Milyonlarca kişiyi öldürmüştü: Bir asır önceki virüs kabusu

1918'de dünya çapında en az 50 milyon kişiyi öldüren İspanyol Gribi'yle günümüzdeki koronavirüs salgını arasında çok benzerlik kurmak doğru değil. Fakat o dönem hükümetlerin aldıkları salgın karşıtı önlemler tanıdık geliyor.



Koronavirüse karşı alınan önlemleri belirlemek için İspanyol Gribi üzerine bir araştırma da yapan İngiltere Kamu Sağlığı Kurumu, o dönemli salgında ikinci dalganın ilkinden çok daha ölümcül olduğunu gördü.

BBC Türkçe'de yer alan habere göre, İspanyol gribinin İngiltere'de ilk ölüme yol açtığı dönemde ülke hâlâ savaştaydı. Mayıs 1918'de İngiltere hükümeti de diğerleri gibi bu salgına hazırlıksızdı. Hükümet salgını önlemektense savaşa öncelik verdi. Virüs kalabalık asker sevkiyatları ve mühimmat fabrikalarında hızla yayıldı. Otobüsler ve trenler de bulaşmanın hızlı yaşandığı noktalardı.

Temmuz 1918'de bu notları alan Kraliyet Tıp Topluluğu'ndan Sir Arthur Newsholme, hükümete hasta hisseden insanların evden çıkmaması ve kalabalık etkinliklerin yasaklanması yönünde tavsiye verdi. Hükümet bu tavsiyeyi dinlemedi.

Önlemler alınsaydı çok sayıda kişinin hayatının kurtulacağını söyleyen Sir Arthur, "Esas görevin 'her şeye rağmen devam etmek' olduğu ulusal koşullar altındayız, bunun sonucunda hayatlar tehlikeye atılacak olsa da" demişti. İspanyol Gribi İspanya'da ortaya çıkmadı fakat ilk ölüm haberleri İspanya'dan gelince virüsün orada ortaya çıktığı düşünülerek bu şekilde anılmaya başlandı.


Savaştaki ülkelerde basının sansür altında olması vesilesiyle salgına dair haberler moralleri bozmamak için sansürleniyordu. Savaşta tarafsız kalan İspanya'da ise savaş sansürleri yoktu.

1918'de gribin tedavisi, zatürrenin antibiyotiği yoktu. Hastaneler hızla doldu. Çok sayıda tiyatro, dans salonu, sinema ve kilise aylarca kapası kalsa da hükümet başlangıçta salgına karşı sokağa çıkma kısıtlaması uygulamadı. Savaş nedeniyle açılış saatleri kısıtlanan pubların büyük kısmı açık kaldı. Futbol ligi ve FA Kupası ise savaş nedeniyle iptal edilmişti. Fakat diğer maçlar iptal edilmedi, seyirci sayıları kısıtlanmadı. Bazı kentlerde sokaklara dezenfektan sıkıldı, bazı insanlar maske taktı ve günlük yaşam devam etti. Sağlık konusunda açıklanan mesajlar net değildi, bugünkü gibi sahte haberler ve komplo teorileri yayılıyordu.

Ayrıca genel olarak sağlıksız yaşam tarzı da durumu kötüleştiriyordu. Bazı fabrikalarda sigara içmenin hastalığa iyi geldiği düşüncesiyle sigara yasakları kaldırıldı. Virüse karşı günde üç kere kakao yemenin faydalı olup olmayacağı Avam Kamarası'nda tartışıldı. Kasım 1918'de İngiltere'de yayımlanan haftalık gazete News of the World, okurlara burunlarının içini günde iki kere sabunla yıkamaları, sabahları kendilerini hapşırmaya zorlamaları, fular takmamaları, düzenli olarak yürümeleri ve yulaf lapası yemelerini tavsiye etti.

Salgının bulaşmadığı ülke yoktu, fakat yıkıcılığı ülkeden ülkeye değişiklik gösterdi. ABD'de bazı eyaletler izolasyon zorunluluğu getirdi fakat hepsi aynı derecede fayda görmedi. Bazıları da maske takmayı zorunlu kıldı. Ülke genelinde sinema, tiyatro ve eğlence mekanları kapatıldı.

New York çoğu ABD kentinden daha hazırlıklıydı. 20 yıldır tüberküloza karşı kampanya yürüten kent, diğer şehirlere göre daha düşük ölüm oranına ulaştı. Yine de kentin sağlık yetkilileri, işyerlerini açık tutmak isteyen eğlence mekanı sahiplerinin baskısıyla karşılaştı. Bugün olduğu gibi 100 yıl önce de temiz hava salgına karşı önemli bir faktör olarak gözüküyordu. Temiz havaya daha fazla erişim için değişik fikirler ortaya çıktı.

Öte yandan ABD kentlerinde kalabalıkları engellemekte zorluklarla karşılaşıldı, özellikle de ibadet yerlerinde. Salgın bittiğinde Britanya'da ölü sayısı 228 bin olmuştu. Nüfusun çeyreğine virüsün bulaştığı tahmin ediliyordu. Virüsten tamamen kurtulmak zaman aldı ve insanlar gribin ne kadar ölümcül olabileceğine dair her zamankinden daha fazla farkındalık kazandı.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS