinin 2013 büyüme beklentisinin yüzde 2,3'den yüzde 2,2'ye, gelişmekte olan ülkelerin büyüme beklentisinin de yüzde 5,5'den 5,1'e revize edildiğini avro bölgesinin küçülme beklentisinin ise eksi 0,1'den eksi 0,6'ya yükseltildiğini anımsattı.

AB'nin gerek iç ticaretinin gerekse de AB dışından ithalatı azaldığını, AB'nin artık birlik dışına ihracata ağırlık verdiğini kaydeden Büyükekşi, gelişmiş pazarların artık daha fazla korumacı politikalar izlediğini söyledi.

FED'in yılın geri kalan aylarında parasal genişlemeyi yavaşlatacağını ve Haziran 2014'te sona erdireceğini belirtiğini anımsatan Büyükekşi, şöyle konuştu:

"Bu tarihten itibaren de fazla likiditeyi geri çekecek. Bu açıklama, tüm dünya piyasalarını derinden etkiledi. Açıklamalar ardından başlayan dolarizasyon süreci, piyasalarda ters rüzgarlar estirdi. Çünkü FED'in bu kararı ile dolar likiditesinin azalması ve orta vadede faizlerin artması öngörülüyor. Bu süreçte toparlanma çabasındaki ekonomiler, büyüme performansı açısından negatif etkilenebilir. Dünya ticareti bir süre daha da yavaşlayabilir. Bu gelişme neticesinde haziran ayı başında ihracatçının talep ettiği seviyeye gelen döviz kurları daha da artmaya başladı. Küresel ölçekte emtia fiyatları geriledi. Dolar likiditesi gelişen ülkelerden çıkmaya başladı. FED bu açıklamalar üzerine artan kaygıları dindirmek ve ABD ekonomisini de rahatlatmak için ABD'deki ekonomik toparlanmadan emin olunmadan parasal genişleme paketinin sonlanmayacağını belirtti."

"Değer kaybı ihracatımızı destekleyebilir"

Büyükekşi, bu gelişmeler nedeniyle Türk lirasının değer kaybetmeye başladığını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türk Lirasında makul ölçülerde değer kaybı ihracatımızı destekleyebilir. Rekabetçi kur seviyesinin yakalanması ve bu seviyelerin korunmasını olumlu buluyoruz. Çünkü ihracatçımız karlılık için rekabetçi kur istiyor. Döviz kuru sepetinin 2,10 TL seviyesinin üzerinde kalmasını ve sonrasında da kademeli olarak 2.20 TL seviyesine yükselmesi gerektiğini açıkladık. Sepet kur 2.25'e yükseldikten sonra, cuma günü itibariyle 2,22'ye geriledi. Dolayısıyla şu an sepet kurda gelinen seviye beklentilerimizin de üzerinde seyrediyor. Ancak, bir konudaki çekincemizi de belirtmek istiyoruz. Orta vadede kurlarda yaşanacak aşırı dalgalanma ihracatımızı olumsuz etkileyebilir. Çünkü ihracatçımız bu kur öngörülerine göre fiyatlama gerçekleştiriyor ve aylar sonra teslim edeceği malın fiyatını belirleyerek, anlaşma yapıyor."

Türkiye ekonomisinin 14 çeyrek ard arda büyüdüğünü, yılın ilk çeyreğinde ise yüzde 3 büyüme gerçekleştirdiğini vurgulayan Büyükekşi, "Biz, bu büyüme oranını başarılı buluyoruz. Küresel ekonominin mevcut şartlarında bu büyüme oranı çok önemli. 2012 yılının ikinci çeyreğinden bu yana büyüme performansımız yüzde 3'ün altına inmişti. Geçen seneyi de yüzde 2,2 büyüme ile tamamlamıştık. Şimdi büyümede tekrar hız kazandık. 2013'ün tamamında büyüme hedefimiz yüzde 4. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda büyüme hızımızı daha da arttırmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Büyükekşi, ancak ihracatın büyümeye verdiği katkının yılın ilk çeyreğinde oldukça sınırlı kaldığını, büyümenin sürdürülebilir olması için büyüme modelinin tekrar "çift kanatlı" olması ve ihracata odaklanması gerektiğini kaydetti.

"İhracatın her sene yüzde 11 artması gerekiyor"

TİM Başkanı Büyükekşi, FED'in parasal genişleme politikası sona erdirme planının beraberinde dünya genelinde likiditenin azalması ve sıcak paranın gelişmekte olan ülkeleri terketmesi eğilimini yaratabileceğini söyledi.

Bu nedenle ekonomide büyüme devamlılığının sağlamak ve istihdamı artırmak için ihracata yönelmek haricinde bir yol göremediklerini dile getiren Büyükekşi, şöyle devam etti:

"Azalan likidite ve 2 ayda 3 puan yükselen faizler, mevcut durumda ilk 4 ay verilerine göre toplam içerisindeki payı yüzde 5 olan ihracat kredilerini baskı altına almamasını, ihracat kredilerinin hacminin mutlaka artmasını istiyoruz. Toplamdaki payı yüzde 25 olan tüketici kredileri yüzde 20 oranında genişlemeye devam ederken ihracatçımıza sağlanan kredi desteğinin bu orandan daha hızlı artmasını talep ediyoruz."

Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan 10. Kalkınma Planı'na göre ihracatın 2018 yılında 277 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini, bunun 2023 Türkiye ihracat stratejisi ve hedefleriyle birebir örtüştüğünü belirten Büyükekşi, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ancak bu hedefe ulaşmak için ihracatın her sene yüzde 11 artması gerekiyor. Bu hedeflere ulaşmak için büyük bir ihracat ve yatırım atılımına ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu açıdan bakıldığında 10. Kalkınma Planı'nın ihracat hedeflerine giden yolda daha detaylı aksiyonlar içermesini bekliyorduk.Temennimiz, bundan sonraki süreçte ihracata gereken önemin mutlaka verilmesi."

Batman Valisi Yılmaz Arslan ise çözüm sürecinin ardından Batman'a yatırımcıların yoğun ilgisi olduğunu belirterek, "130 yatırımcı, organize sanayi bölgesinden yer talebinde bulundu. Yatırımcılara yer tahsisi konusunda seçici davranıyoruz" diye konuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS