Erdoğan: "Fetret dönemine müsaade etmeyeceğiz"

Erdoğan: "Fetret dönemine müsaade etmeyeceğiz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti içinde 11 yıldır sen ben kavgası bekleyenler var. Bir fetret dönemine, bir fetret iklimine asla müsaade etmeyeceğiz" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam'da düzenlenen "AK Parti 21. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında konuştu.

Toplantıda belirlenen konu başlıklarıyla ilgili iki gün boyunca genel başkan yardımcıları ve bakanların sunum yapacaklarını dile getiren Erdoğan, tüm görüş, eleştiri ve önerilerin dile geleceği bir ortamda partinin ve ülkenin sorunlarının tespiti ve çözümlerin üretildiği bir platform olacağını söyledi.

"AK Parti siyaset teorisini yeni baştan yazdı"

İstişare toplantısının 3 Kasım 2002 seçimlerinin yıl dönümünde yapıldığına işaret eden Erdoğan, o günden bu yana bir dünya partisi haline geldiklerini ifade etti. Geçmişte partilerine yönelik olumsuz öngörülerin tutmadığını ifade eden Erdoğan, "AK Parti'nin yorulmasından medet umuyorlardı. Şunu unutmayın değerli kardeşlerim, AK Parti, siyasetin teorisini de, demokrasi tarihini de yeni baştan yazmış bir partidir, böyle bir siyasi harekettir" dedi.

"Muhafazakar demokrasi" tabirini kullandıklarında gösterilen tepkileri hatırlatan Erdoğan, AK Parti'yi tanımak ve tanımlamak için milleti tanımanın yettiğini söyledi. Erdoğan, "AK Parti, milletin ta kendisidir. AK Parti, bir konjonktür partisi değildir. AK Parti, şartların ortaya çıkardığı şartlar değişince ortadan kalkacak bir siyasi hareket değildir. AK Parti Türkiye'de ve dünyada esen rüzgarların önünde oradan oraya savrulan o yapay rüzgarlar kesildiğinde hızı kesilen bir parti değildir" diye konuştu.

"Kibrimiz değil, tevazumuz arttı"

"Zaferle çıktığımız her seçim, bizim kibrimizi değil, tevazumuzu artırmıştır" diyen Erdoğan, makam, mevkilerin geçici olduğunu belirtti ve "Başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı bütün payeleri unutulur, gider. Asıl paye, milletin teslim ettiği, milletin takdim ettiği payedir" diye konuştu.

"Lider olarak sorumluluk bende"

Konuşmasında, partilerinin bir kadro hareketi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şunu, aklınızdan, zihninizden, hafızanızdan bir an olsun çıkarmamanızı istiyorum. Bu hareketin lideri olarak elbette sorumluluk öncelikle benim üzerimdedir" ifadesini kullandı. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ama hep ifade ediyorum, biz bir kadro hareketiyiz. Dicle'nin kenarında bir koyunu kurt kapsa bunun mesuliyeti ne kadar benim üzerimdeyse o kadar da sizin üzerinizdedir. Bacası tütmeyen hanenin, ocağı yanmayan mutfağın, üzerinde ekmek olmayan sofranın derdi, benim olduğu kadar sizin de derdinizdir."

"Pusuda bekleyenler var"

AK Parti kadrolarının kardeşlik üzerine inşa edildiğini söyleyen Erdoğan, "AK Parti içinde 11 yıldır, sen-ben kavgası bekleyenler var. Bütün siyasi ikbalini, istikbalini bir şeyler üretmek üzerine değil AK Parti içinde temenni ettikleri nifak üzerine kurmuş, bunun için pusuda dışarıda bekleyenler var. 11 yıldır, işte bunların heveslerini kursaklarında bıraktık, bundan sonra da onları hayal kırıklığına uğratmaya hep birlikte devam edeceğiz" diye konuştu.

Normalleşme mücadelesi

11 yıldır attıkları her adımın, Türkiye'yi normalleştirme adımları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz bir yandan imtiyazları ortadan kaldırırken, diğer yandan yandan on yıllardır horlanmış, ötekileştirilmiş kesimleri, bu ülkenin eşit vatandaşları haline getirmenin mücadelesini veriyoruz. Bundan dolayı hiç kimse üzülmesin, rahatsız olmasın, kimse hüzünlenmesin, hiç kimse kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş hissetmesin. Bu ülkede on yıllar boyunca belli kesimlere, belli inanç gruplarına, belli etnik kökenlere uygulanan ret, inkar ve asimilasyon politikalarını kaldırırken, hiç kimsenin haklarını sınırlandırmıyor, tam tersine gecikmiş hakları teslim ediyoruz" şeklinde konuştu.

"Hiç kimsenin hayat tarzına kastetmedik"

Başbakan Erdoğan, konuşmasında yaşam tarzına baskı meselesine ilişkin de şunları söyledi:

"Bu ülkede on yıllar boyunca, ortak değerlerimize dini değerlerimize, manevi değerlerimize yöneltilmiş baskıları kaldırırken, hiç kimsenin hayat tarzına kastetmiyor, tam tersine hayat tarzları kısıtlanmış vatandaşlarımızı rahatlatıyoruz. Türkiye'de yaşanan tam anlamıyla bir normalleşmedir. Normal olan dillerin yasaklanması değil, yaşayan her dilin özgürce konuşulmasıdır. Normal olan inançların gizlenmesi değil, özgürce yaşanmasıdır. Normal olan inançların gereğini yapmanın kısıtlanması değil, bunların önünün olabildiğince açılmasıdır."

Erdoğan, konuşmasında başörtüsü meselesine ilişkin de "Başörtülü kızların üniversiteye girebilmesi değil, üniversite kapısından çevrilmesi anormaldir. Başörtülü bayanların TBMM'ye girmesi değil, bugüne kadar girememiş olması garabettir. Ne oldu? Bir şey oldu mu? İşte bakın normalleşti. Şimdi sevgi taçlandı, dayanışma taçlandı. Çok daha farklı bir zemine oturdu. Bu ülkede benim başı açık, başı kapalı kardeşlerimin arasında bir sıkıntı yok ki. Sıkıntı ne yazık ki karar vericilerin. Bu zaman oldu yasamada, yürütmede, yargıda hepsinde sıkıntı buralarda yaşandı. Yoksa halkın böyle bir sıkıntısı yoktu. Şimdi halk da rahatladı" diye konuştu.

"Cumhuriyeti CHP değil, millet kurdu"

Bugüne kadar hiç bir reformu, birilerine imtiyaz sağlamak için yapmadıklarını dile getiren Erdoğan, "Yaptığımız her şeyi adalet için, Türkiye'de normalleşmeyi sağlamak için yaptık. Şunu herkesin bilmeni istiyorum; bu ülkeyi, bu cumhuriyeti, CHP değil, millet kurmuştur, millet. Bunu iyi bilmemiz lazım. Bu ülkeye demokrasiyi CHP getirmemiş, CHP'nin direnişine rağmen, CHP'ye rağmen millet demokrasiyi getirmiştir bunu da iyi bilmemiz lazım" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'yi farklı konuşacaksınız

Marmaray, hızlı tren ve yapımı devam eden şehir hastanelerine değinen Başbakan Erdoğan, tüm bunların cumhuriyetin kazanımlarıyla beraber ortak gururları olduğunu söyledi. Erdoğan, şunları ifade etti:

"Bayrak hiç bir zümrenin değil, 76 milyonun bayrağıdır, şehitlerimiz, hiç bir siyasi partinin değil, 76 milyonun şehitleridir. Cumhuriyet, hiç bir siyasi partinin değil, 76 milyonun cumhuriyetidir. Yeni Türkiye'de bayrak, şehitlerimiz, cumhuriyetimiz, ortak değerlerimiz. Özellikle de demokrasi ve insan hakları üzerinden bir kutuplaşmayı kabul etmiyoruz. Böyle bir kutuplaşmaya da asla bir zemin hazırlamıyoruz. Yeni Türkiye, Meclis'in açıldığı günkü Türkiye'dir. Bunu böyle görmemiz lazım. Yeni Türkiye, 76 milyonu bir, beraber, eşit gören bir Türkiye'dir. Yeni Türkiye imtiyazları ortadan kaldırmış, geleceğe umutla, güvenle bakan ortak hedeflere yürüyen bir Türkiye'dir. Tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi bugünün ve geleceğin Türkiye'sinde de ayrımcılığa inanıyorum ki yer bulunmayacak. Tıpkı ilk Mecliste olduğu gibi bugünün ve geleceğin Türkiye'sinde de aşağılama, horlama, red, inkar ve asimilasyon olmayacak."

Erdoğan, "Asrın Projesi" olarak adlandırılan MARMARAY açıldığında bazı çevrelerin "Tabii ki yapacaksınız, bu sizin vazifeniz" dediğini anımsatarak, "Evet, biz vazifemizi yerine getiriyoruz" dedi.

"Kılıçdaroğlu'na muhalefetin genel müdürü"

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun Tandoğan'daki konuşmasında kendisine yönelttiği eleştirilere değinen Erdoğan, "Biz, İstanbul'da, Cumhurbaşkanımızla, bakanlarımızla, konuk Cumhurbaşkanıyla, konuk başbakanlarla, en önemlisi de yüzbinlerce vatandaşımızla Marmaray coşkusunu yaşarken, muhalefetin genel müdürü Ankara Tandoğan'da son derece seviyesiz, son derece edepsiz biçimde bu ülkenin Başbakanı'na hakaret ediyordu. Onlar hep birlikte 10'uncu Yıl Marşı'nı söylerken, biz 90'ıncı yıla Marmaray'ı hediye ediyor, 100'üncü yılın hedeflerinden bahsediyorduk" diye konuştu.

Marmaray'ın dualarla açılmasından rahatsızlık duyulduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu ülkenin ilk Meclisi Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmışken, Marmaray'ın dualarla açılması sizi neden rahatsız ediyor?" dedi.

"Türkiye'de kutuplaşma yok"

"Türkiye'de bir kutuplaşma, bir ayrışma, bir farklılaşma kesinlikle yoktur" diyen ve bu konuda muhalefeti, yoğun çaba göstermekle suçlayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye gündemine taşınmak istenen kavramlar, demokratik siyaset zeminini zayıflatmayı amaçlayan kavramlardır. Diktatörlük, sivil diktatörlük, postmodern otoriterlik, Müslüman vesayeti, kutuplaşma, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi, mahalle baskısı, yaşam tarzlarına müdahale gibi kavramlar, belli zamanlarda ve belli bir program dahilinde tedavüle sokulmak isteniyor. On yıllardır sahip oldukları imtiyazları ellerinden gidenler, bu imtiyazları kaybediyor olmanın burukluğu içinde, normalleşme yolundaki her adımı bir korku senaryosuna tahvil etmeye çalışıyorlar."

Başbakan Erdoğan, demokratik sistemlerin, farklı fikirlerin, farklı taleplerin özgürce dile getirilebildiği sistemler olduğuna işaret ederek, başkasının özgürlük alanına müdahale etmediği, başkasının değerlerine hakaret etmediği sürece herkesin görüşlerini ifade edebilme, taleplerini rahatlıkla dile getirebilme hakkı bulunduğunu dile getirdi.

Kendisini Cumhuriyet'in, bayrağın, vatanın, ortak milli değerlerin yegane sahibi görerek demokratik kültürü ve özgürlüğü egemen kılmanın mümkün olmayacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Toplumun farklı düşünmesi, ya da farklı talepleri dile getirmesi bir kutuplaşma değildir. Ancak imtiyaz elde etmek, ya da elindeki imtiyazları muhafaza etmek adına, teröre, şiddete, sokak eylemlerine, illegal yöntemlere başvurmak bir kutuplaşmadır ve biz böyle bir kutuplaşmanın önünde var gücümüzle dururuz. İmtiyaz elde etmek, ya da elindeki imtiyazları muhafaza etmek isteyenlerle herhangi bir uzlaşmayı, biz, demokrasiye, insani değerlere, her şeyden öte millete bir ihanet olarak görürüz."

"Son bir yılda şehit yok"

Terör meselesinin çözümünde hiçbir meselede karşılaşmadıkları dirençle karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını söyledi. Kızılcahamam ilçesinin merkezinde bir şehit ağacı olduğunu, Türkiye her şehit verdiğinde o ağaca şehit olan askerin künyesinin çakıldığını anlatan Erdoğan, "Kökü derinde bir çınarın yaprakları gibi o şehit ağacının üzerinde 8 bine yakın künye bize tarihimizi, şehitlerimizi hatırlatıyor ve bize bizi hatırlatıyor. Son bir yılda o şehit ağacına, terör nedeniyle şehit olmuş bir tek askerimizin bile künyesi çakılmadı" dedi.

"Süreci büyük bir hassasiyetle muhafaza ediyoruz"

Başbakan Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin ise şunları dile getirdi:

"Süreci çok büyük bir sabırla, çok büyük bir hassasiyetle muhafaza ediyoruz. Muhalefet partilerinin son derece sorumsuz tavırlarına rağmen içeride ve dışarıda yapılan çirkin sabotajlara rağmen, savaş lobilerinin, kan lobilerinin kışkırtmalarına rağmen bu baharın kalıcı olması için yüreğimizi ortaya koyuyoruz. Bu süreci bozan, bunun vebalinin altında kalır."

"CHP'ye terörle irtibat suçlaması"

"Sandığın horlandığı, demokrasi ve seçimlerin tarıtşmaya açılmak istendiği, sokak hareketleriyle demokrasinin zapturapt altına alınmak istendiği bir sürece" girildiğini ileri sürerek, "Muhalefet, sandıktan umudunu kestiği için sokakları terörize etmek, sokak olaylarını kışkırtmak  suretiyle çok çirkin, kirli ve tehlikeli durumların içine giriyor" suçlamasında bulundu.

Erdoğan, "CHP'ye bir bakıyorsunuz, Reyhanlı saldırısıyla irtibatlı. Bir bakıyorsunuz, katil Esed ile irtibatlı. Bir bakıyorsunuz, eli kanlı terör örgütleriyle irtibatlı. Kendi milletvekilleri dahi sandıktan umudunu kesmiş şekilde eline taş alıp terör estirebiliyor. Polisimize saldırıyor, polisimize tokat atma cüretini gösterebilecek kadar ileri gidebiliyor. Eli kanlı örgütlerle içli dışlı eylemlerde yer alabiliyor" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS