Doğu Akdeniz’de NAVTEX savaşları

Gazetelerde, TV haberlerinde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hamleleriyle ilgili yeni ‘NAVTEX’ bildirimleriyle karşılaşmak artık rutin bir hale gelmeye başladı. Türkiye’nin bu hamlelerini, sıkça Yunanistan’ın yaptığı NAVTEX duyurularını Hürriyet'ten Sedat Ergin yorumladı. İşte o yazı...



Örneğin, Türkiye geçen pazar günü Kıbrıs’ın güneybatısındaki bir alana yönelik 18 Ağustos-25 Eylül tarihleri için geçerli olacak yeni bir NAVTEX ilan etti. Bu bildirimde Yavuz gemisinin bu alanda çalışmalarını sürdüreceği belirtilerek “Çalışma sahasına girilmemesi şiddetle tavsiye olunur” denildi.

NAVTEX duyurularının basında, kamuoyunda, daha önemlisi uluslararası politikada bu kadar çok geniş yer tutmaya başlaması aslında Doğu Akdeniz’in Türkiye’nin gündeminde giderek artan bir ağırlık kazanmasının en kayda değer göstergelerinden biridir.

AB’Yİ HAREKETE GEÇİREN NAVTEX
NAVTEX, “denizcilere duyuru” (navigational telex) demek. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve eskiden radyoda haber bültenlerinden sonra okunarak bütün denizcilere iletilen NAVTEX duyuruları teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık dijital ortamda paylaşılıyor.

Bu bildirimler denizlerde seyrüsefer emniyetini sağlamak amacıyla yapılıyor. Muhtemel bir doğa olayı nedeniyle uyarmak amacıyla olabileceği gibi de askeri bir tatbikat ya da araştırma faaliyeti için de yapılabiliyor bu duyurular. NAVTEX bildirimiyle koordinatları verilen bölge seyrüsefere kapatılmış oluyor.

Türkiye’nin son dönemdeki NAVTEX duyuruları daha çok sismik araştırma ya da sondaj faaliyetine ilişkin olunca ve bu faaliyetler savaş gemilerinin refakatinde yürütülünce, kaçınılmaz olarak Akdeniz’de özellikle Yunanistan’la yaşanan önemli gerilimlerin de habercisi oluyor.

Nitekim önceki günkü NAVTEX ilanı Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’ın açıklamasıyla karşılaştı. Borrell, bu hamlenin Akdeniz’de tansiyonu ve güvensizliği arttırdığını, diyalog ve müzakereleri sürdürme çabaları ile tansiyonu düşürme girişimlerine zarar verdiğini söyledi. Borrell, Türkiye’yi bu girişimi sonlandırmaya ve AB ile iyi niyetli ve geniş kapsamlı diyaloğa çağırdı.

SAHADA ÜÇ GEMİ VAR
NAVTEX bildirimleriyle birlikte son dönemde Türkiye’nin araştırma ve sondaj gemilerinin isimlerini de çok sık duymaya başladık. Türkiye, halihazırda Doğu Akdeniz’de NAVTEX ilan edilmiş üç alanda faaliyet yürütüyor. Bu coğrafya üzerinde yürümekte olan tartışmaları ve diplomatik hareketliliği anlayabilmek için bu üç noktaya kısaca göz gezdirelim.

Ancak bunu yapmadan önce kısaca yazıyı tamamlayan haritanın üzerinden gidelim. Bu haritada Akdeniz’de kırmızı ve gri renkte taranmış olan alanlar Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı bölgesi olarak gördüğü ve BM’ye bu yönde bildirimde bulunduğu bölgedir.

Beyaz kesik çizgiler ise batıda Yunanistan’ın kıta sahanlığı, doğuda ise Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (KRY) ‘münhasır ekonomik bölge’ olarak hak iddia ettikleri alanların sınırlarını işaret ediyor. Hemen fark edileceği gibi, Türkiye’nin açıkladığı deniz yetki sınırlarıyla Yunanistan ve KRY’nin ilan ettiği deniz yetki sınırları çok geniş alanlarda üst üste çakışıyor. Yani, hak iddialarıyla ilgili ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor. Araştırma gemileri de işte bu anlaşmazlık konusu olan alanlarda çalışma yürütüyor.

ORUÇ REİS, YAVUZ VE BARBAROS HAYRETTİN

Bunlardan birincisi, Oruç Reis gemisinin faaliyetleridir. Bu, sismik araştırma yapan bir gemi. Doğu Akdeniz’de doğu-batı ekseninde Kıbrıs ile Girit’in ortasında, kuzey-güney istikametinde ise Türkiye ile Mısır arasındaki ortay hattın biraz kuzeyinde faaliyet gösteriyor. (Yeşil çizgiler çalışma yapılan alanın NAVTEX sınırları.)

Yunanistan, Oruç Reis’in Kaş’ın 2.1 kilometre karşısında olan Meis Adası’nın kıta sahanlığının buraya kadar uzandığını (200 kilometreye yaklaşıyor) ileri sürerek, Oruç Reis’in kendi kıta sahanlığını ihlal etmekle suçluyor. Türkiye ise bu kıta sahanlığı iddiasının gerçekçi ve makul olmadığını belirterek, geminin BM’ye kendi kıta sahanlığı olarak bildirdiği bölgede araştırma yaptığını söylüyor.

Türkiye’nin ikinci sismik araştırma gemisi ‘Barbaros Hayrettin’ ise bir süredir Kıbrıs’ın doğusu ile Lübnan arasındaki orta çizginin hemen batısındaki bir alanda çalışıyor. KRY, bu geminin kendi parselleri üzerinde faaliyet gösterdiğini öne sürerken, Türkiye faaliyetin KKTC’nin ruhsat verdiği alanlarda yürütüldüğünü belirtiyor. Burada KKTC ile KRY arasında bir anlaşmazlık söz konusu.

‘Yavuz’ gemisi ise sismik araştırmanın bir sonraki etabı olan sondaj faaliyeti yürütüyor. Yavuz için NAVTEX ilan edilen bölge ise Kıbrıs Adası’nın güneybatısında yer alıyor. Burası Türk hükümetinin 2012 yılında TPAO’ya araştırma ruhsatı verdiği bir alan. KRY ise burasını kendi münhasır ekonomik bölgesi olarak görüyor. Aslında Yavuz için 18 Temmuz-18 Ağustos tarihleri arasındaki dönemi kapsayacak şekilde NAVTEX duyurusu yapılmıştı. Pazar günkü duyuru NAVTEX’in 15 Eylül’e kadar uzatılmasından ibaret.

Özetle, Türkiye Akdeniz’de üç noktada sismik yaraştırma ya da sondaj faaliyeti yürütüyor. Bir de Yavuz gibi sondaj amacıyla kullanılan ‘Fatih’ gemisi var. Dün bütün sivil gemilerin seyrüsefer durumlarını gösteren ‘Maritime Traffic’ web sitesinde Fatih’in Karadeniz’de Amasra açıklarındaki bir noktada bulunduğu saptanmıştı.

GİRİT’İN DOĞUSUNDAKİ KRİTİK BÖLGE

Bu haritanın altını çizmemiz gereken önemli bir yönü gri renkte taranmış olan TPAO’nun ruhsat başvurusunda bulunduğu alanları ilgilendiriyor. Bu alanların önemi Girit ve Rodos adalarının karasularının hemen doğusundaki bölgeyi kapsamasıdır. TPAO’nun başvurduğu bu alanların koordinatları -yasa gereği- Resmi Gazete’nin 30 Mayıs tarihli sayısında yayımlanınca, Yunan hükümeti bu koordinatların kendi kıta sahanlığı üzerinde olduğunu öne sürerek, şiddetli bir tepki vermişti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy da bu tepkiler üzerine 2 Haziran tarihinde yaptığı bir açıklamada, “TPAO’nun araştırma ve sondaj faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere başvurduğu bulunduğu yeni ruhsat alanları ülkemizin BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırları içindedir. Ülkemiz defalarca duyurduğu bu sahada egemen haklarını kullanmayı kararlılıkla sürdürecektir” demişti.

Bu başvuru dosyasının önümüzdeki haftalarda sonuçlandırılacağı anlaşılıyor. Ankara’nın bu başvurularla ilgili atacağı adımların, Türkiye-AB-Yunanistan ekseni üzerinde sürmekte olan Doğu Akdeniz üzerindeki çekişmeyi daha da kritik bir seyre sokması muhtemeldir.

NOT: Haritada üç araştırma gemisinin bulunduğu noktalar Maritime Traffic web sitesinde dün öğle saatlerinde saptanan yerlerini göstermektedir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS