Araba almak isteyenleri ilgilendiren haber: Gözler kritik veride! Kredilerde faiz düşecek mi?
Merkez Bankası'nın Mart ayında faiz artırımlarına başlaması, krediye kullanımında önemli ölçüde değişiklik yaşandı. Peki, bu faiz artışlarının kredi piyasası üzerindeki etkileri ne oldu? En fazla etkisini taşıt kredilerinde gördük. Nisan ayından itibaren taşıt kredisi hacmindeki azalma dikkat çekti. Bu süreç, piyasada hangi değişimlere yol açtı? Mart ayı sonunda faizlerin artmasıyla birlikte, tüm kredi türlerinde faiz oranları yükseldi. Faiz artışlarının taşıt kredilerine yansıması özellikle belirgindi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından haftalık olarak açıklanan kredi hacmi verilerine bakıldığında, 4 Nisan haftasında taşıt kredisi hacmi 65 milyar 355 milyon TL seviyesinde iken, 20 Haziran haftasında bu rakam 59 milyar 70 milyon TL'ye geriledi. Peki taşıt kredi faizleri düşecek mi? İşte detaylar...
Haberin Devamı
SON 1 HAFTADA DİKKAT ÇEKEN FARK
/
Taşıt kredisi hacmi son 1 haftada ise kısmi toparlanma gösterdi. 20 Haziran haftasında 59 milyar 70 milyon TL olan taşıt kredisi hacmi 27 Haziran haftasında 59 milyar 406 milyon TL’ye yükseldi.
GÖZLER MERKEZ BANKASI’NIN FAİZ KARARINDA
/
Haziran ayı enflasyon verisinin %1.37 ile beklentilerin çok altında gelmesinin ardından piyasada faiz indirimi beklentileri de arttı. Merkez Bankası, 24 Temmuz’da kritik faiz kararını açıklayacak.
Haberin Devamı
TAŞIT KREDİSİ FAİZLERİ NE DURUMDA?
/
Şu anda piyasada ikinci el taşıt için kullandırılan en düşük kredi faiz oranı %3.45 seviyelerinde. Kredi kullanım limitleri oldukça sınırlı kalırken, piyasada faizler %4.00 seviyelerine kadar çıkıyor.
‘ESAS ETKEN YÜKSEK FAİZ VE KREDİ SINIRLAMASI’
/
Özellikle 1 haftalık süreçte taşıt kredisi hacminde kısmi toparlanmalar görüldü. Piyasa yavaş yavaş normale dönecek mi? Taşıt kredisi faizleri ne zaman %3 seviyelerinin altına iner? Konuyla ilgili detayları Milliyet'e açıklayan İstanbul Motorlu Araç Satıcıları Derneği (İMAS) Başkanı Hayrettin Ertemel şu ifadeleri kullandı: “Politika faizinin yüksek seyretmesi tüm kredi türlerinde paralel artışları beraberinde getirdi. Yüksek faizle ve maliyetlerle beraber kredi kullanım yöneliminde de azalma göze çarpıyor.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
/
Bu hususun yanı sıra etki eden esas faktör kredi büyüme oranlarındaki daralma. Geçtiğimiz yıl BDDK’nın kredi büyüme oranlarında daralmaya gitmesi bankaların kredi kullandırma sayılarını da aşağı çekti. Özetle hacmin düşmesindeki ana faktörlerin faiz oranları ve kredi kullandırma sayıları olduğunu söyleyebiliriz.
1 HAFTADA KREDİ KULLANIMI NEDEN YÜKSELDİ? VATANDAŞ ARTIK KREDİYE Mİ YÖNELİYOR?
/
Geride bıraktığımız 3 aylık süreçte döviz kurunda yaşanan geçici hareketlilik ve geçtiğimiz hafta Meclis’ten geçerek Cumhurbaşkanlığı onayına sunulan ÖTV düzenlemesinin fiyatlara etki edebileceği düşüncesiyle tüketici satın alma refleksi gösterdi.Bu noktada birikimleri koruma refleksi satın almaya yönlendirirken muhtemel fiyat artışlarından etkilenmeme düşüncesi ise satın alımları öne çekti. Oluşan kanaat bu şekilde iken tüketicinin yüksek faiz maliyetlerine katlanmayı tercih ettiğini söyleyebiliriz.Mevcut oranlarda bu dönemsel bir hareketliliktir. Yüksek faiz ortamında kredili satın alımlarda sürdürülebilirliği sağlamak mümkün değil. Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi faiz hususunda normalleşme otomotiv sektörünün de öncelikli beklentileri arasında.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
MERKEZ BANKASI TEMMUZDA FAİZ İNDİRECEK Mİ?
/
Faizler konusu çok katmanlı bir konu. Bir yandan genel ülke ekonomisi gözetilirken diğer yandan sektörler veya ithalat-ihracat gibi pek çok farklı alanda denge kurulmaya gayret ediliyor. Bizlerde bu gerçeklikten yola çıkarak üzerimize düşen sabrı gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. Ancak sürecin tahmin edilenden biraz daha uzun sürmesi beklentiyi artırmış durumda. Bu doğrultuda yıl sonuna kadar %35 seviyesi öngörülüyor. Bizler de beklenti olarak %30 seviyesini arzu ediyoruz. Uzmanlara paralel olarak yıl sonuna kadar %30-35 seviyelerine ulaşacağımız kanaatindeyiz.
KREDİ FAİZLERİ NE ZAMAN %3’ÜN ALTINA İNER?
/
Bölgesel pek çok faktörün etki edebildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Farklı bir dış faktör etkisi olmadığı taktirde yıl sonuna doğru %3.00 seviyeleri görülebilir. Bu seviyenin altına ise 2026 yılı ilk çeyreğinde ulaşabileceğimiz görüşündeyiz.”
