İzmir'deki Gezi gözaltıları adliyede

İzmir'deki Gezi gözaltıları adliyede

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili İzmir merkezli operasyonda gözaltına alınan 15 kişi adliyeye çıkarıldı. İstanbul'da tutuklanan 8 kişinin serbest bırakılması istendi.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Taksim Gezi Parkı odaklı olaylarla ilgili yürüttüğü çalışmalar kapsamında, kamera görüntülerini incelenerek bazı kişilerin kimliklerini tespit etmiş, belirlenen 16 adrese yapılan eş zamanlı baskınlarda İzmir, Balıkesir, Manisa ve Bursa'da 15 kişiyi gözaltına almıştı.

31 Mayıs'tan itibaren yapılan çalışmalar kapsamında düzenlenen 4. dalga operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin DHKP-C, TKİP, MLKP, MKP, TKEP-L terör örgütlerine üye oldukları ileri sürülmüştü. Operasyonda gözaltına alınanların adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel döküman, CD, bilgisayar hard diskleri ve çeşitli belgelere el konulduğu belirtilmişti.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 15 zanlı "terör örgütü üyesi olmak, kamu malına ve iş yerlerine zarar vermek, halkı tahrik etmek, görevli polis memuruna mukavemet" gibi suçlamalarla adliyeye sevk edildi.

Daha önce İzmir merkezli düzenlenen 3 operasyonda 42 kişi gözaltına alınmış, 37'si tutuklanmıştı.

İstanbul'da tutuklanan 8 kişi için serbest bırakılsın talebi

İstanbul'da da Gezi Parkı eylemleriyle ilgili tutuklanan ve aralarında bir seyyar satıcı ile üniversite öğrencilerinin de bulunduğu belirtilen 8 kişinin ailesi ve avukatlarınca yapılan açıklamada, bu kişilerin serbest bırakılması istendi.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki meydanda toplanan, aralarında Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyeleri, aileler ve avukatların bulunduğu bir grup, Gezi Parkı odaklı gelişmeler doğrultusunda gözaltına alınarak tutuklanan 8 kişinin durumuyla ilgii basın açıklaması yaptı. Burada konuşan TKP Merkez Komite üyesi Kurtuluş Kılçer, 8 arkadaşının haksız bir şekilde tutuklandığını ve bunu kabul etmediklerini belirterek, "Eli palalılar dışarıdayken, ülkesine sahip çıkanların tutuklanmasını kabul etmiyoruz. Bu arkadaşlarımızın kötü olan cezaevi şartlarının değiştirilmesini talep ediyoruz. Diğer illerde tutuklanan kişiler de derhal serbest bırakılmalıdır" dedi.

Kılçer, tutuklananların serbest bırakılmaması durumunda, ülke genelinde büyük bir kampanya başlatacaklarını da sözlerine ekledi.

"Adi suçlularla aynı koğuştalar"

Tutuklanan 3 kişinin avukatlarından Yelda Koçak Urfa da, müvekkillerinin geçtiğimiz Pazartesi günü haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığını öne sürerek, Türkiye'de yapılan yargılamalarda, kimselerin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Kanunu'na muhalefet etmek suçundan tutuklanmadığını ve tutuksuz yargılanma esasken, 8 kişinin bu suçtan tutuklanmasını ise anlayamadığını dile getirdi.

8 tutuklunun Metris Cezaevi'nde çok kötü şartlarda bir süreç yaşadıklarına ve bu kişilerin adi suçlardan mahkum olmuş kişilerle aynı koğuşları paylaştıklarına da dikkat çeken Urfa, tahliye talebinde bulunduklarını ve bu talepleri sonuçlanana kadar adliyede bekleyeceklerini de ifade etti.

Kazlıçeşme'de bayrak satarken niye gözaltına alınmadı

Açıklama yapan grubun arasında, tutuklananlardan biri olan ve bayrak satıcılığı yaptığı belirtilen Ali Sarıçiçek'in eşi Merhamet Sarıçiçek de 5 çocuğuyla birlikte yer aldı. Gazetecilere konuşan Sarıçiçek, 40 seneden beri bayrak satarak geçimini sağlayan bir aile olduklarını ve ekmek parası peşinde koştuklarını anlatarak, "Baba -oğul Gezi olayları olunca bayrak aldılar bayrak satışına çıktılar. Kazlıçeşme'de de benim eşim bayrak sattı. O zaman niye içeri almadınız, tutuklamadınız. O zaman örgüt kurmamış da, o zamanlar suç işlememiş de Taksim'de satarken mi suç işledi? Bu ne biçim adalet" diye konuştu.

"Vicdanları rahat mı acaba?" diye soran Merhamet Sarıçiçek, şöyle devam etti:

"Bu bayrakları Taksim'e hediye etmek için mi gitmiş. Bunu hiç mi hakim-savcı düşünmüyor mü? Onların okudukları günlere yazıklar olsun. Adalesizce, vicdansızca okumuşlar. Beni mağdur etmenin bir anlamı yok ki. Örgüt kurmuş. Tamam benim kocam örgüt kurdu. 7 kişiyiz biz örgütüz. (Çocuklarını sayarak) 5 tane çocuğum var. Biz örgütüz. Adamın evinde çocuğunun tişörtü yok ya. Örgüt kuranın çoluğunun çocuğunun tişörtü olmaz mı ya? İlkokuldan okuması, yazması yok. Bu nasıl örgüt kurmak? Bir ceza kesilecekse, Ali Sarıçiçek'e mi kesildi, 5 tane çocuğuma mı kesildi? Sen diyorsun ki Başbakan 'Ben başörtülü hanımın arkasındayım, başındayım' diyon. Ben daha fazla zarar gördüm. Bizden ne istedin ki. O, '3 tane çocuk' dedi. Allah verdi, bir de ikiz verdi. 5 tane çocuğum var. Ben senin sözünü de dinledim." 

Umut Akgün'ün babası

Tutuklananların arasında bulunan Umut Akgün'ün babası Ali Asker Akgün de, feryadını hakim ve savcıların duymasını istediğini söyleyerek, "Oğlum ve
arkadaşları, günahsız bir şekilde cezaevinde suçluların ve katillerin arasında kalmaktadır. Benim çocuğum hasta. Ona orada bir şey olursa, bütün sorumlular hakkında şikayetçi olacağımı herkes bilsin. Bir baba olarak çocuğum ve arkadaşlarının salıverilmesini talep ediyorum " dedi.

Tutuklulardan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Alican Sünnetçioğlu'nun annesi de, haksız yere tutuklandığını belirttiği oğlunun darp
edilerek gözaltına alındığını savunarak, "Oğluma cezaevinde sarılamadım. Arkasında darp izleri vardı. Benim ödediğim vergilerle devlet memuru, benim oğlumun sırtına tekmelerle vurdu. Bunun affetmiyorum. Özgürlüğü ve hukuğun işlemesini istiyorum" şeklinde konuştu.

Yapılan açıklamaların ardından gruptakiler sloganlar atarak, bekleyişlerini sürdürdü.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS