Avrupa güvenlik bürokrasisi İstanbul'da

Avrupa güvenlik bürokrasisi İstanbul'da

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı ile Avrupa Konseyi tarafından Terörle Mücadelede Ulusal ve Uluslararası Koordinasyon Uluslararası Konferansı İstanbul'da yapıldı.

Dışişleri Bakanlığı Güvenlik ve İstihbarat Daire Başkanı Tunç Üğdül, teröristleri adaletin önüne çıkarırken, insan haysiyeti, temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ilkelerine de sadık kalınmasının terör örgütlerinin kendi davalarına da aleyhte etki yapacağını belirtti.

Üğdül, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı ile Avrupa Konseyi tarafından The Marmara Oteli'nde düzenlenen Terörle Mücadelede Ulusal ve Uluslararası Koordinasyon Uluslararası Konferansı'nda, "Terörle Mücadelede Koordinasyon Kurumlarının Rolü" başlıklı oturumun başkanlığını yaptı.

Terörle mücadelede, koordinasyon kurumlarının görevlerinin geliştirildiğini ama bunların hem ulusal hem de uluslararası yapılarda yeni birlikler olduğunu belirten Üğdül, istihbarat ve bilgi paylaşımının hayati önem taşıdığını çünkü ancak bu sayede terörist faaliyetlerin önlenebileceğini vurguladı. Üğdül, şunları kaydetti:

"Terörle mücadele stratejilerinin demokrasinin temel dayanakları tarafından da desteklenmesi gerekir. Terör örgütleri, ülkelerin demokratik kurumlarına karşı savaş açmışken biz asla toplumumuzun temel değerlerini gözardı edemeyiz. Teröristleri adaletin önüne çıkarırken, insan haysiyeti, temel hak ve özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ilkelerine de sadık kalınması terör örgütlerinin kendi davalarına da aleyhinde etki yapacaktır. Terör gruplarının iddialarının bu şekilde zayıflaması onların destek beklediği toplumdan daha da uzaklaşmasına yol açacaktır."

Üğdül, ideal bir terörle mücadele çerçevesinde, topluma idarenin yanlışlarından dolayı hesap sorabilme imkanı verilebilmesinin önemine işaret ederek , hesap verebilirlik unsurunun toplumun terörle mücadele desteğini ortaya çıkaracağını ve buna terörle mücadelede çok ihtiyaç duyulduğunu anlattı.

Şeffaflığı sağlamak ve gerekli kamuoyu desteğini elde edebilmek için terörle mücadele bölümlerinin terörle mücadele strateji ve programlarını kamuoyuyla paylaşmak durumunda olduklarını aktaran Üğdül, bu şekilde idare ile kamuoyu arasında bir güven tesis edilebileceğini söyledi.

Üğdül, terörle mücaele politikalarının çok taraflı ve çok yönlü olmalarının da önemine değinerek, hem araştırma hem analiz hem de geleceğe yönelik projeksiyonların terörle mücadele eden kurumların ellerindeki en büyük araçlar olduğunu ifade etti.

Lucia Ling Ket On'un konuşması

Hollanda Adalet Bakanlığı Terörle Mücadele Ulusal Koordinatörü Hukuk Danışmanı Lucia Lign Ket On konuşmasında, kimsenin terörist olarak doğmadığını belirterek, bir kişinin, siyasi veya dini bir hedefi şiddet yoluyla göstermeye karar vermesi durumunda hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını riske attığını söyledi.

Bu durumun bir radikalleşme süreci olduğunu ve kendi başına bir fenomen olduğunu anlatan Ling Ket On, şöyle devam etti:

"Terörle mücadele politikasında Hollanda'da kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz. Bunu 10 yıldan daha fazla bir süredir uyguluyoruz. Bu entegre yaklaşım, radikalleşmeyi ve risklerini erken aşamalarda tespit etmeye çalışmakta ve ilgili kişinin şiddet eylemlerine başvurmadan yakalanmasına yönelmektedir. Bu yaklaşım hem önleyici hem de engelleyici önlemlerin bileşimini oluşturmaktadır. Bu kapsamlı yaklaşım, Hollanda'nın ulusal terörle mücadelesinin temelini teşkil etmektedir ve bu program 2011 yılının Nisan ayında parlamentoya sunulmuştur."

Ling Ket On, stratejinin, risklerin ve terör saldırıları korkusunun azaltılmasını, saldırı hasarının asgariye indirilmesini amaçladığını ifade ederek, stratejinin beş temel dayanağını ise "saptamak, engellemek, korumak, hazırlamak ve yargıya sevk etmek" olarak sıraladı.

Tehdit Analizi Kooridinasyon Birimi hakkında bilgi

Belçika Tehdit Analizi Birimi Başanalisti Gert Vercauteren de terörle mücadele Tehdit Analizi Koordinasyon Birimi (CUTA) hakkında bilgi verdi. Birimin 2006 yılında kurulduğunu belirten Vercauteren, daha önce de bir geçmişinin olduğunu ve Belçika'da küçük bir koordinasyon biriminin 1984 yılından beri bulunduğunu dile getirdi.

Vercauteren, güçlü bir hukuki mevzuatın önemine dikkati çekerek, bilgi paylaşımı ve bilginin aktarılmasında bu konunun öneminin daha da arttığını söyledi.

Son 5-6 yıldır oluşan güven ortamında partnerlerin bilgilerini biraz daha paylaşır hale geldiğini anlatan Vercauteren, "Peki bize gelen bilgiyle biz ne yapıyoruz? Bize gelen bilgiyi yeterli görmezsek devamını isteyebiliyoruz" diye konuştu.

Vercauteren, Belçika hükümetinin tehdidin değerlendirilmesiyle alınacak önlemleri birbirinden ayırmış durumda olduğunu belirterek, "İkinci kategori değerlendirme raporu bizim stratejik dediğimiz bir rapordur. Daha geniş bir perspektiften baktığımız bir nokta. Özellikle politika yapıcılara yardımcı olmak için bunu yaparız. Belçika'nın karşı karşıya olduğu problemler nelerdir, bunun için ne yapabiliriz?" diye konuştu.

Rusya'daki çalışmalar

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi Uzmanı Sergei Gerasenkov, terörle mücadele konusunda Rusya'da yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Terör tehditlerinin sadece uluslararası terör örgütlerince değil, ferdi olarak da gerçekleştirilebildiğini ve bunların da büyük zararlar
verebildiğini ifade eden Gerasenkov, dünyanın pek çok yerindeki sosyal istikrarsızlığın terör üzerindeki etkisine vurgu yaptı.

Son zamanlarda terör örgütlerinin marka olarak "El Kaide"yi kullandığına dikkati çeken Gerasenkov, sürekli bir küresel cihat olduğunu ve bunun da etkin bir şekilde terör örgütü El Kaide tarafından uygulandığını kaydetti.

Terör örgütlerinin ilk olarak kendi ideolojilerini uygulamaya çalıştıklarını ve diğer taraftan da potansiyel terör alanlarını genişletmeye çalıştıklarını anlatan Gerasenkov, şunları ifade etti:

"Spesifik olarak El Kaide ideolojik hakimiyetini genişletti, bunun için de çok büyük çaba sarfetmedi açıkcası. Terör eylemleri arasında Arap yarımadasındakiler en tehlikeli olanlar olarak görülüyor. Temelde yeni bir güç dengesi oluşturuldu hem Afrika'da hem Orta Doğu'da. Son yıllarda göç ve artan radikalleşmeyi gençler arasında görüyoruz. Rusya Federasyonu topraklarında ana terör tehdidi hala dini ve aşırı yeraltı örgütler tarafından uygulanmaktadır. Uluslararası terör tehditlerine direnebilmek için etkin bir ulusal sistem oluşurduk."

Gerasenkov, Terörle Mücadele Komitesi'nin, terörle mücadele alanında Rusya'da faaliyet gösteren en etkin birlik olduğunu belirterek, kapsamlı bir yaklaşıma sahip olduklarını dile getirdi.

Daha etkin yöntem ve teknikler kullanarak, terör faaliyetlerini baskı altında tutmaya çalıştıklarının altını çizen Gerasenkov, "Bazı terör örgütleri Kuzey Kafkasya'da hala etkilerini sürdürmeye çalışıyor. Terörle mücedelede askeri operasyonlara benzer girişimler sonucunda yeraltı gruplarının kullandığı altyapıya büyük zarar verilebildi. Geçtiğimiz yıl alınan önlemlerle 96 terör eylemi önlenmiştir. Bu bizim ne kadar etkin çalıştığımızı gösterebiliyor" ifadelerini kullandı.

"Uluslararası işbirliği önemli"

İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Koordinasyon Bürosu Kıdemli Hukuk Danışmanı Pascal Herve Bogdanski ise sunumunda İsviçre'nin resmi bir stratejiye değil, terörle mücadele politikasına sahip olduğunu söyledi. Politikalarını sürekli güncellediklerini ve ince ayarlarını yaptıklarını belirten Bondanski, şunları kaydetti:

"Politikanın ana unsurları değişmeyecek ama bir strateji çerçevesine oturtulacak. Burada uluslararası işbirliği ve ulusal eylem çok önemli. İsviçre şu ana kadar terör konusunda bu kadar hedef olmamışken neden bu girişimlere katılıyor? Bunun pek çok nedeni var. Herşeyden önce İsviçre için her alanda uluslararası işbirliği önemlidir. Güvenlik önemlidir. İsviçre de hem doğrudan hem dolaylı uluslararası terörizmden etkilenmektedir. Uluslararası camia terörle mücadelede İsviçre'nin katkıda bulunmasını da bekliyor."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS