Merkez enflasyon tahminini yüzde 7,9'a çıkardı

Merkez enflasyon tahminini yüzde 7,9'a çıkardı

Merkez Bankası enflasyon hedefini bu yıl da tutturamıyor. Yüzde 5'lik hedef tutmadığı gibi Merkez Bankası enflasyon tahminine de yaklaşamadı. Merkez Bankası bu yıl yüzde 5 olan 2015 enflasyon tahminini önce yüzde 6,1'e ardından yüzde 6,9'a çıkardı. Yılın bitmesine 2 ay kala enflasyon tahmini bir kez daha değişti ve 1 puan yükselerek yüzde 7.9 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, bu yılki dördüncü enflasyon raporunu açıkladı.

Başçı, orta vadeli tahminlerini oluştururken enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği bir çerçeveyi esas aldıklarını söyledi.

Ayrıca, sıkı makroihtiyati çerçevenin de katkısıyla yıllık kredi büyüme oranının geldiği makul seviyelerin devam edeceğini değerlendirdiklerini vurgulayan Başçı, "Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2015 yılı sonunda yüzde 7,4 ile yüzde 8,4 aralığında orta noktası yüzde 7,9, 2016 yılı sonunda ise yüzde 5,0 ile yüzde 8,0 aralığında orta noktası yüzde 6,5 gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2017 yılında yüzde 5'e yaklaşıp, orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz" diye konuştu.
Türkiye en çok hangi yazarlarını arıyor?
Başçı, 2015 yıl sonu enflasyon tahminlerinde Temmuz Enflasyon Raporu'na göre yapılan yukarı yönlü güncellemenin 1,2 puanının üçüncü çeyrekteki döviz kuru hareketlerinin çekirdek enflasyon eğilimi üzerindeki yükseltici etkisinden kaynaklandığını dile getirdi.

Öte yandan, ithalat fiyatları görünümünde bir önceki rapora kıyasla gözlenen iyileşmenin, yıl sonu enflasyon tahminine 0,2 puan aşağı yönlü etkide bulunduğunu aktaran Başçı, şunları ifade etti:

"Bu çerçevede, Temmuz Enflasyon Raporu'nda yüzde 6,9 olarak verilen 2015 yıl sonu enflasyon tahminini 1 puan yukarı yönlü güncelledik. Temmuz Enflasyon Raporu'nda yüzde 5,5 olarak verilen 2016 yıl sonu enflasyon tahminini de 1 puan yukarı yönlü güncelleyerek yüzde 6,5'e yükselttik.

2015 yıl sonu enflasyon tahminindeki yukarı yönlü güncellemenin ve döviz kurunda yaşanan gelişmelerin gecikmeli etkilerinin 2016 yıl sonu enflasyon tahmini üzerinde sırasıyla 0,6 puan ve 0,8 puan yükseltici etki yapacağını tahmin ediyoruz. 2016 yılı ortalama ithalat fiyatı varsayımındaki gerileme ve 2016 yılı için öngörülen çıktı açığındaki sınırlı miktarda aşağı yönlü güncelleme ise 2016 yıl sonu tahminini önceki Rapor'a göre sırasıyla 0,3 puan ve 0,1 puan aşağı yönde etkiledi."
Vizyonda bu hafta: 29 Ekim 2015
"Yavaşlama eğilimi sürdü"

Raporda, para politikası kararlarına temel oluşturan iktisadi görünüm ile makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini paylaşacaklarını aktaran Başçı, ayrıca son üç aydaki gelişmeler doğrultusunda güncellenen orta vadeli enflasyon tahminleri ile para politikası duruşunu sunacaklarını söyledi.

Başçı, raporda ana bölümlere ilave olarak çeşitli konularda yedi ayrı kutuya yer verdiklerini kaydederek, "Bu kutularda güncel ve ilgi çekici konulara ilişkin analizler yer alıyor. Raporda tüketici güven endeksinin belirleyicilerine bakan, ihracatımızın gelir ve fiyat esnekliklerini inceleyen, işsizlik oranı tahmini için öncü gösterge analizi yapan ve iş gücüne katılım oranı öngörüleri sunan kutular var. Ayrıca, krediler ile özel tasarruflar arasındaki ilişkiyi inceleyen bir kutumuz var" diye konuştu.

Türkiye ve diğer ülkelerde, tüketici ve ticari kredilerin cari açıkla ilişkisine dair bulgular sunan bir kutunun da raporda yer aldığını bildiren Başçı, şunları ifade etti:

"Burada cari açığı belirleyen en temel değişkenin, bir numaralı değişkenin hane halkı borcundaki değişiklikler olduğunu vurguluyor çalışma, yani tüketici kredilerinin hızı. Eğer tüketici kredileri çok hızlı artıyorsa, o zaman cari açık daha yüksek oluyor. Eğer tüketici kredileri yavaş artıyorsa cari açık daha düşük oluyor.

Bu sadece Türkiye'de olan bir olay değil. Diğer ülkelerde de benzer şekilde cari açığı belirleyen temel değişkenin, tüketici kredilerinin değişimi olduğunu görüyoruz. İlginç bir şekilde ticari kredilerin değişimi o kadar da etkili değil. Bunların yanı sıra Türkiye'nin kamu borç stoku ve bütçe gerçekleşmelerini uluslararası bir karşılaştırmayla analiz eden kutu da mevcut. Her biri Türkiye ekonomisi ile ilgili önemli konulara ışık tutuyor."

Erdem Başçı, konuşmasında politikaları üzerinde önemli rol oynamaya devam eden küresel iktisadi görünümden bahsetti.

Bu yılın üçüncü çeyreğinin, küresel finans piyasalarındaki oynaklıkların devam ettiği bir dönem olduğunu belirten Başçı, küresel para politikalarına dair belirsizliklerin yanı sıra küresel büyümeye dair endişelerin
bu dönemde ön plana çıktığını ifade etti.

Başçı, bu çerçevede gelişmiş ülkelerdeki uzun vadeli faizlerin oynaklığının yüksek seviyelerini koruduğunu, belirsizlik göstergelerinde ise artış görüldüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Üçüncü çeyrek sonu ve dördüncü çeyrek başlarında ise ABD Merkez Bankası'nın (Fed) ilk faiz artışı kararını öteleyeceğine dair algıların güçlenmesi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) parasal genişlemeye devam edebileceğini açıklaması ve Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) ekonomiyi destekleyici yönde aldığı kararlar sonrasında, finansal piyasalardaki oynaklıklar bir miktar azaldı.

Gelişmekte olan ülkelerin finansal varlık fiyatları da bahsettiğim bu dalgalanmalardan önemli oranda etkilendi. Küresel iktisadi faaliyette 2014 yılından beri yaşanan yavaşlama eğilimi 2015 yılı ikinci çeyreğinde de sürdü. Bu gelişmede, Çin ve diğer bazı gelişmekte olan ülkelerdeki yavaşlama etkili oldu. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir nedeniyle emtia fiyatlarında üçüncü çeyrekte düşüşler yaşandı."

Bu dönemde, küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın etkilerinin, Türkiye ekonomisinde de gözlendiğine işaret eden Başçı, "İç belirsizliklerle birlikte finansal göstergelerde dalgalanmalar yaşandı. Bu dönemde TCMB olarak enflasyon görünümünü dikkate alarak sürdürdüğümüz sıkı para politikası duruşumuzun yanında, ağustos ayında açıkladığımız yol haritası kapsamında finansal istikrarı destekleyici ve döviz likiditesini dengeleyici yönde adımlar attık" ifadelerini kullandı.

"Sıkı duruşumuzu sürdüreceğiz"

Başçı, konuşmasının para politikası uygulamaları ve parasal koşullar bölümünde, 18 Ağustos'ta küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından önce ve sonra uygulayabilecekleri politikalara ilişkin bir yol haritası yayınladıklarını anımsattı.

Sıkı para politikası duruşunun yılın üçüncü çeyreğinde de sürdürüldüğüne dikkati çeken Başçı, "Bu dönemde uyguladığımız sıkı likidite politikası sonucu ortalama fonlama faizini kademeli olarak yükselttik. Önümüzdeki dönemde alacağımız para politikası kararlarının enflasyon görünümüne bağlı olacağını vurgulamak isterim. Merkez Bankası olarak, enflasyon beklentilerini, fiyatlama davranışlarını ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri dikkate alarak para politikasındaki sıkı duruşumuzu gerekli görülen süre boyunca sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Başçı, yıl genelinde negatif seyreden 5 yıllık piyasa faizi ile bankalararası gecelik repo faizi arasındaki farkın, ekim ayı itibarıyla sıfıra yakın seviyelere geldiğine işaret eden Başçı, getiri eğrisinin bu dönemde de
yataya yakın konumunu sürdürdüğünü kaydetti.

Ağustos ayında paylaştıkları yol haritası çerçevesinde finansal istikrarı destekleyici önlemler aldıklarını anımsatan Başçı, bu önlemlerin 2014 Kasım'dan bu yana çekirdek dışı yabancı para yükümlülüklerin vadesinde gözlenen uzama eğilimini desteklemeye başladığını anlattı.

Başçı, özellikle üç yıldan uzun vadelerde gözlenen istikrarlı artış eğiliminin finansal istikrar açısından oldukça önemli olduğunu düşündüklerini aktararak, "29 Ağustos 2015 tarihinde yaptığımız bir diğer duyuruda Türk lirası cinsinden zorunlu karşılıklara ödediğimiz faizi eylül, ekim ve aralık aylarında 50'şer baz puan artıracağımızı belirttik. Bu düzenleme bankacılık sektörünün aracılık maliyetini azaltmakta ve çekirdek yükümlülüklere ilave bir destek sağlamaktadır. Nitekim, yansıda da gördüğünüz gibi, bu düzenlemelerin ilk ilan edildiği Kasım 2014'ten itibaren kredi/mevduat oranındaki yükseliş yerini yatay bir seyre bıraktı" ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası olarak döviz likiditesinde dengeleyici duruşu sürdürdüklerini anlatan Başçı, şunları kaydetti:

"Sıkı para politikası duruşumuzun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyrediyor. Yakın zamanda artan yurt içi ve küresel belirsizliklerin etkisiyle kredilerin büyüme hızında ilave bir yavaşlama gözlemledik.

Toplam kredilerin kur etkisinden arındırılmış yıllık büyüme hızı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla yüzde 15,3 oranına geriledi. Bu dönemde, hem tüketici kredilerinin hem de ticari kredilerin büyüme hızında belirgin bir yavaşlama gerçekleşti.

Tüketici kredileri yıllık büyüme oranı anılan dönem sonunda yüzde 12,2'ye, ticari kredilerin kur etkisinden arındırılmış yıllık büyüme oranı ise yüzde 17,8'e geriledi. Kredi büyümesindeki ve kompozisyonundaki bu gelişmeler hem dengelenme sürecine hem de finansal istikrara katkı sağlıyor."

"Enflasyon yüzde 5 hedefine orta vadede ulaşacak"

Makroekonomik görünüme ve varsayımlara değinen Başçı, yakın dönem enflasyon gelişmelerini ve tahminlerini üretirken baz senaryoda temel aldıkları yurt içi ve yurt dışı talep görünümünü anlattı.

Başçı, bu yılın üçüncü çeyreğinde yıllık tüketici enflasyonunun bir önceki çeyreğe kıyasla yaklaşık 0,75 puan artarak yüzde 7,95 oranına yükseldiğini ve Temmuz Enflasyon Raporu öngörüsünün üzerinde gerçekleştiğini aktararak, "Yıllık enflasyondaki yükselişte gıda fiyatları ve döviz kuru gelişmeleri belirleyici oldu. Döviz kuru gelişmelerinin enerji fiyatlarına yansıması petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle diğer mal gruplarına kıyasla daha sınırlı kaldı" diye konuştu.

Bu dönemde, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğiliminin, önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilemiş olsa da, yüksek seviyesini devam ettirdiğini kaydeden Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bununla birlikte, para politikasındaki sıkı duruşumuz ve yurt içi talepteki ılımlı seyir sonucunda, döviz kuru artışlarının fiyatlara geçişinin geçmiş yıllardaki benzer dönemlere kıyasla daha sınırlı olduğunu değerlendiriyoruz.

Bu dönemde, gıda fiyatlarındaki yüksek seyir ve bunun yemek hizmetleri fiyatlarına yansımaları sürerken, gıda ve yemek hizmetleri haricindeki kalemlerin enflasyonu önceki çeyreğe kıyasla yaklaşık yarım puan artarak yüzde 6,36 oranına yükseldi. Bu çerçevede, enflasyonun bir süre daha mevcut düzeylere yakın seyredeceğini sonrasında ise azalma eğilimine gireceğini tahmin ediyoruz. Kamu maliyesinin görünümüne bağlı olarak enflasyonun yüzde 5 hedefine orta vadede ulaşacağını değerlendiriyoruz."

Başçı, 2015 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) verilerine göre iktisadi faaliyetin Temmuz Enflasyon Raporu'nda ortaya konulan görünüme kıyasla daha güçlü bir seyir izlediğini ve milli gelirin dönemlik bazda yüzde 1,3, yıllık bazda ise yüzde 3,8 oranında arttığını anımsatarak, mevsimsellikten arındırılmış milli gelir bileşenlerinin üretim yönünden incelendiğinde, sanayi katma değerinin milli gelir büyümesine en yüksek katkıyı sağladığını, diğer kalemlerin de büyümeye pozitif yönde katkıda bulunduğunu söyledi.

Bu yılın ilk yarısında yurt içi talebin büyümeye katkısının dış talepten yüksek olduğunu dile getiren Başçı, "Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler iktisadi faaliyette ılımlı seyre işaret ederken, yılın ikinci yarısında büyüme kompozisyonundaki değişimin net ihracat lehine olabileceği yönünde sinyaller içeriyor. Sanayi üretimi ve iç talebe ilişkin satış, üretim ve ithalat göstergeleri nihai yurt içi talebin büyümeye katkısının ılımlı seyredeceğini ima ediyor" şeklinde konuştu.

Başçı, ayrıca, AB ülkelerinin talebindeki artışın gelecek dönemde ihracatı olumlu etkilemesini beklediklerini belirterek, bu doğrultuda, iç talebin seyrine bağlı olarak ithalat talebinde gözlenebilecek yavaşlama ile beraber değerlendirildiğinde, dış talebin yılın ikinci yarısında büyümeye katkısının artacağı öngörüsünde bulundu.

"Gıda enflasyonu varsayımımızı koruduk"

2011 yılından itibaren uygulanan makroihtiyati politika çerçevesi ile birlikte milli gelirin ılımlı bir büyüme eğilimi sergilerken, nihai yurt içi talebin yaşanan dengelenme sürecinin ardından bir toparlanma sürecine girdiğini vurgulayan Başçı, şöyle devam etti:

"İç ve dış gelişmeler nedeniyle finansal koşullarda gördüğümüz sıkılaşmanın iç talep üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğunu ancak yurt içi belirsizliklerin azalması durumunda söz konusu sıkılaşmanın geçici olabileceğini değerlendiriyoruz.

Ayrıca, küresel kriz sonrası gözlenen güçlü istihdam performansının gelir kanalından yurt içi talebi destekleyeceğini düşünüyoruz. Bunun yanı sıra cari açıkta öngörülen düşüş ve güçlü kamu maliyesi de olası şoklara karşı ekonomi politikalarının dengeleyici yönde hareket edebilmesi açısından alan oluşturuyor.

Dış ticaret ortaklarımızdan Avro Bölgesi'ndeki toparlanmanın ihracatımızı desteklemesini beklerken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Rusya ve Irak'a yapılan ihracata ilişkin belirsizlikler aşağı yönlü risk
unsurları olarak ortaya çıkmakta.

Fed faiz kararlarının ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın dünya ekonomisine etkileri ile Avrupa'daki toparlanmanın kalıcılığı konusundaki belirsizlikler de dış talebe ilişkin aşağı yönlü risklere işaret ediyor. Özetle 2016 yılında iç talebin ılımlı seyretmesi, dış talebin ise toparlanma eğilimi sergilemesi ve bu sayede büyüme kompozisyonundaki dengelenmenin sürmesini bekliyoruz."

Başçı, yurt içi talepteki ılımlı seyrin, tüketici kredilerinde gözlenen yavaşlamanın ve dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmelerin katkısı ile cari açıkta gözlenen iyileşme eğiliminin devam etmesini beklediklerini
belirterek, enflasyon tahminlerinde gıda, enerji ve ithalat fiyatlarının da önemli rol oynadığını kaydetti.

Başta enerji fiyatları olmak üzere, uluslararası piyasalardaki emtia fiyatlarında görülen düşüş eğiliminin yılın üçüncü çeyreğinde de sürdüğüne işaret eden Başçı, şunları ifade etti:

"Çin ve diğer gelişmekte olan ekonomilerdeki yavaşlamanın katkı verdiği bu eğilim Türkiye ekonomisinde de ithalat fiyatlarının ABD doları bazında gerilemesine neden oldu. Dolayısıyla, ham petrol fiyatları ve ABD doları
cinsinden ithalat fiyatlarına dair varsayımlarımızda aşağı yönlü güncellemeler yaptık Yıllık ortalamalar itibarıyla ham petrol fiyatları varsayımımızı 2015 yılı için 59 dolardan 54 dolara, 2016 yılı için ise 63 dolardan 54 dolara düşürdük. Gıda fiyatlarına dair yıl sonu varsayımlarında ise güncelleme yapmadık ve 2015 ve 2016 yıl sonu gıda enflasyonu varsayımımızı yüzde 8 olarak koruduk."

Başçı, maliye politikasının orta vadeli duruşu için ise 2016-2018 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program projeksiyonlarını temel aldıklarını belirterek, "Bir önceki programla karşılaştırıldığında, yeni projeksiyonlara göre gelirler ve harcamalar kalemlerinde milli gelire oranla 2015 yılında bir miktar artış ve sonraki yıllarda ise daha sınırlı bir azalış öngörülüyor. Bu görünüme bağlı olarak, enflasyondaki iyileşmenin kademeli bir şekilde gerçekleşeceğini ve enflasyonun yüzde 5 hedefine orta vadede ulaşacağını değerlendiriyoruz" bilgisini
verdi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS