Kovid-19 salgının düşünce kuruluşları üzerindeki etkileri Washington DC'de konuşuldu

Kovid-19 salgının düşünce kuruluşları üzerindeki etkileri Washington DC'de konuşuldu

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düşünce kuruluşları üzerindeki etkisi, Washington DC merkezli Türk Miras Vakfı'nın internet üzerinden düzenlediği panelde masaya yatırıldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düşünce kuruluşları üzerindeki etkisi, Washington DC merkezli Türk Miras Vakfı'nın internet üzerinden düzenlediği panelde masaya yatırıldı.

Türk Miras Vakfı'nın, "Kovid-19 düşünce kuruluşlarını nasıl etkiliyor?" başlığıyla düzenlediği panele, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Ufuk Ulutaş, Mc Cain Enstitüsü İletişim Direktörü ve eski ABD Savunma Bakanlığı Danışmanı Luke Knittig ve Uluslararası Barış Enstitüsü Başkan Yardımcısı Adam Lupel konuşmacı olarak katıldı.

Ulutaş, konuşmasında, Kovid-19 salgını döneminde de akademik çalışmalara devam ettiklerini vurgulayarak, akademisyenlerin "konfor alanı" olan evlerinde çalışmalarının kendileri için avantaj sağladığını söyledi.

"Odak noktamız, bu salgının uluslararası sistem üzerinde nasıl bir etkisi olacağı"

Ulutaş, Libya, Suriye meseleleri ile Türkiye'nin ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerle ilişkilerini de incelemeyi sürdürdüklerinin altını çizerek, "Kovid-19 konusunda odak noktamız, bu salgının uluslararası sistem üzerinde nasıl bir etkisi olacağı. Bu salgın, sistemde ne tür değişikliklere yol açacak? Bu konuyu yakından takip ediyoruz. Bu konuda bir de kitap yayınladık." değerlendirmesinde bulundu.

Kovid-19 öncesi dönemde SAM'ın çok sayıda konferans ve panel düzenlediğine işaret eden Ulutaş, "Bu tarz etkinliklerde fikir ve düşünce alışverişi çok fazla oluyordu. Şu anda web üzerinden paneller düzenleniyor ama bu aynı odada oturup bir konu üzerine tartışmakla aynı şey değil." görüşünü paylaştı.

Dışişleri Bakanlığının ise bu süreçte yurt dışındaki vatandaşların tahliyesi ve 40'tan fazla ülkeye yardım ulaştırılması gibi konularda ağır sorumluluk yüklendiğini kaydeden Ulutaş, "Bir taraftan bakanlık bu yükün altından kalkmaya çalışırken, Dünya da durmadı. Çatışmalar devam etti. Bunlar da yakından takip edildi." bilgisini paylaştı.

"Bu süreçte tüm dünya ile tek bir tıkla iletişime ve temasa geçmenin avantajını yaşıyoruz"

Uluslararası Barış Enstitüsü Başkan Yardımcısı Lupel, salgın sürecinde kısa vadede tüm düşünce kuruluşlarının çalışanlarının güvenliğine odaklanarak, sistemlerini yeniden gözden geçirdiğini ve sürece uygun değişikliklere gittiğini anlattı.

Sürecin dezavantaj kadar avantaj da sağladığının altını çizen Lupel, "Bu süreçte tüm dünya ile tek bir tıkla iletişime ve temasa geçmenin avantajını yaşıyoruz." dedi.

Salgının uzun vadeli sonuçlarına da dikkati çeken Lupel, "Kovid-19 şu anda bir sağlık sorunu olabilir ama bu aynı zamanda bir ekonomi, güvenlik ve siyasi kriz. Bunun uzun vadeli etkilerini yakından takip ediyoruz." diye konuştu.

Lupel, dünyada halihazırda çok taraflılık konusunda akıllarda birçok soru işareti varken, Kovid-19 krizinin patlak verdiğini anımsatarak, "Bu salgın, tüm çok taraflı kuruluşlar için bir stres testi oluyor. Bu salgın, uluslararası iş birliğini yeniden inşa etmek için bir avantaj." görüşünü paylaştı.

Mc Cain Enstitüsü İletişim Direktörü Knittig, enstitünün tüm programlarını salgın sürecine uyarladıklarını ve özellikle yerinden edilmiş insanlar konusunda üzerilerindeki iş yükünün arttığını kaydetti.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS