ABD ordusunda 1986’dan sonraki en büyük kriz!
ABD ordusu, dünya sahnesinde öne çıkan bir güç olmasına rağmen, son dönemdeki çatışmalar ve küresel güvenlik dinamikleri, ordunun modernizasyon ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Ukrayna ve İran’daki gelişmeler, Amerikan silahlı kuvvetlerinin sadece geleneksel askeri güçle değil, daha entegre, esnek ve ileri teknoloji odaklı bir yapıyla savaş alanına hazırlanması gerektiğini gösterdi. Obama döneminde Beyaz Saray Genel Sekreteri ve uzun yıllar Tokyo Büyükelçisi olarak görev yapan Rahm Emanuel, bu durumu geçmişteki başarısızlıklarla bağlantılı olarak değerlendiriyor: Vietnam Savaşı ve Grenada harekâtı, orduda ciddi moral ve komuta eksikliklerini ortaya koymuş, 1986’da Goldwater-Nichols Yasası ile başlayan kapsamlı reform sürecini tetiklemişti. Emanuel’e göre bugün karşı karşıya olunan mesele, askerlerin ruhunu yeniden canlandırmak veya bütçeyi artırmak değil; Amerikan ordusunun geleceğin savaş biçimlerine tam anlamıyla hazır olup olmadığını sorgulamak ve gerekli devrim niteliğindeki modernizasyon adımlarını atmak. Peki ne oldu da Amerikan silahlı kuvvetleri böylesi bir yeniliğe ihtiyaç duydu? Analistler, en çok hangi konulara dikkat çekiyor?
Obama döneminde 2009-2010 yıllarında Beyaz Saray Genel Sekreteri ve 2002-2025 arasında ABD’nin Tokyo Büyükelçisi olarak hizmet eden Rahm Emanuel, geçtiğimiz günlerde The Wall Street Journal’da bir yazı kaleme alarak, Amerikan ordusunun neden bir modernizasyona hatta devrime ihtiyaç duyduğunu yazdı.
Makalesinde, ABD savunma stratejisinin modernizasyonuna ve mevcut yönetimin politikalarına yönelik sert eleştiriler sıralayan Emanuel, Amerikan Kongresi’nin orduda büyük bir reform yürürlüğe koyduğu 1986 yılından bu yana yeni savaş biçimlerinin ortaya çıktığına işaret etti.
Rahm Emanuel yazısına, Amerikan ordusunun 1980’lerden önce yaşadığı iki başarısızlığın ardından Kongre ve Pentagon’un 1986’da ordudaki kötü gidişatı kabul ettiğini anımsatarak başladı. Birinci başarısızlık tabii ki Vietnam Savaşı, ikincisi ise Grenada adasının işgali.
Vietnam’da 20 senelik savaşın ardından gelen mağlubiyet hepimizin malumu. Vietnam Savaşı’ndan sonra Amerikan ordusunda büyük bir moral ve disiplin çöküşü yaşandı. Grenada adasının işgali ise, ABD ordusunun Vietnam yenilgisinin ardından başlattığı ilk büyük harekattı. Soğuk Savaş döneminde, adadaki komünist yönetimi devirmek üzere başlatılan harekatta, Amerikan ordusunda kuvvetler arası entegrasyon eksikliği meselesi gün yüzüne çıktı.
İlk başarısızlık, yani Vietnam Savaşı, Pentagon'un ordunun “can çekiştiğini” kabul edip, orduda bir yeniden inşa sürecini başlattı. İkincisi ise, 1986 tarihli Goldwater-Nichols Yasası’nı getirdi. Başkan Reagan tarafından imzalanan Goldwater-Nichols Savunma Bakanlığı Yeniden Yapılanma Yasası ile ABD ordusunun komuta yapısı kökten değiştirilerek daha entegre, verimli ve müşterek bir yapı kurulmuştu.
Rahm Emanuel de yazısında, bu iki olaydan örnek vererek, İran ve Ukrayna’daki savaşların, Amerikan yönetiminin silahlı çatışmalara yaklaşımında “devrim” yapması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti ve “Kaybedecek zamanımız yok” dedi.
“Mesele, Trump'ın iddia ettiği gibi askerlerimizdeki ‘savaşçı ruhu’ yeniden canlandırmak değil. Mesele, sadece ordunun daha fazla kaynağa ihtiyaç duyması da değil” diyen Emanuel’e göre asıl mesele, Amerikan ordusunun geleceğin savaş alanlarına kapsamlı bir şekilde hazır olup olmaması.
Analistlere göre, Goldwater-Nichols Yasası ile yaşanan dönüm noktası, Amerikan silahlı kuvvetlerini entegre ederek, örneğin Körfez Savaşı'nda ordunun uyum içinde hareket etmesini sağlamıştı. Analistler, bu entegrasyonun, sene başında ABD’nin Nicolás Maduro'yu tek bir kayıp vermeden ele geçirdiği operasyonda da kendini gösterdiği kanaatinde. Söz konusu komuta yapısının, Amerika'da en yetenekli isimleri yetki sahibi pozisyonlara taşıdığını belirten Emanuel, bu sayede göreve gelen liyakatli isimlerin Trump yönetimi tarafından görevden alındığına dikkat çekti.
“Maalesef Trump yönetimi bu yetenekleri bir kenara itiyor” diyen Emanuel, Trump’ın kendisi gibi orduyu daha az “woke (duyarcı)” ve daha “savaşçı” yapma görüşüne sahip subayları terfi ettirdiğini bildirdi: “Liyakate dayalı normları geri getirmeli ve ana-babalarının evindeki bodrumlarda video oyunları oynayan gençleri, Amerika'yı düşmanlarına karşı korumaya teşvik edecek yolları geliştirmeliyiz.”
Fakat Amerikan ordusunun sorunları sadece personel ile ilgili değil; tedarik süreci ile ilgili problemler de hiç küçümsenmeyecek durumda. Emanuel, Amerikan ordusunun tedarik sürecinin, “başarısızlığı bir iş modeli haline” getirdiğini savunuyor. “Pentagon tedarikçileri, çok az kurumun tahammül edebileceği zaman dilimlerinde çalışıyor; neredeyse hiçbir ana sistem zamanında veya bütçesine uygun olarak teslim edilmedi” diyen Emanuel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Büyükelçi olarak, Raytheon ve Lockheed Martin'in 2023'te sermaye harcamalarına sadece 4 milyar dolar ayırırken, hisse geri alımlarına yaklaşık 19 milyar dolar yatırması beni dehşete düşürmüştü.” "Beş Büyük" askeri yüklenicinin, silahları zamanında ve bütçesine uygun teslim etmeye başlayana kadar hisse geri alımı yapmalarının yasaklanmasını önerdiğini dile getiren eski büyükelçi, konuyla ilgili değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Ayrıca, gelişmekte olan teknolojilere ve yeni asimetrik silah sistemlerine ayrılan federal fonların yüzde 30 ila 40'ının bu Beş Büyük dışında kalan, diğer istekli şirketlere ayrılmasını önerdim. Çünkü yeni şirketleri ve yeni teknolojileri hızla ayağa kaldırmanın yolu ancak budur.”
