Gül'den "Suriye'deki radikaller" yorumu

Gül'den "Suriye'deki radikaller" yorumu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, El Kaide'yi kastederek, Suriye'deki aşırı unsurların ABD ve Batı'yı tereddüte düşürdüğünü; radikalleşmenin nedeninin Suriye'deki sürecin uzaması olduğunu söyledi.

Gül, Stratejik İletişim Merkezi (STRATİM) tarafından düzenlenen 4. İstanbul Forumu'nda yaptığı konuşmada, Orta Doğu'daki gelişmeleri ele aldı. Gül, ülkelerin içinden geçmekte olduğu değişim ve dönüşüm sürecine ilişkin görüşlerini paylaştığı konuşmada, ABD'nin halen dünyanın en büyük askeri gücüne sahip ülke olduğunu, ancak küresel düzende yegane hakim öncü de olmadığını söyledi. Gül, ancak ABD'nin dünya siyasetinde etkin bir ülke olma özelliğini de koruduğunu söyledi.

"İnsanlar özgürlük, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve refah istiyor"

Dünyanın ekonomik güç merkezinin Trans Atlantik bölgesinden Asya'ya doğru kaydığını belirten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konuşmasında demokratikleşmeye değindi. Gül, "Önemli olan sadece rejimin demokrasi olması değil. Toplumlar bir yandan yöneticilerini özgür iradeleriyle belirlemeyi isterken, diğer taraftan demokrasinin olmazsa olmaz koşulları olan özgürlükler, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve ekonomik refahtan yararlanmak istemektedirler" dedi.

Ekonomik alandaki yeniliklerin getirdiği refahın, dünyanın önemli bir kısmına adil bir şekilde yansımadığına işaret eden Gül, "Toplumsal ve siyasal baskıları da beraberinde getirecek küresel ekonomik dalgalanmalar önlenememektedir. Küresel krizlerin etkileri artık daha uzun ve yoğun hissedilmektedir" diye konuştu.

"Temel mesele Orta Doğu'da nasıl bir düzen ortaya çıkacak"

Bu sürecin sancılarının en yoğun biçimde yaşadığı coğrafyanın başında Orta Doğu geldiğini vurgulayan Gül, Orta Doğu'da artık köklü bir paradigma değişikliği yaşandığını, yüzyıllık statükonun kendisine eşlik eden tüm köhneleşmiş yapılarla birlikte yıkılmakta olduğunu söyledi. Değişimin tetikleyicisinin toplumsal talepler olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi:

"Bugün halkların talebi, kendilerini yönetenler ile aralarındaki ilişkinin meşruiyet temelinde sürmesi ve rejimlerin halkın iradesine dayanmasıdır. Dolayısıyla geri döndürülemez niteliktedir. Bu sürecin sonunda içinde yaşadığımız bu bölgede, beşeri coğrafyada devlet ve iktidar anlayışında köklü değişiklikler gerçekleşmekte, yeni bir düzenin kurulması kaçınılmaz olacaktır. Bölgede nasıl yeni siyasi, ekonomik düzen ortaya çıkacağı hepimizin cevap aradığı temel bir meseledir."

"Etnik ve mezhep çatışmaları ihtimalı artıyor"

Gül, bölgede yaşanan gelişmelerin bölgedeki diğer ülkelerin ve halkların geleceğine de etki ettiğini, bölge içi güç dengelerini temelden değiştirecek etkide olduğunu, geçmişte baskı altında tutulan geleneksel aidiyetlere ilişkin bilinci artırdığını söyledi. Gül, şöyle konuştu:

"Orta Doğu'da maalesef etnik, dini ve mezhepsel temelli kimlik siyasetlerinin öne çıktığı bir dönem başlamıştır. Bu da ulus devletleri yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Neticede ülkelerin ulusal kimliklerini, toprak bütünlüklerini ve iç barışlarını daha fazla sorgulanır hale geldiği bir süreç ortaya çıkmaktadır. Etnik ve mezhepsel aidiyetlerin körükleyeceği uzun vadeli istikrarsızlık ve çatışma ihtimali giderek bölgeyi daha fazla etkisi altına almaktadır. Dolayısıyla Orta Doğu'daki mesele sadece belirli ülkelerdeki siyasi dönüşüm meselesi olmanın çok daha ötesinde etnik ve mezhep grupların arasındaki potansiyel ihtilaf alanlarının girdiği güç mücadelesi ve çatışmaya dönüşmesinin önüne geçmektir."

Gül, bölgede yaşanan gelişmelerle birlikte bölge dışındaki ülkelerin de yaklaşımlarında çelişkiler ortaya çıktığını söyledi.

Dönüşüm sürecindeki en kritik ülkenin Mısır olduğunu belirten Gül, Mısır'ın kendi enerjisini tüketmeden, bir an önce demokrasiye dönmesini ve ekonomik kalkınmasını hızlandırmasını arzu ettiklerini söyledi.

"Suriye'de savaştan çıkış gözükmüyor"

Gül, Suriye'deki iç savaşa ilişkin de "Bu savaştan henüz bir çıkış da gözükmemektedir" dedi. Suriye'ye ilişkin son dönemdeki tek olumlu gelişmenin BM Güvenlik Konseyi'nde kabul edilen karar olduğunu dile getiren Gül, sözü Orta Doğu'nun tamamen kimyasal silahlardan arındırılmasına getirdi. Kalıcı barışı getirecek tek yolun bu olduğunu söyleyen Gül, "Bu bağlamda ABD ve İran liderlerinin başlattıkları doğrudan yapıcı temasları da önemli buluyor ve destekliyoruz" diye konuştu.

Radikalleşme yanıtı

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasında El Kaide'yi kastederek, Suriye'deki "iç çatışma ikliminin tabii bir sonucu olan", radikal ve aşırı unsurların varlığının özellikle ABD ve Batı kamouyunda bazı tereddütlerin doğmasına yol açtığını belirtti. Gül, şöyle konuştu:

"Bu noktada şu görüşümü de sizinle paylaşmak isterim; çok başından beri bu olaylar başladığında görüştüğüm, karşılaştığım, beni ziyaret eden bütün müttefiklerimize söylediğim şey şu olmuştur: Bu süreç uzun sürerse bu süreci ortaya çıkaracağı kaçınılmaz netice bir radikalleşme olacaktır. Karıncayı ezmeyen insanlar, o ortam ve iklim içinde akıllarından geçmeyecek işleri yapar hale geleceklerdir ve maalesef bugün 2,5 sene geçmiştir ve bu ortam içinde böyle bir yapı oluşmaktadır. Bu bakımdan bu ortamı sadece tenkit ederek bahaneler çıkartmanın da çok ahlaki olmadığı kanaatindeyim. Çünkü buna birazcık fırsat veren bu sürecin bu kadar uzamasına yol açan uluslararası camia olmuştur. İki sene önce gayet mütedeyyin, vatansever, kendi inançlarında olan düzgün insanlar, hayatın içinde olan insanlar böyle bir ortam ve mücadele içinde büyük bir çoğunluğu bu noktaya gelmiştir. Bu bakımdan bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Yapılması gerekenlerin çok daha kararlı şekilde yapılması gerekir. Süre uzarsa bu süre içinde hiç kimsenin rüyasında görmeyeceği gelişmeleri orada görmek mümkün olacaktır. Suriye meselesi, maalesef giderek 'aşırı unsurların mı' yoksa 'Baas tarzı bir rejimin mi' kontrolündeki Suriye ikilemi arasında sıkıştırılmaktadır. Bu yaklaşım, Suriye"deki çözümsüzlüğün daha da uzamasına neden olacak niteliktedir."

Gül, Suriye krizinden çıkışın yolunun kapsamlı, diplomatik ve siyasi çözüm olduğunu söyledi. Gül, bunun da ancak Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Suriye'nin komşularının samimi şekilde birlikte çalışmasıyla mümkün olduğunu belirtti.

Gül, "Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki süreç sonucunda, 21. yüzyılda, bu bölgede, istikrar, barış ve refahın hüküm sürdüğü bir Rönesans devri mi yoksa bir kısım bölgesel rekabet hesapları uğruna, hangi mezhep veya etnik gruba mensup olursa olsun, milyonlarca insanın yeni ızdıraplara maruz kalacağı bir bölgesel 'fetret devri' mi başlayacaktır?" şeklinde konuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS