Ambargoya alışık ekonomi savaşa dayanır mı? Kritik İran analizi...
Orta Doğu’daki gerilimin küresel ekonomi üzerindeki etkileri tartışılmaya devam ederken, Hürriyet.com yazarı Sefer Levent bu kez dikkatleri İran ekonomisine çevirdi.
Yazıda, İran ekonomisinin dışarıdan bakıldığında kırılgan görünmesine rağmen aslında yıllardır ambargolarla yaşamaya alışmış bir sistem olduğu ifade ediliyor. Klasik piyasa ekonomisinden farklı olarak yarı kapalı bir yapı ile işleyen İran ekonomisi, dış baskılara karşı “direnç üzerine kurulu” bir modelle ayakta kalmayı başarıyor.
İran ekonomisinin temel dayanağı olan petrol gelirleri, ambargolara rağmen tamamen kesilmiş değil. Ülkenin özellikle Çin’e indirimli ve dolaylı yollarla satış yaptığı, bu süreçte “gölge filo” olarak adlandırılan tankerlerin kullanıldığı belirtiliyor. Bu yöntemle elde edilen gelirler, ekonomik sistemin devamlılığı için kritik rol oynuyor.
İran’da bankacılık sistemi büyük ölçüde dış dünyaya kapalı durumda. Kur rejimi kontrollü ilerlerken, ekonominin kritik alanları devlet ve askeri yapılar tarafından yönetiliyor. Bu model, verimlilikten uzak olsa da kriz dönemlerinde ayakta kalabilen bir yapı sunuyor.
İran lideri Ali Hamaney tarafından uzun süredir savunulan “direniş ekonomisi” yaklaşımı, sistemin temelini oluşturuyor. Bu modelde ithalat azaltılırken, yerli üretim artırılmaya çalışılıyor. Ortaya çıkan yapı; düşük verimlilikle çalışan ancak dış şoklara karşı dayanıklı bir ekonomi olarak öne çıkıyor.
İran ekonomisinde kayıt dışı faaliyetler önemli yer tutuyor. Irak, Afganistan ve Pakistan sınırlarında yoğun bir ticaret ağı bulunurken, ödemelerde altın, döviz ve kripto gibi alternatif yöntemler kullanılıyor. Bu “gri ekonomi”, sistemin görünmeyen destek mekanizmalarından biri olarak dikkat çekiyor.
Uzun yıllardır ambargolar, yüksek enflasyon ve düşük gelirle yaşayan İran halkının kriz koşullarına adaptasyonunun yüksek olduğu belirtiliyor. Bu durum, savaş gibi olağanüstü dönemlerde toplumsal direnci artıran bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Yazıda en kritik senaryo ise savaşın uzaması olarak öne çıkıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya petrol akışının kesilmesi halinde İran ekonomisinin ciddi darbe alacağı ifade ediliyor.
Petrol satışlarının aksaması durumunda:*Devlet gelirleri hızla düşebilir*Enflasyon hiperenflasyona dönüşebilir*İran Riyali sert değer kaybı yaşayabilir*İşsizlik artabilir*Gelir dağılımı daha da bozulabilir*Bu sürecin en kritik sonucu ise sosyal huzursuzluk riski olarak öne çıkıyor.
Analizin genel çerçevesinde İran ekonomisinin tamamen çökmesinin kısa vadede beklenmediği, ancak uzun süren bir savaşın ekonomide derin hasar bırakacağı vurgulanıyor. İran’ın gücünden çok “krize alışkın” bir ekonomi olması nedeniyle ayakta kalabileceği, fakat bunun bedelinin ağır olacağı ifade ediliyor.
Verilere göre İran ekonomisinin genel görünümü şu şekilde özetleniyor:
*Milli gelir: 356-375 milyar dolar*Kişi başı gelir: 4.000 dolar*Büyüme: %0,3 – %0,6*Enflasyon: %40 – %50*İşsizlik: %9 – %10*Günlük petrol üretimi: 3,3 milyon varil*Petrol ihracatı: 1,5 milyon varil/gün





