Afrika’nın özeli

Afrika’nın özeli

Victoria şelaleleri, doğal ve vahşi yaşantı, kabileler, güzel plajları, meyveleri, balıkları, güneşin doğuşu ve batışını izleyebileceğimiz en güzel doğal mekanlardan bir tanesi. Afrika’nın aslında görünmeyenini, popüler olmayanını ama aslını, özünü aslında aktarmaya çalışacağım. Bu defa biraz Afrika havası soluyalım mı ne dersiniz?



Özellikle, Batı Afrika'nın, genel düşünce olarak insanoğlunun başlangıç noktası olduğu kabul edilir. Oksijen noktasında belki dünyanın belkemiği, insanoğlunun beşiği. Söylenen pek çok şey var kıta için. İçinde bulunduğumuz yaşantıya baktığımızda bize yavan ve yaban gelen kıta... Ki aslında hayat orada, bence. Dolayısıyla görmek için merak ettiğimiz. Ansiklopedik bilgilerde Afrika adının, Kartaca'ya ilk defa ayak basan Romalılarca "Afri" veya "Africani" denilen oymakların adından esinlenerek verildiği söyleniyor.

Avrupa'dan Akdeniz ile Asya'dan da Sina yarımadası ile ayrılır.  Kıtada 51 ülke var. 1 milyar nüfusu barındırır.  Çok çeşitli iklim bölgeleri bulunan ekvatorun her iki yanında ve dünya üzerinde her iki iklim kuşağında da bulunan tek kıtadır. Dünyanın en eski çölü olan Namib Çölü yine bu kıtadır ki havadan görünümü muhteşemdir. Fotoğraflarda o batık gemiyi görüp şaşırmak gerek. Okyanus artık ne kadar çekildiyse...

Victoria şelaleleri, doğal ve vahşi yaşantı, kabileler, güzel plajları, meyveleri, balıkları, güneşin doğuşu ve batışının çerçeveye girecek farklı doğal güzelliklerle şahit olmak ve daha pek çoğu.

Afrika'nın aslında görünmeyenini popüler olmayanını ama aslını özünü aktaracağım. Bu defa biraz Afrika havası soluyalım ne dersiniz?  

Bu sefer gözümüz emekli albay olan, uzun yıllardır Afrika kıtasını karış karış gezen ve artık her gittiğinde kabilelerde bile tanınan, arkadaşlar edinen isim Faruk Budak... Bu arada 3 tane de kitabı var Afrika ile ilgili ve dördüncü de yolda. Onun izlenimlerine yer vereceğim, sorular çok ve cevaplarda eğlenceli, şaşırtıcı, üzücü ve bilgilendirici.

Bu arada eğer Afrika'ya seyahat düşünüyorsanız işinize yarayacak çok fazla tüyo bulabileceksiniz bu röportajda. Uzun bir girizgah oldu ancak hiçbir şey söylemedim bile. Konu Afrika kıtası olunca. Haydi artık yolculuğa çıkalım. Afrika bizi bekler. Keyifli okumalar...



BS: Afrika'ya giden birini duysam neresine dediğimde aldığım cevap hep aynı. Ya Cape Town ya da Johannesburg. Olay bu mu koskoca kıtada?

FB: Orası Afrika değil. Yani oralara gidip Güney Afrika'ya gittik diyenleri anlamıyorum.

"Zimbabwe'de beyazlara saldırdılar ve öldürdüler"

BS: Aslında kıtanın bilinmeyenlerini herkesin çok bilmediği özelini öğrenmek istiyorum Afrika'nın. Olay turistik olmayan yerlerde mi?

FB: Turistik olmayan yerlere de biraz cesaret lazım. İki bayan olarak mesela asla gitmeyin. Ben bile düşünüyorum benim olduğum dönemde Zimbabwe de hala beyazlara karşı bir düşmanlık vardı. Buradan bakınca çok anlayamıyoruz ama orada gerçekten beyaz adamlara karşı içten içe kin ve nefret var. Benim olduğum dönemde Zimbabwe'de beyazlara saldırdılar ve öldürdüler. Oradaydım ve 42 gün beklemek zorunda kaldım Tanzanya vizesi için. 32 gün Tanzanya 16 gün Zambia vizesi için. Toplam 48 gün vize için bekledim.

BS: Siz nasıl kurtuldunuz?

FB: İnanamıyorum zaten. Yani zor etaplar vardı. Kuzey Kenya, Etiyopya, Sudan zordu gerçekten.

BS: Dünyanın kalbi evet Afrika kıtası ama kıtanın kalbi neresi?

FB: Afrika çok büyük aslında. Nairobi ile Mali ya da Dakar'a baktığımızda arada 6 bin km mesafe var. Tek bir kalpten bahsedemeyiz ama Doğu Afrika'nın ya da Batı Afrika'nın kalbi neresi diye sorarsan Güneyin Afrika'nın kalbi Cape Town ama batınınki Nairobi. Dakar'da olabilir belki.  Akdeniz Afrika'sını saymıyorum çünkü bana göre Afrika değil.

"Afrika'daki insanlar 3 öğün yemek yemiyor"



BS: Peki biz fotoğraflardan görüyoruz belgesellerden izliyoruz elbet ama siz yakından gördünüz orayı ve bir tablo çizebilirsiniz orası için. Oradaki durumu paylaşabilir misiniz? İnsanların yaşantılarını özellikle hastalık boyutlarıyla. Greenpeace'nin araştırma sonucuna baktığımızda bir doktora 18 bin 584 bin hasta düşüyor.

FB: Maalesef öyle. Zaten bizde bir ara moda oldu oraları özellikle yoksulluğu ekrana taşımak ve gazetelere, dergilere yazıp fotoğraflamak. Afrika'daki insanlar susuzluk çekiyor diye. Bidonlarla falan fotoğraflar yayınlandı. Onlar zaten hayatın bir parçası. Afrika'daki evlerin büyük bir çoğunluğunda su akmıyor. İnsanlar nerelere gidip su alıyor. Dolayısıyla yağmur yağmazsa bir iki sezon durum kötü yani. Ve Afrika'da çoğu insan yani orta direk ya da altındaki halk günde 3 öğün yemiyorlar. Onlar yemek bulabildikleri zaman yiyebiliyor. Bu çok önemli. Şartlar kötü orada.

BS: Buradan gidenler şeker çikolata götürüyor oraya. Aslında bu doğru bir davranış gibi görünmüyor ne dersiniz?

FB: Kesinlikle çok yanlış bir şey. Dilenciliğe alıştırıyorlar istemeye alıştırıyorlar ve ne oluyor yavaş yavaş yalana başlıyorlar.  Yardım götürdüğün zaman da gerçekten hak edenlere ve onu dejenere etmeden kullanabilecek birilerini bulmak zor olabiliyor. Gerçi ben artık gide gele tanıdım. Ayrıca sağlık açısından da tehlikeli olabiliyor. Onları yemeye alışık ve tanıyan da bir bünyeleri olmadığı için ters tepebiliyor mideleri.

BS: Eğitimleri nasıl alıyorlar?

FB: Hristiyan misyonerler orada çok iyi çalışıyorlar. En ücra yerlerde bile kiliseler kurmuşlar. O kiliseler vasıtasıyla akıllı çocukları alıyorlar okutuyorlar. Onlar şanslılar direk eğitim alabiliyorlar ama onların dışındakiler çok fazla eğitim alamıyor. Çok ücra bir köyde olduğunu düşün bir okul var ve 5 sınıf aynı anda ders yapıyor. Bir de beslenmeleri çok kötü olduğu için çocuğun zekası da gelişmiyor. Bir arkadaşım anlattı, anlatamıyorum diyor uçağı gösteriyorum uçağın içinde 100 den fazla insan olduğunu anlatamıyorum diyor. O küçücük şeye nasıl sığacaklar giremezler diyorlar dedi. O yüzden zor.

"Toprağı kazmanın günah olduğunu düşünen kabileler var"

BS: Ne iş yapalar genelde? Tarım ve hayvancılık?

FB: Yok çoğu da tarım yapmıyor. Mesela bazı kabileler toprağı eşmenin, kazmanın, pearcing yapmanın günah olduğuna inanıyor. Ölülerini bile gömmezler. Araziye bırakırlar. Toprağın kazınmasını günah olarak gören Masailer ama mesela Karolar tarım yapar. Omo Vadisi'ndekilerin çoğu hemen hemen tarım yapıyor. Turkanalar var Kuzey Kenya'da yaşayanlar onlar yapmıyor.

BS: Ölülerini gömmezler bile dediniz. Hangi bölge mesela?

FB: Masailer öyle yapar.

BS: Elektrikleri yok. Ama bir yandan tarım yapanlar var ve ürünlerini satmaya çalışıyorlar elbet. Elektrikleri yok ama bunları bozulmadan hem nasıl yiyorlar hem de nasıl taze satabiliyorlar?

FB: Afrika'nın yüzde 90nında pazarlar sabah kurulur. Herkes sabahtan gidip yiyeceğini alır taze taze tüketir. Kimsenin evinde buzdolabı olmadığı için dolayısıyla saklanamaz. Dolayısıyla da o gün alınır o gün tüketilir. Yakında nehir ya da göl varsa balık yiyorlarsa balık alıp hemen yenir. Saklanmaz daha doğrusu saklanamaz. Mesela Afrika'da lüks restoranlarda değil ama ücra restoranlarda gidip bira istediğinde sorarlar sıcak mı istersin diye. Çünkü soğutucu yok. Tabi turistik yerlerde zaten sormazlar.

BS: Günlük yaşam nasıl?

FB: Gün ışığına endekslenmiş durumdalar çünkü elektrik yok. Günışığı oldu mu herkes kalkar işini yapar.

"Erkekler hiçbir iş yapmaz"



BS: Kadınlar genelde nelerle uğraşıyor?

FB: Kadının çok işi var. Hayvanları sağacak, bakımını yapacak, gidecek araziden odun toplayacak sonra kaç km den su taşıyacak.

BS: Bunlar biraz da güç gerektiren ve dolayısıyla erkeğin yapması gereken işler gibi değil mi?

FB: Erkek hiçbir şey yapmaz. Sadece erkek sığırlara bakar birçok kabilede. Bazı yerlerde bunu bile yapmazlar. Yalnız hayvanlar çoğu zaman ot ve su bittiği için başka yerlere götürülür. O zaman kabilenin erkekleri götürüyor.

"Yağmur nereye hayvanlar oraya"



BS: Taze ot bulabilmek için?

FB: Tabi tabi. Haberleşirler zaten yağmur nereye yağdı diye. Hayvanları o tarafa götürürler.

BS: Dolayısıyla insanlar da hayvanlarla birlikte göç ediyorlar?

FB: Köy kalıyor ama erkekler gidiyor.

BS: Masailer ya da Himbalar'da var diye okumuştum bir yerde.  Erkeklerin büyüdüğünü kanıtlaması için aslan avlamaları gelenekleri vardı. Hala var mı?

FB: Bir zamanlar Masailer'de vardı. Ama yasaklandı. Milli parklarda aslanlar vardı öldürüle öldürüle aslan kalmadı.

BS: Tabi populasyonun devamı için.

FB: Şuan aslan turizminden çok büyük para kazanıyor Kenya. Her gün için bir turistten 80 dolar alıyorlar. 6 günlük bir safariye götürüyoruz ve 480 dolar sırf parka girdik diye adam başı para veriyorsun.  

BS: Himbaların yanına gittiğinizde kabilelerini ziyaret ettiğinizde size davranışları nasıl, ne işin var gibi bakıyorlar mı?

FB: Hayır hoşlarına gidiyor hatta. Çünkü çekildikleri fotoğraflardan para istiyorlar.

BS: En farklı kabile hangisi? Gelenekleri farklı olan? Bu da olur mu dediğiniz.

FB: Mesela Mursilerin dudak kesmesi bana acı geliyor.

BS: Neden yapıyorlar?

FB: Çünkü onlar için bir cesaret göstergesi onu yapmak. Kadının cesaretini gösterme şekli. Hepsi yapmıyor ama.

BS: Bunu yapmayanlar cesaretsiz mi olmuş oluyor yani?

FB: Onu yapmaz ama vücudunu kazır ve yara yapar.

BS: Masailerin özelliği ne ki diğer kabilelerden daha çok biliniyor?

FB: Kenya da 70ten fazla kabile var. Masailer, Güney Kenya ile Tanzanya'da yaşıyor. Kenya'daki 70'den fazla kabileden şuan 5-6 tanesi geleneksel yaşamlarını sürdürüyor. Kalanı bizim gibi giyiniyor mesela.

BS: Ama modern hayata karşı çıkanlar da var.

FB: Masailer ve kuzey Kenya'da Turkana Gölü civarında yaşayan kabileler karşı çıkıyor. Zor topraklar.

"Hayatta kalabilmek için diğer kabiledekilerle evleniyorlar"



BS: Şartları en iyi bölge hangisi? Toprak verimliliği olarak ve yaşam şartları olarak? Hangi kısmı daha fakir olarak söyleyebiliriz?  Yiyecek içecek olarak? Yağışın daha az düştüğü kesim olarak?

FB: Doğu Afrika için konuşursak Kenya Etiyopya sınırı var ve orada Somali. Burada yaşamak zorunda olan kabileler var zordur burada yaşamak.  Kendi verimli topraklarından buraya sürülmüşler ve bunların şartları çok zor. Uganda'dakilerin şartları da aynı keza.  Mesela El Molo diye bir kabile var sayıları 500ün altında şuan. Hayatta kalabilmek için diğer kabilelerle evleniyorlar.

BS: El Moloların olduğu yerde göl var aslında e peki o zaman yaşam biraz daha kolay olsa gerek?

FB: Göl sodalı bir göl ve onun suyuyla çok fazla bitki yetiştiremiyorsun.

BS: Nasıl su içiyorlar peki, muhtemelen bu suyu tüketiyorlar?

FB: O suyu içiyorlar ve hepsinin dişleri simsiyah. Zamanla florit hastalığı oluyor ve çoğu da erken yaşta ölüyor.

BS: Hastalandıklarında ne yapıyorlar?

FB: Maaselef durum kötü. Bir şey yapılamıyor ancak bazı yerlerde devletin sağlık ocakları var bir iki tane de doktor var ama onların çoğu da rüşvet alıyor.

BS: E adamlar fakir zaten her şey kıt?

FB: İnekleri var keçileri var. Onları alır, satar başkasına. Mekanizma bir şekilde dönüyor.

"Capetown Afrika değil"

BS: İnsanlar Güney Afrika'da çok turistik yerlere gidiyorlar. Ama aslında görülmesi gereken başka bir Afrika var. Bunları sıralayacak olursak siz ne dersiniz? Mesela Johannesburg ve Cape Town Afrika değil diyorsunuz. Neresi Afrika?

FB: Çok bilindik parklar değil Afrika. Mesela Türkiye'den Afrika'ya, Kenya'ya çok turlar düzenliyorlar. İşte buraların dışındaki yerler enteresan.

BS: Siz oralara mı götürüyorsunuz?

FB: Ben tabi isteyen olursa götürürüm ama ben de maalesef. İnsanlar bu bilindik yerleri görmek istiyor. Ama kuzey Hindistan ve kabileler turunu şimdiye kadar Türkiye'de kimse yapmadı ben yapıyorum. Kuzey Vietnam turunu da Türkiye'de ilk gerçekleştiren benim.
Zanzibar'da çok sevdiğim bir yer. Nairobi'de ise yapılacak bir şey yok. Şehirde sıkılırsın dışına çıkmak lazım.

BS: Afrika'nın nerelerine ne için gidilmeli?

FB: Doğu Afrika'da safari yapmak için en ucuz yer Kenya. Orası bile pahalı ama yine de dünyada en ucuz safari cenneti Kenya. Her bütçeye göre safari var orada. Onun dışında Tanzanya. Ama deniz tatili için Zanzibar. Tanzanya'nın sahilleri de güzel. Kenya'nın da sahilleri güzel ama yine de oralar biraz cesaret istiyor. Güney Afrika Cumhuriyeti modern bir yer görülebilir yani. Mesela Capetown.  Afrika'da yaşamak zorunda kalsam orada yaşarım.  

BS: Ama güvenli olduğu için de tercihiniz olur sanırım?

FB: Aksine tehlikeli bir şehir. Taksilerin kapılarında arabama benden izinsiz girmeye kalkarsan silahımı kullanma hakkım vardır diye yazılar vardır. Beyazların evlerinde kaplarında büyük büyük ikaz yazıları vardır. İçeri benden izinsiz girmeye kalkarsan silah kullanma hakkım vardır diye. Mozambik'te Tanzanya'da evler elektrikli tellerle çevrilidir. Kapılarında güvenlik vardır.

"Kuzey Kenya'ya gitmek için müşteri bulamadım"

BS: Peki görebileceğimiz kadarıyla hangi kabileler var?

FB: Zaten Masailer'i Kenya'daki safari turunda görüyorsun. Tanzanya' da da yine Masailer'i görüyorsunuz. Onun dışında bir takım kabileler var ama onlar çok turistik yerler değil ve onlar için bayağı cefa çekmek gerek. Çok zorlu yollara girmek lazım. Yollar asfalt değil. Masai Mara'ya giden yol zaten asfalt değil. Ama bu bedeli kimse ödeyemez. İki yıldır profesyonel tur düzenliyorum ama müşteri bulamadım. Kuzey Kenya'ya gidemedik. Bir defa yapabildik. Bir şey yaşamadık ama yollar çok zorlu. Bir de kendilerini güvende de hissetmiyorlar.

BS: Peki turlarda güvenliği nasıl sağlıyorsunuz?

FB: Zaten kaldığımız yerler son derece güvenli yerler. Masailer Kenya ve Tanzanya'daki konaklanacak mekanlarda güvenlik elemanı olarak çalışıyor. Parkın ortasındaysan zaten mutlaka elektrikli tel çitle çevrilidir. Dolayısıyla problem olmaz.

BS: Turda mesela bir yere giderken misal sizi çevirdiler ne yaparsınız?

FB: Öyle bir şey olmaz. Sadece onları sinirlendiren şey izinsiz fotoğraf çekilmesi. Onu da insanlara defalarca söylüyorum. Asla fotoğraf çekmeyin. Ama gidip çekerlerse arabaya tabi taş atarlar ki yaşadık bunu. Saygı göstermek lazım onlara da. Sen ister misin izinsiz fotoğrafının çekilmesine ve internete konulmasına razı olur musun? Olmazsın.  Batı Afrika'da da Senegal,  Gana, Togo gezilmesi kolay yerler değil. Zor yerler. Yollar kötü. Kalınacak tesisler çok iyi değil. Senegal Fransız sömürgesi olduğundan sahilde çok iyi tesisler var. Bizim Antalya gibi. Ama orada da ülkeyi görmüyorsun. Zaten Senegal'de de çok görülecek yerler yok. Mali kabileler ve kültür noktasında muhteşem bir ülkeydi ama şuan orada durum çok karışık. Tuaregler yaşıyorlar. Hatta Afrika'nın en güzel kadınları bence Tuareg kadınları.

BS: Pahalı bölgeler nereler?

FB: Güney Afrika biraz pahalı. Botswana ve Namibya pahalı. Bali de klimalı bir odaya verdiğim parayla Cape Town'da çok iyi hatırlıyorum 6 tane yatağı olan bir hostel de yer buldum. Aynı paraya.

BS: En gelişmiş kısmı neresi?

FB: Güney Afrika. Botswana Alman disiplininde devam eden bir ülke.

BS: Afrika kıtasına baktığımızda en ilkel yeri neresi?

FB: Şuan Güney Etiyopya ki zorlu ve fakir bir ülke. Gana, Togo ve Benin'in daha kuzeyleri. Ve enteresanda kabileler var.

"Oradakilerin karşısında yemek yemek lazım, kabilenin en yaşlısına hediye vermek saygıdandır"

BS: Afrika'ya gitmek isteyen biri varsa gidildiğinde neler yapılmamalı?

FB: Fotoğraf konusu önemli ve bir de onların önünde yiyecek yememek lazım. Çok fakirler çünkü. Açık restoranlarda yiyecek yememek lazım. Çünkü senin atabileceğin bisküvi kırıntısı bile onlar için altın değerinde olabiliyor. Bir de hepsinin kendince adetleri gelenek ve görenekleri var. Onlara saygı göstermek gerekiyor. En ilkel dediğimiz kabilelerin bile inanılmaz gelenek hiyerarşileri var. İçlerinde inanılmaz bir sosyal hiyerarşi var. Gençler, yaşlılar, savaşçılar. Dolayısıyla onlara saygı duymak gerekiyor. Bir kabileye gidince en yaşlı insan kim o yaşlı insana bir hediye vermek senin kabul edilmeni sağlıyor. En ufak bir hediye dahil onların çok hoşuna gidiyor. Çünkü o zaman batı materyalizminden uzaklaşıyorsunuz ve iletişim kurmaya başlıyorsunuz.

BS: Himbalardan bahsetmiştik. Peki bu Himbalar kim ne yer, içerler, nerede yaşarlar?

FB: Kuzey Namibya'da  ve Güney Angola'da. Kunene nehri etrafında yaşayan bir halk. Bunlar büyük olasılıkla Doğu Afrika'dan oraya yüzyıllarca bir süreç neticesinde indiler. Kültürlerine baktığımız zaman Masailer'e ve Doğu Afrika'da yaşayan bazı kabilelere Hamerler'e çok benziyor. Keçileri var inekleri var. Sütlerini sağarlar. Zannediliyor ki hep etle besleniyorlar. Hayır. Çok özel dönemlerde hayvan keserler ve o hayvanlarda genellikle hastalıklı hayvanlardır. Bir de mısır unu.

BS: Hastalıklı hayvanı kesip yiyorlar hasta olmaktan korkmuyorlar mı salgın bir hastalık belki kapabilmekten?

FB: E hayvan hasta ölecek zaten. Önemli değil yani keserler. Mısır ununu çoğu kabile taşla ezer suyla karıştırır kaynatır ve bizim patates püresine benzer bir şey elde ederler, tadı çok kötüdür. Ugali derler. Ben yiyemiyorum. Küçük çocuklar için onu süt ve şekerle karıştırırlar bulamaç haline getirip öyle yedirirler. Göl ve nehir kenarındakilerin bazıları balık yerler. Ama mesela Somali'de din adamlarından bir tanesi çıkmış balık yemek günah demiş ve Somali'deki insanlar balık yemez.

BS: Peki nasıl evlerde konaklıyorlar?

FB: Ağaç gövdelerini bir araya toplayıp birbirine bağlayıp üzerini çamurla sıvıyorlar. Ama o birkaç yağmurdan sonra biraz bozuluyor tabi hayvan pisliği de karıştırıyorlar çünkü lifler bağlayıcılık özelliği gösteriyor. Ama dediğim gibi her sezon yenilemek gerekiyor.

"Bizim yazımızda gidilmeli"

BS: Peki Afrika mevsimi geldi diyebilir miyiz?

FB: Diyemeyiz. Çünkü Doğu Afrika'da iki mevsim vardır. Biri kuru biri yağışlı mevsim. Mevsimleri ona göre seçmek lazım. Ama Güney Afrika'da Cumhuriyeti, Namibya, Botswana bölgesinde bizim tam tersimiz bir iklim var. Şuan bizde kış orada yaz. Ama Orta Afrika bölgelerinde tam tersi.

BS: Mesela önümüzdeki ayın ilk üç dört ayında Afrika seyahati düşünen birisi nerelerine gitmeli? Çok kar kışa soğuğa rastlamak istemiyorsa?

FB: Doğu ve batı Afrika ülkeleri. Zimbabwe'ye kadar inilebilir. Güney Afrika'ya da gidilebilir ama tam ocak şubatta gitmemek lazım. Çünkü en sıcak dönemi. Mesela Botswana, Namimbya turlarını mayıs haziran temmuzda yaparız . Hafif serin. Gündüz tişört ama gece montla gezersin.

BS: Nasıl bir havada gidilmesi lazım ki Afrika'nın tadını çıkarabil?

FB: Bizim yazımızda gitmek lazım. Daha ılıman.

"Kabuğu soyulmayan yiyeceklerden uzak durun"

BS: Turu tercih etmeden gidenler nelere dikkat etmeli?

FB: Yemeklere dikkat etmek lazım. Salata yemeyeceksiniz. Çünkü iyi yıkanmıyor. Sular önemli. Suya dikkat edeceksiniz. Mutlaka pet şişede olacak. Stoklayacaksınız. Kabuğu soyulmayan meyveler yemeyeceksiniz. Mesela elma, üzüm yemeyeceksiniz. Kırmızı etin güvenilir olması lazım. Haşlanmış yemekler, çorbalar, kızartılmış tavuklar mutlaka iyi pişmiş olacak.

BS: Gece nereler canlı?

FB: Her yer. Ama tehlikeli. Çok güvenilir bir taksi şoförüyle gitmen lazım. Ama bence gece hayatından uzak durun derim. Yanınızda beyaz erkek yoksa hiç bulaşmayın. Siyah erkek yanına gelir de reddedersen ırkçılıkla suçluyorlar. Toplu taşıma araçları kullanılabilir ama çantana dikkat etmek lazım. Safariye gideceğin zaman güvenilir bir acenteden araç bulacaksın. Kaldığın yerlerde odayı camları kapıları mutlaka kontrol et. Suyunu elektriğini kontrol et sonra otele gir. Yani en iyi otelde bile sana çok kötü bir oda verebilirler. Üzerinizde pahalı makineler taşımayın. Üzerinizdeki şeyler kaybolup çalınırsa üzülmeyeceğiniz şeyler olsun.

BS: Peki kıyafet olarak?

FB: Çok fazla eşya götürmeyin. parasız çulsuz görüntüsü çizmek daha iyi. Takı asla. Ve mutlaka yüzük takın.  

BS: Enteresan bir hikayeniz var mı kıtada?

FB: Myanmar'daki şehitliği buluşum aslında enteresandır. Uzun bir uğraş sonucunda. Gözlüğümün camı çıkmıştı onu yaptırırken 4 yaşlı müslümanla karşılaştım. Nereden geliyorsun nereye gidiyorsun dediler. Şurada bir Türk şehitliği var dediler git bul dediler.  Söyledikleri yere gittim orada yokmuş. Sonra İstanbul'dan Eskişehir kadar bir mesafe gittim aradım ve orada 3 şehitlik varmış. Birincisine gittim, ikincisinde yok, üçüncüsünde yok. Tekrar başa döndüm sonra buldum.

BS: Afrika'ya giderken çantamda ne bulunsun?

FB: Normal yolculukta ne götürüyorsan öyle git.

BS: O kıtaya gidildiğinde yapılması ve görülmesi gerekenler?

FB: Victoria Şelalaleri, Zanzibar'da sunset, Namibya kum tepelerinde yürüyüş, Masai Mara'da aslan fotoğraflamak,  Omo Vadisi'ndeki kabileler (Mursilerin olduğu yer) ve Lamo'yu görmek lazım. Kenya'nın içinde. Mozambik'de başkentte bulunan fish markette kendi tuttuğun balığı verip pişirtip yemek. İnanılmaz lezzetli oluyor. Milli parklarda safarideyken bunlardan inmek yürümek kesinlikle yasaktır. Hayvanlara bağırmak, taş atmak yasaktır. Ruanda'da milli parka girişin günlüğü bin dolar. Gorilleri görmek için gidiyorlar. Şimdi galiba en kötü mevsimde 500'e indiriyorlar. Günlük fiyat bu.  İki günlük almak zorundasın çünkü ilk günde görememe ihtimalin var. 1000 dolar ödeyeceksin sırf goril göreceksin diye.

BS: İnsanlar tur tercih ederken neye kanmasınlar?

FB: Maalesef aldıkları hizmetin ne olduğunu bilmeleri gerekiyor. Tesisten tesise çok fark ediyor. Siz    4*4'le mi yoksa minibüsle mi yolculuk yapacaksınız? Minibüsler arazi aracı değil ve her yere giremiyor. 4*4lerde genellikle 6 kişi oturuluyor. Ama bazı tur operatörleri büyük kamyonların arkasına 30-40 kişi oturtuyor ve götürüyorlar. Bunlar tabi çok ucuza mal oluyor.6 kişinin olduğu aracı ve 30 kişinin olduğu aracı düşünün. Kalacağın yer. Parkın içinde mi dışında mı kalıyorsun bu çok önemli. Parktan uzakta kalıyorsanız parka girmek için zaman kaybedeceksiniz.

BS: Bir gözlemle bu keyifli röportajı noktalayalım. Aslında Güney Afrika'ya yapılan turlar baktığımızda eskiden bu kadar sık değildi gün geçtikçe arttığına şahit olmak mümkün aslında değil mi?

FB: Evet birden çok moda oldu. Çünkü insanlar Avrupa'yı bitirdi, Hindistan'ı bitirdi ve Vietnam çok modaydı orayı da bitirdiler sonunda Afrika kaldı.

Sevgili Faruk Budak'a bu keyifli röportaj için teşekkür ediyorum.

Hayalle...
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS