İstanbul Barosu olağanüstü genel kurula gidiyor

İstanbul Barosu olağanüstü genel kurula gidiyor

Haklarında açılan dava nedeniyle yönetiminin düştüğü iddiaları gündeme getirilen İstanbul Barosu'nda, olağanüstü genel kurul kararı alındı.

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, baronun olağanüstü genel kurul kararı aldığını açıkladı.

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın da aralarında bulunduğu 11 Baro yöneticisi hakkında "Yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla dava açmasının ardından yaşanan olaylara ilişkin basın toplantısı yapıldı.

Olağanüstü genel kurul kararı

Baro'nun Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'nda konuşan Ümit Kocasakal, "Son dönemlerde avukatlara, avukatlık mesleğine meslek onuruna barolara ve özellikle istanbul barosu'na yönelik saldırıların hukuksuzlukların sindirme ve yıldırma girişimlerinin yoğunlaşması tahammül edilemez ve tehditkar boyutlara ulaşması karşısında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu 7 Şubat tarihinde yapılan toplantıda bu gündemle sınırlı olmak ve bu konuları görüşmek, bu saldırılara karşı haraket tarzını belirlemek üzere en üst organı olan İstanbul Barosu Genel Kurulu'nu Olağanüstü Toplantıya çağırma, bu toplantıya Türkiye Barolar Birliği Başkanı, yönetim kurulu ve tüm organlarını, tüm baro başkanlarını, ülkedeki tüm avukatları hukuk fakültesi dekan ve öğretim üyelerini ulusal ve uluslararası hukuk kurumlarını da davet etme kararı almıştır. Mesleğe, meslektaşa, Baro'ya yönelik saldırılara, tasfiye girişimi ve tezgahlarına en iyi cevabı Genel Kurulumuz verecektir" diye konuştu.

12 Eylül'den sonra  ilk

Kocasakal, 12 Eylül darbesinden sonra haklarında ceza davası açılan baro başkanı ve baro yönetimi olduğunu belirterek, bunun, İstanbul Barosu'nun kurumsal kimliğine yapılan saldırıların bir parçası olduğunu söyledi. Türkiye'de artık hiçbir kişi ve kurumun herhangi bir hukuk güvencesi bulunmadığını ifade eden Kocasakal, "Artık muhaliflerin ve yurtseverlerin susturulması ve tasfiyesi yargı organı aracılığıyla gerçekleştirilmekte. Bunun için her derde deva örgüt iddiası ve isnadıyla, gizli tanıklarla, birtakım virüs ve dijital delillerle bu tasfiye gerçekleştirilmekte" diye konuştu.

"Yeni hedef baro ve avukatlar"

Kocasakal, yargının bu şekilde "ele geçirilmesinden" sonra sıranın avukatlara ve barolara geldiğinin çok net görüldüğünü savunarak, şöyle devam etti:

"Siyasi iktidarın yeni hedefi baro ve avukatlar. Çünkü hukuksuzluklara boyun eğmeyen, biat etmeyen, mücadele eden, hukuku savunan avukatlar ve barolar, yani savunma kaldı. Bunun örneklerini görüyoruz. Belirli bir senaryo var. Soyut bir örgüt iddiası, önceden ve sonradan verilen dinleme ve gözaltı kararları, sabaha karşı baskınlar, ev ve büro baskınları, tutuklamalar ve davalar...  Avukatlara karşı da bu senaryo yürürlüğe konulmuştur. Birtakım meslektaşlarımız, aldıkları davalar sorgulanarak gözaltına alınıp tutuklandı. Geçtiğimiz günlerde yine bazı meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri sebebiyle terörist ilan edildi. İsimleri birtakım terör örgütleri ile anılarak süreç kriminalize edildi."

Ümit Kocasakal, haklarında soruşturma yürütüldüğünü hatırlatarak, "Balyoz davasında savunma hiçe sayıldı. Meslektaşlarımıza söz hakkı verilmedi. Meslektaşlarımız onlarca celselerden men edildi. Deliller tartışılmadı. Meslektaşlarımız da bu şartlarda görev yapamayacaklarını belirterek görev bıraktı. Baro olarak Avukatlık Kanunu'nun 95. ve 97. maddelerinden aldığımız hak ve yetkiyi kullanarak, meslektaşlarımıza yapılan saldırı karşısında 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gidip açıklamalarda bulunduk. İşte suçlandığımız mesele budur. Eğer bu suç ise niçin mahkeme Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 203. maddesine dayanarak bir yaptırım uygulamadı?" ifadelerini kullandı.

Süreçle ilgili, adil yargılama, usul kurallarına uyulması ve savunmanın kısıtlanmaması olmak üzere üç talepleri olduğunu dile getiren Kocasakal, bu beyanları sebebiyle "yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" suçu kapsamında haklarında dava açıldığını söyledi.

Kocasakal, Avukatlık Kanunu'nun açık hükmüne rağmen Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmaksızın ifadeye çağrıldıklarını aktararak, bu "hukuksuzluğu" meşrulaştırmamak adına kanuna uygun işlem yapılıncaya kadar ifadeye icabet etmeyeceklerini açıkladıklarını hatırlattı.

"Görevimizin başında olduğumuzu net olarak söyledik"

Ümit Kocasakal, avukatların hedefe konulduğunu kaydederek, "Görevimizin başında olduğumuzu net olarak söyledik. Mesele şudur, milli iradeden dem vuranlar, sandıktan almadıklarını darbeci birtakım yöntemlerle başka şekilde yapmaya çalışıyor. Görevimizin başındaysak, bunun nedeni koltuk sevdamızı değildir ama yüzde 60'lık oy ve destek bizim onurumuz ve namusumuzdur. Onu korumak adına bu direnişi sergiliyoruz" diye konuştu.

"Açılan dava siyasi"

Haklarında açılan davanın siyasi olduğunu ve baroların susturulmak istendiğini savunan Kocasakal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Amaç uysal barolar oluşturmak. Bu nedenlerle son dönemlerde avukatlara, avukatlık mesleğine, meslek onuruna, barolara ve özellikle İstanbul Barosu'na yönelik saldırıların, hukuksuzlukların, sindirme ve yıldırma girişimlerinin yoğunlaşması ve tahammül edilemez tehditkar boyutlara ulaşması karşısında, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu 7 Şubat'taki toplantıda, bu gündemle sınırlı olmak ve bu konuları görüşmek, bu saldırılara karşı hareket tarzını belirlemek amacıyla en üst organ olan İstanbul Barosu Genel Kurulu'nu olağanüstü toplantıya çağırma, bu toplantıya Türkiye Barolar Birliği Başkanı, yönetim kurulu ve tüm baro organlarını, tüm baro başkanlarını, tüm avukatları, hukuk fakültesi dekanlarını ve öğretim üyelerini, ulusal ve uluslararası hukuk kurumlarını davet etme kararı almıştır. Mesleğe, meslektaşa, baroya yönelik saldırılara, tasfiye girişimlerine ve tezgahlarına en iyi cevabı genel kurulumuz verecektir."

Kocasakal, Danıştay 8. Dairesi'nin verdiği kararı da eleştirerek, avukatlık mesleğinin serbest meslek olarak tanımlandığını ve mesleğin itibarsızlaştırıldığını savundu.

Toplantı salonuna, "Sayın Baro Başkanımız Ümit Kocasakal ve Yönetim Kurulumuz Yanınızdayız-Destek Veren Avukatlar ve Halk" yazılı pankartların asıldığı görüldü. Kocasakal'ın konuşmasını salondaki avukatlar ayakta alkışladı.

"Avukatlara yargıyı etkileme davası"

"Balyoz Planı" davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi ve Konya Barosu Başkanlığı'nın suç duyurusu üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma sonucunda 30 Ocak tarihli iddianameyle İstanbul Barosu başkan ve yöneticileri hakkında "yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" suçu kapsamında kamu davası açılmıştı. Baro yetkilileri de "yargılamayı etkiledikleri" suçlamasına, "Bizim avukat olarak görevimiz bu" yanıtını vermişlerdi. Baro Yönetim Kurulu'na açılan bu davanın ardından, kanuna göre Baro Yönetiminin düştüğü iddiaları ileri sürülmüştü.

Seçim 3 ay önce yapılmıştı

28 bin 884 üyesiyle dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu'nda 14 Ekim 2012'de seçimler yapılmış ve bu oyların 12 bin 836'sını yani yüzde 58'ini alan Ümit Kocasakal ikinci dönem başkan seçilmişti. Kocasakal'ın ardından ikinci olan aday oyların 4 bin 650'sini (yüzde 21), üçüncü olan aday 3 bin 495 (yüzde 15), dördüncü aday ise 1038 (yüzde 4,71) oy almıştı.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS